Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL 

“Yeni Dünya Düzeni”nin
Çöküşü…

irleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve BM Genel Kurulu’nda ortaya çıkan sonuç,
Kudüs üzerinden tüm dünyanın yeni bir döneme girdiğinin “oy çokluğu” ile
kabulüdür. Bu sonuç; BMGK’da yalnız kalan, BM Genel Kurulunda ise sadece “sekiz
ülkeciğin” desteğini alabilen ABD açısından devam eden iktisadi, siyasi ve
güvenlik merkezli çöküşün yanına psikolojik çöküşün de eklenmesi demektir.

 

Esas çöküş de budur. Psikolojik çöküntü ile yüzleşmeye başlayan
ABD’nin bundan sonra kendine gelebilmesi ve “efendi” rolünü oynaması artık o
kadar kolay olmayacaktır. Zira dünya yeni bir döneme girmiş bulunmaktadır.
ABD’nin “yenilebilir” olduğu görülmüştür ve bu yeni gerçeklik yüzüne karşı da
tebliğ edilmiştir.

Bu durum, hiç kuşkusuz, “Yeni Amerikan Yüzyılı” projesinin ve
arkasındaki Neo-Conlar’ın hezimeti ile eşdeğerdir. Evanjelist-Siyonist
ittifakın günümüzdeki temsilcileri olan Neo-Conlar, bu hesapta olmayan
gelişmelerle ilgili elbette bir iç muhasebe yapacaktır, yapıyordur da…

Nitekim bununla ilgili verdiği ilk somut tepki; ABD’nin
uluslararası kurum-kuruluşlar ve zayıf devletlere yönelik mali yardımlarının
kesilmesi ve ellerinde uzunca bir liste şeklinde tuttuğu notlar olarak deklare
edilmiştir.

Bu notların ne anlama geldiği ise birçoğumuzun malumudur. ABD’nin
“not ettik” demesi; karşı karşıya kaldığı istemediği bir duruma karşı bunun
rövanşının, acısının, intikamının zamana yayılmış bir şekilde alınacağı
anlamına gelmektedir. Dolayısıyla “not etmek” ifadesi, “kibarca tehdit” ile
eşdeğer kabul edilebilir.

Düne
kadar etkili olan bu not tutmalar bundan sonra ne kadar etkili olacak bunu
göreceğiz. Zira tüm tehditlere karşı dünya “artık senden korkmuyoruz, sana
muhtaç değiliz” mesajını vermiş durumda. Bu “topyekûn meydan okuma”, ABD’nin şu
ana kadar karşı karşıya kaldığı en büyük tehdidin ta kendisidir. İsrail adına,
“Büyük İsrail Projesi” uğruna tüm dünyayı karşısına alan ABD, “tehlikeli
yalnızlık” dönemine girmiştir. ABD’nin bu yeni duruma nasıl bir tepki vereceği
ise, “bilinen bir muamma”dır! Nasıl mı?

“Yeni
Dünya Düzensizliği”…

Açıkçası ABD bundan sonra ne yapabileceğiyle ya da yapmak
istediğiyle ilgili mesajını açık-örtülü bir şekilde Başkan Donald Trump ile
verdi. Bu bağlamda Trump’ın 18 Aralık’ta tüm dünyaya deklare ettiği ve
önümüzdeki süreçte daha çok “Trump Doktrini” olarak da nitelendirilecek olan
“Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi” tek kelimeyle ABD benmerkezciliği
üzerine kurulu “Yeni Dünya Düzensizliği”ne işaret ediyor.

ABD, “Yeni Dünya Düzeni Projesi”ni mevcut yöntem-araçlar ile
“gönüllülük” üzerine, “barışçıl” bir şekilde hayata geçiremeyince, bunun yerine
“B Planı” olarak “Kaos Düzeni”ni 11 Eylül 2001 sonrası devreye sokmuştu.
Şimdilerde yaşanan ABD’nin bu kaos düzenini artık kontrol edemediğiyle
ilgilidir.

Çünkü ABD karşıtı güçler, onun oyununu bozmuştur ve bu kaos planı,
yol açtığı bumerang etkisiyle sadece Amerikan çıkarlarını, hedeflerini,
liderliğini değil; aynı zamanda bekasını da tehdit etmeye başlamıştır. ABD’nin
asıl korkusu budur. ABD, tüm dünyanın kendisiyle hesaplaşacağı yeni bir dönemin
başladığını görmüştür.

Bu noktada ABD açısından tek çıkar
yol, tüm dünyayı yeni bir savaşa sokacak bir sürecin başlatılmasıdır. Bununla
ilgili ilk açıklama da birkaç gün önce geldi.

Basında yer alan haberlere göre, yakın zamanda dikkatlerin Pasifik
ve Rusya’ya odaklanacağını dile getiren Norveç›te konuşlandırılmış ABD deniz
piyadelerinin komutanı General Robert Neller, bölgede “büyük kavganın”
başlayabileceği konusunda askerlerini şu sözlerle uyardı: “Umarım yanılırım ama
savaş yaklaşıyor.”

ABD bu savaşı, hiç kuşkusuz, her zaman olduğu gibi bu sefer de
“dünya barışı” adına yapacaktır(!) Nitekim Trump da kendi içinde birçok çelişki
barındıran doktrininde “Önce Amerika” adına bu barışı sağlayacağını vaat
ediyor!

“Güç
Kullanarak Barışı Sürdürme” Yalanı…

Bu kapsamda Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklama
oldukça dikkat çekici. Açıklama aynen şu şekilde: “ABD’nin 18 Aralık’ta
açıkladığı yeni ulusal güvenlik stratejisinin çatışmacı yönünü üzüntüyle
karşılıyoruz. Stratejinin kilit mesajı olan ‘güç kullanarak barışı sürdürme’,
diğer ülkelerle eşit koşullarda yapıcı işbirliği ve mevcut sorunlara ortak
çözüm arayışı değil çatışma çizgisini belirliyor.”

Söz konusu açıklamada, ayrıca, yeni stratejinin partnerlik
ilişkilerini inşa etme görevini belirlemek yerine, uluslararası arenada
belirgin biçimde zayıflayan ABD hâkimiyetini her ne pahasına olursa olsun
koruma hevesini sergilediğine de vurgu yapılıyor.

Ruslar mevzuyu çok net bir şekilde anlamış durumda! Ne de olsa
“kaba güce” dayalı yeni doktrinin sahibi Putin. Trump ise onun kötü bir
taklidi. Fakat ne olursa olsun, Putinleşme sürecine giren bir Trump gerçeği ile
karşı karşıyayız ve bu durum tüm dünya adına alarm zillerinin
çalması ile eşdeğer. Zira biri kazanırken, diğeri kaybediyor!










































Peki, ABD bundan sonra ne
yapabilir? “Kibarca tehdidin” adresleri nelerdir, nerelerdir, kimlerdir? Asıl
üzerinde durulması gereken mevzu da budur. Zira asıl tsunami bundan sonra
gelecektir. Bunu da bir sonraki yazımda kaleme alacağım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet