Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

BAHADIR ÖZGÜR : Kaz
Dağları’nın ardındaki hırsızlık ittifakı


KAYNAK
: https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/08/06/kaz-daglarinin-ardindaki-hirsizlik-ittifaki/
 

Kaz
Dağları’nın ardına gizlenen tezgah inanılmaz boyuttadır. Düne kadar otoyol,
köprü, havalimanı, HES’ler ve özelleştirmelerle yer üstünü yağmalayan ne kadar
şirket varsa, bugün hepsini yer altında görebilirsiniz. Bu vicdansız, kötülük
dolu şirketlerin ve siyasetçilerin yasa dışı bir faaliyeti değildir, bizatihi
rejimin kendisidir.


23 Nisan 2008 günü maden sahipleri, Maden
Fuarı’nda bir toplantıda buluşuyor. Kürsüde, Çevre Bakanlığı Orman Genel Müdür
Yardımcısı Kemal Kara var. Unvanına bakınca, ormanların önemiyle ilgili
konuşması bekleniyor. Oysa tablo dehşet! Madencilere ince taktikler veriyor:
“Şehirlerin, kasabaların arka görünümlerinde bu işi yapmak varken… Gelin bunu
önde yapmayalım, o taraflarda yapalım. Medya gidiyor, anayolda devam ederken fotoğrafı
çekiyor. Medyayı bir tepenin arkasına götürmek isteseniz gitmez.”


Salonda heyecan dalgası, hep bir ağızdan
bağırıyorlar: “Medyayı boğalım!” Kara, tebessüm ediyor: “Boğalım da bu biraz
imkan meselesi. Altın aranıyor, gidip üç beş ağaca zoom yapıyorlar.” Sorunu
çözene kadar fazla göze batmayın diyor, ormanlardan sorumlu bürokrat. O sırada
dinleyiciler arasından bir serzeniş daha yükseliyor. Milten Madencilik Başkanı
Cemil Ökten’in sesi bu: “Gidip havadan çekiyorlar. Eskiden top atış sahasıydı,
uçuşa yasaktı, rahattık.” Belli ki askeri bölgeyi kazmış. Madencilerin derdini
yüreğinde hisseden bürokrat, gönlünden geçenle görevi arasındaki çelişkiyi
ayetlere sığınarak çözüyor hemen: “Bize şu söyleniyor: ‘Genel Müdürlük
ormanları korumakla görevli değil midir?’ Evet… Birinci görevimiz korumak. Ama
biz aynı zamanda şuna inanırız. Cenab–ı Allah insanoğlunu yarattığı zaman onu
merkeze koymuştur ve bütün diğer yaratıkları onun emrine vermiştir.


***


Fuardaki manzara, Bertolt Brecht’in ‘Beş
Paralık Romanı’ndan bir sahne gibiydi. Patronlarla hükümet yetkililerinin
buluştuğu toplantıların gerçek yüzünü, aç gözlü karakteri Peachum’un ağzından
anlatmıştı, Brecht: “İş, sözleşmeler ve hükümet damgalarıyla başlar, ama işin
sonunda mutlaka bir soygun cinayeti gerekli olur.”

İşte Kaz Dağları, Şirince, Bergama ve daha nice cinayet de böyle planlandı.
Sabırla beklediler, medyadan, yargıdan kaçtılar; ta ki birileri cinayetleri
onlar için yasal hale getirene kadar. Nasıl mı? Gelin önce çevreci
bürokratımızın öyküsünün sonunu dinleyelim…


Kara, 2008 yılı biterken emekli oldu.
Ardından Orman Genel Müdürlüğü’nde üst düzey iki bürokratla beraber Büyük
Anadolu Ormancılık şirketini kurdu. Ve enerji, maden, inşaat şirketlerinin
ormanlık arazilerdeki faaliyetleri için hizmetler sunmaya başladı. İnternet
sitelerinde gururla sıralanan referanslar arasında Akfen, Doğuş, Yüksel İnşaat,
Sur Enerji, Enya Enerji ve Eni Enerji bulunuyor. Esas dikkat çeken isim ise şu
sıralar gündemde olan Kaz Dağları’nı üç koldan kuşatmış Alamos Gold. Yani
çevreci bürokratımız, Hak yolunda hizmete devam ediyor…


Bu ilişki ağı karşı karşıya kaldığımız
tehlike hakkında çok şeyler anlatıyor aslında. Felaket aniden gelmedi çünkü. O
gün madencilerin şikayet ettiği ne varsa; medyası, kanunu, bürokrasisi aynı
hizaya dizildi. Düne kadar otoyol, HES’ler, köprüler, havalimanları,
özelleştirmeler aracılığıyla yer üstündeki kaynakları tüketen şirketlerin
neredeyse tamamını, bugün yer altında görebilirsiniz. Kaz Dağları’nın bir
eteğini Cengiz deliyorsa, diğerini Koç oyuyor. Bir su kaynağını Eczacıbaşı
kirletiyorsa, ötekini Bergama’yı zehirleyen Koza çürütüyor.


Dolayısıyla karşımızda kötülük yuvası,
vicdansız, yasaları hiçe sayan şirketler ve siyasetçiler değil; parti
etiketleri, inançları, yaşamları, eğitimleri farklı olsa da servetleri uğruna
kendi ülkesinin toprağına düşman kesilecek kadar tehlikeli bir ittifak duruyor.
Bu denli hoyrat davranmalarının nedeni ise hukuksuzluğun egemen olmasından
ziyade, bizatihi sadece onları kollayan bir hukuku tesis eden siyasal rejimin
verdiği güvencedir.


Nitekim 11 yıl önce o toplantıda konuşulan
sinsi taktikler adım adım geliştirildi, hukukuyla, bürokrasisiyle, şirketiyle,
kolluk gücüyle bir kleptokrasiye, yani ‘hırsızlar rejimi’ne evrildi.
Türkiye’nin 24 Haziran seçimiyle geçtiği yönetimin adı budur. İnanmayan dönüp
10 Temmuz 2018 günü Resmi Gazete’de yayımlanan 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi’ne bakabilir. Orada Ekonomik İşler Olağanüstü Hal Komisyonu adlı
bir kurulun 3213 Sayılı Maden Kanunu’nun 7’nci Maddesi’ne eklendiğini
görecektir. Kanuna göre, bu kurulun aldığı her karar kamu yararı sayılıyor.
Peki bunu niye yaptılar? Onun cevabı da 2015’te aynı maddede yapılan değişiklikte
yatıyor: Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve
geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, kıyı kanunu ile korunan bölgeler,
1’inci derece askeri yasak bölgeler, 1’inci derece SİT alanları dahil aklınıza
gelebilecek her yerde madenciliğe izin verildi. Böylece son engeller de kurul
sayesinde aşılmış oldu. Kurulun oluşturulmasından sekiz gün sonra Resmi
Gazete’de 616 maden sahasının başkanın imzasıyla ihaleye açıldığı duyuruldu.


18 Şubat 2011’de Çanakkale’de düzenlenen
toplantıda Maden İşleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mehmet Tombul, “Adamlar
dağı sırtlayıp götürecek değil ya” diyordu. Bugün sadece Kaz Dağları ve
çevresinde arama/işletme olarak 900’e yakın maden ruhsatı verildi. Dağı
götürmek bir yana, anlaşılan dümdüz edecekler!


Bütün bunlar ülkenin ne kadar kaynağı
varsa etrafına ürkütücü bir rant ağının örüldüğünü gösteriyor. Bu ağın basit
bir haritasını merak ediyorsanız eğer, tek bir adrese bakmanız kafi: Encon
Çevre Danışmanlık Şirketi. İnternet sitesinde gelecekte bu ülkeyi kimler
mahvetti diye soranlara gösterebileceğiniz koca bir liste duruyor. Encon ne mi
yapıyor?


Çevreye, ormanlara, sulara, tarihsel ve
kültürel mirasa zararlı hangi proje varsa, yasal olarak önünü açıyor. Hemen her
projede karşımıza çıkan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporlarını hazırlamakla
yetkilendirilmiş Türkiye’nin ilk şirketlerinden. 1994’te kurulan şirket şimdiye
kadar yerli-yabancı, maden, enerji veya otoyol olarak onlarca proje için ÇED
hazırladı.


Mesela; 2006’da İzmir’in su havzasını
kirleten Nurol Holding’e bağlı TÜPRAG’ın Efemçukuru’nda açtığı altın madeni
için ÇED’i bu şirket hazırladı. Aynı şirketin Uşak Kışladağ Altın Madeni’nde de
imzası var. Yine on binlerce ağacın kesildiği Manisa Çaldağı’ndaki nikel
madeninin ÇED raporu da Encon’un. Tek tek anlatmak sayfalar tutacağından
kamuoyunun yakından bildiği bazı projeleri hızlıca sayalım: Hasankeyf’i sular
altında bırakan Ilısu Barajı, Eti Maden, TÜMAD Madencilik, Eldorado Gold,
Rönesans Holding, Nabucco Gaz Boru Hattı, Pera Madencilik, Koza Altın, Limak,
Dedeman Madencilik, Akenerji, GAMA Enerji, İÇTAŞ Enerji, OMV, Yıldızlar
Holding, Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolu, İstanbul Havalimanı… Ve Alamos Gold.


Projelerin sonuçlarına bakıp çevreyi
koruyan bir ÇED raporuna imza atılabileceğini düşünen var mıdır? Çevre
Bakanlığı’nın yetkilendirdiği böyle 337 özel şirket daha bulunuyor. Devletin
üstlenmesi gereken denetleme işinin dahi bir rant kaynağına dönüşmesi, yer
altına kurulan tezgahın boyutları hakkında fikir veriyordur.


***

Sermayenin ekonomik krizlere bakışını özetleyen veciz bir söz vardır: “İyi bir
krizi asla boşa harcamamak lazım.” Şu anda iktidarın ve şirketlerin yaptığı da
budur. İşsizlik ve yoksulluğun, ekonomik sıkıntıların yarattığı vasat iklimi
bir yağma bayramına çeviriyorlar. Kaz Dağları bu nedenle hayati bir simgedir.
Yerin üstü ve altını kuşatanların yol açtığı/açacağı yıkımın Guernica
tablosudur. ‘Hırsızlar rejimi’ne karşı direniş hattıdır. Dağ düşerse, halk da
düşecektir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış