SONER YALÇIN : Paralel Hazine



Meseleye bir de
buradan bakalım:


– AKP Birinci Hükümeti…

(19.11.2002-13.3.2003)


21 milyar dolarlık özelleştirme yaptı.

– AKP İkinci Hükümeti…

(14.3.2002-28.8.2007)


21 milyar 920 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.

– AKP Üçüncü Hükümeti…

(29.8.2007-31.3.2011)


12 milyar 30 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.

– AKP Dördüncü Hükümeti…

(1.4.2011-29.8.2014)


18 milyar 239 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.

– AKP Beşinci Hükümeti…

(30.8.2014-30.11.2015)


6 milyar 566 milyon dolar özelleştirme yaptı.

– AKP Seçim Hükümeti…

(1.11.2015-23.11.2015)


100 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.

– AKP Altıncı Hükümeti…

(24.11.2015-31.12.2015)


5 milyon dolarlık özelleştirme yaptı.


Buraya kadar AKP; 80 milyar 130 milyon dolarlık özelleştirme
yaptı.


Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, 31.12.2015’ten istifa ettiği
22.5.2016 tarihine kadar…


Ve Başbakan Binali Yıldırım’ın, 22.5.2016’dan bugüne kadar…


Kaç dolarlık özelleştirme yaptığını bilmiyoruz.


Hayır… “AKP hükümetleri 80.1 milyar dolarlık özelleştirme
gelirini ne yaptı” diye sormayacağım. O ayrı bir konu.


Gelmek istediğim konu farklı:


Davutoğlu ve Yıldırım 2016’da sadece 681 milyon 515 bin
dolarlık özelleştirme yapabildi.


Yani… Özelleştirme gelirleri çok düştü.


AKP hükümetinin elinde/özelleştirme kapsamında 21 devlet
kuruluşu var. Bunun yanı sıra özelleştirme kapsamında; 606 taşınmaz, 49 tesis,
2 liman, 10 otoyol, 2 boğaz köprüsü ile şans oyunları lisans hakkı da yer
almakta.


Alıcıların bunlara dönüp baktığı yok. Dünyada ve Türkiye’de
ekonomik kriz var.


AKP satamıyor! Diğer yanda bütçe açıkları büyüyor.


Bugüne kadar planlamayı önemsemeyen, üretmeyen, yatırım
yapmayan, tasarruf etmeyen ve har vurup harman savuran tarzan/AKP zorda!..


Umudu bir “Jöleli Yiğit” mi?


ANONİM ŞİRKET



Hani…


Bugünlerde tartışılıp durulan bir iktisadi kurum/kavram
var. Gerçek adını yazayım:


Varlık Fonu Özel Anonim Şirketi!..


Bu iş özünde ne biliyor musunuz?


Senin adına… Devletin parasını, malını, mülkünü kollayan;
hesabını yapan; gelirleri toplayan ve sana hesap veren Hazine devre dışına
çıkarıldı.


Senden alınan vergiler ile yapılanlar-inşa edilenler, sana
sorulmadan elinden alınıp bir şirkete/ Varlık Fonu AŞ’ye devredildi.


Fona devredilenler artık senin/Hazine’nin değil. Üzerine
bir tas soğuk su içebilirsin!


Bu şirket/Varlık Fonu; her türlü geliri,  Sayıştay’a hesap vermeden dilediği gibi
harcayacak.


Şimdiden, “sınırsız örtülü ödenek” denmeye başlandı.


Peki…


AKP buna neden ihtiyaç duydu?


“Bunları ekonomiye kazandıracağız” sözleri palavradır.


Meselenin gelip dayandığı yer, Türkiye’deki ekonomik
krizdir!


AKP, ekonomiyi itibarıyla kendini kurtarmak amacıyla örtülü
bir özelleştirme yapmak istiyor! Zaten fon yasasının birinci maddesinde de bu
yazılı…


AKP diyor ki:


– Madem özelleştiremiyorum/satamıyorum.


– Ziraat ve Halk Bankası, BOTAŞ, TPAO, TÜRKSAT, THY, PTT,
ÇAYKUR gibi kurumları, kimi gayrimenkulleri Hazine’nin elinden alıp, Varlık
Fonu A.Ş’ye devredip, gelirlerini ya da fona devrettiğim devlet emlak
hazinelerini teminat göstererek borç bulurum.


– Yetmez ise,  borç
verene, ‘borcunu alamazsan bu kurumların gelirlerini sen toplarsın’ diye özel
sözleşme bile yaparım!..


Kuşkusuz…


Bu varlıklar Hazine kapsamında olduğunda da bunları
yapabilirdi. Ama o zaman hukukla/yasalarla, mevzuatla uğraşmak zor olacaktı.
Sonuçta, kuralsız-denetimsiz bir iş bu! AKP, elini rahatlattı.


Tıpkı sıcak para kaynaklarının belirsizliği gibi AKP,
TBMM’ye hesap vermeden karanlık iktisadi ilişkilere girecek. “Uluslararası
piyasalarda hisse, döviz, emlak alıp satarım; her türlü ticari faaliyette
bulunurum” dediğini de bu çerçevede düşünmek gerekir…


DEVLET ÖZELLEŞTİRİLDİ



Sonuçta…


“Osmanlı’ya benzeyeceğiz” dedikleri…


“II. Abdülhamit gibi olacağız” dedikleri…


Meğer Düyun-u Umumi’yi diriltmekmiş!


Şöyle…


Osmanlı Kırım Savaşı’ndan borç yüküyle çıktı.


Hazinesi tamtakır idi.


Yetmezmiş gibi savaş tazminatı ödeyecekti. Ve…


İlk borcunu almak zorunda bırakıldı. Fakat…


Kısa zaman sonra aldığı borçları ödeyemez duruma geldi.
Avrupa bastırdı; başkentlerinde Osmanlı aleyhine gösteriler yapıldı.


Sonuçta bir yol bulundu:


1881 yılında Düyun-u Umumiye teşkilatı kuruldu. Alacaklı
devletler, kimi vergi kaynaklarına el koyacaktı. Böylece…


Osmanlı’nın tütün, tuz, ipek, içki, damga pulu gibi önemli
vergi gelirlerini Osmanlı Maliye Nezareti değil, Düyun-u Umumiye tahsil
edecekti! Yani…


Devlet içinde ikinci bir maliye bakanlığı oluşturuldu! (Bir
örnek vereyim: 1911’de Düyun-u Umumiye’nin personel sayısı 8 bin 931 iken,
Maliye Nezareti’nin personel sayısı 5 bin 472 kişiydi!)


Bugün…


Varlık Fonu ile AKP paralel bir Hazine oluşturdu. Kimi
gelirleri  bu özel anonim şirket
toplayacak. Peki yarın?..


Borç alındı, teminat gösterildi; ve ödenmediği takdirde
yeni bir Düyun-i Umumiye gelip Türkiye’nin başına çöreklenecek mi?


AKP yine “kumar” oynuyor.


Bunun faturası, ülkemize çıkarılacaktır.


Hepimiz ipotek altındayız.


Müsrif AKP’nin bizleri getirdiği yer maalesef burasıdır.


Buna “evet” mi, “hayır” mı diyeceksiniz?..