* Petro- Dolar
misyoner örgütü Suudi Aşiret Hanedanlığının ”Yahudi” Olduğuna Dair Belgeler-

İngiliz misyoner örgütü Suudi
aşireti Hanedanlığı tarikat örgütü Vahhabizm (mezhebi )tapınakçılığı 17.ci
yüzyılın sonlar ve 18.yüzyılın başlarında İran yahuda misyonerlerince ortaya
çıkan Bahai tapınakçı örgütü gibi , Suudi Arabistan’da da İngiliz yahuda
casuzlarınca örgütlenerek ortaya çıkan ve ekonomik güç sistemlerini ellerinde
tutan zengin Suudi Vehabi tarikat tapınakçıları örgütü siyasi dinsel akımdır.



İngiliz misyonerlerince kurulan Vehhabi tarikatı misyoner mezhebi, İslam’ın
Arap coğrafyasında yayılması ile Müslüman-mış gibi görünen gizli yahuda
Araplar’dan Suudi aşiret örgütü Vahhabi tarikatının kurucusu Muhammed
Abdülvehhabın evlilik yoluyla gizli yahuda Suudi aşireti ile akraba
olmalarından dolayı İngiliz yahuda misyoner örgütlerince ekonomik, siyasi ve
askeri güç kazanarak zenginleşen Vehhabiler Mekke’yi ele geçirince Sultan 2.
Mahmud’un emriyle Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu
Suudi Vehhabilerin üzerine yürüdü,  Mekke ve Medine geri alındı.

Suud ailesinden bazılarını
yakalayıp İstanbul’a yolladı. Daha sonra Osmanlı hanedanlığı , Vehabilere
yardım eden ve Osmanlı hanedanlığının da borçu olduğu İngiliz hanedanlığı
yüzünden, Vehhabilerden Mekke ve Medine’yi geri alan Kavalalı Mehmet Ali Paşayı
sorun yapaınca, Kavalalı Mehmet Ali Paşa Arabistandan çekilme talimatı
verilerek Osmanı ordusunun Mekke ve Medine’den geri çekilmesi sonucunda
Hicaz’da Suudi Vehhabiler tekrar hakimiyet kurarak İngiliz hanedanığının
güdümünde bugünkü Suudi Arabistan krallığının temeli resmen atılmış oldu.



Kısacası , 1773 yılında bankacılık, finans ve borsa sömürü sistemerini kuran ve
ogün bugündür Müslüman toplumlarının yaşadığı coğrafyalardaki zengin enerji
maden ve altın kaynaklarını sömüren kapitalist siyonist yahudalar gibi
Müslümanların canlarının ve mallarının kendilerine helal olduğunu savunan
kapitalist küresel sermayenin petro- dolar ittifakı örgütü misyoneri Suudi
Vehhabiler, Müslüman mezhepleri olan Hanifi ( sünni ) , Maliki, Şafi, ( şia )
Hanbeli gibi İslam mezheplerini ”kafir” olarak gören ve Müslümanların
canlarının ve mallarının kendilerine helal olduğunu savunan İngiliz misyoner
Vehhabi tarikat mezhebi bu nedenle Müslüman kanı akıtmayı meşru kılmasına karşı
olan gerçek İslam Dini alimlerinin Suudi Vahhabi ve İngiliz casusu misyoner
tarikat örgütlerince sessiz sedasız yok edildiği bilinmektedir.



*Geçtiğimiz asrın yetmişli yıllarında “Tarih-i Âl-i Suud” (Suud Hanedanının
Tarihi) adlı eser Arabistanlı ünlü yazar Nasır el-Said tarafından kaleme
alındı. Yazar Arabistan dışında ikamet etmesine rağmen kitabının basılıp
yayımlanmasından hemen sonra direk olarak Arabistan devleti tarafından mali
destekler alınarak Suud Hanedanı tarafından suikasta maruz kalarak yaşamını
yitirdi.



Nasır Said 1040 sayfalık eserinde Suud hanedanına mensup bireylerin yaşamını
tek tek incelemiş ve onların ahlaki bozukluklarına yer vermiştir. Bununla
birlikte derin ve etraflı bir araştırmayla Suudi Hanedanının Yahudi olduğunu
ispat etmiştir.

Yazar kitabı kaleme aldığı
dönemde Kral Fahd b. Abdülaziz hayatta olduğu için daha ziyade onun
ahlaksızlıklarını ve yolsuzluklarını ortaya çıkarmaya çalışmıştır.



Nasır el-Said kitabının ilk 30 sayfasını Suud Hanedanının şecerenamesine
ayırmış ve kitabının sonunda da bu hanedanının aslında Hicaz ve Medine
Yahudilerine dayandığını ispat etmiştir.



El-Said kitabının devamında İngiliz misyoner Yahudilerinden özellikle İngiliz
casusu Lawrewns’in desteği ile Muhammed B. Abdülvahhab’ın tesis ettiği
“Vahhabilik Tarikatını” İngiliz hanedanlığınca nasıl desteklendiğini genişçe
açıklıyor. Sonra Muhammed b. Abdülvahhab’ın Vahhabi İngiliz misyoner örgütü
tarikatı lideri olduğunu ve bununla beraber Arabistan’ın siyasi liderliğinin
Suud Hanedanına intikal edilmesinde İngiliz Yahudi sermayesinin eli olduğunu ve
bu planın Avrupa ekonomisinin gizli patronu kapitaist İngiliz yahuda
sermayesinin gizli baronları örgütü ve istihbarat misyoner İngiliz casusu
yahuda Rawrewns tarafından planlanıp icra edilmesini geniş bir şekilde
açıklıyor.



Yazar, Suud Hanedanının icraatlarını teferruatıyla incelemiş ve hiçbir hususu
kalemden düşürmemeye gayret etmiştir. Devamında Bu hanedanın Arabistan’daki
Müsüman

kabilelere yönelik soykırımlarını incelemiş ve iddiasının ispatı için
gerçekleri yansıtan birtakım tarihi fotoğrafları gözler önüne sermiştir. Yazar,
kitabının devamında Suudi Hanedanının geçtiğimiz asırda İngiliz sermaye
örgütünün yönettiği İngiliz Hanedanlığı ile olan ekonomik ve stratejik her
alanda yakın irtibatlarına da yer vermiştir.



Nasır el-Said kitabının devamında Suudi Hanedanı ile İngiliz , Pentagon yahuda
sermaye örgütlerinin desteği ile İsrail rejiminin kurucusu Ben Gurion
arasındaki yakın ancak gizli tutulan irtibatlarına ve günümüzde bu ikilinin arasında
devam eden ilişkilerine yer vermiş ve şöyle eklmiştir: “Ben Gurion’un
idealindeki rejimi kurmak için direk olarak Suudi Hanedanının desteğini
almıştır.”



Yazar, yukarıda adı geçen “Tarih-i Arabistan” (Arabistan Tarihi) adlı eserin
kapağına eski Arabistan kralı Fahd b. Abdülaziz’in gençlik yıllarında fahişe
bir kadın ile yakalandığı bir fotoğrafını bırakmıştır. Fotoğrafta kral
tanınmamak için elleriyle yüzünü kapatmaya çalışıyor. Yazar fotoğrafın üstünde
Suud Hanedanına gönderme yaparak Bakara suresinin 204’ten 207’ye kadarki
ayetlerinin mealini yazmıştır:



* “İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı
hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah’ı şahit tutar.
Hâlbuki O, İslâm düşmanlarının en yamanıdır.



* İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helak
etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmez.



* Ona: “Allah’tan kork!” dendiği zaman da kendisini onuru (gururu)
günah işlemeye sevk eder. Cehennem de onun hakkından gelir. O ne kötü bir
yataktır!”




Şimdi Bu Habis Şecerenin Ayrıntılarına Bir Göz Atalım:



Hicret’ten sonra 851 senesinde ANZA kabilesinin bir kolu olan Al -MASALİKH
grubundan bir kaç adam buğday, mısır ve öteki yiyecek ürünleri almak üzere bir
kervan kurarak Necd’den Irak’a gitti. Bu kervanın lideri Sahmi Bin Hatlul’du.
Kervan Basra’ya gelince, yiyecek almak için durdu.Yiyeceği daha ucuza almak
için pazarlık ettikleri sırada Yahudi tüccar Murdakai Bin İbrahim bin Mose,
kervandakilere nereli olduklarını sordu. ANZA kabilesinin El Masalikh kolundan
geldiklerini söyleyen kervandakilere Yahudi tüccar Murkadai büyük bir sevinçle
sarılarak kendisinin de aslen o kabileden geldiğini fakat babasının aile içi
ihtilaflar yüzünden kabileden ayrıldığını ve bu bölgeye yerleştiğini söyledi.



Yanında çalışanlara dönen Murkadai, kervandakilerin develerini her çeşit
yiyecekle doldurmalarını emretti. Bu durumdan çok duygulanan kervandakiler,
Murdakai’nin anlattığı her uydurma hikayeye hiç tereddüt etmeden inandılar.
Kervanın yükünü alıp da hareket etmeye başlayacağı an,Yahudi tüccar onlarla
Necd’e gelmek istediğini ve ata topraklarını görmek istediğini söyledi. Bu
istek kervan üyeleri tarafından memnuniyetle karşılandı.



Kervanla birlikte Necd’e gelen Murkadai, burada kaldığı süre içerisinde burada
tanıştığı insanlara çeşitli propagandalar yaptı ve çevresinde bir grup
oluşturmaya başladı.

Yaptığı propagandalar Yemen, Hicaz ve Necd bölgesinde etkin olan Müslüman din
adamı Şeyh Salih Salman Abdullah El Tamimi’nin tepkili muhalefetiyle
karsılaşmıştı. Şeyh, Murkadai’nin gerçek niyetini çözmüş ve onu bölgeden
sürdürmüştü.



El Kasım bölgesine sürülen Murkadai burada ismini değiştirerek ve Müslümanmış
gibi görünmek için Markan Bin İbrahim Musa ismini aldı. Bir sure sonra sürgün
edildiği bu bölgeden ayrılan Murkadai El-Katif yakınlarındaki Müslümanların
yoğunlukta yaşadığı Diriye kasabasına yerleşerek burada yeni hikayeler
uydurarak propagandalara başlar.Uydurduğu hikayeler arasında en çok
bilinenlerden birisi Hz Muhammed s.a.v kalkanının Uhud savaşında putperestler
tarafından ele geçirildiği ve kalkanın daha sonra Banu Kunakiya adlı bir zengin
Yahudi kabilesine satıldığı, onlarında bu kalkanı eşsiz bir hazine gibi
sakladıkları hikayesiydi.Bu hikayelerle ve propagandalarla saygınlık kazanan
Murkadai, bu kasabaya tamamen yerleşerek burayı kafasında tasarladığı Yahudi
krallığının merkezi olarak görüyordu.



Markan Bin İbrahim Musa (Murkadai), Molla, Şeyh , kral olmak için bölgedeki
birkaç Bedevi kabilesiyle yakınlaştı ve onların güvenini kazandıktan sonra
krallığını ilan etti…

Bu bölgede güçlü olan Ajman ve Banu Halid kabilesi birleşerek gerçek kimliğini
ve amacını deşifre ettikleri Murkadai’ye karşı büyük bir saldırı başlatırlar.
Saldırı da canını zor kurtaran Murkadai, bugün El Riyad olarak bilinen o
zamanlar El Arid olarak adlandırılan bölgedeki El Mailibid Gusabiya’daki bir
çiftliğe sığınır. Çiftlik sahibi iyi niyetli bir adam olduğundan Murkadai’ye
kalması için bir barınak ve yetecek kadar yiyecek verir. Mukadai burada 1 ay
kaldıktan sonra çiftlik sahibini öldürerek mallarına el koyar ve çevredekilere
de çiftlik sahibinin hırsızlar tarafından öldürüldüğünü söyler.



Çiftliğe kurulduktan sonra, hemen Madaffa adında bir misafirhane kurarak
çevresinde topladığı insanlara kendisinin Müslüman bir Arap şeyhi olduğunu
söyleyerek Şeyh Salih Salman Abdullah Tamimiye karşı düşmanlık uyandıran
propagandalara girişir ve bir gün Şeyh Tamimi’yi el Zalafi kasabasındaki camide
öldürtür.



Kendini iyice güvende hisseden Murkadai, birden çok kadınla evlenerek bir sürü
çocuk yapar. Suudi kabilesini kuran Murkadai, İslam inancına gizliden hurafeler
ve takiyeler katarak eski yahuda döneminden kalma kendi inançlarını tatbik
etmeye başlar ve çevrede ekonomik olarak güçlü olan Müsüman kabilelerin
tarlalarını ya parayla satın alarak ya da ayak oyunlarıyla ele geçirir ve kısa
bir süre içinde bölgede çok büyük bir güç olur.








Bu şekilde Suudi aşiret
kabilesi ortaya çıkmış olur. Murkadai’nin oğullarından El Mukaran’in iki oğlu
olur. Bunlardan birisinin adını” Muhammed” ötekisinin adı da Suud koyar.

Suudi aşireti krallığının ismi buradan gelmektedir.



Amaçları önünde engel gördüklerini ya kadın, ya para ya da güçle susturdular.



Suudi ailesinin Arapların en önemli kabilelerinden Rabia, Anza ve Almasalih
kabileleriyle hiçbir ilgisi olmadığını ve Yahudi olduklarını yazmak isteyen
biyografi yazarlarını ya parayla ya da korkuyla vazgeçirttiler. O zamanlar
okuma yazma oranı çok düşük ve şeyhlerin , molların her söylediklerine inanan
Arap Müslümanları kolayca aldatmanın yolu elinde uyduruk bağlantılarla yazdığı
bir kitapta Suudi krallarının soyunu Hz. Muhammed’e dayandıran Krallık
kütüphanesinin kiralık müdürü Muhammed El Tamimi’ye Suudi krallığı tarafından
Suudi Arabistan Mısır Konsolosluğu aracılığıyla çok büyük paralar verildi.



Zamanla çok güçlenen Suudi ailesi , İslam inancına uygun ibadet eden ve Firavun
döneminden kalma krallık ve hanedanlıkların elitler ve köleler sistemine karşı
olan ve

Kur’an ayetlerine göre yaşayan Müslüman Arapların önde gelen ailelerini ve
kabilelerinin yeteri kadar Müslüman olmamakla ya ” dinsiz” ya da ” zındık”
olmakla suçladılar .

Suudi aşireti Vahhabi tarikatı adaleti adıyla bir çoğunu katlettiler.



“SUUDI FAMILY” adıyla yayımlanan kitabin 98-101. sayfalarında Suudi
hanedanının özellikle Necd bölgesinde yasayan yoksul Müslümanları zındık – köle
olarak ilan etmişler ve buradaki Müslümanların kanlarının, paralarının,
mallarının ve karılarının kendilerine kapatma ve köle olarak helal olduklarını
deklare ettikleri yazılmaktadır.



Yine kitapta yazılanlara göre Suudi aşireti Vahhabi tarikatı tapınak
kurallarının çizgisinde olmayan Müslümanların Müslümanlığının geçerli
olmayacağı ve cehenneme gidecekleri fetvafları verererek Vahabi tarikat
tapınakçılığına karşı olan Müslümanları adeta bölgede hor görülen zındıklar
olarak göstermek için çeşitli proğagandalar yapılarak işkenceler yapılarak
taşladıkları Müslümanları bölgeden sürdükleri iddia edilmektedir.



Osmanlı topraklarının bölünmesinin ilk zeminini, Osmanlı coğrafyasında yaşayan
toplumlar arasında etnisite ve mehep çatışmaları yaratarak atan İngilizlerle
birlikte hazırlayan gizli yahuda Suudi aşireti Vahhabi tarikatı misyoner
örgütleri, İslam coğrafyasının Müslüman Arap bölgelerini zorla ele geçiren
Suudi aşireti ailesinden Kral Abdul Aziz 20.ci yüzyılın başlarında Osmanlı
imparatorluğu ile yeniden işbirliğine girmek istemiş fakat Osmanlı yöneticileri
tarafından zalim, güvenilmez ve vahşi bulunarak reddedilmiştir. Bunun üzerine,
İslam coğrafyasında tek güç olmaya çalışan İngiliz siyonist msiyoner örgütü
gizli yahuda Suudi aşireti tarikat hanedanlığı İngilizlerle birlikte Osmanlı
askerlerini da arkadan vudukları gibi ayrıca Arap coğrafyasında İngilizlerle
birlikte sömürü ve işgalllerinde bölgede bir çok katliamlara imza atmıştır.



Kendilerini koruyan yasalar çıkaran Suudi Hanedanlığı kurulalı Suudi
Arabistan’daki tüm resmi kurumlar aynı aşiretin mensuplarınca yönetimesinden
dolayı Suudi aşireti hanedanlığından olmayan Müslümanların hanedanlığın en ufak
bir politikasını eleştirecek olan herhangi bir insanın cezası Vahhabi tarikatı
gereği idamdır.



Ülkede birçok insan yoksul olmasına rağmen, Müslümanların zengin arazilerini de
çeşitli oyunlarla ele geçirerek zenginleşen ve Mekke’yi de işgal eden Suudi
aşireti zengin hanedanı koskoca ülkeye kendi isimlerini vererek ülkenin her
şeyini ve tüm tapusunu kendi hanedanlıklarının üzerlerine geçirerek bütün doğal
kaynaklardan sadece kendi kabileleri coğrafyasındaki zengin enerji, maden ve
altın zengin kaynaklarından birlikte yararlanmaktadırlar.



Suudi Vahhabi hanedanının Yahudi olduklarına dair yukarıda adı geçen “Tarih-i
Âl-i Suud” (Suud Hanedanının Tarihi) kitabındaki belgelerin yanı sıra bu habis
ailenin kendi itirafları da yer almaktadır:



* 1960 yılında Kahire’de yayın yapan “Savl El Arap” radyosu ile
Yemen’de yayın yapan Sana’a radyoları Suudi ailesinin gizli Yahudiler olduğunu
iddia ettiler. Konuyla ilgili iddiaları yalanlamayan Kral Faysal, 17 Eylül
1969’da Washington Post gazetesine verdiği demeçte ” Biz Suudi hanedanının
Yahudi akrabaları vardır!!! Yahudilere karşı husumet besleyen Arap ve İslam
otoriteleriyle ayni noktada değiliz. Bizim ülkemiz Yahudiliğin ilk kaynağı olup
yeryüzüne dağıldığı yerdir!!!” demiştir.



kaynak: ABN.İR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet