SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR

YARGI DOSYASI /// Bunu Bir Hâkim Söyledi : “Adalet Her Zaman Tecelli Etmez Avukat Bey”!..

YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR
Bu haber 13 Eylül 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Bunu
Bir Hâkim Söyledi : “Adalet Her Zaman Tecelli Etmez Avukat Bey”!..


E-POSTA : konuk_yazar@sunsavunma.net


02
Eylül 2020


Müyesser Yıldız, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu G4 Blok, 01 Eylül 2020


Yaklaşık
iki yıl önce Kırklareli’de görülen 15 Temmuz davasında yaşananları anlatmıştık.


Yazının
konusu, dava dosyasındaki garipliklerden ziyade, mahkeme heyeti ile heyetteki
üyelerden birisinin, “Başkan bana baskı yapıyor.” diye isyan etmesiydi.


Hem
de ne isyan!.. Bu mahkemenin baktığı ikinci darbe davası başlamak üzereyken,
ilgili hâkim gördüğü baskıyı önce sözlü olarak dile getirir. Ardından dilekçe
yazıp heyete sunar ve davadan çekildiğini açıklar. Başkan ile arasında tartışma
yaşanır. Sonunda, “isyankâr” hâkim salondan çıkar gider, duruşma da ileri bir
tarihe ertelenir.


Sanık
avukatlarından birinin, mahkeme heyetinin yanı sıra savcı hakkında HSK’ya suç
duyurusunda bulunmasıyla, olay Ankara’ya intikal eder.







Ne mi olur? “Başkan bana baskı yapıyor” diyen üye hâkimin görev yeri
değiştirilir. Yani Başkan kalır, o gönderilir!..


Peki,
hakkında birçok iddia ve şikâyet olan savcı hakkında herhangi bir işlem yapılır
mı? Hayır. Ancak bu sene başında Bylock kullandığı gerekçesiyle açığa alınır.


Savcı
hakkındaki iddiaların en başında gelen; 15 Temmuz gecesi 55’inci Mekanize
Tugayı’nda tankları hazırlayan ve çalıştıran tek tabur komutanı olduğu öne
sürülen yarbayı, o ildeki bir polis müdürüyle “tarikat kardeşliğinden” dolayı
kollaması, hakkında iki kez “kovuşturmaya yer yok” kararı verip, sanık olması
gerekirken tanık yapmasıdır.


Savcının
Bylock’tan açığa alınmasından sonra bu yarbay, hakkında dava açıldığını ve
kendisinin 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldığını belirtelim.


4 Yıl Sonra Ortaya Çıkan Çok İlginç Tutanak


İşte
bu mahkemede ve davada yeni gelişmeler var. Ancak bunları aktarmadan önce 2 yıl
önceki yazımıza konu olan sanık hakkındaki iddiaları ve verilen hükmü de özetle
hatırlatmamız gerekiyor.


15 Temmuz’dan
sonra 55’inci Mekanize Tugayı İstihbarat Şube Müdürü Ş.T. gözaltına alınır.
Bosna-Hersek’teki 6 aylık geçici görevini tamamlayıp, sadece 4 gün önce burada
işbaşı yapan Ş.T. Tugay Komutanı’nı bile tanımamaktadır. 15 Temmuz’da tugayda
yapılan toplantıya da katılmamıştır. Bu nedenle savcı tarafından serbest
bırakılır.


Evine
gittiğinde, Harbiye’den devre arkadaşı E.H. geçmiş olsun telefonu açtığında
Ş.T. “Ben kurtuldum, ama korkma senin ismini söylemedim.” der. E.H. “Ağabey
maiyetimi teçhizatlandırdım. Eyleme geçmeye hazırız, seni desteklerim.”
şeklinde karşılık verir.


Bu
telefon konuşmasından iki saat sonra ise her ikisi de tutuklanır.


Peki
bu kadar kısa sürede konuşmadan kim, nasıl haberdar olmuştur?


Mahkeme
kararına göre, “bir istihbarat raporu” sayesinde. Ancak dosyada ne dinleme
kararı, ne konuşmanın tapesi ne de böyle bir rapor bulunur.


Bir
iddiaya göre, savcı tarafından “kollandığı” öne sürülen yarbay, görüşme
sırasında E.H’nin yanındakiler ve “kendisini kurtarmak” için bu konuşmayı
yetkililere bildirmiştir.


Ş.T.
ile ilgili suçlamaların ana “delilleri”, evinde bulunan Fetullah Gülen
aleyhinde olduğu anlaşılan bir CD, bir tren bileti numarası ve eşinin çizdiği,
tüp bebek tedavisi gördüğü hastaneye gidiş yolunu gösteren bir krokidir.


Sonuçta,
Ş.T. bu “delillerle” darbeden müebbet hapis cezasına çarptırılır.


Telefon
meselesine gelince; yargılama aşamasında Ş.T. ve avukatı, 15 Temmuz’dan
sonrasına ait bu görüşmenin “şakalaşmadan” ibaret olduğunu anlatır.


Mahkemenin
gerekçeli kararında bu konuda yapılan yorum şu olur:


“Bu
tür bir konuşmanın darbe teşebbüsünün yaşandığı, şehitlerin ve gazilerin
bulunduğu olayın hemen akabinde gerçekleşmesinin şaka ile izah edilemeyeceği,
sanığın, ‘Ben kurtuldum, senin ismini vermedim.’ beyanından da darbeye
teşebbüsü destekleyici eylemler içinde olduğu konusunda mahkememizde kanaat
oluştuğu…”


Yeni
mahkeme, bu konuşmayı mahkûmiyetin ana gerekçesi olarak değil, destekleyici
unsur olarak değerlendirdi.


Karar
İstinaf’ta aynen onaylandı. Yargıtay aşamasında ise bir sanık dışında, Ş.T.
dâhil diğer sanıklar açısından bozuldu.


Yargıtay
16. Ceza Dairesi’nin geçtiğimiz Aralık ayında verdiği bozma kararında, Ş.T’nin
darbeden müebbet hapis cezasına çarptırılması değil, “yardımdan”
cezalandırılması gerektiği belirtildi.


Kararın
gerekçesi ve dayanağı ise telefon görüşmesi oldu.


Söz
konusu görüşmeye ilişkin olarak dosyada herhangi bir dinleme kararı, tape
çözümü veya “istihbarat raporu” bulunmadığını belirtmiştik. İddianame,
yargılama esas hakkında mütalaa ve karar aşamalarında da herhangi bir belge
sunulmamıştır.


İşte
Yargıtay’ın kararından sonra Ş.T’nin avukatı Mustafa Güler, dosyayı yeniden
didik didik edip, dedektif gibi iz sürünce, bugüne kadar hiç gündeme gelmeyen,
hiç bilmedikleri ve görmedikleri bir tutanak bulur.


4 yıl
sonra bu tutanağın ortaya çıkması kadar, içeriği de ilginçtir.


Buna
göre, 15 Temmuz’dan sonra yolda yürüyen 2 polis, yolda yürüyen asker traşlı
bazı kişilerin kendi arasındaki konuşmaya tanık olur. Bu şahıslar, Ş ile E
arasında geçen bir telefon görüşmesinden söz etmektedir.


Polisler,
hemen konuşanların asker, konuşmanın da 15 Temmuz’la ilgili olduğunu
değerlendirir. Ancak o asker traşlı kişileri karakola davet edip ifadelerini
almak yerine, kendi aralarında bir tutanak tutar. Bahsi geçen “Ş”nin Ş.T.
olabileceği tahmininde bulunup nüfus bilgilerini tutanağa geçirmeyi de ihmal
etmezler!..


Avukat
Mustafa Güler’e göre, bu tutanak dosyaya sonradan eklenmiştir.


Hâkimin Öfkesi ve İtirafı


Yargıtay’ın
kararının ardından dava yeniden görülür. Geçtiğimiz 8-10 Temmuz tarihleri
arasında yapılan ilk celsede Av. Güler önce Mahkeme Başkanı ve savcıyla ilgili
geçmişteki olayları, HSK’ya yaptığı şikayetleri hatırlatıp reddi hâkim talebinde
bulunur. Aynı başkanın başkanlık ettiği heyet, bu talebi “yargılamayı uzatma
amaçlı olduğu” gerekçesiyle reddeder.


Av.
Güler duruşmada tutanağı da gündeme getirip o polislerin konuşmalarına kulak
misafiri olduğu kişilerin ifadelerini neden almadığını, ihmal var ise amirleri
ya da savcının bu eksikliği neden gidermediğini, polislerin duruşmada neden
dinlenmediğini sorup, “Hukuk fakültesinde tiyatral duruşma yapan öğrenciler
bile bunu ihmal etmezdi.” der ve soruşturmanın genişletilmesini ister.


Av.
Güler’in bu talebi de oybirliği ile reddedilir ve savcıdan esas hakkındaki
mütalaası istenir.


Savcı,
Ş.T. ve diğer sanıklar hakkında Yargıtay’ın kararı doğrultusunda mütalaa verir.
Sonra mı?


Ara
karar için heyet, tutuklu sanıklar, yakınları ve avukatlar yerini alır.
Savcının gelmesi beklenirken üye hâkimlerden birisi Av. Mustafa Güler’e sert
savunmasından dolayı salondaki herkesin duyacağı şekilde öfkeli biçimde sitemde
bulunur. Av. Güler, hukukun ve adaletin sağlanması için tüm yasal haklarını
kullanmasının görevinin gereği olduğunu söyler. Bunun üzerine üye hâkim şöyle
tepki gösterir:


“Adalet
her zaman tecelli etmez avukat bey!..”


Öfkeyle
de olsa, bizzat bir hâkimin ağzından çıkan bu acı itirafın kimseyi
şaşırtmayacağını biliyoruz, ancak ne olur şaşıralım, alışmayalım,
kabullenmeyelim.


Olaydan
sonra Avukat Mustafa Güler’in neler yaptığı ile devam edelim.


Hemen
bir tutanak tuttu… Duruşma salonunda bulunanları tanık gösterip daha önceki suç
duyurularını da hatırlatarak, “Adaletin her zaman tecelli etmeyeceği bizzat
hâkim tarafından açıkça ikrar edilen bir ülkede, yargının namusunu korumakla
görevli olan Yüksek Kurulunuzun ilgililer hakkında gerekli işlemleri yapacağına
güvenmekle birlikte hukuki haklarımızı kullanmak bakımından” ifadelerinin yer
aldığı bir dilekçeyle heyeti HSK’ya şikayet etti.


Ayrıca
Bylock’tan açığa alınan savcı ve bu savcı tarafından “korunduğu” öne sürülen
yarbayın yanı sıra TEM Şube Müdürü ile o ilginç tutanakta imzası olan 2 polis
memuru hakkında, “Görevi kötüye kullanma, iftira, suç uydurma, resmi belgede
sahtecilik” suçlamalarıyla Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç
duyurusunda bulundu.


2 yıl
önceki yazıyı, “Vah yargımızın haline” hayıflanmasıyla bitirmiştik.


Şimdi
de “Adalet mahkeme salonlarında bile tecelli etmiyorsa, nerede eder?” sorusuyla
bitirelim!..


Sincan’dan Silivri’deki Barış Pehlivan’a, Hülya
Kılınç’a, Murat Ağırel’e ve açık cezaevindeki tüm dostlara kucak dolusu
sevgiler…


Kaynak: https://odatv4.com/yazar/muyesser-yildiz/adalet-her-zaman-tecelli-etmez-avukat-bey-01092057.html

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER