• TÜRKMEN DOSYASI : Türkmenlere Yönelik 1991 Altunköprü Katliamı’ndan Geriye Ne Kaldı ?
  • Yayın Tarihi : 8 Ocak 2017 Pazar
  • Kategori : YURTDIŞI TÜRKLERİ


Bilgay Duman

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

28 Mart 2013 tarihi pek çok kişi ve millet için bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak Irak’taki Türkmenler açısından kara tarihin yazıldığı bir günün 22. yılı olarak tarih kayıtlarına alınmıştır. 28 Mart 2013’te 1991 yılının aynı gününde Irak’ta Türkmenlere yönelik yapılan ve Altunköprü Katliamı olarak anılan elim olayın üzerinden 22 yıl geçmiştir. İsimleri bilinen 77 Türkmen ve daha niceleri Baas rejiminin ordusu tarafından katledilmiştir.(1)
 
Altunköprü Katliamı’nın yaşandığı dönem itibariyle Irak’taki şartlar göz önüne alındığında günümüz konjonktürüne benzer bir durum dikkat çekmektedir. Bu açıdan hem Altunköprü’nün stratejik konumu hem de dönemsel gelişmeler hakkında bilgi vermek yerinde olacaktır. Bilindiği gibi Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etmiştir. Tüm uluslararası çağrılara rağmen Kuveyt işgalini durdurmayan Saddam Hüseyin’e rejimine yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden çıkarılan kararla oluşturulan Birleşmiş Milletler gücü 16 Ocak 1991 gecesi Irak’a müdahale etmiştir. Yaklaşık 1 ay süren müdahale Irak Ordusu’nun tüm savunma gücünü kırarken, 28 Şubat 1991 tarihinde ateşkes ilan edilmiştir. Ateşkes ilanının ardından Irak’ın savaştan geriye kalan ordu birliklerini Kuveyt’ten çekmesi sürecinde Irak’ta Saddam Hüseyin rejimine karşı kuzeyde Kürtler, güneyde de Şiiler ayaklanmalar başlatmıştır. Farklı illerde başlayan ayaklanmalar 18 Mart 1991 tarihinde de Kerkük’e kuzeyden giren Kürtler ayaklanma başlatmıştır. Silahlı Kürt peşmergeler Baas Partisi üyeleri ve devlet kurumlarına yönelik saldırılar yaparken aynı zamanda Arap halkı da rahatsız etmeye başlamıştır.

Bunun üzerine Bağdat’tan Kerkük’teki ayaklanmaları bastırmak için yola çıkan Irak Ordusu’na bağlı birlikler 26 Mart 1991 günü Kerkük’ü top atışına tutmaya başlamıştır. Bunun üzerine halk ve Kürt peşmergeler kuzeye doğru kaçmış ve Irak Ordusu hiçbir engelle karşılaşmadan Kerkük’e girmiştir. Kerkük’ü de geçerek Erbil’e doğru ilerleyen Irak Ordusu, Altunköprü’yü de ele geçirmiştir. Burada 28 Mart 1991 günü ayaklanmaya katıldıkları gerekçesiyle genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek demeden 100’e yakın kişiyi kurşuna dizmiştir. Bu olay 1,5 milyona yakın Türkmen ve Kürt’ün Türkiye ve İran sınırına birikmesine ve sınır dışına kaçmasına neden olmuştur. Bu kaçış sırasında da ciddi anlamda insan hakları açısından son derece kötü şartlar ortaya çıkmıştır.(2)
 
Katliamın yaşandığı Altunköprü, Kerkük’ün Dibis ilçesine bağlı bir nahiyedir ve son derece stratejik bir konuma sahiptir. Yaklaşık 85 km’lik bir mesafe olan Kerkük-Erbil yolunun tam orta noktasında bulunan Altunköprü, Kerkük’e yaklaşık 40 km uzaklıktadır. 2003’ten sonra da Kerkük’teki kontrolü ele geçirmek isteyen Kürt grupların ilk hedefi bir Türkmen nahiyesi olan Altunköprü olmuştur. 2003’ten sonra yaşanan göç sonrasında Altunköprü’nün nüfus yapısı ciddi bir tahribata uğramıştır. 2013 yılı itibariyle Irak’ta halen bir nüfus sayımı yapılamadığından net oranı bilmek mümkün değildir. Ancak Altunköprü’de mevcut durum itibariyle Kürt nüfusun ciddi oranda arttığı görülmektedir. Bu anlamıyla Altunköprü, Kerkük’ü kontrol etmek isteyen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) bir sıçrama taşı olmuştur. Altunköprü’nün, Irak merkezi yönetiminin etkisinin sınırlı olduğu ya da hiç olmadığı Kerkük’ün kuzeyinde olması nedeniyle neredeyse IKBY’nin kontrolü altına girmiştir. Zira Kerkük’ten çıkıp Altunköprü’ye yaklaştığınızda IKBY bayrakları ve peşmergelerinin çoğaldığı açık biçimde gözükmektedir. Özellikle 16 Kasım 2012’de Tuzhurmatu’da Irak merkezi hükümetine bağlı Dicle Operasyonlar Komutanlığı (Irak Ordusu) ve peşmergeler arasında yaşanan çatışmadan sonra hem Dicle Operasyonlar Komutanlığı hem de peşmergelerin Kerkük’ün etrafına silahlı güçlerini konuşlandırması, Altunköprü’nün neredeyse tamamen peşmerge kontrolüne girmesine sebep olmuştur.

IKBY’nin Kerkük’e kuzeyden peşmergelerini göndermesi ve Kerkük’e 8-10 km kala konuşlanması, Dicle Operasyonlar Komutanlığı’nın da Kerkük’ün güneyinde konuşlanması yeni bir çatışma riskini ortaya çıkarmaktadır. Kerkük’teki gerginlik halen devam etmektedir. Gerginliğin bir çatışmaya dönme ihtimali Türkmenler için yeni bir risk oluşturmaktadır. Zira Türkmenleri koruyacak bir gücün olmaması ve Irak güvenlik güçlerinin yetersiz kalması, Türkmenler açısından tedirginlik yaratmaktadır. Dicle Operasyonlar Komutanlığı güçlerinin ileri hamle yapması ve idari olarak Irak merkezi hükümetine bağlı olan Kerkük’ü tamamen kontrol etmek istemesi halinde yeni çatışma alanlarından bir Altunköprü olabilir. Bu ihtimal şimdilik zayıf olarak gözükse de yaşanması olasılığını göz ardı etmek mümkün değildir. Sonuç olarak katliamdan geriye Altunköprü’ye yine endişe ve huzursuzluk kalmıştır.
 
(1) İsimler konusunda daha detaylı bilgi için bkz. Suphi Saatçi, Tarihten Günümüze Irak Türkmenleri”, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2003, 267-268.