YURTDIŞI TÜRKLERİ


YABANCI ÜLKELERDEKİ TÜRK ÇOCUKLARI ASİMİLE
OLMA TEHLİKESİNDE




Düşünürler,
“Bir milletin ana dili, o milletin kalbidir, beynidir… Dil, milletin fertlerini
ve nesilleri birbirine bağlayan bir zincirdir. Bu zincirin halkalarında meydana
gelebilecek kopukluklar, bugünü tarihten koparır “ derler..Ne kadar doğru bir
tesbit değil mi?




Hulusi
ŞENEL




Sevgili okuyucular,


Düşünürler, “ Bir milletin ana dili, o milletin
kalbidir, beynidir… Dil, milletin fertlerini ve nesilleri birbirine bağlayan
bir zincirdir. Bu zincirin halkalarında meydana gelebilecek kopukluklar, bugünü
tarihten koparır “
derler..Ne kadar doğru bir tesbit değil mi?


Daha önceleride bir kaç defa değindiğim bu konuya tekrar yani
çocuklarımızın-gençlerimizin 
anadillerini, kültür ve tarihlerini öğrenmeleri gerektiği konusuna değinmek
istiyorum.


Siz, istediğiniz kadar, ‘ Eğitim dille
yapılır. Dil, insanların ve milletlerin hayatında bir yaşam damarı varlık
sebebimizdir ‘diye konuşun, yazın, çizin. Kimse duymuyor, ilgilenmiyor, tedbir
alma yoluna gitmiyor. Bugün dış ülkelerdeki hatta Türkiye’deki
çocuklarımızın-gençlerimizin içinde bulundukları en büyük sıkıntılarından biri,
ana dilleri Türkçeyi, kültürümüzü ve tarihimizi doğru dürüst öğrenememeleri.
Böyle olunca da asimile olmaları kolaylaşmakta.




Bu konu öyle geçiştirilecek bir konu değil.
Hepimizin bildiği gibi Tükiye’nin önünde 
bir Ermeni, Asuri-Süryani soykırımı, Kıbrıs, Ege denizi ve PKK gibi
ciddi sorunlar var. Ve bunlar sık sık temcit pilavı gibi Türkiye’nin önüne
konularak ülkemiz için tehlike arzedecek tavizler isteniyor.




Bu sorunlar adece dış temsilcileri ile  halletmek zor. Lobilere ihtiyaç var. Her yıl
milyonlarca dolar verilerek bir-iki lobi kuruluşları ile bu sorunlar
halledilemez. Türkiye’nin yapacağı şey, bugün Avrupa ülkelerinde, Amerika’da,
Kanada’da ve Avustralya’da beş milyonu aşan yurttaşlarını özellikle
gençlerimizin eğiterek güçlü bir lobi oluşturmak olmalı. Bu sorunları ancak bu
şekilde halledebilir.




Bu önemli konuyu ihmale devam  edersek, aynı zamanda dış ülkelerdeki  çocuklarımız-gençlerimiz pek tabii ileri ki
yıllarda öz kimliklerini kaybedecek ve zaman zaman “ Ben kimim “ diye kendi
kendilerine soracaklar.




 Yıllar
önce Sydney’de katıldığım bir eğitim toplantısında Avustralyalı bir Eğitimci
şöyle demişti :




Bu
ülkede yetişen göçmen çocukları, hayâllerini bu ülkenin diliyle kurmalı.Ancak
bu ülkede başarılı olabilmeleri için onlara ana dillerinide iyi öğretmeli. Aksi
halde ana dilini öğrenemeyen çocuklar yaşadıkları ülkenin dilinide iyi
öğrenemezler.
‘’




Yine Sydney’in Dulwich Hill semtinde Tuğçe
Ülkü isimli  öğrencimizde bir toplantıda
velilere  şöyle sesleniyordu;




Sayın
büyüklerimiz sizlere sesleniyorum.Ana dilimizi yani Türkçemizi iyi
öğrenebilmemiz için bize yardımcı olun. Bizlerin anadilimizi öğrenmemizde
aileye düşen görev büyüktür.Unutmayın, sizlerle, çocuklarınız arasındaki en
önemli köprüde dildir
.”  




UTANILACAK BİR DURUM




Aşağıda okuyacağınız konu her ne  kadar eski olsa da önemine binaen bugünde,
yarında güncelliğini korumakta ve koruyacakta.. 
Konu, bir televizyon muhabirinin yurt dışında yaşayan Türk gençleriyle
yaptığı bir röportajda, gurbetçi gençlerin sorulara verdikleri şaşırtıcı
cevaplar. Gençlerin cevapları, o proğramı izleyen benim gibi milyonlarca Türkü
hayretler içinde bıraktı.




Örneğin, 
gençlerden bazıları Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olarak Ankara yerine
Adana dedi.Mustafa Kemal Atatürk’ü tanımadıklarını,Türkiye Cumhuriyetini kimin
kurduğunu ve ne zaman kurulduğunu bilemediler.




-19 Mayıs,30 Ağustos ve 23 Nisan size neleri
hatırlatır “ sorusuna ise şu şekilde cevap verenler oldu;




-23
Nisan Çocuk bayramı ama neler oldu bilmiyoruz.”




Bu sırada gençlerden biri, 

yahu 19 Mayıs benim ablamın doğum günü
der.




Şimdi soruyoruz




Gurbette yaşanan bu acı gerçekler karşısında ;
ebeyven olarak ilgili ve yetkili  kişiler
olarak, medya olarak tümümüze büyük görevler düştüğünün farkına varalım artık.
Çocuklara-gençlera ‘ ağaç yaş iken eğilir
‘ ata sözü misali, dilimizi, kültürümüzü, tarihimizi, örf ve adetlerimizi
öğretmede geç kalmamalıyız.Çünkü onlar Türkiye’nin geleceği, Türkiye’nin fahri
elçileridir.




Devlet her yıl dış ülkelerde her
semtte-mahallede açılan camilere Hoca-İmam, Eğitim Ataşesi gönderir ve bunlara
her ay binlerce dolar maaş öder. Hoca’nın-İmam’ın görevi beş vakit namaz
kıldırmak! Eğitim Ataşelerinin görevide bakanlığın gönderdiği broşürleri,
kitapçıkları velilere, çocuklara dağıtmak!




Bana kalırsa yabancı ülkelerde Dinadamlarına,
Eğitim Ataşelerine değil, Eğitim Uzmanlarına ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurt
dışındaki çocuklar için hazırlayacağı standart bir eğitim kitabına ihtiyaç
var.  Eğitim uzmanları Türkçe kurslarında
verilen eğitimi,  eğitim veren kişi-lerin
kalitesini kontrol etmeli. Hoca-İmam gibi din görevlileride boş zamanlarında
çocuklarımıza anadil Türkçeyi, kültürümüzü ve tarihimizi, yurttaşlık
bilgilerini öğretmede katkıda bulunmalılar.
 

YABANCI ÜLKELERDEKİ  TÜRK GENÇLERİ SORUYOR, “ BEN KİMİM – Who am I
? “




Gençlik bir toplumun geleceği olduğuna
inanıyorsak, dış ülkelerdeki çocuklarımızla-gençlerimizle ilgili problemleri
tesbit etmek, çareler aramakta görevimiz. Bu görev başta  ebeyvenler olmak üzere TC Devleti’ne, yabancı
ülkelerdeki sivil toplum kuruluşlarımıza, aydınlarımıza düşüyor.




Avustralya’da Türklerin çoğunluk olduğu  Sydney’in Auburn belediye kütüphnesinde  Türkçe kitapları karıştırırken elime foto
kopy tekniğiyle hazırlanmış “ Who am I – Ben
Kimim ?
“ adlı bir kitapcık geçti. Şöyle ayak üstü bir göz attığımda ilginç
buldum ve hemen bir yere oturup dikkatle okudum. Kitapçığı Sydney’deki
Türkiye  Üniversite Mezunları  Derneği hazırlamış. Kitapçıkta  Avustralyadaki Türk gençleri arasında “ Ben Kimim-Who am I ? “ konulu
kompozisyon yarışması için gönderilen yazılar arasından seçilmiş olanlar yer
alıyor.




Kompozisyon yazıları kitapçıkta bir kısmı
Türkçe bir kısmı da İngilizce olarak yer alıyor. Çünkü gençlerin büyük bir
kısmı Türkçeye hakim olmadığından yazılarını İngilizce (onuda İngilizce sayarsak tabii!) yazmış.




Gönül isterdi ki,hepsi Türkçe yazılmış olsun..
Kompozisyonların bir kısmı soruya cevap verecek nitelikte bile değil. Ancak,
bazıları var ki, üzerinde durulması,düşünülmesi gerekiyor. Şimdi bu kompozisyon
yazılarından bazı örnekleri, kısaltarak buraya aktaracağım ki, ebeyvenler, TC
Devleti, aydınlar, öğretmenler ve ilgililer belki harekete geçerler;




 Tolga ALTINIŞIK,




“…her zaman kendime sorular soruyorum.Her
halde birşeylere akıl erdiriyor olmalıyım. Bizler ileride ne olacağız ?




1968 de gelen birinci nesil kendini ve
benliğini koruyor. İkinci nesil ise yarı buralı, yarı Türkiyeli.Onlarda tam
olarak kaybolmadı.Ama biz üçüncü nesil 
tam olarak Avustralyalı mı olacağız ?




…Günün birinde bir Avustralyalı, bir İtalyan
ya da başka milletten yapacağımız evlilik hayatımız olabilir.Çocuğumun kim
olduğu sorulduğunda ben ne diyeceğim ? Günün birinde unuttuğum sülalemi ve
soyumu çocuklarıma nasıl anlatacağım? “




Emine
İNAL,
 




“…bu güzel ülkemiz Avustralya’da gençlik
olarak birlik ve beraberlik içinde dil, ırk ve kültür farkı gözetmeden, büyük
bir hoşgörü içinde,kişisel ve toplumsal dargınlıkları da kaldırarak
yaşayacağımızın inancı içindeyim.




 …..Yeter ki, anne ve babalarımız  bizlere doğru yolu göstersinler.Türk kökenli
Avustralyalıyız ve bundan da gurur duyuyoruz.”




Ürün Toprakçı,




Öğretmeninin “ Sakın gitme, diren. Orada seni
peçeye sokacaklar.O geri kalmış ülkeye geri gidilir mi ? dediğini anlatıyor.
Daha sonra tekrar Avustralyaya döndüklerinde ‘ Ben Kimim ? ‘kompozisyon
yazısında öğretmeninin o sözlerine tepkisini şöyle gösteriyor 




“….iki yüzyıllık değil, binlerce yıllık
medeniyetin, Osmanlının, çağdaş Atatürk Cumhuriyetinin, anadolu toprağının
ürünüyüm ben,‘’




Filiz
TOSUN
,




“…Avustralya da yaşayan bir Türk genci olmanın
en zor yönü, iki kültür arasında yaşamak zorunluğudur.  Avustralyada yaşamak,yaşamın her alanında
Batının kültürüyle bütünleşmek demektir.Bunun yanında Türk kültürünü yaşamak
zorunluğunu da eklediğinizde, kendinizi sürekli olarak iki ayrı yöne çekilen
bir insan olarak düşünüyorsunuz. Ben Avustralyada doğmuş ve burada yetişmiş bir
Türk kızıyım.Avustralya kültürünün iyi taraflarını benimserken,kendi kültürümle
de bağlarımı koparmıyorum.




…. Ama bir çok Türk genci kendi kültüründen
koparak,tamamen Avustralyalılaşmaya başladı.Bu da beni korkutmaktadır. Çünkü
Türk gençlerinin kültürünü kaybetmekle çok önemli olan Türk kimliğini de
kaybettiklerine inanıyorum.Avustralyada
yaşayan bir Türk genci olarak,kaybolmamamız için dilimize,kültürümüze sıkıca
sarılmalıyız.
Eğer biri karşımıza çıkar da ‘Sen kimsin ?’ diye sorma
cesareti gösterirse,hiç tereddüt etmeden ‘ben Türküm ‘diyebilmeliyiz.”
 

Özlem YORMAZ,




“… O gün benim için iyi mi ya da kötümü
olduğuna akıl erdiremediğim fakat etrafımdaki herkesin ‘Allah’ın şanslı
kulları’ diye nitelendirdiği bizlere Ankara’dan 
nihayet haber gelmişti.Annem ve babam mutluydu.Onlar vatan için
canlarını seve seve  verebilirlerdi.
Fakat artık dayanacak güçleri kalmamıştı. İkisi de çaresiz vatandan ayrılmanın
hepimiz için kurtuluş olduğuna inanmışlardı.
 

Çünkü Türkiyede yaşama koşulları günden güne
zorlaşıyordu.Tek şans okyanusların ortasında, bize en zor zamanımızda elini
uzatan Avustralya idi. Benim seçenek yapmam olanaksızdı.Çünkü bir yanda
havasıyla,suyuyla bana can katan Türkiye’m, öte yanda anneme,babama iş ve
gelecek garantisi veren Avustralya vardı.




Sabah güneş doğarken Sydney havaalanına
inmiştik.Sanki bugün güneş bizim için doğmuştu.Mutluluk, sevinç, özlem,üzüntü
ve bu arada yavaş yavaş içimde filizlenmeye başlayan hasretlik vardı!.




Özlem Yormaz yazısının sonuna eklediği
dizelerinin şu iki satırı ise dikkat çekici idi bence ;
 

Alın götürün beni vatana


Orada gömün beni dostlar…




Who am I
Ben Kimim ? adlı kitapçıkta
düşüncelerini, duygularını yazan gençler, bugün 
çoluk-çocuk  sahibi oldular.
Merakım ise, yaşadıklarını örnek alarak acaba çocuklarına anadillerini,
kültürlerini ve tarihlerini öğretme konusunda bir gayret gösterdiler mi?




Gençlerle ilgili sorunlar, toplantılarda,
kahve ve cami köşelerinde konuşulur ama alınması gereken tedbirler konusunda
kimse poposunu kaldırıp harekete geçmez.Bu konuda çok yazdım, TRT’de dile
getirdim, baı yetkililere ilettim ama sonuç boş..
 

Ne demiş Fuzuli ;




Söylesem  tesiri olmuyor,


Sussam
gönlüm razı olmuyor
 

Benimde bu konuda susmaya gönlüm razı
olmuyor..




e-posta:
hulusisenel@yahoo.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Özel Büro İstihbarat

Ülkemize yönelik her türlü tehdit ve faaliyet hakkında web ve diğer açık kaynaklarda araştırma yapan, üyeleri ile ülkemizin hali hazırdaki milli meseleleri hakkında fikir jimnastiği yapan, çözüm arayan ve çözüm önerilerini kamuoyu ve resmi̇ güvenlik kurumları ile paylaşan yurtsever bir grubuz.

Arşivler

Kategoriler

Ocak 2021
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031