‘Zirve Yayınevi’ soruşturmasının ‘kumpas’ davasına devam edildi
Malatya’da biri Alman, 3 kişinin boğazının kesilerek öldürüldüğü ‘Zirve Yayınevi’ cinayetine ilişkin soruşturma sırasında FETÖ/PDY’nin çıkarları doğrultusunda yalan ifadeleriyle bazı kişilerin mağdur olduğu gerekçesiyle, 4’ü firari, 10 sanığın yargılanmasına devam edilirken, ‘kumpas’ davasında gizli tanık olarak ifade veren İlker Çınar’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Malatya’da 18 Nisan 2007’de Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilmann Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel boğazları kesilerek öldürüldü. 2019 yılında ‘Zirve Yayınevi’nin 115’incisi görülen duruşmasında, 3’er kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılan tutuksuz 5 sanık, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.
Karara bağlanan ‘Zirve Yayınevi’ cinayetine ilişkin soruşturma sırasında FETÖ/PDY’nin çıkarları doğrultusunda yalan ifadeyle bazı kişilerin mağdur edildikleri gerekçesiyle 4’ü firari, 10 sanığın yargılandığı ‘kumpas’ davası yargılanmasına da devam edildi.
Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen 2’nci duruşmada, tutuksuz sanık Özgür Birdal ile müştekiler Ruhi Abat ve Levent Kağan Türk ile emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un avukatı İlkay Sezer hazır bulundu.
Geçen duruşmada tutuklanması için yakalama kararı çıkarılan ve daha sonra kendisi gelip teslim olduğu kaydedilen ‘Zirve Yayınevi’ davasında gizli tanık olarak ifade veren İlker Çınar, tutuklu bulunduğu Aydın’daki cezaevinden SEGBİS sistemi ile duruşmaya katıldı.
Mahkeme Başkanı Türker Türkoğlu, “FETÖ’nün seni esir aldığını, zorla ifade verdiğini ifade etmişsin doğru mu?” sorusuna İlker Çınar, doğru olduğu yanıtını verdi.
Mahkemeden asla kaçmadığını, gelip teslim olduğunu ifade eden Çınar, kendisinin daha önce Malatya İl Jandarma Komutanlığı’nda haber elemanı olduğunu söyledi.
“YALAN HABERLERE BAĞLI OLARAK DEŞİFRE EDİLDİM”
FETÖ’nün, o dönem Malatya Jandarma Alay Komutanı olan Albay Mehmet Ülger’i, Zirve Yayınevi cinayetleri ile ilişkilendirecek çalışmayı bizzat yaptığını, aynı ilişkilendirmenin kendisi için de yapıldığını belirten Çınar, mahkeme başkanının bunu kimin yaptığını sorması üzerine Zekeriya Öz’ün yaptığı ifadesini kullanarak şunları söyledi:
* Mehmet Ali Badak, Aykut Saka’ya ‘Zirve Yayınevi cinayetleri ile Mehmet Ülger’in ilişkili olduğunu bir ihbar mektubu ile yaz’ diyor. İhbar mektupları ile ben de Zirve Yayınevi cinayetleri ile ilişkilendirildim.
* Sadece Mehmet Ülger ilişkilendirilmedi, ben de aynı şekilde ilişkilendirildim. Ben bugün terör örgütlerinin ölüm listesindeyim. Haber elemanı olduğum için deşifre edildim.
* Malatya jandarmanın istihbarat bölümünün en mahrem bilgileri benim Zirve Yayınevi cinayetleri ile ilişkilendirilmem yönünde deşifre edilmiştir. FETÖ’cü Adem Yavuz Aslan var, manşet haberle ben Zirve Yayınevi’nin sorumlusuymuşum gibi haber yapmış.
* Beni basın yolu ile etkisiz hale getirmiştir. Adem Yavuz Aslan’ın yaptığı haberde ben TSK mensubu gibi gösterildim. Hatta bu kişinin evime gönderdiği silahlı kişiler beni tehdit etti.
* Gelen kişiler benim Adem Yavuz Aslan’la ilgili konuşmamı istemiyordu. Malatya jandarma çalışanları ile görüşmem aktarılıp yine Zirve Yayınevi cinayetleri ile ilişkilendirilecek şekilde şüpheli yapıldım.
* Ali Fuat Yılmazer’in hazırladığı bu rapor beni de şüpheliler arasına sokmuştur. Bu ihbar mektuplarına ve basında çıkan yalan haberlere bağlı olarak deşifre edildim. FETÖ’nün elinde esir oldum, cebir, şiddet ve baskı gördüm ve yaşadığım bu şeylerden dolayı şu anda sürekli iş göremez raporluyum.
* Mağduriyetin en alasını ben yaşadım. Bu dava bir proje olup, esir alınmama kadar geçen sürede 2010’dan sonrasını söylüyorum, hepsi kumpastır.
“SAHTE KİMLİK İLE BENİM DE BEYAZ KUVVETLERDEN OLDUĞUMU İFADE ETMİŞLER”
O dönem MİT’e gönderilen ihbar mektubunda cinayetleri ‘beyaz kuvvetler’ dedikleri TSK içinde var olduğunu ileri sürdükleri bir yapının gerçekleştirdiğini söylediklerini ifade eden Çınar, “MİT daha sonra bunları Darbeleri Araştırma Komisyonu’na göndermiş. Sahte kimlik ile benim de Beyaz Kuvvetler’den olduğumu ifade etmişler. Kumpas davayı kimlikle belgelendirmek isteyenler bunun altyapısını 2007’de oluşturmuşlar. Bu ihbar mektuplarının en mağduru benim” dedi.
“BİZİM ÇALIŞTAY DÜZENLEMEK GİBİ BİR ÇALIŞMAMIZ OLMADI”
Zirve Yayınevi cinayetleri ile ilgili yargılamalar sırasında 2010 yılında teslim ettiği flaş belleğe 2011 yılında veri yüklendiğini savunan Çınar, bu bellekte Malatya jandarmaya ait bir tutanak olduğunu, bunları 15 Temmuz’dan önce CİMER’e yazdığını dile getirdi.
Zekeriya Öz’ün gönderdiği ‘Kenan’ isimli kişinin kendisine bir dilekçe imzalattığını, soruşturma ve yargılamalar sırasında silah zoru ile okutturulan ifadeler olduğunu dile getiren Çınar, mahkeme başkanının “Çalıştay yapılmış, Mehmet Ülger, Haydar Yeşil’e demiş ki; ‘Bu hard diski iyi sakla’ Senin daha önceki ifadeden de var. Buna ne diyeceksin?” sorusu üzerine, “Bunlar doğru değil efendim. Bizim çalıştay düzenlemek gibi bir çalışmamız olmadı” açıklamasında bulundu.
“YARGILAMALAR SIRASINDA SORUŞTURMA DÂHİL 14 İFADEN VAR”
Savunmanın ardından geçilen çapraz sorguda avukat İlkay Sezer, “Tukuklama müzekkeresinde adresin Mersin Emniyet Müdürlüğü olarak gözüküyor nedeni nedir?” diye sorunca Çınar, bilmediği yanıtını verdi.
Sezer’in “Yargılamalar sırasında soruşturma dâhil 14 ifaden var, sana mı ait, bu kadar çok ifade vermeyi sen mi istedin?” sorusuna Çınar, kendisine ait olmadığını, yargılamayı yapan savcı İsmail Aksoy, hâkim Hayrettin Kısa ve savcı Zafer Hazar ile polislerin hazırladıkları ifadeleri imzalamasını istediklerini söyledi.
‘Duruşması 8 iş günü süren bu ifadeleri nasıl doğruymuş gibi anlattın?’ sorusu üzerine Çınar, “Ben anlatmadım, okudum efendim. Hatta hızlı okuyunca 9 dakikada okumam istendi” yanıtını verdi.
“BUNUN ARKASINDA BİR AKIL VAR”
Çınar, 8 gün süren mahkemedeki ifadeleri için hazırlığa tabi tutulduğunu, bilmediği sorular sorulduğunda ara verildiğini ya da tahtaya cevaplarının yazıldığını dile getirdi.
17 Şubat 2014’teki savunmasında Ankara polis kriminal raporuna atıf yaptığı ve dosyaya henüz girmemiş rapordan nasıl haberi olduğu sorusu üzerine Çınar, “Bunun arkasında bir akıl var” dedi. Sezer’in, “Bu aklın piyonu musun?” diye sorunca Çınar, “Esiriyim, piyonu değil” diye yanıt verdi.
“ADİL ÖKSÜZ’Ü YARGILAYAN SAVCIYA İFADE VERDİN Mİ?”
Müşteki Ruhi Abat’ın “Adil Öksüz’ü yargılayan savcıya ifade verdin mi?” sorusu üzerine Çınar, “Kendilerinin Adil Öksüz’ü yargıladığını, kendilerine nasıl yardımcı olacağını söylediler. Ben de Zekeriya Öz ile ses kaydım vardı, onu verdim. Ben ilk gittiğimde ses kaydı yapıp başıma gelenleri kanıtlamak istiyordum. Çok kısa telefonun kaydını açmıştım” dedi.
Abat’ın “Hurşit Tolon’un telefonunun açıldığı tarihi sana kim söyledi?” soru üzerine İlker Çınar, “Yazdılar, okudum” ifadesini verdi.
TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ
İlker Çınar’ın tutukluluk halinin devamına karar verilirken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na yazı yazılarak Çınar’ın CİMER’e 2016 yılında yaptığı başvurunun örneklerinin istenmesine, Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılarak 65- 69 arası duruşma zabıtlarına ilişkin SEGBİS ya da görüntü kayıtlarının, mahkeme kayıtlarının istenmesine karar verildi, dosyadaki diğer talep ve eksiklerin giderilmesi için duruşma 3 Eylül saat 10.00’a ertelendi. DHA