ORGANİZE İŞLER * GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL BELEDİYESİNDE NELER OLDU ??? (Bölüm 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6)
YAZININ 4.5 BÖLÜMLERİ ;
Bölüm 4 nacikaptan.com/?p=79478 Bölüm 5 nacikaptan.com/?p=79554 <nacikaptan.com/?p=79554>
_____

<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/05/KALEM-küçük.jpg >
Değerli Yurttaş kardeşim,
2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün ABD ve İsrail’in desteği ile Erbakan hocayı tasfiye edip yeni bir parti kurarak iktidara gelmesiyle emperyal ülkelerin senelerdir rüyaları olan Türkiye’yi çökertme hayallerinin ilk basamağı gerçekleşti. Küresel baronlar ilk kez böylesine kendilerine taşaron olacak olan bir iktidar gücünü şekillendirme olanağına kavuşmuştu. Baronlarla Erdoğan / Gül arasında gizli ve kirli anlaşmalar yapılmaya başlandı.
Türkiye’den ilk istenen anayasasını değiştirerek GÜÇLER BİRLİĞİNİ işlevsiz kılmak oldu. Bu arada, vakıflar yasası Türkiye’nin gizli işgaline olanak verecek şekilde değiştirildi. AKP, AB ve ABD ile birlik olarak Türk ordusunu çökertme operasyonu ve bu arada yüksek yargı kurumlarının da siyasi erke boyun eğecek gibi yeniden şekillendirme operasyonları da başlatılmıştı.
Devletin kamu kurumları bir bir tasfiye edildi. Kamunun harcamalarını izleyen, araştıran, bilirkişi olan denetçi müfettişlik kurumları da kapatıldı. Böylece iktidara istediği amaçla ve istediği kadar hazinenin parasını harcama olanağı sağlandı. Yargının yönetim kadrolarına AKP ile işbirliği yapacak olan hukukçular getirildi. Ülkemizin saygın diplomatları tasfiye edildi. Dış politikanın kontrol ve yönetimi liyakatsiz ve din eğitimi almış veya dış politikayla ilgisi olmayan biat’çı yandaşlara verildi. ULUSALCILIK yani diğer deyişle MİLLİYETÇİLİK terör gruplarıyla ilişkilendirildi.
Tüm bu yapılanlar yetmez idi!!! Türkiye EKONOMİK olarak çökertilmeliydi. Ekonomik gücü olmayan ülkeler BAĞIMSIZ da olamazdı. Borç alan emir de alırdı.
Dünyada kendisine yeten 7 ülkeden birisi olan Türkiye’nin ekonomik olarak da çökertilmesi gerek idi. Bu nedenle TARIM ve HAYVANCILIK politikaları değiştirildi. Çiftçi ve hayvan besicilerine Devlet destekleri kesildi. Zirai ilaç, gübre ve mazot pahalandı, üretici desteklenmedi. Türkiye’de yetişen tüm ürünlerin ithaline başlandı ve böylece çiftçi ve hayvancılar yok edilerek tarımdan uzaklaştırıldı.
Türkiye’de üretim ve istihdam sağlayan tüm kamu kurumları değerlerinin “onda birine” bazen “yüzde birine” öncelikle AKP yandaşı olan, yönetime yakın ve kanka, akraba olanlara ve yabancılara ÖZELLEŞTİRME masalıyla peş-keş çekildi. Bu milli yatırımlar bir bir elden çıktıkça işsizlik, yoksulluk ve dışa bağımlılık da arttı. Günümüz Türkiyesinin ekonomisi har vurup harman savuran “Müflis” tüccar gibi iflas etmiş ve kasasında parası kalmamıştır. Erdoğan’ın deyişiyle TULUMBANIN SUYU BİTMİŞTİR!!!
Elbet günü gelecek bu suyu bitirenler ve en alta kadar tüm AKP’li siyasetçiler, AKP’nin emri kumandasına giren kamu görevlileri, Valiler, kaymakamlar, genel müdürler, yandaş komutanlar bağımsız yüksek yargı önünde hesap vereceklerdir.
Devletin hafızası olanları ve devletine ihanet edenleri, anayasayı çiğneyen ve ilga edenleri, yasa tanımazları, çalanları, talan edenleri hiç bir zaman unutmayacaktır.
Günümüz Türkiyesi SİYASİ – POLİTİK – SOSYAL – EKONOMİK bir işgal altındadır.
Ülkemizin ekonomik olarak nasıl çökertildiğini ve bu yolsuzlukların sahiplerini tekrar hatırlatmak için aşağıdaki yazı dizisini okumanıza sunuyorum
Naci Kaptan
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/05/HIRSIZ-3-1.jpg>

BÖLÜM 1
_____
1. BILBOARD YOLSUZLUĞU
İstanbul’un ana arterlerinde yer alan, büyük reklam ajanslarının gözdesi reklam panolarının kiralanması sırasında yapılan yolsuzluktur.
Recep Tayyip Erdoğan’ın en büyük taktiği, ihalelerin önce belediye şirketlerine (BİT’lere) verilmesi, oradan da kendi yandaşı kişi ya da firmalara aktarılmasıydı. Bilboard ihalesinde de aynı şeyi yaptı. Ulusal ve uluslararası reklam ajanslarının gözdesi ‘bilboard’lar (caddelere konulan büyük reklam panoları) önce belediye şirketi KÜLTÜR AŞ’ye kiralandı. Oradan da Nakşibendi tarikatı mensuplarının yönetimindeki İNTERPAN firmasına yıllık 30 milyar TL gibi komik bir fiyatla devredildi.
Bilboard ihalelerinde yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle Temmuz 2002’de İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Burada Recep Tayyip Erdoğan, Ali Müfit Gürtuna ve 25 belediye yöneticisi (bunlardan bir kısmı da AKP miletvekili adayı) yolsuzluk sanığı olarak yargılanıyorlar. Sanıklardan belediyenin zararı 100 milyon doları karşılamaları da isteniyor. İlk duruşma önümüzdeki günlerde yapılacak.
2. AĞAÇ YOLSUZLUĞU
İstanbul’a dikilen ağaçların alımından dikimine kadar yapılan ihalelerdeki yolsuzluklardır. ‘İki milyon ağaç’ kampanyası Tayyip’in en iddialı projelerinden biriydi. Ama her projesindeki gibi bunda da BİT’ler kullanılarak İstanbul halkı soyulmuştur.
Ağaç alım, dikim ve bakım işleri önce belediye şirketi İSTAÇ’a verilmişti. İSTAÇ da bir başka belediye şirketi AĞAÇ AŞ’ye taşeron olarak devretmiş, AĞAÇ AŞ de siyasi yandaşları, kişi ve firmaları taşeron olarak kullanmıştı.Türkiye’den ucuz fiyatla sağlanması mümkün olan ağaçlar İtalya’dan birkaç misli fiyatla ithal edilmiş, trilyonlarca liralık döviz kaybına yol açılmıştı. Ayrıca İstanbul’un iklim koşullarına uygun olmadığı biline biline binlerce ağaç ithal edilmiş, bu ağaçlar kuruyunca da Tayyip Erdoğan’ın emriyle gece yarıları yerinden söktürülmüştü. Ağaç işleri ile ilgili yapılan soruşturmalar sonucunda ‘görevde yetkisini kötüye kullandığı’ tespit edildiyse de Recep Tayyip Erdoğan, beş yıllık zaman aşımı nedeniyle yargılanıp ceza almaktan kurtuldu.
3. PERSONEL TAŞIMA YOLSUZLUĞU
Belediye ve bağlı şirketlerinin personelinin işe gidiş gelişlerini sağlamak için yapılan personel servisi ihalelerindeki yolsuzluktur.
İstanbul Belediyesi ve bağlı kuruluşlarının personelinin taşınma işleri Tayyip’in yakın arkadaşı Albayraklar şirketine verilmişti. Burada da akıl almaz yolsuzluk olayları yaşanmıştı. Danışıklı dövüş şeklinde yapılan bu ihalelere birkaç akraba şirket, bazılarına da sadece Albayraklar davet edilmişti.
Sahte araba ruhsatlarının düzenlendiği müfettiş raporları ve savcılık iddianamelerine konu olan bu ihaleler % 2-3 gibi komik tenzilatlarla Albayraklar firmasına verilmişti. Tayyip Erdoğan bu yolsuzların önemli bölümünden yakasını beş yıllık zaman aşımı nedeniyle kurtardıysa da, 1998’de yapılan iki ihale nedeniyle İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “ihaleye fesat karıştırmak”tan yargılanıyor. Hazır söz ALBAYRAKLAR’dan açılmışken, bu ilişkilere ışık tutmaya yarayacak, Cumhuriyet gazetesinde çıkan iki haberi de yorumsuz olarak sunalım.
_____
<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/06/DOLAR2.jpg>
BÖLÜM 2
ÖZELLEŞTİRMENİN GÖZDESİ ALBAYRAKLAR
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde aldığı ihalelerle adını duyuran Albayraklar, AKP’nin iktidara gelmesiyle de özelleştirmenin vazgeçilmez şirketi oldu. Sümerbank Ereğli Tekstil, Balıkesir SEKA ve Trabzon Limanı’nı alan Albayraklar Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Albayrak ve kardeşlerinin de aralarında bulunduğu 11 kişi Büyükşehir Belediyesi’nden alınan ihalelere fesat karıştırmaktan mahkum oldu. Albayraklar’a da 1 yıl süre ile ihaleye girme yasağı getirildi. Ancak bu cezalar ertelendi. Albayrak kardeşler, Mustafa Albayrak öncülüğünde 1980 yılında işe İstanbul’da minibüsçülük ve otobüsçülük yapmakla başladı. 1994 yılına dek yalnızca otobüsçülükle geçinen Albayraklar’ın işleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasıyla açıldı. İlk önce belediyenin personel taşıma ihalesini alan Albayraklar’a daha sonra belediyenin çöp, inşaat ve metro ihaleleri de verilmeye başladı.
Temiz Şehir Operasyonu Albayraklar’a verilen bu ihalelerdeki usulsüzlük iddiaları üzerine İçişleri Bakanlığı, mülkiye başmüfettişlerini görevlendirdi. Aylar süren incelemeler sonucu, bu ihalelerde usulsüzlük tespit eden müfettişlerin raporu üzerine İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı soruşturma başlattı. İstanbul DGM, 2001 yılında Organize ve Mali Şube Müdürlüklerine Albayraklar’a yönelik operasyon talimatı verdi.
Albayrak şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Albayrak, Tayip Erdoğan’ın danışmanları ve şu anda AKP sıralarında Mecliste olan bazı milletvekilinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 100 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerden Mustafa Albayrak, Alican Balcı ve Nuran Erdoğan 19 Eylül 2001 tarihinde “çete kurmak”, “zimmet” ve “dolandırıcılık” suçlarından tutuklandı. Soruşturma devam ederken DGM Yasası’nda değişiklik yapıldı. Yasa değişikliği ile “çete” davaları DGM kapsamından alınarak ağır ceza mahkemelerine verildi. Albayraklar dosyası da İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Albayraklar soruşturmasını tamamlayan İstanbul Cumhuriyet Savcıları Erolcan Özkan, Rasim Işıkaltın ve Hüseyin Yıldız, Mustafa Albayrak, dönemin İSKİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu ve Erdoğan’ın danışmanı Necmi Kadıoğlu’nunda aralarında bulunduğu 70 sanık hakkında “çete” “zimmet” ve “dolandırıcılık” suçlarından dava açtı.
Sanıkların 3 ile 75 yıl arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırılmasının istendiği iddianamede, Erdoğan’ı “geleceğin başbakanı” yapmak amacıyla çete oluşturulduğu ifade edildi. Organize olarak ihalelere fesat karıştırıldığı ve şartnamelerin Albayraklar’ın menfaatleri doğrultusunda hazırlandığı iddia edilen iddianamede, “Siyasal ve sosyal görüşten kaynaklanan bir amaçla, cürüm işlemek için devasa bir teşekkül oluşturuldu” denildi. Daha sonra Yargıtay’ın Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna hakkındaki dosyayı yerel mahkemeye göndermesi üzerine belediyenin eski yeni başkanları hakkında da dava açıldı. Bu dava bir süre sonra Albayraklar davası ile birleştirildi. Dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesinin hemen ardından yapılan ilk duruşmada tutuklu sanıklar tahliye edildi. Gıyabi tutuklu sanıkların ifadeleri alınmaya gerek duyulmadan tutukluluklarının kaldırılması ise dikkat çekici idi. Bir süre sonra davada sanık olarak yargılanan Erdoğan’ın partisi iktidara geldi. AKP’nin iktidar olmasının hemen ardından yapılan duruşmada mahkeme karar verdi.
Ceza aldılar
Mahkeme heyeti, Mustafa Albayrak, kardeşleri Kazım ve Muzaffer Albayrak ile şirketin ihale bölümünde çalışan Hüseyin Yılmaz, Mehmet Sami Polat, Tamer Öztürk ve Osman Temur’un “ihaleye fesat karıştırmak” suçundan, Belediye’nin İhale Komisyonu’nda yer alan Basri Saygı, Mustafa Döner, Ömer Gaziler ve Beytullah Ateş’in de “görevi ihmal” suçundan 2 ay 27’şergün hapis cezasına çarptırılmalarını kararlaştırdı. Daha sonra bu cezaları paraya çeviren mahkeme, sanıkların bir daha suç işlemeyeceklerine kanaat getirerek cezalarını erteledi.
Mahkeme Gürtuna’nın da aralarında bulunduğu 54 kişinin ise delil yetersizliğinden beraatına karar verdi. DGM’ce yapılan ve daha sonra yasa değişikliğiyle ağır ceza mahkemelerine gelen davaların hemen hepsi hâlâ sürüyor. Erdoğan ve Gürtuna’nın yargılandığı bu yolsuzluk davası ise jet hızı ile sonuçlandı. Albayraklar davasında Erdoğan döneminde İstanbul Belediyesi’nde görev yapan ve daha sonra AKP sıralarında Meclis’e giren 6 milletvekilli de yargılanıyordu. Ancak dokunulmazlık kazanan Mustafa Açıkalın, Adem Baştürk, İdris Naim Şahin, Zülfü Demirbağ, Selami Uzun ve Mustafa Ilıcalı’nın dosyaları ayrıldı.
_____
<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/06/HIRSIZ1.jpg>
BÖLÜM 3
Kiralık Otomobil olayı
İstanbul Belediyesi Tayyip ‘le birlikte yeni bir uygulama başlatıyordu. Hem mevcut otomobiller eskimiş, kendi kadrolarını motorize hale getirmek istekleri nedeniyle de yeni ihtiyaçlar doğmuştu. Büyüyen otomobil ihtiyacı İstanbul Belediyesi ‘nde ilk kez kiralama yoluyla giderilecekti. İlk uygulama beş binek otosu için 29 Aralık 1994 ‘te yapılan ihale ile gerçekleştirildi. İstanbul Belediyesi ‘nin kiralayacağı otomobiller için “Milli Gazete “nin İzmir baskısına ihale ilanı verildi.
İhale kapalı zarf usulüyle yapıldı ve sadece Albayrak Turizm Seyahat ve İnşaat ile Avrupa Turizm Ticaret AŞ firmaları ihaleye katıldı. %6 indirimle teklif veren Avrupa Turizm Ticaret AŞ işi aldı.
Sözleşme 3 Ocak 1995’te imzalandı. 1995 model Opel Vectra, Renault Concorde, Ford Escort, Renault Spring ve Ford Minibüs’ten oluşan 5 arabalık ilk parti için yıllık kira bedeli olarak yaklaşık 20 milyar TL (16 milyar 248 milyon TL + %23 KDV) ödendi.
Araba fiyatına kiralama.
Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Adem BAŞTÜRK’e makam aracı olarak kiralanan Opel Vectra’ya yıllık kira bedeli olarak 504 milyon TL ödenmişti. O tarihte sıfır kilometre Opel Vectra’nın fiyatı 850 milyon TL idi. Yani İstanbul Belediyesi 1.5 yıllık kira bedeliyle o arabaya sahip olabilirdi. Renault Spring’de ise durum daha da vahimdi. Sıfır kilometre Spring fiyatı 330 milyon TL olmasına karşın, bir yıllık kira bedeli olarak 312 milyon TL ödenmişti.
Avrupa Turizm.
Avrupa Turizm Ticaret AŞ bir Ankara firmasıydı ve sahibi eski MSP Milletvekili ve Devlet Bakanı Haşan AKSAY’m oğlu Mehmet Emin AKSAY’dı. Milli Nizam Partisi’nden beri ERBAKAN’ın yanında yer alan AKSAY, MSP ve RP’nin de kurucuları arasındaydı. İstanbul’da yapılan ihalenin, Milli Gazete’nin İzmir baskısında yayınlanmasından sonra ihaleyi bir Ankara firmasının almasının kerameti işte buradaydı. İstanbul Belediyesi yine hortumlanmış, para yabancıya gitmemişti.
Sayıştay’dan izin.
İlk araç kiralama ihalesinden sonra, İstanbul Belediyesi 9 Ocak 1995’te Sayıştay Başkanlığı’na bir yazı yazarak araç kiralamak için izin istedi. Sayıştay gerekli izini verdi. Ancak kendisinden izin alınmadan yapılan ilk ihaleyi inceleyince izni geri aldı. Yapılan inceleme sonunda hazırlanan raporda ihale işleminde birçok usulsüzlük tespit edildi. Sayıştay denetçilerinin tesbit ettikleri usulsüzlükler şunlardı:
– 237 Sayılı Taşıt Kanunu’nun 10’uncu maddesinin 3’üncü fıkrasına göre taşıt alım ve kiralanması Bakanlar Kurulu’nun müsaadesine tabidir. Belediyelerin kullanım amacıyla edinecekleri taşıtların edinim prosedürü böyle belirlenmiştir. Dosyada böyle bir izin olmadığı görülmüştür.
– Kiralanacak araçların kimlere tahsis edileceği ve ne amaçla kullanılacağı hakkında dosya içerisinde herhangi bir belgeye, bilgiye rastlanmamıştır. Gerekli açıklamanın yapılması yanında, belediye muhasebe yönetmeliğinin 33/12’inci maddesinde belirtilen cetvelin tasdikli bir suretinin gönderilmesi, muhammen bedel tesbit tutanağı incelendiğinde, fiyat tesbiti için özel şirketlere başvurulurken, ticaret odasından fiyat istenmediği görülmüştür.
– Ayrıca ilgili araçların yıllık birim kira bedellerinin neredeyse araçların satış bedellerine yaklaştığı tesbit edilmiştir.
Yandaş belediyelere araba.
Recep Tayyip ERDOĞAN bir yandan fahiş fiyatlarla araba kiralarken, öte yandan da siyasi geleceğine katkı amacıyla, yandaş belediyelere sembolik fiyatlarla araba kiraya veriyordu. Örneğin Renault Spring’e bir yıllığına 312 milyon TL kira ödeyen İstanbul Belediyesi, 34 AAS 01 Plakalı binek aracını yıllık 1 milyon TL bedelle Rize Belediyesine kiraya veriyordu. Araba kiralama işi İçişleri Bakanlığı soruşturmalarına da konu oldu. Mülkiye Başmüfettişleri’nin hazırladıkları raporda da araba kiralama işleminin sakıncalarına değinildi:
“Büyükşehir Belediyesi’nin ihtiyaç fazlası olmayan imkan ve araçlarını sembolik bedellerle, kendisine bağlı olmayan başka belediye veya kuruluşlara kiraya vererek, kendisinin daha yüksek bedellerle araç kiralamasını, hizmet alanları ile sınırlı olan kamu hizmet ve görevlerinin gereği olarak kabul etmek ve hemşerilik hukuku ile bağdaştırmak mümkün olmadığı gibi, belediye bütçesinden karşılanan 35.342.400.000. TL bedelle bir defada 76 binek oto kiralanması da, 237 sayılı kanunun binek oto satın alma ve kullanımlarındaki kısıtlayıcı hükümleri ile amaçlanan bu konudaki tasarruf ilke ve tedbirleriyle bağdaşır nitelikte değildir.
Büyükşehir Belediye Encümeni ihale kararlarını alırken, öncelikle İstanbul ve İstanbullu hemşehrilerinin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte kamu hizmeti sunulmasını amaçlamalı, kanunlarla Büyükşehir Belediyesi’ne verilen görev ve hizmetlerle bağdaşmayan, tasarruf ilke ve tedbirleriyle amaçlanan hedeflere de ters düşen uygulamalara son verilmelidir.”
Uygulamaya devam.
Araç kiralama işleminin yasalara aykırı olduğu hem Sayıştay Denetçileri, hem de İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri raporlarıyla saptandı diye İstanbul Belediyesi bu işten tabii ki vazgeçmeyecekti. BİT’ler yine kanuna karşı hile aracı olarak kullanıldı. Önceleri sadece İSBAK üzerinden araba kiralandı, belediye arabaları kullandı. Sonraları tüm BÎT’ler ve İSKİ yüzlece araba kiraladı. Araba kiralama işinde de lider firma Albayrak Turizm oldu.
Naci Kaptan / Devam edecek
ORGANİZE İŞLER * İMAN(sızlık) ve AHLAK(sızlık)* GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL BELEDİYESİNDE NELER OLDU? Bölüm 1 / 2 / 3 / 4
Posted on <nacikaptan.com/?p=79478> June 16, 2020 by Nacikaptan <nacikaptan.com/?author=2>
<nacikaptan.com/#facebook> Facebook <nacikaptan.com/#twitter> Twitter <nacikaptan.com/#email> Email <nacikaptan.com/#whatsapp> WhatsApp
<www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fnacikaptan.com%2F%3Fp%3D794 78&title=ORGAN%C4%B0ZE%20%C4%B0%C5%9ELER%20*%20%C4%B0MAN(s%C4%B1zl%C4%B1k)%2 0ve%20AHLAK(s%C4%B1zl%C4%B1k)*%20GE%C3%87M%C4%B0%C5%9ETEN%20G%C3%9CN%C3%9CM% C3%9CZE%20%C4%B0STANBUL%20BELED%C4%B0YES%C4%B0NDE%20NELER%20OLDU%3F%20B%C3%B 6l%C3%BCm%201%20%2F%202%20%2F%203%20%2F%204> Paylaş

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/05/HIRSIZ-3-1.jpg>

Naci Kaptan / 16.06.2020
ORGANİZE İŞLER * GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL BELEDİYESİNDE NELER OLDU? Bölüm 1 / 2 / 3 nacikaptan.com/?p=79197
İMAN(sızlık) ve AHLAK(sızlık)
<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/06/İMAN-VE-AHLAK.j pg>
Değerli Yurttaş kardeşim, 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün ABD ve İsrail’in desteği ile Erbakan hocayı tasfiye edip yeni bir parti kurarak iktidara gelmesiyle emperyal ülkelerin senelerdir rüyaları olan Türkiye’yi çökertme hayallerinin ilk basamağı gerçekleşti. Küresel baronlar ilk kez böylesine kendilerine taşaron olacak olan bir iktidar gücünü şekillendirme olanağına kavuşmuştu. Baronlarla Erdoğan / Gül arasında gizli ve kirli anlaşmalar yapılmaya başlandı.
Türkiye’den ilk istenen anayasasını değiştirerek GÜÇLER BİRLİĞİNİ işlevsiz kılmak oldu. Bu arada, vakıflar yasası Türkiye’nin gizli işgaline olanak verecek şekilde değiştirildi. AKP, AB ve ABD ile birlik olarak Türk ordusunu çökertme operasyonu ve bu arada yüksek yargı kurumlarının da siyasi erke boyun eğecek gibi yeniden şekillendirme operasyonları da başlatılmıştı.
Devletin kamu kurumları bir bir tasfiye edildi. Kamunun harcamalarını izleyen, araştıran, bilirkişi olan denetçi müfettişlik kurumları da kapatıldı. Böylece iktidara istediği amaçla ve istediği kadar hazinenin parasını harcama olanağı sağlandı. Yargının yönetim kadrolarına AKP ile işbirliği yapacak olan hukukçular getirildi. Ülkemizin saygın diplomatları tasfiye edildi. Dış politikanın kontrol ve yönetimi liyakatsiz ve din eğitimi almış veya dış politikayla ilgisi olmayan biat’çı yandaşlara verildi. ULUSALCILIK yani diğer deyişle MİLLİYETÇİLİK terör gruplarıyla ilişkilendirildi.
Tüm bu yapılanlar yetmez idi!!! Türkiye EKONOMİK olarak çökertilmeliydi. Ekonomik gücü olmayan ülkeler BAĞIMSIZ da olamazdı. Borç alan emir de alırdı.
Dünyada kendisine yeten 7 ülkeden birisi olan Türkiye’nin ekonomik olarak da çökertilmesi gerek idi. Bu nedenle TARIM ve HAYVANCILIK politikaları değiştirildi. Çiftçi ve hayvan besicilerine Devlet destekleri kesildi. Zirai ilaç, gübre ve mazot pahalandı, üretici desteklenmedi. Türkiye’de yetişen tüm ürünlerin ithaline başlandı ve böylece çiftçi ve hayvancılar yok edilerek tarımdan uzaklaştırıldı.
Türkiye’de üretim ve istihdam sağlayan tüm kamu kurumları değerlerinin “onda birine” bazen “yüzde birine” öncelikle AKP yandaşı olan, yönetime yakın ve kanka, akraba olanlara ve yabancılara ÖZELLEŞTİRME masalıyla peş-keş çekildi. Bu milli yatırımlar bir bir elden çıktıkça işsizlik, yoksulluk ve dışa bağımlılık da arttı. Günümüz Türkiyesinin ekonomisi har vurup harman savuran “Müflis” tüccar gibi iflas etmiş ve kasasında parası kalmamıştır. Erdoğan’ın deyişiyle TULUMBANIN SUYU BİTMİŞTİR!!!
Elbet günü gelecek bu suyu bitirenler ve en alta kadar tüm AKP’li siyasetçiler, AKP’nin emri kumandasına giren kamu görevlileri, Valiler, kaymakamlar, genel müdürler, yandaş komutanlar bağımsız yüksek yargı önünde hesap vereceklerdir. Devletin hafızası olanları ve devletine ihanet edenleri, anayasayı çiğneyen ve ilga edenleri, yasa tanımazları, çalanları, talan edenleri hiç bir zaman unutmayacaktır.
Günümüz Türkiyesi SİYASİ – POLİTİK – SOSYAL – EKONOMİK bir işgal altındadır. Ülkemizin ekonomik olarak nasıl çökertildiğini ve bu yolsuzlukların sahiplerini tekrar hatırlatmak için yazı dizisinin 4. bölümünü okumanıza sunuyorum
Naci Kaptan /16.06.2020
_____

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/06/ALBAYRAKLAR.jpg >
ORGANİZE İŞLER * GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL BELEDİYESİNDE NELER OLDU? Bölüm 4
AKP iktidarı ALBAYRAKLAR’lara yaradı
3 Kasım seçimleri sonucunda AKP’nin iktidara gelmesiyle Albayraklar’ın yıldızı iyice yükseldi. Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde Albayraklar’ın da adı artık daha büyük ihalelerle anılmaya başlandı. Albayraklar’a Türkiye’nin en büyük işletmelerinden olan Sümer Holding’e ait Ereğli Tekstil, Balıkesir SEKA ve Trabzon limanı verildi. SEKA’yı daire fiyatına aldılar Özelleştirme kapsamına alınan Balıkesir SEKA yalnızca 1.1 milyon dolara Albayraklar’a satıldı. Fabrika ile birlikte ambardaki 4 trilyonluk yedek parça, her biri için ortalama 20 milyar değer biçilen 185 lojman, 2.8 trilyonluk enerji tribünü ve 47 iş makinesi de Albayraklar’a geçti. 1981 yılında 1 milyon 189 milyon dolara inşa edilen fabrikaya SEKA müfettişlerinin biçtikleri fiyat 51 milyon dolar.
Ucuza kapatılan liman Albayraklar’ın özelleştirmeden aldığı üçüncü tesis ise Trabzon limanı oldu. İşletme hakkının 30 yıllığına özel sektöre devri için yapılan ihaleye 6 şirket katıldı. Elemeli turda 2 şirket elendi ve liman 21.3 milyar dolarla açık arttırmaya açıldı. 30 yıllık işletme hakkı 22 milyon 400 bin dolar Albayraklar’a verildi. Bu kararla 2002 yılında 2 trilyon 850 milyar kâr eden liman yıllık yaklaşık 1.1 trilyon liraya Albayraklar’ın oldu. Albayraklar AŞ mahkeme kararlarına karşı SEKA’yı iade etmedi. Selüloz İş Sendikası Balıkesir Şube Başkanı İsmail Deniz, yargı karaları uyarınca fabrikanın SEKA’ya verilmesi gerektiğini söyledi.
_____
ÇÖP YOLSUZLUĞU
Toplanan çöplerin döküm alanlarına götürülmesi için açılan ihalelerde yapılan yolsuzluktur. İstanbul’un çöplerinin aktarma merkezlerinden döküm alanlarına götürülmesi işi de yine BİT’ler kullanılarak yandaş firma Albayraklar’a verilmişti. İstanbul Belediyesi bu işi önce belediye şirketi İSTAÇ’a ihale etmiş ve İSTAÇ da Albayraklar ortaklığı iki şirkette vermişti. 1996 çöp taşıma ihalesi Albayraklar’a ait Sistem İnşaat ile Günaydın Kardeşler’e 7 trilyon lira bedelle verilmişti. Aynı iş müfettiş denetimleri sırasında 2002 yılı için ihale edilmiş, Albayraklar’ın teklif vermediği bu ihale 6.67 trilyon TL’ye Ceynak firmasın işi almıştır. İstanbul’un çöp işi tüm enflasyon artışlarına rağmen 6 yıl sonra bile daha ucuz fiyata ihale edilmiştir.
_____
AKBİL YOLSUZLUĞU
İstanbul’da ulaşımı kolaylaştırmak için uygulamaya koyulan elektronik entegre bilet sistemindeki yolsuzluktur. AKBİL sisteminin kurulmasından, uygulamasına kadar her aşamasına yolsuzluk yapılmıştı. Türkiye için bir ilk olan “sanal ortamda hortumlama” da yine Tayyip Erdoğan dönemine rastlamaktadır. Elektronik ortamda verileri değiştirerek veya silerek trilyonlarca lira İstanbullu’nun cebinden hortumlanmıştı. Bir numaralı sanığın RecepTayyip Erdoğan olduğu AKBİL davası halen Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmektedir.
_____
İGDAŞ YOLSUZLUĞU
İstanbul’un doğal gaz dağıtım şirketi İGDAŞ’daki şebeke inşaatlarından sayaç okumaya ve reklam işleri ihalelerine kadar yapılan bir dizi yolsuzluktur.İstanbul’un doğalgaz şebekelerini ve dağıtımını yapan DOĞALGAZ TEKELİ konumundaki belediye şirketi İGDAŞ Tayyip Erdoğan döneminde büyük yolsuzlukların merkezi oldu. Şebeke inşaatları fahiş fiyatlarla yandaş şirketlere verildi. El kitabı basımından hikaye ve boyama kitabı basımına, sayaç okumadan kolonyalı mendil alımına kadar kadar yapılan ihalelerde yolsuzluk yapıldı. Tayyip’in düzenlediği propaganda toplantılarının finansmanı İGDAŞ tarafından karşılandı. Tüm bu yolsuzlukların faturasını İstanbul halkı fahiş doğalgaz faturalarıyla ödedi. Bu konularda açılan dava halen Eyüp Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.
_____
KİPTAŞ YOLSUZLUĞU
İstanbul’un gecekondu sorununu çözmek üzere Mesken Gecekondu Müdürlüğü fonunda biriken paralar ile tahsis edilen arsaların KİPTAŞ isimli BİT’e verilmesi ve burada keyfi ihale ve uygulamalarla çarçur edilmesidir. İstanbul’un gecekondu sorununa çözüm getirmek amacıyla kurulan Mesken Gecekondu Müdürlüğü mülkiyetindeki arsalar ile fonlar belediye şirketi KİPTAŞ’ın emrine verildi. Bu şirket de yandaş şirketlere verdiği ihalelerle yapsatçılık yaptı. Ayrıca bu şirketin kasası, yandaş belediyelere borç para veren banka kasası gibi kullanıldı. İstanbul belediyesi şirketi KİPTAŞ Adapazarı’nda arsalar aldı, bu arsaların bir kısmını oradaki FP’li belediye başkanları ve politikacılara sattı. Sermayesi İstanbul halkına ait olan bu şirket tam bir çiftlik gibi yönetilmekte, gecekondu sorununun çözümü için ayrılan arsalar ve paralar çarçur edilmektedir.Yaptırdığı sosyal konut niteliğindeki binalar kalitesizlikten oturulamaz durumda olan KİPTAŞ, 200-300 dolara villa satan “yap-sat”çı durumuna geldi.
_____
İSKİ’DEKİ YOLSUZLUKLAR
Altyapı inşaatları, araç kiralama, personel taşıma, personel kıyafet temini gibi ihalelerde yapılan yolsuzluklardır. Recep Tayyip Erdoğan döneminde İSKİ de yolsuzluk ve usulsüzlüklerle yandaş kişi ve kuruluşları zengin etmek amacıyla kullanıldı. 119 ihaleden sadece 5’i gazete ilanıyla duyuruldu. 114 ihale yandaş şirketlerin davet edilmesiyle gizli olarak yapıldı. İstanbul’daki inşaat şirketleri yetmiyormuş gibi Gaziantep ve Kayseri gibi illerden yandaş şirketler ihalelerin yıldızı oldular. Araç kiralamadan personel servisine kadar birçok ihale, davet ve pazarlık gibi yöntemlerle gizli olarak yandaş firmalara verildi. İSKİ’deki yolsuzluklar nedeniyle, bir yandan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama devam ederken, bir yandan da İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri’nin incelemeleri devam ediyor.
_____
METRO YOLSUZLUĞU
İstanbul Metrosu’nun elektro-mekanik ihalesinde yapılan yolsuzluklardır. İstanbul Metrosu inşaatına Nurettin Sözen döneminde başlanmıştı. Kazı işleri devam ederken Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildi. Sözen, metronun elektro-mekanik ihalesini de yapmış ancak zarfların açılma işini yeni başkana bırakmıştı. Tayyip zarfları açtı ve fiyatları pahalı buldu, tekrar ihale düzenlendi. İhaleyi Siemens- Simko- Garanti-Koza konsorsiyumu kazandı, ancak Tayyip 7 ay sonra sudan sebeplerle bu ihaleyi de iptal etti. Bu olaya tepki gösteren Almanlar Tayyip Erdoğan’ın bu ihaleyi yakınlarına vermek için iptal ettiğini açık açık söylediler. İhale üçüncü kez yapıldı ve ihale Tayyip’in yakını Albayraklar’ın ortak olduğu konsorsiyuma kaldı. Tayip Erdoğan dönemi İstanbul Belediyesi bürokratlarının Metro ihalesindeki yolsuzlar nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaları sürüyor. Tayyip’in de bu olayda “görevde yetkisini kötüye kullandığı” tespit edildiyse de, suç tarihi 23 Nisan 1999’dan önce olduğu için “Rahşan affı” olarak bilinen erteleme yasasından faydalanarak yargıdan yakasını kurtardı.
_____
KİRALIK ARAÇ YOLSUZLUĞU
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve BİT’lerde araç kiralama işlerinde yapılan yolsuzluklardır. Tayyip Erdoğan, binek araçlarını kiralama yöntemiyle temin ederek yeni bir uygulama başlattı. Kiralamaların yandaş şirketlerden yapılabilmesi için her türlü tedbir alındı. Örneğin, İstanbul Belediyesi araba kiralama ilanını Milli Gazete’nin İzmir baskısına verdi,işi eski MSP’li Bakan Hasan Aksay’ın oğlu Mehmet Emin Aksay’ın Ankara firması aldı. Belediye İstanbul’da, ilan İzmir’de, işi alan firma Ankara’da !.. Ayrıca Kiralamalarda fahiş fiyatlar uygulandı. Örneğin sıfır kilometre Renault Spring’în fiyatı 330 milyon TL iken, araba için bir yılık kiralama bedeli olarak peşin para 312 milyon TL kira bedeli ödendi !.. 18 milyon daha ödeseler araba belediyenin olacaktı !..Tayyip Erdoğan bu konuda da yargıdan yakasını “Rahşan Affı” sayesinde kurtardı.
_____
SİNEK İLACI YOLSUZLUĞU
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından karasinek ve sivrisinek ile mücadele için gerekli ilaç alımında yapılan yolsuzluklardır. Recep Tayyip Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna haklarında İstanbul Belediyesi tarafından karasinek, açık alan karasinek, sivrisinek ve biyolojik lavrasit ilaçlarının alımında tek ürüne ve tek firmaya yönelik ihale şartnamesi hazırlamak suretiyle ihaleye fesat karıştırıldığı gerekçesiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
_____
ÇAMUR BARAJI YOLSUZLUĞU
Haliç’ten çıkarılan çamurun baraj sahasına taşınması sırasında yapılan yolsuzluklardır. Haliç ıslah çalışmaları sırasında çamur naklşinin yapıldığı boruların döşenmesinde Bayındırlık Bakanlığı fiyatlarının 50 misli fiyat ödenmesi, bu ödemenin yanlışlıkla yapılamayacak kadar büyük olması nedeniyle İstanbul belediyesi ile yüklenici firma gizli pazarlıklar olduğu gerekçesiyle İstanbul Ağır Ceza dava açıldı.
_____
Naci Kaptan / 16.06.2020 / Devam edecek
ORGANİZE İŞLER * GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL BELEDİYESİNDE NELER OLDU? * Bölüm 1/2/3/4/5
Posted on <nacikaptan.com/?p=79554> June 22, 2020 by Nacikaptan <nacikaptan.com/?author=2>
<nacikaptan.com/#facebook> Facebook <nacikaptan.com/#twitter> Twitter <nacikaptan.com/#email> Email <nacikaptan.com/#whatsapp> WhatsApp
<www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fnacikaptan.com%2F%3Fp%3D795 54&title=ORGAN%C4%B0ZE%20%C4%B0%C5%9ELER%20*%20GE%C3%87M%C4%B0%C5%9ETEN%20G% C3%9CN%C3%9CM%C3%9CZE%20%C4%B0STANBUL%20BELED%C4%B0YES%C4%B0NDE%20NELER%20OL DU%3F%20*%20B%C3%B6l%C3%BCm%201%2F2%2F3%2F4%2F5> Paylaş

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/05/HIRSIZ-3-1.jpg>

Naci Kaptan /22.06.2020
_____
Bölüm 1 / 2 / 3 nacikaptan.com/?p=79197 <nacikaptan.com/?p=79197> Bölüm 4 nacikaptan.com/?p=79478 <nacikaptan.com/?p=79478> Bölüm 5 nacikaptan.com/?p=79554 Bölüm 6 nacikaptan.com/?p=79783
_____
BÖLÜM 5
YAZIYA GİRİŞ
Bugün 22 Haziran 2020; Türkiye sadece İşsizlik, yüksek enflasyon, pahalılık, bozulan ekonomi, ödenemez boyutta dış borçlar, savrulan dış politika, Muhalif medyaya, GERÇEK gazetecilere, aydınlara karşı uygulanan baskı ve tutuklamalar, bağımlı yargı, yok edilen adalet ve hukukla uğraşmıyor. Türkiye’nin en değerli gazetecileri susturulmaya çalışılarak tutuklu olarak hapiste. İktidar yalpalıyor ve gittikçe sertleşerek muhalif tüm sesleri susturuyor. Otokrasi faşizme evriliyor.
Bugün ADALETSİZLİĞE KARŞI Ankara’ya yürüyen 80 ilin avukatlık barosunun başkanları yaptıkları ADALET YÜRÜYÜŞÜNDE, polis tarafından güç kullanılarak, avukatlar darp edilerek Ankara’ya sokulmadı. Anayasal haklarını kullanan baro başkanlarına karşı polis devleti tarafından güç kullanılarak ANITKABİR ziyaretleri ve açıklama yapmaları engellendi. Demokrasi, Anayasa, insan hakları askıda!!!
Türkiye gittikçe yoksullaşıyor, insanlar işsiz ve mutsuz, toplum çöken ekonominin altında inliyor. Dış politikada fırtınadaki rotasız gemi gibi savruluyor, yalpalıyor. Hukuk ise Kaf Dağının ardında!!!
_____
YOLSUZLUĞUN TANIMI [*]
Yolsuzluk tanımı, uluslararası sözleşme niteliğindeki belgelerden sadece 4 Ocak 1999 tarihli Avrupa Konseyi Yolsuzlukla Mücadele Özel Hukuk Sözleşmesinin 2 nci maddesinde yer almaktadır. Anılan sözleşmenin amacı açısından yolsuzluk; “.doğrudan doğruya ya da dolaylı yollardan rüşvet ve yasadışı bir menfaat temin eden kişinin yürüttüğü görevlerin veya gerekli davranışların yasalara uygun bir şekilde yerine getirilmesinde sapmalara yol açan rüşvet veya başka her türlü yasadışı menfaatin talep edilmesi, teklif edilmesi, verilmesi ya da kabul edilmesi” anlamına gelmektedir.
Yolsuzluk olgusunun sınıflandırılmasına ilişkin bir görüşe göre, yolsuzluk karşılık esasına, taraflar arasındaki menfaat transferine ve dolayısıyla bir trampa ilişkisine dayanır. Bu nedenle de ancak yetkiyi kullanan ve bu yetki kullanımından yararlanan ve/veya yararlananlar varsa yolsuzluktan söz edilebilir.
Yolsuzluğun çok çeşitli bilimsel tanımları yapılmıştır. Yaygın bir tanıma göre, yolsuzluk “kamu gücünün özel çıkarlar amacıyla kötüye kullanılmasıdır.” Daha kapsamlı yolsuzluk tanımı ise “kamu gücüyle” sınırlı olmayan “herhangi bir görevin özel çıkarlar için kötüye kullanılmasını” içerir. Kaynakların kullanılmasında tekelci yetkiye sahip olan, görevleriyle ilgili konularda tek başlarına karar alma yetkilerini kötüye kullanan ve hesap verme mekanizmaları bulunmayan görevlilerin bu süreçte kendi çıkarlarını gözetmeleri yolsuzluğa neden olmaktadır. Böylece, yolsuzluğu aşağıdaki formülle açıklayabiliriz:
YOLSUZLUK = TEKELCİ YAPILAR + TEK BAŞINA KARAR ALMA YETKİSİ + HESAP VERMEMEK
_____
Günümüz Türkiyesi SİYASİ – POLİTİK – SOSYAL – EKONOMİK GİZLİ bir işgal altındadır. Ülkemizin Hem kamusal alanda hem de ekonomik olarak nasıl çökertildiğini ve bu yolsuzlukların sahiplerini tekrar hatırlatmak için yazı dizisinin 5. bölümünü okumanıza sunuyorum.
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/06/DENİZ-FENERİ-SI RAT.jpg>
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL BELEDİYESİNDE NELER OLDU? * Bölüm 5
“Kadim şehirlerin en önemli güzelliği, ana karakterlerini kaybetmeden yeniyi bünyesinde eritmesi, özlerinden katarak yeniden yoğurmasıdır. İstanbul bu açıdan gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunları söylediğinde takvimler 21 Ekim 2017’yi gösteriyordu. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduğunda henüz 4 yaşındaydım. Belediye başkanlığının ardından önce başbakan, sonra da cumhurbaşkanı oldu. Yani ben, son 25 yılda İstanbul’a ilişkin her kararda belirleyici olan Erdoğan ve temsil ettiği siyasi zihniyetin yönettiği kentte büyüdüm.
Mesleğe başladığımda henüz 19 yaşındaydım. O günden beri İstanbul’un nasıl talan edildiğini anlatan haberlere imza atıyorum. Erdoğan’ı dinlerken tek yapabildiğim, gülümsemek olmuştu. Bir itirafta bulunuyordu, ama bu bana hiç samimi gelmemişti.
Sonrasında yaşananlar, samimi olmadığını kanıtladı. İstanbul’a gerçekten ihanet edilmişti. Ormanları katledilmiş, parkları, bahçeleri beton bloklar arasında sıkışmış, birbirinden değerli arazileri yandaş müteahhitlere peşkeş çekilmiş, tarihi binaları restorasyon adı altında kimliğini yitirmiş bir kent haline gelmişti. Ancak Erdoğan’ın itirafının ardından İstanbul’un kaderinde hiçbir değişiklik olmadı. “İhanetten ben de sorumluyum” demesine karşın, ihanet tüm hızıyla sürdü. [**]
_____
Yıl 2001.
Türkiye Cumhuriyeti İstanbul, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının dava dosyası;
Dosya Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemiyle ilgili. Belediyede nerede ise herkes SANIK durumunda!!! Konumuz oradaki iki isim ve bugün ne yaptıklarıyla ilgili;
“Sanık Ahmet Ergün’ün 26.09.2001 tarihinde verdiği beyanında’.
Harun Karaca İBB’de başkan danışmanlığı yapmaktaydı, tahminen bu görevini 1995 ve 1998 yılları arasında kesintisiz sürdürdü. Bu dönemlerde belediyeden ihale alan firmalar için Harun Karaca önemli bir isimdi. Çünkü İHALE ŞARTNAMELERİNİ Harun Karaca inceler ve ihale alan firmalara , belediyeye yakın olan vakıflara veya başka birimlere bağış yapılmasını sağlar. Bir firma ihaleyi aldıktan sonra Harun Karaca direkt olarak firma sahibinden, “hayırlı olsun sen bu ihaleyi aldın, buradan para kazanacaksın, bizim öğrencilere yönelik hizmet amaçlayan bazı vakıf ve kuruluşlarımız var. Bu vakfımıza bağlı yurtlarda okuyan öğrencilerin sizlerin yardımına ihtiyacı var memnun oluruz” diyerek yüzde 3’ten başlayıp yüzde 10’a kadar varan miktarlarda kararlaştırılan komisyonuyla ilgili vakfa ve yurtlara kanalize etmek için beni arar. Söz konusu firma sahibiyle ben diyaloğa geçerdim. Ben belediyede resmi bir görevim olmadığı ve İstanbul Eğitim ve Gençlik Vakfında yönetim kurulu üyesi olduğum için böyle bir fonksiyon üstlenmiştim.Benim ihaleyi alan firmaların sahipleriyle görüşmem yukarıda bahsettiğim gibi Harun Karaca vasıtasıyla olmuştur. Harun Karaca’nın yönlendirmesiyle ihale alan firmalardan alınan yardımları yukarıda bahsettiğim şekilde sadece yönetiminde bulunduğum İSEGEV Vakfına bağlı Cerrahpaşa Kız Öğrenci Yurdu’na aktardım. Benim Harun Karaca’yla irtibatlı olarak görüştüğüm ve Vakfımıza yardımlarını kabul ettiğim firmalardan hatırlayabildiklerim; BİAT İNŞAAT, CENGİZ İNŞAAT, YÜKSEL İNŞAAT ve YAPISAL İNŞAAT firmalarıdır..
Diyerek İBB bünyesinde ihale edilen işleri alan firmalardan belirli oranlarda alınan paraların birtakım kuruluşlara aktarıldığı geniş şekilde açıklanmıştır”
_____
Şimdi burada Ahmet Ergün ve Harun Karaca’nın adlarını not edelim.
Yıl 2013.
Ahmet Ergün ne yapıyor biliyor musunuz? Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfının Yönetim Kurulu Başkanlığını. Peki bu vakfın yukarıdaki alıntıyla ne ilgisi var?
Bu vakıf Ahmet Ergün’ün yukarıda bahsettiği vakfın yani İstanbul Eğitim ve Gençlik Vakfının (İSEGEV) adının 2012 yılında adının değişmesiyle büyümüştür.
İSEGEV olmuş TÜRGEV
27 Temmuz 2012 tarihli İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararı şöyle yazıyor;
“Davanın kabulüne, Vakfın adının İstanbul Eğitim ve Gençliğine Hizmet Vakfıdır” (İSEGEV) kısmının İstanbul 34. Noterliğinin 02/07/2012 tarih 13872 yevmiye numaralı düzenleme şeklinden (İSEGEV) ana sözleşmesi tadilatı ile; vakfın adı Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı, Vakfın kısaltılmış adının TÜRGEV’dir şeklinde değiştirilmesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. [***]
_____
İşte böyle değerli okur, Belediyenin, yani]halkın parası önce ihalelerle müteahhitlere aktarılıyor sonra da ihalelerden alınan rüşvet/komisyonlarla bu para kurulan yandaş, çıkarcı vakıf ve derneklere pompalanıyordu. Kurulmuş olan İSEGEV ise adını değiştirerek TÜRGEV oluyor ve Erdoğan ailesinin yönetiminde Türkiye’nin dört bir yanında kamuya ait değerli taşınmazları AKP’nin yerel yönetimleri tarafından TÜRGEV’ bağışlanarak bu vakfın mülkiyetine geçiriliyordu. İşler ORGANİZE İŞLERDİ.
Naci Kaptan / 22.06.202 / Devam edecek
_____
KAYNAKLAR
[*] <www.tepav.org.tr/upload/files/1313475413-4.Bir_Olgu_Olarak_Yolsuzlu k_Nedenler__Etkiler__Cozum_Onerileri.pdf> www.tepav.org.tr/upload/files/1313475413-4.Bir_Olgu_Olarak_Yolsuzluk _Nedenler__Etkiler__Cozum_Onerileri.pdf
[**] www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mine-g-kirikkanat/istanbulu-yiyorlar- gozleri-varakli-1744928
[***] Aykut Küçükkaya (AKP’li BELEDİYELERDE NELER OLMUŞ NELER) sayfa 17/18/20
ORGANİZE İŞLER * GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İSTANBUL BELEDİYESİNDE NELER OLDU? * Bölüm 1/2/3/4/5/6
Posted on <nacikaptan.com/?p=79783> June 29, 2020 by Nacikaptan <nacikaptan.com/?author=2>
<nacikaptan.com/#facebook> Facebook <nacikaptan.com/#twitter> Twitter <nacikaptan.com/#email> Email <nacikaptan.com/#whatsapp> WhatsApp
<www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fnacikaptan.com%2F%3Fp%3D797 83&title=ORGAN%C4%B0ZE%20%C4%B0%C5%9ELER%20*%20GE%C3%87M%C4%B0%C5%9ETEN%20G% C3%9CN%C3%9CM%C3%9CZE%20%C4%B0STANBUL%20BELED%C4%B0YES%C4%B0NDE%20NELER%20OL DU%3F%20*%20B%C3%B6l%C3%BCm%201%2F2%2F3%2F4%2F5%2F6> Paylaş

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/06/08-02-2014-19-2 4-52.jpg>
Naci Kaptan / 29 haziran 2020
YAYIMLANMIŞ BÖLÜMLER
Bölüm 1 / 2 / 3 nacikaptan.com/?p=79197 Bölüm 4 nacikaptan.com/?p=79478 Bölüm 5 nacikaptan.com/?p=79554 Bölüm 6 nacikaptan.com/?p=79783
_____
Yazımın bu bölümüne Çiçero’dan alıntıyla başlayacağım;
Se­zar bir dik­ta­tör­dü. He­pi­mi­ze bü­yük va­at­ler­de bu­lun­du, ama ilk işi Cum­hu­ri­ye­tin ba­şı­nı ez­mek ol­du ve tek ba­şı­na ül­ke­yi hem de acı­ma­sız­ca yö­net­me­ye baş­la­dı. Onu, de­de­le­rin­den Ca­li­gu­la ile eş tut­mak ge­rek.
Evet, Se­zar bü­yük as­ke­ri ba­şa­rı­la­ra im­za at­mış­tır, Ro­ma İm­pa­ra­tor­lu­ğu’nun sı­nır­la­rı­nı da ge­niş­let­miş­tir, ama ne­ye rağ­men? Hal­kı­nın tüm hak­la­rı­nı elin­den alıp, on­la­rı yal­nız­laş­tı­rıp, Ro­ma sur­la­rı­nın ge­ri­si­ne ite­rek ken­di im­pa­ra­tor­luk he­ves­le­ri­ni tat­min için acı­ma­sız­ca ölü­me ve aç­lı­ğa gön­der­miş­tir. Çal­mak, hır­sız­lık, giz­li ta­nık­lar, ya­lan­cı ta­nık­lar, ci­na­yet­ler.
Bü­tün bun­la­rı en­gel­le­ye­cek olan ya­sa­la­ra hiç do­kun­ma­mış, tam ter­si­ne da­ha da ser­best­leş­me­si­ni sağ­la­mış­tır. Bü­tün bu in­san­lık dı­şı uy­gu­la­ma­la­rı en­gel­le­ye­cek tek şey; akıl ile al­gı­la­na­bi­len, ka­nıt­la­na­bi­len bir hu­kuk­tur.”
“Son kez söy­lü­yo­rum: Unut­ma­yın ki im­pa­ra­tor­luk­lar dik­tik­le­ri çar­mıh­lar­la an­cak ada­le­ti sağ­la­ya­bi­lir­ler. Ah­lak ve er­dem çök­tü­ğün­de, dev­le­ti yö­ne­te­mez­si­niz!
_____
5.Bölümü şöyle bitirmiştik;
“İşte böyle değerli okur, Belediyenin, yani halkın parası önce ihalelerle müteahhitlere aktarılıyor sonra da ihalelerden alınan rüşvet/komisyonlarla bu para kurulan yandaş, çıkarcı vakıf ve derneklere pompalanıyordu. Kurulmuş olan İSEGEV ise adını değiştirerek TÜRGEV oluyor ve Erdoğan ailesinin yönetiminde Türkiye’nin dört bir yanında kamuya ait değerli taşınmazları AKP’nin yerel yönetimleri tarafından TÜRGEV’ bağışlanarak bu vakfın mülkiyetine geçiriliyordu. İşler ORGANİZE İŞLERDİ.”
_____
Makarayı geriye saralım, ORGANİZE İŞLERE devam edelim;
Şarkılarında diyorlardı ki; “Beraber ıslandık yağan yağmurda!!!” Gerçekten ıslanmışlar mıydı? Yoksa üzerlerine yağan RAHMET ile Harun gibi gelerek KARUN mu olmuşlardı?
Geçmişte ayakkabılarının altı delik, bakkala, manava borcu olan, bir takım eski elbisesi olan, bazen İETT otobüslerine bile kaçak binenlerin yaşamları, talan düzeninin başlamasıyla sistem içinde olanların yaşamları hızla değişmeye başlamıştı. Önce yaşadıkları yoksul, gecekondu mahallerini terk ettiler. Yaşam standartı yüksek alanlarda pahalı lüks evler aldılar. Terk ettiği mahallelerde, sokaklarda yaşayan eski arkadaşlarını, komşularını tanımaz oldular. Ceplerindeki talan paraları çoğaldıkça kumalar, metresler edindiler. Onlara korunaklı sitelerde evler aldılar.
Kapısını iple bağladıkları 2.el yerli arabalar yerini lüks jiplere bıraktı. Piramitin üst tarafında olanlar ise yalıların, Çamlıca’da lüks villaların, özel çiftliklerin, yurt dışında malikanelerin uçakların sahibi olmaya başladı. Hayat onlar için güzelleşti!!! Ama çirkinleşti de.
Değerli eşleri ise Avrupa’da Louis Vuitton, Bulgari, Prada, Dior, Burberry,Michael Kors, Swarovsk, Gucci, Dolce&Gabanna, Prada gibi dünyanın en pahalı mağazalarını KAPATARAK alış veriş yapmaya başladı. Türkiye’de SÜSLÜMANLAR diye yeni bir nesil türedi.Bu süslümanlar Louis Vuitton çantayı 52.500 Dolara, Hermes Graphite’den Timsah Derisi Çantayı ise 85.000 Dolara alabilecek güce ulaşmışlardı.
Yağan yağmur bunların üzerine DOLAR ve SİYASİ GÜÇ olarak yağarken toplum ise gittikçe yoksullaşıyordu. İşsizlik tarihte görülmediği kadar artarken Devlet talan ediliyor ve tarihte görmediği kadar borçlanıyordu. Tıpkı müflis bir tüccar gibi. El açarak borç istediği ülkeler, batan tüccara borç vermez oldular. Ekonomiyle birlikte, hukuk, demokrasi, insan hakları da çöküyordu.
_____
ERDOĞAN’IN GÖZDESİ ALBAYRAK’lar;
Albayrak Holding 1952’de kurulmuş olup Erdoğan’ın İBB başkanı olmasıyla ihalelerde öne çıkarak belediyenin nerede ise tüm ihalelerini alarak zenginleşmiş ve önlenemez büyümesi başlamıştır. Senelik gelirlerinin yaklaşık 1 MİLYAR dolar olduğu wikipedi’de yazılıdır.
Ahmet Albayrak ve kardeşleri Bayram, Nuri, Kazım, Mustafa ve Muzaffer Albayrak’ın ortak girişimleridir. Grup, inşaat, müteahhitlik, medya, traktör ve motor üretimi, liman işletmeciliği, kâğıt fabrikası, tekstil, temizlik ve sosyal hizmetler alanında faaliyet göstermektedir.Albayrak Medya Grubu, Yeni Şafak gazetesi ve TVNET televizyonunun sahibi olup, AKP’nin sesi olan SABAH Gazetesini de yönetmektedir.
Bilinmeyen bir konuyu da açıklamak isterim;
Atatürk düşmanı olan sözde tarihçi Mustafa Armağan adında bir yobaz var. Albayrak’ların çıkardığı ve Cumhuriyet tarihini saptırmaya yönelik yayımlar yapan DERİN TARİH isimli derginin yayım yönetmenidir. Görülen odur ki Albayrak’lar medyada Cumhuriyet tarihini saptırmaya yönelik çalışmaların da finansörüdür.
Derin Tarih, Albayrak Grubu tarafından ilk sayısı 2012 yılının Nisan ayında yayımlanmış aylık bir tarih dergisidir.
Sloganı “Derin Tarih’le tüm bildikleriniz tarih olacak!”tır. Derginin tirajı yaklaşık 20.000’dir.Derginin tanıtım toplantısı TBMM Millî Saraylar Saray Koleksiyonları Sergi Salonu’nda yapılmış, toplantıya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da katılmıştır. İlk sayısından itibaren yayın yönetmenliğini gazeteci ve yazar Mustafa Armağan üstlenmiştir.Yazar kadrosu arasında; Mustafa Armağan, Semavi Eyice, İsmail Kara, Mümtaz’er Türköne, Mahmut Erol Kılıç, Norman Stone ve Mehmet Çelik gibi yazarlar yer almaktadır.
tr.wikipedia.org/wiki/Derin_Tarih
_____
Bütün ihaleler Albayraklar’a
Sanayi Bakanlığı müfettişleri de, Albayraklar’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait beş şirketten aldığı ihalelerde yolsuzluk tespit etti
İstanbul DGM Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada görev alan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı müfettişleri de, Albayrak Şirketler Grubu’nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Halk Ekmek AŞ, İGDAŞ, İSTAÇ, İSBAK ve İSFALT’tan aldığı ihalelerde yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığını ortaya çıkardı. İçişleri Bakanlığı’nın ardından Sanayi Bakanlığı’nın görevlendirdiği Başmüfettiş Doğan Atamer’in başkanlığındaki heyetin hazırladığı raporda, söz konusu beş şirketle ilgili şu tespitlere yer verildi:
_____
. İstanbul Halk Ekmek (Un ve Unlu Maddeler Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ): Edirnekapı merkez fabrikanın ekmek dağıtımını kapsayan işe ilişkin 16. 11. 2000 tarihli sözleşme, ihale sonucu Albayrak A.Ş ile imzalanmıştır. Ancak 24. 05. 2000 tarihli ek bir sözleşmeyle gerçekte şirketin tüm dağıtım ve pazarlama işleri, açık ve şeffaf olmayan bir şekilde ve rekabetçi ortam yaratılmadan Albayrak A.Ş’ne devredilmiştir.
_____
. İGDAŞ – İstanbul Gaz Dağıtım Sanayi ve Ticaret AŞ: 2000 – 2001 yıllarında şirketin kiralık araç ihtiyacını temin maksadıyla açılan sürücüsüz binek araçları ihalesinde çok sayıda lüks binek aracı, ihaleyi kazanan Albayrak A.Ş’den kiralanarak, kamu kaynağı olan şirket sermayesi yerinde kullanılmamış, tasarrufa riayet edilmemiştir.
_____
. İSBAK – İstanbul Belediyeler Bakım Sanayi ve Ticaret AŞ: Kiralık araçlar ana sözleşmesinde belirtilen şirket maksadına aykırı olarak temin yoluna gitmiştir. Kiralık araç temini, idari ve teknik şartname ile tahmini bedel tespiti yapılmadan, İSBAK yetkililerinin belirlediği üç firmadan fiyat teklifi dilekçeleri dışında hiçbir belge ve doküman istenmeden oluşturulan bir ortamda, en ucuz fiyat teklifini veren Albayrak A.Ş’den yapılmıştır.
_____
. İSFALT (İstanbul Asfalt Fabrika Sanayi ve Ticaret A.Ş): Şirketin 2000’de personel taşıma ve kiralık araç hizmetlerini karşılamak üzere belirlediği şartnameler çerçevesinde açtığı ihalelerde katılımcı firmaların dosyalarında şartname gereği firmalardan alınması gereken belgelerin bulunmadığı görülmüş, bu çerçevede firmaların dilekçeleri değerlendirilerek mezkur işin Albayrak AŞ’nin taahhüdünde yürütülmesi kararlaştırılmıştır.
_____
Uzman şirketler davet edilmedi Maliye müfettişlerinin İSTAÇ (İstanbul Çevre Koruma ve Atık Maddeleri Değerlendirme A.Ş) için raporları şöyle: Şirket 1997’de İBB’ye ait 6 katı atık tesisinin işletilmesini üstlenmiş ve açtığı ihaleyi kazanan Albayrak A.Ş’ye teslim etmiştir. 31. 12. 1999 tarihinde sona eren iş süresi ilkin 3 ay, bilahere 21. 07. 2000 tarihine kadar uzatılmıştır. 18. 07. 2000 tarihinde aynı iş için açılan ihalede de Albayrak A.Ş’ye yaptırılması kararlaştırılmıştır.
İhaleye davet olunan 6 firmadan dördünün inşaat şirketi olduğu, diğer iki firmanın iştigal konularının ihale konularını kapsadığı, bunlardan ihaleyi alan Albayrak A.Ş dışındaki Şafak Temizlik Ltd. Şti’nin yetkili müdürünün Albayrak yöneticileri ile aynı nüfusa kayıtlı Saffet Albayrak olduğu, dolayısıyla ihalelerde iştigal konuları ihale konusunu kapsayan tecrübeli ve taahhütlerini finans ve organizasyon açısından yerine getiren kapasiteleri yüksek şirketlerin araştırılarak ihaleye katılımlarının sağlanmadığı müşahade edilmiştir.[*]
_____
Albayraklar olayı
TÜRKİYE’de Albayraklar isimli bir şirketler grubu var. Bunlar Recep Tayyip ve AKP’ye en yakın olan kimseler. Trilyonlarla, katrilyonlarla oynuyorlar. Gerek Recep Tayyip ve gerekse şimdiki Başkan Müfit Gürtuna döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden çok büyük işler ve çok büyük ihaleler aldılar. Yıldızları onların sayesinde parladı.
Ama onlar da ”vefalı” insanlar! İslamcı bir gazete çıkarıyorlar. Bu gazete Recep Tayyip ve ekibine en büyük desteği verdi. AKP iktidarını övmekle bitiremiyor. Yani çark çok iyi çalışıyor. Tayyip onlara ihale veriyor, onlar gazeteleriyle Tayyip’e destek veriyor. ”İslamcı” olmakla ”tüccar” olmak böyle bağdaşıyor!
Emme basma tulumba sistemi!
Albayraklar’ın birader patronları hakkında başlatılmış soruşturmalar, ihaleye fesat karıştırma gibi iddialarla açılmış davalar ve yedikleri cezalar var. Ama Albayraklar durmuyor, hele AKP döneminde işleri çok iyi gidiyor!
Doğrusu AKP iktidarı da onlara karşı ”vefalı” çıktı. Geçenlerde gargaraya getirip CHP’yi de uyutarak çıkardıkları 2 maddelik bir yasa ile onların 100 trilyon lira dolaylarında vergi kaçağını affediverdi.
Neyse ki işin üzerine gittik, Cumhurbaşkanı bu yasayı veto etti. Aynı yasayı bir kez daha çıkarmaları biraz zor. Altından kalkamazlar.
_____
Efendim şimdi gelelim bir başka konuya. Mart ayı sonlarında bir özelleştirme ihalesi yapılıyor. SEKA Balıkesir káğıt fabrikası özelleşecek. Ne hikmetse ihaleye sadece bu Albayraklar giriyor. Tek tabanca!.. Ve nedense, başka hiçbir firma ihaleye teklif vermiyor!
Bu fabrika Balıkesir’in yanıbaşında. 40 bin metrekare kapalı alana sahip. Burada milyonlarca dolarlık araç gereç, makine teçhizat var. Şakır şakır káğıt üretiyor. Fabrika ayrıca 1 milyon 795 bin metrekare açık alana sahip. Albayraklar tek tabanca girdikleri ihalede ne kadarlık teklif veriyorlar biliyor musunuz?.. Şimdi sıkı durun:
Sadece 1 milyon 100 bin dolar! İnsaf, insaf! Büyük kentlerde lüks bir daire fiyatı. Daha doğrusu, ölmüş eşek fiyatı. Uzmanlar bu fabrikanın en alt düzeyde hesaplanan bedelinin 100 milyon dolar olduğunu söylüyor.
_____
Hangi iktidarın kamu malını böyle peşkeş çekmeye hakkı olabilir? Bu nasıl iştir?
Şimdi bu göstermelik ihalenin sonucunu izleyeceğiz. Bakalım SEKA Balıkesir káğıt fabrikası bu fiyata, ya da pazarlıkla birkaç bin dolar daha ekleterek Albayraklar’a verilecek mi, verilmeyecek mi?
CHP bu işlerin üzerine gitsin. Recep Tayyip döneminde Albayraklar’a belediyenin kaç trilyonluk ihale verdiğini ortaya çıkarsın, şu karmaşık ilişkiler yumağını çözsün. Böyle özelleştirme olur mu? Özelleştirme, kamu malını yandaşlara peşkeş çekmek mi?
Ayıptır yahu!
_____
EL TAYYİP KİTABI
Mehmet Bölük’ün yeni bir kitabı çıktı: ”El Tayyip”. (Toplumsal Dönüşüm Yayınları).
Lütfen okuyun, Recep Tayyip’i daha iyi tanıyın. Onun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yaptıklarını ve söylediği sözleri bir kez daha görün. Ve şimdi Türkiye’yi ”Başbakan” kimliği ile kimin yönettiğini anlayın.
Çünkü bir insanın gerçek kimliği ve kişiliği, geçmişidir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yolsuzluklar, belediye parasının hangi amaçla kimlere peşkeş çekildiği, yandaş şirketler, İGDAŞ ve AKBİL dosyaları, köktendinci örgütlenmeler, tarikatler, şimdi tek tek devletin en önemli görevlerine taşınan belediye kadroları, vakıflar, kıyak ağaç işleri, Albayraklar, İstanbul’un ilk imam başkanı.[**]
Tekmili 36 kısım birden! Bu kitabı mutlaka okuyun.
_____
[*] Milliyet / TOLGA ŞARDAN haberi / 29.10.2001 www.milliyet.com.tr/gundem/butun-ihaleler-albayraklar-a-5272171
[**] Hürriyet / Emin Çölaşan köşe yazısı / 3 Nisan 2003 www.hurriyet.com.tr/albayraklar-olayi-139874
_____