Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

HOLLYWOOD’UN YENİ DÜNYA
DÜZENİ KOMPLOLARI VE TÜRKİYE

KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.co.ke/2017/06/hollywoodun-yeni-dunya-duzeni.html?m=1

Devletlerin belirledikleri
stratejilerde yalnızca askeri güce odaklanma, ordu ve silaha dayanma prensibi
dönüşüm geçirdi ve yumuşak güç mekanizması adlı farklı bir kulvarı doğurdu.
Günümüzde ise güç askeri ve yumuşak gücün dengelendiği Akıllı Güç biçiminde
formatlandı. Ülkelerin sahip oldukları eğitim kurumları, turizm uygulamaları,
medya endüstrisi, yayıncılık, misyonerlik ve postmodern misyonerlik, şirketler,
ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, enstitüler, düşünce
kuruluşları, kamuoyunca bilinen bireyler gibi ögeler Zeki Güc’ün Yumuşak Güç
alt kolundaki kategoriye dahil edilebilecek en bilindik ve geçerli
faktörlerdir. Medya endüstrisinde önemli bir alana sahip olan film sektörü
yalnızca zaman geçirme aracı değil algısal yönlendirme ve telkin işlevlerinide
yüklenmiştir. Bunu ise en iyi başaranların başında Abd sinema endüstrisi daha
bilindik adıyla Hollywood gelmektedir. 800 ile 1000 arası senelik filmin
hazırlandığı muazzam büyüklükteki Abd sinemasında popüler ve uluslararası
gösterimdeki filmlerde üç ana unsur mutlak surette işlenmektedir. Bunlardan
birincisi büyük ve sarsılamaz bir devlet algısı ikincisi dini seramonilere atıf
ve üçüncüsü ise Abd Savunma Bakanlığı Pentagondur.

Yeni Dünya Düzeni’nin bilindik veya
dolaylı mesajlarını içeren özellikle bilimkurgu ve fantastik filmlerde Pentagon
yalnızca ülkesine hizmet eden bir kurtarıcı olmasının ötesinde dünya ve dünya
insanlığı için çalışan militer bir hayır kurumu işleviyle takdim edilmektedir.
Filmleri izleyen seyircilerin yönlendirilmesi, Amerikan gücüne hayran bırakılma
isteğinin yanında bir husus unutulmamalıdır. Abd merkezli batı film
endüstrisinin yeni dönem bilimkurgu fantastik filmleri, hakim batı, üstün batı
kavramını pek güzel ve eğlenceli biçimde işlemeyi ilke edinmiştir. Arzu ettikleri
hayranlık hedef ülkelerdeki insanları aynı zamanda bu ülkelere ve özellikle
Abd’ye karşı çaresiz boyun eğmesi gereken bir psikolojiye sevk etmektedir.

Binlerce filmden birbirlerine oldukça
benzeyen konuyu işleyen, futirist bir bakıç açısıyla hazırlanmış ve nispeten
yakın tarihli üç Amerikan filmini futurist siyaset stratejileri bakımından
incelemeyi uygun gördük. Bu filmlerden birincisi yüksek bütçeli Batmen Ve
Superman adlı yapıttır. Filmde kısa sürelide olsa mesih kavramı işlenmekte ve
bir sahnesinde her dinde kurtarıcı mesih olduğu deklare edilmektedir. Superman
adlı karakterin kimlik sorunsalı yaşadığı bütünde, kimileri tarafından ilah
ilan edilen bu karakter bir mucit tarafından yok edilmek istenir. Ve filmin
sonlarına doğru Pentagoncu mucidimiz ”Eğer Tanrı’yı insan yok edemiyorsa
Şeytan yok eder” repliğiyle insan yapımı dev bir şeytanı adeta ”yaratır” ve
kahramanı hedef gösterir. Konumuz açısından önemli olan hususda burada
gizlidir. Savunma sektöründeki insanlar bilimsel çalışmalarla yeni canlılar var
etmekte ve kendi literatürlerince yaratmakta böylelikle insanın en azından
mucitçi insanın Tanrı’dan daha üst mertebede bulunacağını arzu ettiklerini ifşa
etmektedir. Bu durum gerçek hayattaki bazı küreselci futuristlerin
beklentileriyle oldukça uyumludur. Ray Kurzwill, Türkçe’ye de çevrilen İnsanlık
2.0 kitabında, Tanrı’nın yarattığı İnsanı 1.0 kendilerinin formatlamayı
umduklarını ise 2.0 olarak işaret ederek küresel planların neyi hangi
sınırsızlıkda amaçladığını uzunca anlatmıştır.

Konu edineceğimiz ikinci film ise
Yenilmezler’dir. Abd’li bir grup kahraman insan yapımı yapay zeka Ultron ile
mücadele edeceklerdir. Ultron bir yapay zeka olarak tasarlanır ve ilk faaliyet
olarak zorunluluk olmamasına rağmen başka bir zekayı öldürür. Daha sonra kendisine
beden arayacak, beden tasarlayacak, her defasında bedenini geliştirecek ve bir
robot ordusu kurarak insanlığı tehdit decektir. Sürekli internete bağlı olarak
bilgilerini geliştiren Ultron, süper kahramanlarla savaşırken bir yerde
interneti kesilir ve ”İnternetimi kapattınız dünyamı kararttınız” itirafını
gerçekleştirir. Bu durum bugünün insanını tanımlayan bir özelliktir. Askeri bir
çalışmanın ürünü olarak karşımıza çıkan Ultron sonunda zorda olsa yine Abd’li
kahramanlar tarafından mağlup edilecektir.,

Belirtmek istediğimiz üçüncü film ise
Pasifik Savaşları adlı yapıttır. Pasifik Okyanusuna açılan bir geçitten gelen
birbirlerinden farklı yaratıklara karşı insan yapımı dev ve çok güçlü makine
robotlar hayata geçirilmiştir. Pentagon uzmanları savaşı her dakika izlemekte
ve bu yönde yönlendirmelerde bulunmaktadır. Filmde garip varlıkların
saldırısına uğrayacak Hong Kong, Pentagon yapımı bu büyük robotlarca istila
edilmeden kurtarılır. Bu yönüylede film farklı bir mesaj vermektedir. Çin, Hong
Kong’u idari bölgesi ilan etmiştir. Filmde ise Hong Kong’u Çin değil Ancak Abd
kurtarabilmiştir.

Bu üç filmin ortak özellikleri
bulunmaktadır. Birincisi, üçünde de iyi ile kötü arasındaki bir savaştan,
kıyımdan zayiattan neticesinde ise mesihi bir zaferden bahsedilmektedir.
İkincisi, Pentagon, Abd ordusu başrolde yine dünyayı kurtaran zümreyi
oluşturmaktadır. Üçüncüsü, insan yapımı zeka ve bedenler insanı farklı bir
noktaya taşımaktadır. Dördüncüsü ise konu edilen bu iç filmde de uzay teması
bir şekilde işlenmiştir.

Bilimin bugün geldiği noktada yapay
zeka ve robot çalışamalarının bir hayli ilerlediği ortadadır. Buna göre daha
şimdiden bu teknolojilerin insan yerine geçmesiyle birlikte işsiz kalacak insan
sayısı ve yeni istihdam modelleri aranmaktadır. Ayrıca uzay çalışmalarıda hız
kazanmıştır. Yeni Dünya Düzenine uygun yeni bir din inşası için uzay kaynaklı
projeler devreye sokulmakta üç boyutlu sanal Mesih, yeni bir gezegen, İnsanlığa
ait olduğu iddia edilen yeni kayıtların açıklanması gibi projelerle insanlığa
ait sosyal ve dini bütün birikimlerin adeta yeniden tasarlanması
amaçlanmaktadır. Bu sebeple Yeni İpek Yolu adlı 21 trilyon dolarlık proje için
çalışmalar başlatılmıştır. Üretimin Çin’den başlatılarak mamüllerin demiryolu
ve limanlarla dünyaya servis edilmeleri tasarlanmıştır. Limanların önemi yüksek
olduğundan Yunanistan küresel sermaye tarafından borçlandırılarak Pire Limanına
el koyulmuştur. Küresel kredi derecelendirme kuruluşları, İzmir’in kredi
notunuda AAA seviyesine çıkartarak bu yönde de maksat taşıdıklarını ifşa etmiş
bulunmaktadırlar. Yeni Dünya’nın küresel projesi bu yönde yalnızca ekonomik
temelli değil kültürel ve sosyal boyutlarıda olacak dünya devleti
girişimlerinin bir örneğidir. Çalışamaya konu olarak işlenen filmlerde Yeni
Dünya Düzeni’ne Abd perspektifinden vurgu yapan diplomasi vasıtalarıdır. Onlar
Çin’i ve İpek Yolunu kabul etmemekle birlikte, Pentagon merkezli
yönlendirilecek bir dünya tasavvurunu öne çıkarmaktadırlar. Hangi seçenek kabul
edilirse edilsin, yakın bir gelecekte insanlığın çok değişik bir savaş
vereceği, hayatını teknolojik gelişmelerle beraber kolaylaştırmanın yanında
evrensel fıtratına müdahale edileceği gerçeğinin ne gibi neticeleri
getirebileceği siyasi sosyal bilim çevreleri nezdinde daha yüksek tonlarda
tartışılmaya başlanmıştır.

Oldukça stratejik kapsamlı bu
gelişmeler yaşanırken Türkiye’nin yeni düzeni algılama ve hazırlanma
projelerinin olmaması gibi bir durum büyük devlet potansiyeliyle
bağdaştırılamaz. Bu sebeple milli güvenlik konsepti Kırmızı Kitap’ın bu
gelişmeleride içerdiğini ummak zorundayız. Türkiye’de yeni düzenin kodlarını
açıklayan filmleri topyekün reddetme vaya basit bir hayranlıkla takip etme gibi
kifayetsiz bir tutum içinde olunulmamalıdır. Türkiye’nin yumuşak güç
vasıtalarından sinema sektörü oldukça zayıftır. Bir yılda çekilen film sayısı
oldukça sınırlı olduğu gibi, tam manasıyla tarihinin zaferlerini yansıtan bir
film bile tasarlayamamıştır. Bilimkurgu filmleri kategorisinde çalışmaları
neredeyse bulunmamakla birlikte askeri konulu filmler yalnızca kısmi bir terör
grubuna karşı verilen mücadeleleri konu edinirken, bölgesini hatta dünyayı
kurtarabilen silahlı kuvvetler teması bugüne kadar hiç işlenememiştir. Sinema
sektörünün ülke reklamı, olağan üstü maddi getiri gibi kazançlarının yanında
düzen şifrelerini empoze, belirlenen hedefler doğrultusunda hedef kitleleri
hazırlama, sosyal mühendislik ve kültürel telkin gibi kazançlarıda
bulunmaktadır.

Yeni teknolojileri karşılayan bir
Türkiye yerine evrensel birikime katkıda bulunan ve bu durumu sinema sektörüne
işleyerek kamu diplomasisi faaliyetleri yürütecek Türkiye, Stratejik Güçlü
Türkiye’nin önkoşullarındandır. Yalnızca sinema sektörünün propaganda malzemesi
olarak kullanılması birşey ifade etmez. Bu durum kitlelerde bir hayranlık
vesilesi olamaz. Türk dizilerinden bazıları latin ve arap coğrafyasına
pazarlanmıştı ve iyi izlenme oranlarıda elde edebilmişti. Ancak bu kitlelerin
hiçbirisinde örnek alınan Türkiye ve Türk Ordusu imajı pekişemedi.
İzleyicilerin hayranlığı yalnızca aktör veya aktris seviyesinde kaldı.

Kaliteli filmlerin büyük devlet imajı
verebilmesi yalnızca filmlerin içerikleriyle sınırlıda değildir. Bunun için o
ülkenin ekonomik, askeri, bilimsel ilerlemesininde geçerli seviyede bulunması
gerekir. Yeni Dünya Düzeni’nin Türkiye tarafından ne şekilde karşılanacağı ve
bunun yansıtılma biçimi önemlidir. Yalnızca coğrafyada değil bütün dünyada bir
değişim yaşanacak, robot teknolojileri, yapay zeka hatta uzay sırları İpek Yolu
ve Ulusallaşma sürecindeki Abd arasında rekabete yol açacak ve daha ziyade Abd
kurgulu sinema filmleri kamuoyu ile paylaşılacaktır. Türkiye’nin Silikon Vadisi
benzeri bir yapılanmayı hayata geçirmesi tarihinin getirdiği birikimle bunu bir
diplomasi aracı olarak işlemesi gerekmektedir. Ancak bunlar bir anlamda da
zihniyet meselesidir. Türkiye’de dünyayı kurtaran ordu senaryosu filmlere
işlense bile bunu ordunun askeri kesimine mi yoksa sivil kesime mi mâl
edileceği neticenin yerli kamuoyunda tartışmalara sebebiyet vereceği br
gerçektir. Pentagon konulu filmlerde filmin hakimi yani adeta patronu bir
general mi yoksa kravatlı bir yetkili mi çoğu zaman belirsizdir, hiyerarşi
kavramına vurgu yapılmadığından savunma sistemi bütüncül olarak ele alınmakta
ve neticede Amerikan Bayrağı, Senatosu ve Başkent’e vurgu yapan ortak değerli
bir bitişle noktalanmaktadır. 15 Temmuz’dan sonra asker sivil ilişkilerinin
oldukça yara aldığı bir atmosferde bu ilişkilerin sorunsuz biçimde filmlere
yansıtılması bile ayrı bir beceri dalı olacaktır.

Bu çalışmanın konusu yalnızca sosyal
mühendislik amacına hizmet eden üç filmi incelemek değil aynı zamanda Yeni
Dünya Düzeni’ni vurgulamak ve bunun büyük devletlerce ne şekilde
kullanılabildiğini izah etmekti. Türkiye’nin bu projelere hazırlıklı olabilmesi
yalnızca kurumsal gelişmelerinin değil toplumsal birikimlerininde olumlu
minvalde seyredebilmesine bağlı olduğu unutulmamalıdır.


























Onur Dikmeci

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış