Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Gizli örgütlerin ortak hedefi : Yeni Dünya Düzeni
nedir ?


Sürekli olarak “Yeni Dünya Düzeni”nden bahsediliyor ya, bu hedeflenen yeni
düzen nasıl bir şeydir? Bu kimine göre insanlardan saklanan gerçek bir plan,
kimine göre sadece komplo teorisi, kimine göre hemen binilmesi gereken tramvay
olan yeni proje aslında çok da gizli saklı bir şey değil. 


Proje sahipleri bunu kendileri söylüyorlar. Örneğin, David Rockefeller:
“Dünyada 200 civarında olan devlet sayısı 1000’e çıkacaktır” “Dünyada tek
devlet oluşturduğumuzda, modern dünya daha mükemmel ve daha istikrarlı
olacaktır. Halkların kendilerini yönetme hakları artık dünya bankerleri ve
entelektüelleri olan elit’inotoritesi altına girecektir. Yüzyılımızda
izleyeceğimiz strateji budur” demiştir.


Henry Kissinger:


“Hangi yol seçilirse seçilsin, ABD ya da Avrupa’ya dayanan çokuluslu
şirketler, küreselleşmeyi yöneten lokomotifler olarak ortaya çıkmaktadır. ABD
ve Avrupa’nın çokuluslu şirketleri, gelişmekte olan ülkelerin şirketlerini
yutacaktır.”


Rahmi Koç:


“Dünyada yeni bir global sistem oluşmuştur. Dünyanın en büyük 5 ekonomisi
devletler değil, şirketlerdir.”


Mason örgütü, İlluminati, Skull and Bones, CFR, Bilderberg gibi
organizasyonlar ve sahibi oldukları Monsanto, Goldman Sachs ve diğerleri gibi
uluslar arası finans, medya, gıda, silah ve enerji firmalarının ve
kuruluşlarının hedefi aynı: 


Bu dünyanın en büyükleri dünyayı kendi çıkarlarına uygun olarak düzenleyip,
daha da güçlenerek dünyanın efendisi olmak istiyorlar! Bir başka deyişle, dünya
nüfusunun %1’i geri kalan %99’u yönetmek, kendi çıkarları için kullanmak
istiyor.


Yardımlaşan, paslaşan, değişik görünümlerde ortaya çıkan, birkaç
organizasyonda ve örgütte birden üye olanlar aslında çoğunlukla aynı insanlar.


Kendi adamlarını devlet yönetiminde kilit noktalara getirmek, kendi
çıkarlarına uygun siyasi ve ekonomik kanunlar ve kararlar çıkabilmesi amacıyla
perde arkası gölge yöneticiler yapmak için ellerindeki finansal ve askeri gücü,
medyayı kullanıyorlar. İstedikleri düzen için büyük harcamalar yapıyor,
istekleri gerçekleşince daha büyük karlarla daha çok büyüyorlar.


Bir anlamda eski Mısır’daki piramitlerinin yapımında yüz binlerce insan
çalıştıran firavunlar gibiler. Onlar için piramitlerinin yapımında
çalışanlardan kaç kişinin öldüğü önemli değildi. Halkları kıtlık çekerken
saraylarında ve yakın çevreleriyle saltanat sürüp, mezarlarına-ne bu dünyada,
ne de öteki dünyada kullanabilecekleri- yüzlerce kilo altını gömmeyi doğal
hakları olarak kabul ediyorlardı.


Günümüzün küresel büyükleri de öyle. Deyim yerindeyse, kendileri ateşten,
diğer insanlar çamurdan yaratılmış gibi kendilerini özel ve ayrıcalıklı
görüyorlar. Firavunların yaptığına benzer şekilde, ne dünyada
tüketebilecekleri, ne de yanlarındaki götürebilecekleri zenginliklerini
artırmak için gereken neyse onu yapıyorlar.


Firavunlar Mısır’la yetiniyorlardı, bunlar tüm dünyamızı istiyorlar.
Firavunların piramitleri vardı. Bunların inancı, imanı para ve gücün sembolü
olan ABD dolarının üzerinde de piramit var. Bütün dünya onlar için çalışsın
onlar kazansın istiyorlar. Onun için onlara, çağımızın Global Firavunları
diyebiliriz!


Her ne kadar amaç ABD’nin dünya egemenliğini gerçekleştirmek gibi
görünüyorsa da gerçekte din, millet ayırmıyorlar.


Devlet yöneticileri ve para sahipleri işbirlikçi oldukları sürece, o
ülkedeki hak, hukuk, demokrasi, insan hakları önemsiz.


Dünyanın en zenginlerinden olan Rothschild imparatorluğunu kuran baba Mayer
A. Rothschild daha 1790 yılında hedefi ve sınırları koymuş:


“Bana bir ülkenin parasının yönetimini verin. Kanunları kimin yaptığı beni
ilgilendirmez.”


ABD kurumsal yatırım bankası Goldman Sachs, ABD’de ev sahibi olmak için
sattığı tahvillerin güvenilmez olduğunu saklayarak, kredi değerlendirme
kuruluşları da onlara değerinden yüksek puan vererek ev sahibi olmak isteyen
ABD’li vatandaşları yanılttı. Sonunda mortgage krizi patlak verdi. Milyonlarca
iş güç sahibi ABD vatandaşı bir anda işsiz ve evsiz kaldı. Bankalar battı.
Krizi kurtarmak için devlet 700 milyar dolarlık kredi destek paketi çıkarmak
zorunda kaldı. Milyonlarca insan hala evsiz.


Aynı Goldman Sachs, Yunanistan’a gizli kredi vererek, ödeyebileceğinden
fazla borçlandırdı. Buna karşılık gelecekteki havaalanı ve piyango gelirlerine
el koydu. Ama ortada kredi ve ödemesi olarak resmi işlem gözükmediği için
Yunanistan’ın borcu gözlerden gizlendi. Yunanistan sonunda iflas etti.


İtalya, İspanya, Portekiz ve diğerleri batmış, AB çökmüş kimin umurunda!


ORDO AB CHAO: Kaostan düzen yaratmak. Karışıklık çıkararak var olan düzeni
bozmak, daha sonra düzeni kendi çıkarları doğrultusunda yeniden biçimlendirmek
uzmanlık alanları.


Önemli olan “kazananlar”ın refah seviyesini artırmak, onun için
“demokrasi götürmek”, renkli devrimler, Arap Baharı gibi değişimler, ülkelerin
etnik veya mezhep temelinde ayrışıp bölünmesi faydalı. Kaç kişinin öldüğünün
önemi yok.


Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş oluyor:


Hem enerji ve doğal kaynaklar o ülke halklarının elinden çıkıp büyük
firmaların denetimine ve kullanımına geçiyor.


Hem de, ülkeler bölündükçe hâkimiyet daha kolay kuruluyor. Bir büyük gücü
idare etmek var, bir de küçük parçalarla kolayca oynamak var. Örneğin, İran
veya Türkiye büyük lokma, hemen yutmak kolay değil. Ama Kuzey Irak’ta
kurdurulan Kürdistan’a istediğini yaptırırsın. Barzani kafanı bozarsa yerine
Zerdari’yi koyarsın olur biter! O da mı karşı çıktı, Arapları Kürtlere karşı
saldırtırsın, sen de Arapların yanında yer alırsın, Kürtler de ellerindekini
Araplara kaptırmamak için senin dediğini yapmak zorunda kalırlar.


Lafta devletçiliğe karşılar.


Ama devletler batan bankalara yardım etti. Devletin parası kimin, elbette
halkın! Yani bütün bunları yine halk ödedi. Ödemeye de devam ediyor.


Devlet başkanlarının pazarlamacı gibi çalışmasına, uluslar arası
anlaşmaların hak ve hukuka göre değil, yapılan ticarete ve alınan kredilere
göre düzenlenmesine karşı değiller.


İş kurarken devlet desteği almak, iş yeri yaratacağım diye istisnalardan
faydalanırken de devletçiliğe karşı değiller. Ancak, yükünü tuttuktan sonra iş
yerini ve çalışanları ortada bırakarak daha karlı gördükleri bir başka ülkeye
gittiklerinde, devlet “hani verdiğin sözler” diye soramıyor, çünkü sermaye
özgür! 


Bu yeni düzende vatandaş yok, sadece müşteri var.


İster teknoloji ürünü almak istesin, ister hasta, ister öğrenci olsun
herkes insanca yaşama ve eğitim, sağlık hizmet hakkına sahip değildir. Paran ve
gücün kadarı ile yetinmelisin.


Bu düzende 3 sınıf insan var:


Tüm dünyayı yöneten en üstteki firavunlar ve onlara doğrudan hizmet eden
üst düzey yönetici, bürokrat, CEO vs. grubu

Çok para harcayan, çok tüketen iyi müşteriler (Kazanmanın yöntemi önemli değil)
olan “kazananlar” (winner)

Kendi başarısızlıklarının sonuçlarını kabullenmek zorunda olan “kaybedenler”
(looser) olarak adlandırılan, yaşasa da yaşamasa da olur (Hatta ekonomiye yük
olabilecekleri için yaşamasa daha iyi olur!!) yoksul, sakat, hasta olup da
tüketemeyenler.

İnsanlardan beklenen beyinlerini çalıştırmak yerine, en yeni teknolojiyle yine
eski geyikleri tekrarlaması, yeni modellere sahip olmak, genç kalmak ve seksi
olmak peşinde olması, medyada ne veriyorsa onunla yetinmesi, ülkesinin veya
dünyanın neresinde ne olduğu ilgilenmeyip “kaybedenlere” üzülmeden, kendi küçük
dünyasına hapsolmasıdır.


Böylece altındaki halı çekilirken bile fark etmeyecektir:


Henry Kissinger,


“Petrolü kontrol eden ulusları, gıdayı kontrol eden insanları kontrol eder.
Gıda bir silahtır.” diyor.


Tohum bereket olmaktan çıkıyor, kısırlaştırılmış tohum yıllık milyarlarca
dolarlık ticaretin patentli ürünü haline geliyor.


Üstelik bu daha çok insanı beslemek, ilaçsız tarım, verimi artırmak iddiası
ile yapılıyor. Tecrübeler tersini gösteriyor.


“Yeşil devrim” kandırmacasıyla çiftçiyi borçlandıran Monsanto karına kar
katmaya devam ederken, Hindistan’da her yarım saatte bir çiftçi intihar
ediyormuş, ne gam. Onlar zaten “kaybedenler” ve yaşamayı hak etmeyenler. Onlara
göre, dünya nüfusu zaten çok fazla ve başarısız olanın yaşaması da
gerekmiyor! 


GDO’lu veya ilaçlı, hormonlu, katkılı gıdanın, kirlenmiş havanın suyun
toprağın insanları hasta etmesi hiç de kötü değil, ilaç firmaları da kazanmalı!


Henüz başarılmamış ama Dinler arası diyalog görüntüsü altında ciddi
mesafeler alınmış diğer hedef, dinlerin tek potada eritilip yeni, insanı
kutsayan din yaratılması.


Biraz Tevrat, biraz İncil, biraz Kur’an karışımında yeni bir kitap
yaratılacak. Önce peygamberler kutsal, Allah’a ortak seviyesine getiriliyor.
İnsan kutsallaştırılıp yanılmaz hale sokulduktan sonra peygamberlerin yerini
alacak din adamları artık Allah ile insan arasında aracı olarak, sürü güden
çoban gibi toplumları kolaylıkla idare edebilecek. Böylece çağdaş firavunların
emrindeki Papa Hıristiyanları, Halife Müslümanları rahatlıkla yönlendirecek.


Hem, Hz.İsa geri dönecek. Öyleyse Hz. Muhammet’e artık gerek yok.


Kur’an her ne kadar Allah ile kul arasında din adamı, şeyh vs. aracıyı
reddediyor, Peygamberleri bile yanılmaz kabul etmiyor, şirki affedilemeyen tek
günah olarak gösteriyor, aklını kullan, “sürü gibi güdülme” diyorsa da bunun da
önemi yok.


İki Dünya savaşını çıkaran, köleler, sömürgeler, koloniler sahibi olan
Hıristiyanlar hep dünyaya huzur mu getirdi, daha dün Irak’ta kaç kişi öldürdü,
sen kafanı bunlara takma! Terörün ve savaşın kaynağı Kur’an’dır. diye
düşün. 


Kur’an’ın vahiy olduğu fikrinden vazgeç. Sen de Kur’an’ı bırak, yeni kitabı
oku! Bin Ladin, İkiz Kuleler, İslam=Terör diye milyonlarca kez tekrarlandı.
Hala beynin yıkanmadı mı?


Ayrıca, barış ve insanlığın iyiliği için senin bir şey yapmana gerek yok.
Dünya bir açık büfe ve lunaparktır. Ye, iç keyfine bak. Mehdi veya Mesih İsa
gelip her şeyi düzeltecek. Dünya barışı senin değil, onların sorunu?


Hem zaten doğrudan Allah ile irtibatlı yanılmaz Papa var. Hz. İsa gelinceye
kadar onunla idare et. Kim bilir, belki Müslümanların halifesi de Papa kadar
yanılmaz olur. O ne diyorsa onu yaparsın olur biter! Birlikte şarkılar,
ilahiler söylemen yeterli.


Hem bu yeni din çok kullanışlı, teflon gibi hiç kir tutmuyor!


Yeter ki aklını kullan köşeyi dön, işini bil, hakkınmış değilmiş, emeksiz
kazanç veya mevki sahibi ol, kamu olanaklarından kişisel çıkar sağla, bal tut
parmak yala önemli değil. Homoseksüel kardinal, imam olabilir, fuhuş yapabilir,
çıkarın için başkalarının ayağını kaydırabilir, işgal savaşlarına, masumları
öldüren teröristlere destek verebilirsin, yine de dindarlığına zerrece zarar
gelmez. 


Dinden imandan bahsetmen, hatta kılık kıyafetinle dindarmış gibi görünmen
yeter! Müslümansan başını örter, Hıristiyansan boynuna haç takarsın olur biter.


Kazananlardan olarak gösteriş yapmak sınırsızca tüketmek en doğal hakkın.


Dünyanın kaynaklarının tükenmesi, hava su toprak kirliliğiyle domuz ahırına
dönmesi, diğer insanların yaşama hakkı, sonraki nesillere ne kalacağı önemli
değil.


İLETEN :
ABDULLAH KOÇ


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış