DR. SAMET AZAP : Kazan Tatarlarının fikir savaşçısı Ayaz İshaki


Doğum: 23 Şubat 1878 Kazan


Ölüm: 22 Temmuz 1954 Ankara



Kazan Tatar edebiyatı, Türk kültür tarihi dairesine sağlam köklerle bağlı
kendine has bir edebiyat oluşturabilmiş, güçlü yazar ve fikir adamlarına sahip
bir edebi muhittir. Türk tarihinin önemli beşiklerinden olan İdil, sadece Kazan
Tatar edebiyatı içersisinde değil, bütün Türk dünyasında kabul edilen bir yazar
ve fikir adamı yetiştirmiştir. Ayaz İshaki, edebiyatın birçok dalında eser
veren bir sanatçı olması yanında devrinin bireyi silikleştiren/pasifize eden
baskıcı Sovyet zihniyetine karşı da bir mücadele sergilemiştir. Musabay: “Onun,
millî kurtuluş fikirlerinden ve o fikirlerin halk arasında yayılmasından korkan
ve korunan Sovyet-Komünist yöneticileri önünde dehşetli bir addır” (Musabay
1979: 35). Söylemiyle Ayaz İshaki’nin Sovyetler karşı gösterilen psikolojik
savaşta önemli bir fikir adamı olduğunun altını çizer.


Ayaz İshaki’yi oluşturan
edebi çevreye yakından bakıldığında onu Türk dünyası edebiyatları ve ezilen
Türk halklarının kurtuluş mücadelesi için önemi daha iyi anlaşılacaktır. 23
Şubat 1878’de Kazan ilinin Çistay ilçesinin Yevşirme köyünde dünyaya gelen Ayaz
İshaki, iyi bir eğitim hayatı geçirir. Gençliğinde okuduğu, İsmail
Gaspıralı’nın çıkardığı Tercüman Gazetesi onun hürriyet fikirlerinin oluşumunda
etkili olur. Ayaz İshaki, pek çok hikâye ve roman okuduğu Türk edebiyatını da
yakından tanır (Kamelieva 2009: 46). Daha sonra Rus ve Batı edebiyatı ile
yakından tanışır. Bu sentez; onun roman, hikâye ve piyeslerinde derinliğe
kavuşmasında etkili olur. Bunların dışında Tatar Türklerinin hatta Rusya’daki
bütün Müslümanların haklarını ve bağımsızlığını savunan makaleler yazar.
Müslüman şûralarının organizasyonunda bulunur. Ancak 1917 Ekim İhtilali’ni ve
Bolşeviklerin iktidarını benimsemez. Bu yüzden fikirleri ve faaliyetleriyle
idealist bir Pantürkist olarak mücadeleye devam eder. Bu yolda hayatının
yarısını sürgünde geçirir (İshaki 2014: V). Sürgünde kaldığı dönemlerde dahi
yazma eyleminden vazgeçmeyen Ayaz İshaki, M. Emin Resulzâde’nin dediği gibi,
“Daima Türk Birliğinin, Türkçülük his ve cereyanının bütün Türk illeri ileri
gelenlerinin düşünce ve çalışmaları üzerinde müessir olmasını özlerdi” (Aküzüm
1979: 110). Mekân onun için dar anlamda Türkistan, geniş anlamda Turandı. Bu
bakımdan bulunduğu yerin pek önemi yoktur; ister bir hapishane koğuşunda ister
izbe bir otel odasında eline kalem geçen her yerde İsmail Gaspıralı’dan, Yusuf
Akçuralı’dan miras aldığı “Türk Birliği” fikrini kâğıda dökmüştür. Ayaz İshaki,
hayatı boyunca çıkardığı Terakki, Hürriyet, Tan, Tan Yulduzu, Tavış, İl, Söz,
İl Sözü, Mayak ve Millî Bayrak gazeteleri ile Millî Yul ve Millî Bayrak
dergilerinin başyazarı ve kurucusu olmuştu (Akış 1979: 12). Bu dergiler
vasıtasıyla halkının varoluş mücadelesinde Ruslaştırmaya karşı mücadele
etmiştir.


Ayaz İshaki’nin Ruslaştırmaya
karşı verdiği mücadelenin işlendiği piyesi Züleyha’dır. Züleyha dramı
yüzyıllardan beri Rusların Tatarları Hıristiyanlaştırmak için her türlü yola
başvurarak uğraşmalarını konu almıştır. Eserde anlatılan olay gerçekten
yaşanmıştır (Çağatay 1979: 179). Eserleri vasıtasıyla millî bilinci ayakta
tutmaya çalışan Ayaz İshaki, Ahmet Mithat Efendi’nin kitaplarını, risalelerini
getirtiyor, Mısır’da yayımlanmakta olan dinî ıstılahlar hakkındaki kitapları,
risaleleri mütalâa etmeye çabalıyordu (İshaki 1979: 203). Okuduğu kitaplarla
kendi benliğini yeniden kuran ve Ruslaştırmaya karşı bir duruş sergilemede
fikir altyapısını oluşturan Ayaz İshaki’nin bu yönünü Devletşin şu şekilde
vurgular: “Rusya’da XX. Yüzyılda Müslüman halkların millî-kurtuluş hareketinin
doğuş ve gelişimini A. İshaki olmadan tasavvur etmek güçtür. Bu davaya en aktif
surette katılan ve sık sık bu faaliyetin öncülüğünü yapan İshaki, Türk halkları
kurtuluş hareketinin ideolojik yönünü tayin ediyordu” (Devletşin 1979: 23).


İshaki romanları,
hikâyeleri ve piyesleri yanında her fırsatta kaleme aldığı makaleleri
vasıtasıyla Müslüman halkların millî-kurtuluş hareketini yönlendirmeye
çalışırdı. Ayaz İshaki’nin millî bilinci ayakta tutan yönlendirici tarafına
dikkati çeken isimlerden biri de kendisi gibi fikir adamı olan Yusuf
Akçuralı’dır. O, Ayaz İshaki’nin ilk eserleri yayımlanıp, topluma hitap etmeye
başlayınca Kazan Muhbiri gazetesinin (1906 yılı 179. Sayısındaki) makalesinde,
“Yeni büyük bir istidat doğdu” diyerek takdirlerini belirtmiştir. Ayaz
İshaki’nin fikir adamı kişiliği yanında, yaşanan trajedilere dikkati çeken çok
yönlü yazarlık kabiliyeti hakkında da çeşitli görüşler vardır. Cemalettin
Velidi, Vakit gazetesinde basılmış olan makalelerinin birinde Ayaz İshaki’nin
edebi kudretini şu cümlelerle değerlendirmiştir: “Ayaz Efendi, sanat sanat
içindir, diyenlerden değildir. O, sanatı ahlâk için bir yol diye
bilenlerdendir. Onun her edebi eserine ahlâki ve içtimai bir ideal esas
olmaktadır. O ne yazdıysa hepsi de ahlâki ve içtimai bir noktaya getirilip
işlem görmüştür. Ayaz efendi, ahlâkçı ve düşünür bir ediptir. Buna kuşku yok.
Ünlü şair, gazeteci Sait Rami, 1907 yılında İshaki için yazdığı makalelerin
birinde, “Ayaz efendi gibi seyrek rastlanan bir edip ve muharririn, az bulunan
bir şahsın her zaman için varoluşu bizim Tatar halkımız için her dakikada
gereklidir.” Diyerek onu edebileştirmiştir. Alimcan İbrahim de inkilaba kadar
ve ondan sonra da yazdığı ilmi çalışmalarında, siyasi ve içtimai meseleler
üzerinde İshaki ile tamamiyle karşı fikirde oldu ise de onu “Büyük ve mümtaz”
bir yazar olarak tanımıştır. Ünlü edebiyat âlimi A. Sadi, Tatar Edebiyatı
Tarihi adlı eserinde İshaki’nin edebi kişiliğine, yazarlık hizmetlerine 20
sayfaya yakın yer ayırmıştır. Gerek Sadi, C. Velidi, Alimcan İbrahim, gerekse
başkaları olsun, A. İshaki’nin edebi kişiliğine ve muharrirlik hizmetlerine
daima tarafsız yönden yaklaşarak değerlendirmişler, başarılarını göstermekle
birlikte, başarısızlıklarını da tenkit etmişlerdir (Musabay 1979: 36-37).


Sadece Tatar Türkleri için
değil, bütün Türk halklarının kurtuluşu için mücadele eden Ayaz İshaki için
yukarda söylenenler sadece bir özettir. Kültürel birikimini kendi
kaynaklarından ziyade Türkiye’deki kaynaklara ulaşarak edinen Ayaz İshaki,
kendi ağzından bu ruhsal gelişimini şu şekilde aktarır:


“Bendeniz şu hususiyetlere
malik olan Türk Tatar edebiyatının bir muharriri, edibi, dramaturguyum. Büyük
Türk milletinin bir dalının edebiyatı olan edebiyatımızı, Türkiye Türklerine
tanıtmak ve onların hususiyetlerine dikkati celbetmek için epeyce emek sarf
etmişsem de Türkiye son devirlerde fena fil ecnebîlik (Yabancı etkisi altında
kaybolmuş) hastalığıyla malûl olarak millî benliğinden uzaklaştığından, bu
emeklerim boşa gitmiştir. Lakin ben Türkiye’de, bu senelerde hâkim olan şu karışık
hâleti ruhiye geçecek bir hastalık diye itikad ettiğimden, istikbalde Türkiye
Türkleri meyanında kendi kendini aramak, özlüğünü bulmak cereyanlarının
doğacağına ve bu ayrı ülkelerde yerli renklerde meydana gelen Türk dalları
edebiyatının yekpare bir Türk Edebiyatı haline sokulacağına eminim” (İshaki
1979: 254).


Böyle bir fikir dünyasına
sahip yazarın, en önemli eseri Türkiye Tükçesine aktarılan ilk Tatar romanı
olan Üyge Taba okuyucusunu beklemektedir. Üyge taba yani eve doğru “Ev”inden
ayrı geçirdiği onca yıldan sonra evine dönen bir generalin hikâyesi olan roman
bir yönelişi ifade eder. Ev, dar anlamda insanın aidiyet duygusu hissettiği
içtenlik mekânı, geniş anlamda “Turan” arzusudur. Orhan Söylemez: “Bu kelimede
bir yönelme, bir ülkü, bir amaç için adım atma; ama henüz gerçekleştirememe
durumu söz konusudur” (Söylemez 2005: 133). der. Bu yöneliş bireyin kaybettiği
millî ve dinî değerlerinedir. Miralay, romanda kimliksizleştirme siyasetine
uğrayan kendisi gibi milyonlarca Türk’ün temsilcisi konumundadır.  http://dergipark.gov.tr/download/article-file/151576


Dr. Samet Azap



LİNK : https://www.turkcenindirilisi.com/kazan-tatarlarinin-fikir-savascisi-ayaz-ishaki-makale,346.html



LİNK : https://yenidenergenekon.com/116-kazan-tatarlarinin-fikir-savascisi-ayaz-ishaki/