Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

NURAY BAŞARAN: ÇUKURAMBAR BORSASI-3


Bugün Pazar. Hem biraz soft olsun,
hem de Ankara dışında olan okuyucularımızdan gelen ‘Çukurambar’ merakı için, 
‘ Çukurambar Borsası ‘adını verdiğimiz mekanları yazmak istedim.

Borsa ve yeni ‘Susurluk ‘ benzerliklerini
yazmaya elbette yarın devam edeceğim. Şimdi soft bir mola diyorum.


Çukurambar,  Ankara’da son 15 yılda
kurulmuş bir semt.


Ama sadece bir semt değil.


Yakın zamana kadar çamur deryası içinde bir
gecekondu semti olan Çukurambar, son birkaç yıldır ülkeyi yöneten
siyasetçilerle bürokratların yerleştiği mekan haline geldi.

Ve “Arınç’a suikast takibi” hadisesiyle de adını tarihe yazdırdı.


Star gazetesi ile Kanal 24’ün kurulduğu bu
bölgede,  gecekondular yıkılıp yerlerine 10’ar katlı bloklar kuruldu.


Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih
Gökçek burada  lüks bir semt yarattı. Ve yeni kurulan evler, yeni dönemin
siyaset elitini misafir etti. 

Bugün eski buğday tarlalarının yerinde 50 bine yakın insan,  tahminen de
250 civarında da eski-yeni milletvekili oturuyor.


Kim bilebilirdi ki, bu özel ve lüks salonların
bulunduğu bölgedeki mekanlar devletin ‘sır’larının konuşulduğu, ihalelerinin
pazarlandığı mekanlar haline gelebileceğini…


Rivayete göre de,  buradaki kafeler
dinleniyor. Takip ediliyor. Hatta son zamanlarda iddia o ki; Tayyip Erdoğan da
buraları ve buralarda zaman geçiren partilileri takip etttiriyor.


Ama sadece iş takipçileri değil bu bölgenin
sakinleri… Her seçim dönemi seçilecekler ve seçecekler de buradaki en özel VIP
odalarında  bir araya geliyor. Sizin anlayacağınız ‘milletvekili borsası’
da burada kuruluyor. Yani parası olanın düdüğünü  ÇALDIĞI yer de burası.


Her dönemin siyaseti kendi semtini kuruyor.
Ecevit’in Or-an’ı vardı,  Erbakan’ın Balgat’ı, Demirel’in Güniz
Sokak’ı, ANAP’lıların otel lobileri… Şimdi yaşasın Çukurambar!


Ama  kim derdi ki, bir gün bu semtin
adındaki  ‘çukur’un  ihale ve yolsuzluklardan kazanılan kirli para ve
kazancın da ‘ambar’ı olacağını…


Kim bilebilirdi ki,  vatandaşın vergisi
ile oluşan ve hizmet için kullanılması gereken ‘bütçe’ ve ‘ödenek’lerin dilden
dile dolaşacak ‘yüzde’ oranları  ile buralarda birilerine peşkeş
çekileceğini…


Evet sevgili okurlar,  daha çok
anlatılacak konu var. Bugün hafta sonu olması nedeniyle daha soft yazmaya
çalıştım. Haftaya en can alıcı ve bilinmeyen gerçekleri yazmak üzere şimdilik
hoşça kalın.


Kaynak: ÇUKURAMBAR
BORSASI-3 – Nuray Başaran


Kaynak: NURAY BAŞARAN: ÇUKURAMBAR BORSASI-3


Nuray Başaran yazdı – ÇUKURAMBAR
BORSASI: MİLLETVEKİLLERİ VE DANIŞMANLAR


AK Parti Sakarya Milletvekili Kenan
Sofuoğlu’nun ‘Emir erlerim’ paylaşımına gelen eleştirilerin ardından ,
danışmanı Semih Bostanoğlu’nun yaptığı, “Diğer milletvekilleri danışmanların
maaşlarından pay alırken Kenan abim giydiğimiz kıyafetimize kadar her şeyimizle
kendisi ilgileniyor” açıklaması,  aslında bugüne kadar kapalı kapılar
ardında ‘sessizce’ konuşulan yeni bir borsayı su yüzüne çıkarmış oldu.

Bostanoğlu, daha sonra yaptığı paylaşımı silip
ilgili bölümü çıkararak yeniden paylaşırken, TBMM’de danışmanlar ile vekiller
arasındaki danışman borsası konusunda cin şişeden çıkmış oldu.


Aslında bu konunun borsası ya da en büyük
pazarı,  milletvekili seçimlerinden sonra oluyor. Geçtiğimiz iki dönemdir
TBMM Kütüphanesine konuşlanan kişiler,  danışmanlar ile yeni vekiller
arasında ‘köprü’ oluyor. Ve bu ‘köprülük görevi’nin ciddi bir bedeli var. Rakamlar
en az 50 bin liradan başlıyor. Zira bu parayı veren danışmanlar,  hemen
ayarlanan vekillere ‘tecrübeli’ ibaresiyle danışman oluyorlar.


Rakam uçuk gelebilir ama danışmanlık kadrosunu
alanlar,  TBMM’nin diğer devlet dairelerinde olmayan bir çok haklarından
faydalanıyor. Zaten bu nedenle, ‘TBMM’de ‘danışman’ olmanın bir bedeli var!


Her milletvekili 4 danışman alabiliyor. Bazı
milletvekilleri danışmanlarıyla işe almadan önce ‘Şu kadarını bana vereceksin’
diye anlaşıyor. Danışmanının maaş kartını alıp, kendi payını ayırdıktan sonra
elden ödeme yapan da var. Bazı milletvekillerinin de üç danışman gösterip bir
tane çalıştırdığını; diğer ikisinin yerine de tanıdık birilerini gösterip maaş
kartlarını cebinde tuttuğu biliniyor. Hatta danışmanından aldığı aylık kesinti
ile ‘çocuğumu okutuyorum’ gerekçesi oluşturan vekiller var.


Sözleşmelerinde ‘yasama faaliyetlerinde
danışmanlık hizmeti verir’ dense de , TBMM’deki milletvekili danışmanlarının
bir iş tanımı yok. Meclis’teki işleri de yapıyor danışmanlar; market alışverişi
de, çocuk bakıcılığı da… Su parasını yatıran bile var, aklınıza ne gelirse…


Ve bütün bunların üzerine vekil- canı istediği
anda -danışmanı kovabiliyor. 200 tane danışman değiştiren milletvekili var, her
an değiştirebilir ve  yeni bir danışman gelebilir. Buna kimsenin itiraz
etme şansı yok. Bu durumda da vekilin belirlediği her şart,  danışmanlar
tarafından el mahkum kabul ediliyor.


Ey uzun ve yalnız adam, görünen o ki burada da
yalnız durumdasınız. Ama mühür  sizde. Kesin raconu. Kesin ki bu milletin
vebali,  devletin vekillerinin üzerinde kalmasın. Allah katında bu
milletin hakkı göz göre göre talan edilmektedir. Ve Allah tek kul hakkını
affetmemektedir. Ve, ‘Karşıma kul hakkı ile gelmeyin’ demektedir. 
Yarından itibaren tek tek kurum ve bakanlıkların borsalarını yazmaya devam
edeceğim.


Kaynak: ÇUKURAMBAR BORSASI: MİLLETVEKİLLERİ VE DANIŞMANLAR – Nuray
Başaran


Kaynak: Nuray Başaran yazdı – ÇUKURAMBAR BORSASI: MİLLETVEKİLLERİ VE
DANIŞMANLAR


Nuray Başaran yazdı: ÇUKURAMBAR
BORSASI: BÜROKRATLAR VE KONKORDATO


BÜROKRAT; bir devlet kurumunda
çalışan üst düzey yöneticidir. Siyasetçilerden farklı olarak seçim yoluyla
değil, atama yoluyla göreve gelir.

Ama son yıllarda atama şekilleri ya da
‘Çukurambar Borsası’ndaki şekil ve işlevlerine göre,  buradaki kriterler
de değişime ve dönüşüme uğramış durumda.


 Ana sorun bürokratın seçiminde;
 liyakatın değil de, işe yarama, bizden olma, eş dost- akraba işi, biat
…gibi özelliklere  göre seçimin yapılıyor olmasında. 

Bu durumda, atama sebepleri ve şekilleri de elbette farklılık gösteriyor. Durum
böyle olunca da ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor.


Eskiden en alt kademede memur olarak işe
başlayan, zaman içerisindeki tecrübe ve eğitimine göre en üst makama kadar
gelebilen bürokratlar,  bugün ‘tepeden inme’ metodlar ile göreve
gelebiliyor. ‘Açıktan atama’  ya da ‘istisnai kadro’ adı altında delinen
mevcut sistem,  bürokrasideki bürokrat profilini de değiştiriyor haliyle…


Bugün mevcut bürokrasidekiler, – kariyer
kıstasları olmadığı için- kendilerine kariyer konusunda yardımı olabilecek
herkesin kapısını çalarak bunu elde edebiliyor. Bu da hem yine aracıları ve
borsayı gündeme getiriyor. Hem de bürokratların siyasi tarafta da epey
 yol  katetmesini gerektiriyor. Durum böyle olunca da haliyle,
 hem maddi hem de siyasi tavizleri beraberinde getiren bir borsa ile bizi
karşı karşıya bırakıyor.

Bir grup bürokrat bu şartlarda çözümü,  ellerindeki imkanları
eşine-dostuna ya da aynı siyasi görüşte olduklarına yönlendirme yaparak,
 makamlarını korumayı tercih ederek durumlarına çözüm buluyor. Ya da bu
imkanı kendisine sağlayan gruplar o bürokratların kariyerlerini de düzenler
hale geliyor.


Bir de bunun özel sektör ayağı var. Bu tarafta
iki yöntem var. 


Birinci yöntemde; özel sektör kendisi için
kritik olan başkanlık ya da dairelerdeki kritik bürokratlar ile ya sonradan
ilişkiye geçip memnun ediyor. Ya da- eğer siyasi güce sahipse- o makamlara
kendi tanıdığı ve istediği bürokratları atatarak işlerini yürütüyor. Tabii
bunun ‘borsa’sını siz hayal edin! 


Tüm bu gerçekler çerçevesinde son günlerin en
önemli borsası ise KONKORDATO uygulamaları çerçevesinde gelişiyor.


Son aylarda ekonomi gündeminin en çok
konuşulan konularından biri olan konkordato sayısı Ticaret sicili verilerine
göre , 2018 yılında toplam 1549 şirket-kişi’ye konkordato talebi üzerine mühlet
verildi.

Konkordato talep edip geçici mühlet alan şirketlerin türüne bakacak olursak
2018’de 696 limited şirket,468 şahıs şirketi ya da ortağı, 332 anonim şirket,
51 gerçek kişi ticari işletmesi, 1 tane kollektif şirket, 1 tane de kooperatif
olduğu görülüyor.


Konkordato talebi mahkemelerce kabul edilen
şirketlerin merkezlerine bakıldığında ise İstanbul 477, Ankara 167, İzmir 115
ile ilk üç sırayı alırken, Denizli 49, Gebze 46, Mersin 44, Antalya 35, Bursa
34, Konya ve Gaziantep 31’er şirketle konkordato ilan edilen şirketlere sahip
oldular. Geriye kalan diğer merkezlerden ise toplam 520 şirket listede yer
aldı.


Peki bu firmalar ne elde ediyor?

Konkordato, şirketlerin borçlarının yeniden yapılandırılması için başvurdukları
hukuki bir yöntem.

Mali durumu bozulmuş olan borçlunun, borçlarını belli bir oranda ve vadede
ödemesine ilişkin alacaklıları ile yaptığı ve mahkemece onaylanan bir anlaşma
niteliği taşıyor.


Eskiden şirketler için ‘ayıp’ görülen bu
yöntem,  bugün ‘ayrıcalık’ halini almış durumda. 

Elbette söz konusu ‘ayrıcalık’ olunca,  bunun da bir ‘bedeli’
kendiliğinden oluşuyor. Çukurambar Borsası’ndaki avukatlar gurubu ve
 bürokrasi işbirliği ile 150 bin TL’yi gözden çıkarmak,  konkordota
nefesi için yeterli oluyor. 


Elbette büyük borçları olan firmaların
konkordota ile elde edecekleri bu imkan karşısında 150 bin TL’yi vermemek
‘enayilik’ anlamına bile gelebiliyor. Nitekim son zamanlarda bu ilanlar daha
sıkı tutuluyor. Ama ne yazık ki,  bu borsa son zamanların en verimli
borsası. 


Yarın, Eryaman’da kurulan Çukurambar Borsası
hukuk şubesi ofisinden, İstanbul Ulus’ta Çukurambar’dan beslenenlerin nasıl
daire satın aldıklarının hikayelerini yazacağım. 


Kaynak: ÇUKURAMBAR BORSASI: BÜROKRATLAR VE KONKORDOTA – Nuray Başaran


Kaynak: Nuray Başaran yazdı: ÇUKURAMBAR BORSASI: BÜROKRATLAR VE
KONKORDATO


NURAY BAŞARAN – ÇUKURAMBAR BORSASI
(5): CEMAATLER


Çukurambar Borsası dizimizin bir
önceki bölümünde , Çukurambar’da yaratılan FETÖ Borsası’nı  yazmıştım. Tam
da bu noktada hazır savaşılan bir cemaati konu almışken (yani cemaatler ve
tarikatlara değinmişken),  buradaki ‘kadrolu’ iş takipçileri ve ihalecilerin,
 son zamanlarda bazı cemaat ve tarikatların adını kullanarak
oluşturdukları borsaya değinmemek olmaz.

Aslında burada yazacaklarım biraz trajikomik.
Ama gerçek.


Bu borsanın bazı sakinleri,  gerçekten
kendince ‘geçerliliği’ne inandıkları  cemaat liderlerine gidip, seramonilerini
yerine getirip, gerçekten tövbe ettiğine inanıyor.


Sonra da gelip ‘Çukurambar Borsası’nda aynı
işine ‘İslami kılıf giydirilmiş’ haliyle devam ediyor. Ve çoğu zaman da
konuşmalarına, ‘bak kardeşim biz şu inançtayız. Tefeci değiliz, kazandığımız
kumara gitmiyor. Kötü alışkanlığımız yok. Çocuk okutuyoruz, şu hayırları
yapıyoruz. Alacağımız parayı bunlara harcıyoruz. Bu işin sonunda;  siz
de,  ben de hem iş yapacağız hem de hayır-dua alacağız’  diye devam
ediyor.


Üstelik de bu bağlantı ile  , kendince o
cemaat ya da saygı gördüğünü düşündüğü o cemaat liderinin zırhına da bürünüyor.
Hatta kazancının bir kısmını (tabii FETÖ’de olduğu gibi belirli bir yüzdesi
olmasa da ) belirli oranda o tarikata ve cemaate ‘hayır-hasenat ‘ için de
gerçekten veriyor. Böylece kendisinin iç dünyasını da rahatlatıyor. Cemaat ve
tarikatı kendince arkasına da alıyor. Herhangi bir durumda o cemaat,
‘bağışçı’larına  sahip bile çıkabiliyor.


Artı,  mevcut hükümeti ‘dini’ tarafından
yakalayıp,  hükümeti kendine taraftar ediyor. (İstismarın daniskası yani.
)


Ama çok görmemek lazım. Çünkü siyasetin
kurumları ve bürokrasisi,  bir çok ihale kazanan iş adamına, ‘ihaleyi
aldınız ama yanına cami,  yetmez bir de okul, onun yanına o da yetmedi bir
de Kuran Kursu açın’  şeklindeki tekliflerini Ankara’da ve iş dünyasında
bilmeyen yok.


Mesela sağlık cihazı getiren bir gurup , yurt
dışında cihazı getiren ve kendisine ortak olan gruba, bir tane kendilerine
hediye etmelerini, çünkü cemaatteki liderin bu konuda hastalığının olduğunu,
cihazın bir tanesinin ona hediye edilmesi durumunda,  tüm hastanelere bu
cihazın satışının kolay olabileceğini söyleyebiliyor. Bu yetmiyor, aralarındaki
diğer alış veriş paylaşımındaki anlaşmazlıkta arkasında olan cemaat ile
ortağını korkutabiliyor. Ya da karşı tarafa bununla nasıl bir sevap ve dua
alacağını da söylemeyi unutmuyor. İnanılır gibi değil ama bunların kayıtları ve
canlı şahitleri devlet kayıtlarında mevcut. Bu sadece bir örnek.


Öte yandan,  bazı bakanlıklardaki bu
cemaat ve tarikatların desteği ile koltuklarında oturan, bakan, milletvekili ve
bürokratlar da ,  bu cemaat vasıtasıyla gelen taleplerde,  haliyle
‘hassasiyet’ (!) sahibi oluyorlar.


Bunların bir başka versiyonu ise,  bu
cemaatlerin önde gelenleri ile iş bağlayanlar. Bunlar henüz gidip o cemaate bağlanıp
‘tövbe ‘edip üye olmasa da , o cemaatlerin önde gelenleri tarafından ‘kabul’
görebiliyor. Ve ‘Çukurambar Borsası’nda güçlü cemaatler ve cemiyetler ile
bağlantısı olup ün yapanlar olarak geçiyor.


Düşünebiliyor musunuz,  hangi kurumda
hangi cemaat ve cemiyet etkinse burada iş yapmak isteyenlerin yolu ister
istemez buralardan geçiyor.


Nitekim daha yakın geçmişte,  Turkcell’den
FETÖ’ye çekilmiş  ‘paralel’ hattı
bilmeyen yok. Devlet
kayıtlarına ‘paralel
hat’
olarak geçen bu hatta ek olarak,  zaman zaman bazı ‘Vakıflar’a
şirketlerden yapılan bağışlar da cabası…. Bunlar da devletin kayıtlarında var.
Acı ama gerçek.


Düşünebiliyor musunuz son yıllarda büyük özel
şirketlerin Ankara ofislerinde artık ‘KAMU PERSONELİ’ adı altında istihdam edilen
insanlar var.


 Bunlar ne mi yapıyor?


Kamudaki kişiler ya da onlara ulaşabilecek
kişilerle ilişki yönetiyor.  İşleri bu! 


Bunlar çoğu zaman, kamuda üst düzey
yöneticilerinin yakınlarından ya da onların önerdiği kişilerden seçiliyor. Her
şeyden önemlisi bu insanlar , ‘Çukurambar Borsası’nı ve bu kültürü iyi
biliyorlar. Çünkü neredeyse görev tanımları böyle….Hangi bürokrata kimin
tarafından yaklaşılacağına, akrabalarının kim olduğuna, hangi STK’ya bağlı ya
da yakın olduğunu bilmek en önemli görev tanımları arasında. Hatta adeta
hayatlarının parçası. Çok görmemek lazım,  bu onların işlerini muhafaza
edebilme ve kazanç kapısı… Ve iş yerindeki başarısı!,


Bu arada ‘Çukurambar Borsası’nın aktörlerinin
kendilerine göre ‘lakap’ları da var:


Hacı, Hafız, Amca, Abi, İmam, danışman…. genellikle
başkan!


Evet değerli okurlar. Ne kadar içim yansa da,
yakın dostlarım, ‘Yazma başın derde girer’ dese de, korkmayacağım, yılmayacağım
ve yazacağım.  İçim yana yana yazmaya devam edeceğim.


Uzun ve ‘Yalnız’ adam, Ey Recep Tayyip
Erdoğan, ‘Çukurambar Borsası’nın simsar ve broker müsveddelerine kesin
‘raconu’!… Bitirin bu borsayı!


Yarın belediyelerle ve atanan danışman ve
onların atadığı danışmanlarla, ertesi gün Çukurambar’da medyanın kokuşmuşluğu
ile yazı dizimize son vereceğiz.


Kaynak: ÇUKUAMBAR BORSASI (5): CEMAATLER – Nuray Başaran


Kaynak: NURAY BAŞARAN – ÇUKURAMBAR BORSASI (5): CEMAATLER


NURAY BAŞARAN YAZDI; ÇUKURAMBAR
BORSASI(6): BELEDİYELER, DANIŞMANLAR


Hızlı treninin son Marşandiz Kazası
ile başladığımız yazı dizisinden sonra, ihbar ve belge yağıyor.

Canı yananlar, haksızlığa uğrayanlar,
konuşamayanlar, korkanlar, susanlar….Kısaca her kesimden arayan var.


İçlerinde çok etkilendiklerim var.


Birisi var ki; devletin çok önemli
makamlarında, çok önemli görev yapmış bir devlet adamı. Bunu yazmadan
geçemeyeceğim.  


Arayıp şöyle dedi:


‘Ben konuşursam ya da yazarsam beni hapse
atarlar. Sen iyi yazıyorsun. Hukuk çerçevesinden de çıkmıyorsun. ‘Korkmuyorum
ve yazacağım ‘diyorsun. Günlerdir de,  yazılarını takip ediyorum. Geri
adım atmadın. Eğmeden- bükmeden , taraf olmadan, kitabın ortasından yazıyorsun.
Bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak,  seni arama sorumluluğum var diye
düşündüm. Ve seni en azından aramak ve yanında olduğumu söylemek istedim.


Maalesef böyle bir  borsa (Çukurambar
Borsası) var ve bundan da herkes haberdar. Ama kimse bir şey yapamıyor.
Söyleyemiyor, konuşamıyor. Savcılar,  inşallah 9 kişinin öldüğü son tren
kazası üzerinden bu borsaya girerler.


Yazılarının cemaatler ve tarikatlar 
kısmına gelince; bir terör örgütünün oluşabilmesi için biz üç şeye bakarız:
Para-sermaye-, kadro ve ideoloji.


FETÖ Terör örgütünde bunların tümü yıllar
içinde gözümüzün önünde olmuştur. İzmir’de kurulan Akyazılı Vakfı, sonrasındaki
şirketler ve sermaye oluşmuş, okullar ile kadrolar, Sızıntı Dergisi ve
medyasıyla da ideoloji.


Ama bu koşullarda bir terör örgütü ile
mücadele edilmesi gereken mücadeleyi ben şu anda göremiyorum. Bunu da yıllarca
bu örgütler ile mücadele eden biri olarak ne yazık ki görüyorum ve söylüyorum.’


Bu tespitler çok önemliydi ve yazmasam
olmazdı. Diğerlerini yazdığım gibi yazmak istedim. Çünkü bu seride
yazdıklarımdan hareketle tedbir alınmazsa , bu olanlar bir iktidarı
 ‘çürümeye’ götürür. Ama tedbir alınır , budanır  ya da kesilirse
-ağaç misali –  yapı canlanır ve yeni filizler verir. Oysa 
çürümüşlüğe ve çürüyen ağaca yapılacak hiçbir şey yoktur. Ve ölmüştür. Metal
yorgunluğu çürümüşlüğün yanında hiç kalır.


Bugünkü yazımı da bu nedenle yazıyorum. Yerel
seçimlerden sonra gelecek olan belediye başkanlarına uyarımdır. Genel
seçimlerden sonra da getirecekleri ve gelecek danışmanlar için uyarımdır.


Biliyor musunuz, Türkiye siyasetinin bugün en
kötü kaderini danışmanlar ve danışanlar yaşamaktadır.


Birincisi herkesin ‘danışman’ı vardır
 ama hiç kimse bu ülkede o danışmanlara danışmamaktadır.


Mevcut yapıda danışmanlar,  kendilerine
ücret ya da iş veren kişilere ‘kral çıplak’ demek yerine,  ‘en büyük
sizsiniz’ diyerek borcunu ödemektedir. Bu da danışanlara bir şey katmadığı için
,ortada danışılacak bir durum da danışacak kimse de bırakmamaktadır.


 (Danışman= Arandığı zaman bulunmayan, bulunduğu
zaman sorulmayan. Kısacası ne iş yaptığı bilinmeyen bir tanım halini çoktan
almış durumdadır.)


Elbette istisnalar kaideyi bozmaz ama böylece
‘danışman’ kadroları  da çoktan ‘çöp ‘olmuştur.


Danışacaklar da zaman içerisinde,  bu
‘kadrolar’daki çalışanlarına , ‘ angarya işleri’ ni yapan ve bürokraside-
seçmen ya da yakınlarının, partililerinin işlerini-  kendi adına takip
görevi vermeye başlayarak, danışmanların statülerini  kendiliğinden
değiştirmişlerdir.  


Hal böyle olunca ; danışmanlar da  kendi
alanlarında, kendiliğinden doğal iş takipçisi oluvermişlerdir…


Tayinden, hasta takibine, haksızlığa uğrayan
iş adamı ya da önemli insanların haklarını her alanda korumaya kadar… her türlü
konu ile ilgilenir duruma gelmişlerdir. Danışmanı oldukları kişinin gücünü de
en acımasız şekilde kullandıklarından,  bir süre sonra bir çoğu , o gücü
artık kendilerinin kabul etmişlerdir . Zaman içinde de elbette bu güç kendileri
için gerekli olduğunda da kullanılır hale gelmiştir. Böylece onların da yolu
çoktan ‘Çukurambar Borsası’na düşmüştür.


Bu anlattıklarım olayların en masum halleri…


Sadece danışmanlar olsa iyi. Danışmanların da
danışmanları var.


Nasıl mı?


Hem de Külliye’de!… Baş danışmanların da artık
kendilerine atadıkları danışmanları var .


Şaşırdınız değil mi?  Ben bunu ilk
duyduğumda , ‘Danışmanın danışmanı! Bu da ne demek oluyor? ‘diye sormadan
edemedim.


Sonra biraz araştırdığımda ne göreyim? Her baş
danışman,  1 şöför bir sekreterin yanı sıra , 2 de danışman atayabiliyor
kendisine. Ve bu baş danışmanlar arasında ,kardeşlerini , yeğenlerini bile
kendilerine danışman olarak atayanlar var.


Oysa kanunda , ‘1. derece akrabalar danışman
olamaz’ diyor. Ama bugün bunu doğrudan yapan cesur baş danışmanlar olduğu gibi,
‘ 1. derece akrabalar’ını birbirlerine danışman yapanlar da var.  Ve
kimsenin ‘ruhu duymadan’….İşte böyle danışman,  danışmanına
danışıveriyor!!!. Aynı TBMM’de vekillerin birbirine yaptıkları gibi…..Hangi
birini yazsam bilemedim!


Tabii böyle bir atama zincirinde, ‘ kim kimin
danışmanı, kim kimin işini takip ediyor?’ çözmek ve işin içinden çıkmak da zor
oluyor…Yapılan usulsüzlük ve yolsuzluklar da cabası…


İşte birkaç örnek:


Hukuktan sorumlu danışmanlar,  yargıda
‘boy’ gösteriyor. Bazı  milletvekillerinin söylediği gibi artık onlar
yargı  borsasında.


Teknoloji  (bilgi işlem) danışmanları,
yazılım ve sertifikasyonda ‘boy’ gösteriyor. Anladınız siz onu!


Sağlık alanındaki danışmanlar , medikal
malzeleri DMO’ya kaydettirip,  herhangi bir ihalenin şartnamesinde
olabiliyorlar. Sadece sağlık alanında medikal malzeme ile de sınırlı
değil.  Eğitim ve ulaştırmada, aklınıza gelebilecek tüm bakanlık ve
çalışma alanında boy gösteriyorlar. Ver komisyonu, ver bağışı, yap kuran
kursunu ve  işini gör. BENİM VATANDAŞIM ARTIK İŞİNİ BİLİYOR! Nitekim
‘memuru’ zaten biliyor. Şimdi bu borsa, yeni bir  SUSURLUK değil de nedir?


SIKI DURUN! Hafta sonuna kadar bütün bu kirli
ilişkilerin ipliğini pazara çıkaracağım.


EY yalnız ve uzun adam Recep Tayyip Erdoğan ,
sustur bunları ki, Gezen’ler ve Akpınar’lar konuşamasın. Kes ‘RACON’u.


Kaynak: ÇUKURAMBAR BORSASI(6): BELEDİYELER, DANIŞMANLAR – Nuray Başaran


Kaynak: NURAY BAŞARAN YAZDI; ÇUKURAMBAR BORSASI(6): BELEDİYELER,
DANIŞMANLAR


NURAY BAŞARAN Yazdı – ÇUKURAMBAR
BORSASI (7) : FETÖ MALLARI


Aslında herkes her şeyi biliyor.
Ortalık da evraktan ve kayıttan geçilmiyor. Ama biz de anlatmaya devam edelim.

15 Temmuz’daki hain darbe girişiminden sonra,
 FETÖ’cü iş adamlarının bin küsur şirketi TMSF bünyesine alındı. Şu
anda fonda FETÖ iltisaklı 984 şirket var.


Bu şirketlerin bir kısmı ‘MAHKEMELER’de alınan
kararlar ile şirketlere devredildi.


İşte bazı örnekler ve mahkeme kararları:


Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Işık Ahşap
ve Yaşar Ağaç’ı eski sahiplerine ya da gösterecekleri vekillerine
devredilmesine, TMSF kayyumlarının yetkisinin kaldırılmasına karar verdi.


Denizli’de 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Aynes Gıda’da
TMSF kayyumlarını devre dışı bıraktı.


Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Coşkun Hazır
Giyim’de TMSF’nin kayyum müessesesini denetim kayyumluğuna dönüştürdü.


Peki bunlar nasıl ve hangi gerekçe ile
yapıldı? Bilmiyoruz.


En azından 251 şehit verdiğimiz 15 Temmuz’dan
sonra,   bu kararlar nasıl ve hangi vicdanlar ile alınabildi? Yoksa
araya her zaman olduğu gibi ‘cüzdan’ mı girdi?


Amacım,  elbette yargı kararlarına
müdahale değil. Bu doğru da olmaz. Ama eğer bu mücadeleyi siz bir ‘devlet
politikası’ haline getirmişseniz, bunun aksi bir durum da henüz devlet
tarafından ilan edilmemişse;  gazetecinin devlet politikasına uygun
düşmeyen bu kararları sorgulama hakkı doğar. Üstelik de yargıda halen sadece
FETÖ’cü bankalardan havale yaptığı için içerde tutuklu olanlar varken..


Yok eğer böyle bir politika yoksa da, 
peşinen özür dilemek boynumuzun borcudur. …


Bugüne kadar devlet politikası noktasında aksi
bir açıklama olmadığına göre;  bu mahkeme kararlarının da ‘Çukurambar
Borsası’nın bir parçası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira Çukurambar’a
takılan danışmanların (özellikle  hukukçu olan danışmanların) dışardaki
hukuk bürolarıyla bağlantı ve ortaklıkları ayyuka çıkmışken,  bizi bazı
mahkeme kararları nedense hiç şaşırtmıyor.


Bu nedenle,  bu bir sorunsa –ki öyle-
sorunu çözmek de aslında bir o kadar kolay. Ankara’daki ‘danışman-baş
danışmanların- son yıllardaki hem kendi,  hem de birinci derece
yakınlarının mal varlıklarına bakıldığında her şeyin ortaya çıkabileceğini ümit
ederken; bir yandan da bunları görünce o kişilerin mal varlıklarına da asla
bakılmayacağını düşünmeden edemiyorum. (At izinin, it izine karıştığı yer.
Nasıl karışmasın ki? Atın izini ararken,  bir de orada bakıyorsunuz ki
 it iziyle karışmış.)


Bu üstte sıraladığım örnekler ‘hukuk’ yoluyla
yapılırken ,bir de TMSF’deki malların ‘satış’a çıkarılarak doğrudan ya da
dolaylı  iadesi var. Pazarlanması var. Delphin Otellerinden İstanbul’daki
gökdelenler, dershane binaları bir bir Çukurambar VIP Salonlarında ya da
kafelerinde pazarlanıyor.


Ki , Çukurambar’daki VIP salonlarında bu
satışların ihale şartnameleri düzenlenirken; bu alıcıların kimlikleri de
 zaten devletin kayıtlarında mevcut olduğundan,  kısa bir çalışma ile
tüm bunların ortaya çıkması sağlanabilir. Ve bu çalışmalar,  bir an önce
yapılmalıdır. Yoksa , ‘ne istediniz de vermedik’ ten, ‘ne istediniz de geri
almadınız’a doğru bir gidiş söz konusu. 


Böyle bir olay halk nezdinde ‘mahsuplaşma
olarak değerlendirilir. Bu da yeni ‘Gezen’ ve ‘Akpınar’lar yaratır. Ki,
 bu hiç bir kelime, hiçbir tövbe ya da afla ortadan kaldırılabilecek bir
durum değildir. Bunu Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanına kimsenin yapmaya
hakkı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana, hiç kimse devleti
kendisine oyuncak edemez. Devlet de buna izin vermez. Bu işlerin şakası yoktur.


Ey uzun ve yalnız adam,  kes
‘RACON’u!  Müslüman aynı yerden sokulmaz. Bir daha, ‘ Allah Affetsin’
 deme şansımız olmayacak.


Kaynak: ÇUKURAMBAR BORSASI (7) : FETÖ MALLARI – Nuray Başaran


Kaynak: NURAY BAŞARAN Yazdı – ÇUKURAMBAR BORSASI (7) : FETÖ MALLARI



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış