Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Neslihan
Birinci


neslihan@sonsayfa.com


Eğer bizler yeni dünya düzeni ve bu günlerde
akıl almaz hızla değişen ülkemiz ve dünya gündeminden bahsedeceksek, önce Lozan
Antlaşması’na bir göz atmalıyız. Göz atmak dediğime bakmayın siz. Çünkü
Lozan öyle sıradan bir konu değil. Meselenin özüne inersek, bu konu çok su
kaldırır. Ama şunun altını çizmek isterim ki, varoluştan beri, her yüz yılda
bir dünya yeniden dizayn edilir ve bunun için her yol mubah sayılır. Bu
konuya tekrar döneceğim ama önce kısaca Lozan’dan ve o günkü şartlardan
bahsetmek istiyorum.




Sınırları daraltılmış yeni Türkiye’nin kuruluş
tapusu olan Lozan, halen daha zafer mi hezimet mi diye tartışılır durumda. Oysa
sadece günümüze bakarak bile bunun ülkemiz için ne denli büyük sorunlara
yol açtığını görmek mümkün. En basit haliyle bugün Türkiye’nin uğraştığı,
Musul-Kerkük bölgesinin kaybı, Kıbrıs sorunu, ekonomik problemler vs.
Lozan’da şekillendi.




Günümüzde ezberci,slogancı,sorgulama yetisini
kaybetmiş bir güruh maalesef ki, Lozan ‘ı bir zafer gibi görüp bununla
övünmektedir. Ama maalesef, gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi
güzel bir huyu vardır. Eğer Lozan bir zaferse ben şu soruları sormak
zorundayım;




– Yunanistan’dan almamız gereken savaş tazminatını neden
almadık?




– Madem biz Osmanlı’yı reddederek yeni bir ülke kurduk
Osmanlı’nın eski borçlarını ödemeyi neden kabul ettik?




– Neden Filistin’li kardeşlerimiz bizi İngilizler ‘e
teslim etmeyin diye yalvardıkları halde, onları önce oyalayıp, sonra da
başınızın çaresine bakın diyerek, İngiliz manda rejimine, İsmet Paşanın
imzasıyla resmiyet kazandırıp, İsrail’in kuruluşuna giden yoldaki engelleri
ortadan kaldırdık?




-Batı Trakya’yı, Batum’u, Oniki Ada’yı, Musul’u, Kerkük’ü,
Süleymaniye’yi neden kaybettik?




-Mondros Antlaşması’na göre Fransa’nın işgal ettiği
topraklar neden geri alınamadı?




-17.ve22. maddelerle Mısır, Libya ve Sudan üzerindeki
bütün haklarımızdan neden vazgeçtik ??




-Boğazlardan barış zamanında olduğu gibi savaş zamanında
da ulaşım serbestliğini hangi akla hizmet kabul ettik?




Saymakla bitmeyecek kayıpların olduğu bu akıl
dışı antlaşmanın görünmeyen tarafına bakalım biraz da. Asıl amaç neydi? Hiç
öyle uzun uzadıya süslü cümleler kurmayacağım. Asıl amaç tabiiki de Hilafet
makamının ortadan kaldırılarak, Müslüman ülkelerin birliğinin  temelini
dinamitlemekti ve nitekim öyle de oldu.




Bunu nereden anlıyoruz peki? Hemen size tarihi
bir anekdot örneği vereyim. İngiliz heyeti reisi Lord Gürzon; “Türkiye İslâmla
alâkasını ve İslam’ı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs
birliği etmiş olur. Biz de kendisine dilediğini veririz. ”demiştir.




Yerine getirilmesi istenen bu şartın yeni
Ankara yönetimi tarafından kabulü ve anlaşmanın imzalanmasını takiben İngiltere
Avam Kamarasında “Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?” diye yükselen
itirazlara Lord Gürzon şu karşılığı verir:




“İşte asıl bundan sonraki Türkler bir daha
eski satvet(ezici güç) ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira biz onları
maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.”




Nitekim hilafet kaldırıldıktan sonra Lozan
imzalanmış, hatta bu konuyla ilgili olarak yine Lord Gürzon ,o zaman İsmet
Paşa’nın müşaviri olan (bir Yahudi neden Türk temsil heyetinde
görevlendirilir orası da ayrı bir muamma!!!) Hayim Naum’u çağırarak “daha
önceki taahhütlere uygun olarak hilafet ilga edilmediği takdirde sulhun gerçekleşmeyeceğini
söylemiştir.




Tüm bunlardan anlaşıldığı üzere asıl amaç
yıllarca bize öğretildiği gibi ülkemizi kendi aralarında pay etmek değil İslam
coğrafyasını yeniden dizayn edip, Türkler’in birleştirici gücünü etkisiz
hale getirmektir. Nitekim bunda da başarılı olmuşlardır. İslami birliği yeniden
tesis etmemizi engellemek için din kardeşliğini kaldırıp yerine yeni bir
kavram getirmişlerdir. Bu kavram ırk kavramıdır. Böylelikle bu millet ,
bağrından koparılan ve bugün oluk oluk Müslüman kanı akan coğrafyalarla
gönül bağını koparıp, kendi içine çekilmiş, geçmişte sahip olduğu kudret ve
kuvveti unutup, korkak ,geçmişinden, tarihinden utanan bir hale
dönüştürülmüştür.




Gelelim günümüze. Günümüzün şifresi 2023 de
saklı. En basit haliyle Lozan hezimetinden tam yüzyıl sonra hedefe varmış bir
Türkiye inşa etmenin şifresidir 2023.Başta da söylediğim gibi 100 yılda
bir dizayn edilen dünya ,bu tarihe kadar şekilleniş olacak. Peki 2023 kadar
neler olması planlanıyor?




ABD ve AB tarafından resmi NATO
toplantılarında gösterilen , Türkiye toprakları üzerinde ‘’Kürdistan’’
haritaları, içimizdeki terör örgütü PKK’ya ve yine PKK’nın bir uzantısı
olan YPG yi terör örgütü olarak görmüyoruz söylemleri, Irak ve Afganistan’ın
işgali, Irak’ın üç bölgeye (Kuzeyde Kürt, Orta kesimde Sünni Arap ve
Güneyde Şii Arap bölgesine) ayrılması, Suriye’nin iç savaşla üç bölgeye
ayrılmak istenmesi, Arap baharı, kaos planlarıyla, demokrasi isyanlarıyla
Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da ülkelerin sınırlarının değiştirilmeye çalışılması,
Somali, Sudan gibi sahra altı ülkelerinin ikiye ayrılması ve İsrail’inde
içinde olduğu Lübnan olayları ve İran’a bir bahaneyle saldırılmak istenmesi
bize kurulmak istenen yeni dünya düzeni ile ilgili az çok fikir
verecektir..




Peki 2023 yılında ABD, AB ve İsrail nasıl bir
Türkiye istiyorlar? İsrail, bölgede kendi kontrolünde olacak bir Kürt
devletinin kurulmasını istemektedir. Kurulacak böyle bir devlet üzerinden
Türkiye’yi, Irak’ı, Suriye’yi ve İran’ı baskı altına almayı hayal etmekte. AB,
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini Türkiye için fazlalık olarak
görmektedir. Onlara göre ancak ufaltılmış bir Türkiye AB’ye alınabilir.
Türkiye, Irak, Suriye ve İran’dan koparılmış topraklar üzerinde bir Kürt
devleti kurulması ABD’nin de politikasıdır. Ortadoğu’yu kontrol altına alması
için gereklidir.




IŞİD,Arap Baharı, Charlie Hebdo saldırıları
,Ankara saldırıları, Brüksel patlamaları, petrol fiyatlarının düşürülerek Rusya
ve Çin ‘in ekonomik olarak zarara uğratılması, Mısır’daki darbe. İşte
bunların hepsi ABD’nin yeni dünya düzenini kendi lehine göre belirlemek için
attığı adımlardır. Sayın Erdoğan’ın dik duruşu, kendi planını yapması ve bu
yeni dünya düzenini kabul etmemesi hesaplarda yoktu tabii. Hedef 2023 söylemi
apaçık ABD ye ve tüm dünyaya “bu oyunda biz varız, biz bitti demeden
bitmez ” demenin en kestirme yoluydu. Bu söylemi cezalandırmak için
harekete geçen odaklar, kendisine çizilen yolda yürümeyi kabul etmeyen
Türkiye’ye, PYD yi kendilerine ortak ederek bir mesaj vermek istediler.Ama
yine beklemedikleri bir tepkiyle karşılaştılar. Erdoğan açık açık ABD ye
rest çekti. Onu bir karar vermeye zorlayıp köşeye sıkıştırdı. “Şu anda PYD
‘ye, YPG ‘ye hala terör örgütü diyemeyen Amerika’yı da anlamakta
zorlanıyorum. PYD ‘nin, YPG ‘nin kurucusunun kim olduğu bellidir. Biz
NATO’da Amerika ile bir değil miyiz? Senin dostun, biz miyiz, yoksa
YPG-PYD midir? Bunu öğrenmek istiyoruz.” dedi.




Peki şimdi ne olacak? Asıl kavga henüz
başlamadı. İşlerin umulduğu gibi gitmemesi 2. planın fişeğini ateşledi.
Şimdilerde ABD tüm dünyaya ekonomik darbeler vurmaya hazırlanıyor. Savaşın
en büyük ve en gerçek silahıdır para. Ekonomik problemler ülkeleri ve bölgeleri
terörden daha büyük ve daha korkunç istikrarsızlıklara sürükler. ABD Reza
Zarrab tutuklaması ile İran’ı sıkıştırmaya başladı bile. Devamı da gelecek. Bu
süreçten en az zararla kurtulmamız için bize düşen ,birlik ve beraberlik
içerisinde irademize sahip çıkmak ve devletimize güvenmek. Bu süreci sağ
salim atlatmanın tek yolu bu. İçimizdeki felaket
tellallarına,çığırtkanlara,hain ve huzur bozuculara fırsat vermeden sabırla
beklemek.




Önümüzde çok önemli bir viraj var. Yeni
anayasa ve başkanlık. Yeni dünya düzeninde söz sahibi olabilmek ve varlığımızı
sürdürebilmek için bu iki değişim çok önemli ve gerekli. Geçenlerde sayın
Numan Kurtulmuş ‘un da altını çizdiği gibi, “biz şimdiye kadar anayasa
YAPMADIK, anayasa YAZDIK”. Bu cümle çok önemli lütfen dikkat. Biz hep
başka ülkelere yada darbeci zihniyete ait anayasalarla yönetildik. Şimdiye
kadar özgürlük ,demokrasi , egemenlik kayıtsız şartsız milletin masallarıyla
uyutulduk. Bu ülkede millet için ,milletin istediği bir anayasa
yapılmadı. 




Yeni anayasa ve başkanlık, gerçek özgürlük ve
demokrasi için, Cumhuriyet için çok büyük bir fırsat. Her ne olursa olsun
Türkiye Ortadoğu’daki en önemli ve en etkili güç bunu kimse yadsıyamaz. Yani
her hâlükârda bize ihtiyaçları var. Korktukları 


başlarına gelmeden önceki, yani köprüden
önceki son çıkış Erdoğan’ı etkisiz hale getirip yeni anayasa ve başkanlık
sisteminin önünü kesmek. Bunun için içerden, dışarıdan saldırıyorlar. Var
güçleriyle bunu engellemek tek hedefleri. Bağımsız ,koalisyonsuz, kaossuz , yetkinin
tek elde toplandığı ,kargaşanın yaşanmadığı hızlı ve akıcı bürokrasinin,
hızlı ve etkili karar almaların kendileri üzerinde ne tür travmalar
yaratacağının farkındalar.80’lerde 90’larda olduğu gibi, birbirini öldüren
,kendi içinde çırpınan bir Türkiye istiyorlar. Kafasını kaldıracak hali olmayan
bir ülke ,yanağını okşayacakları liderler görmek istiyorlar.




Ama yağma yok. Narkozdan uyandık. Tekrar
uyumaya da hiç niyetimiz yok. Hedefimiz 2023,2053,2071.Biz varız ,Biz
buradayız. Biz istemeden hiçbir şey olmayacak. Buna alışsanız iyi
edersiniz.




Selam ve Saygıyla


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış