YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR


Bu iki polisin korunmasının sırrı ne ??


Şardan, VIP dinleme davasında karar çıkmasının
ardından dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar ve İstihbarat Dairesi
Başkanı Ömer Altıparmak hakkında yapılan suç duyurusunda neden ilerleme
sağlanamadığını sordu.


FETÖ’nün “VIP
dinleme” davasında 131 sanığa 3 yıl 9 ay ile 45 yıl arasında değişen hapis
cezaları verildi.


Hapis cezası
alan isimler arasında eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek,
eski Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Gürsel Aktepe, eski Ankara
Emniyet Müdür Yardımcısı Lokman Kırcalı da bulunuyor.


“YARATILAN
‘KORKU İMPARATORLUĞU’YLA HEDEF KİŞİLERİN TÜM YAŞAMLARI VE MAHREMLERİ ADETA
ORTALIĞA SAÇILMIŞTI”


T24 yazarı
Tolga Şardan, davayla ilgili olarak “Yasadışı telefon dinleten Emniyet Genel
Müdürü ile İstihbarat Dairesi Başkanı hakkında neden işlem yapılmadı?” başlıklı
bir yazı kaleme aldı.


Şardan
yazısında mahkemenin verdiği kararı aktardı ve şu ifadeleri kullandı:


“Neydi bu
yargılama dosyasının konusu?


Neredeyse beş
yıla yakın süre devam eden davada; Fethullah Gülen cemaatinin 2008’den sonra
devlet içinde daha faal ve kontrolü ele alacak biçimde örgütlenmeye
başlamasıyla birlikte sanıklar aralarında siyasetçiler, akademisyenler, iş
insanları, bürokratlar, askerler, yargı ve emniyet mensupları, gazeteciler ve
kimi özel kişilerden oluşan bine yakın kişinin, anayasadan aldığı haberleşme
hürriyeti ihlâl ettikleri iddiasıyla yargılandılar.


Belirlenen
kişi ya da kişilere yönelik sistematik biçimde bu ihlâli gerçekleştiren Gülen
cemaati mensuplarınca ‘hedef kişi’ kapsamına alınarak iş ve özel hayatlarının
didik didik edilmesiydi.


Hatırlayalım;
sokaktaki sıradan vatandaşın bile telefonla konuşmaktan çekindiği dönemde
telefon görüşmeleri üzerinden yaratılan ‘korku imparatorluğu’yla hedef
kişilerin tüm yaşamları ve mahremleri adeta ortalığa saçılmıştı.


Telefonları
dinlendiğinden kuşkulanan insanlar deyim yerindeyse ‘paranoyak’ hale
dönüşmüştü. Telefon, FETÖ’nün kullandığı en tehlikeli silah olarak karşımıza
çıkıyordu.


Yasadışı elde
edilen bilgiler ve belgeler havada uçuşuyordu. Hedef seçilen kişiler, yasadışı
telefon dinlemeleriyle elde edilen bilgilerle itibarsızlaştırıldı.


İnsanlar, elde
edilen bu bilgilerin FETÖ’cü yapılanma tarafından kullanılmasıyla kumpas
mağduru oldular. Hiç akıllarına gelmeyen gerekçelerle adli soruşturmaların
konusu oldular. Kendilerin suça karışmadığını ispat etmek için savcılık ve
mahkeme kapılarında ıstırap çektiler. Nerdeyse her gün yeni bir operasyonla
uyandı, bu toprakların insanları.”


“USULSÜZ
İŞLEMLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİ ADRES BELLİYDİ: EMNİYET GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ İSTİHBARAT DAİRESİ BAŞKANLIĞI”


“Devlette
organize olmaya başlayan FETÖ yapısı bu işleri nasıl yapmıştı?” diye soran
Şardan yazısını şöyle sürdürdü:


“Hedef kişi
olarak tespit edilen kişi ya da kişilerin kullandıkları cep telefonlarının
numaraları veya cep telefonlarının dijital kimliği olan IMEI numaraları
üzerinden sahte isimler adına, gerçekleşmemiş suç iddiaları üzerinden alınan
mahkeme kararları kullanılarak, insanları telefonları yasadışı biçimde
dinlemeye tabi tutuldu.


FETÖ, telefon
dinleme işlerini organize etmek amacıyla yasal düzenlemeler yapmanın yanında
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) adıyla özel ve özerk bir kurum bile
kurdu. Türkiye’de GSM hatları üzerinden yapılan tüm telefon konuşmaları kimi
zaman yasal kimi zaman da yasadışı olarak bu birimde depolandı. İstenildiği
zaman bu kayıtlar, adli merciler ve medya üzerinden kamuoyuna servis edildi.


Adli
soruşturmalarda yan delil olması gereken telefon dinleme kayıtlarının, asli
delil olarak kullanılmasıyla pek çok insan cezaevine gönderildi, kovuşturmadan
geçirildi.


17-25 Aralık
2013’ten sonra o dönemki adıyla Fethullah Gülen cemaatinin devletten ve bürokrasiden
tasfiyesini sağlamak amacıyla başlatılan çalışmalarda ortaya çıkarılan bu
organizasyon, FETÖ’nün ÖSYM’deki soru çalmalarıyla birlikte devleti ve ülkeyi
yeniden biçimlendirmede kullandığı en önemli enstrüman oldu kanımca.


Tabii bu
organizasyonların hazırlanması, uygulamaya konulması ve sonuç alınması öyle
gizli kapaklı olmadı. Her şey kamuoyunun gözünün önünde cereyan ediyordu.


Yasadışı
telefon dinlemeleri çerçevesinde yapılan usulsüz işlemlerin büyük bölümünün
gerçekleştirildiği adres belliydi: Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi
Başkanlığı.


Bu daire
yapısal olarak teşkilat şemasında doğrudan Emniyet Genel Müdürü’ne bağlıdır.
Arada herhangi bir makam yoktur.


Buna karşın
FETÖ döneminde görev yapan Emniyet Genel Müdürleri’nin bu dairenin iş ve
işlemleri üzerinde ne kadar denetim sağladıkları ya da kontrol mekanizması
kurdukları da adli makamlarca incelenmesi gereken bir durumdur.”


“TELEFON
DİNLEMESİ TALİMATINI BİZZAT DÖNEMİN EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ MEHMET KILIÇLAR İLE
İSTİHBARAT DAİRESİ BAŞKANI ÖMER ALTIPARMAK’IN VERDİĞİNİ İTİRAF ETTİLER”


Tolga Şardan,
dinlemeler konusunda bazı kritik isimler hakkında işlem yapılmadığını
belirterek şu ifadeleri kullandı:


“Mesela,
FETÖ’nün usulsüz faaliyetlerde tavan yaptığı 2011-2014 yılları arasında görev
yapan dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar hakkında herhangi bir adli
işlem yapılmış mıdır?


Kaldı ki aynı
Kılıçlar, 15 Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişimi sonrasında TBMM’de
oluşturulan komisyona verdiği ifadede, kendisinin göreve başlarken 65 olan
FETÖ’cü il emniyet müdür sayısının kendi görev süresi içinde 75’e çıktığını
açıklamıştı.


Kılıçlar, bu
atamalarda imzası olmasına karşın, ‘Ama bunların atamasını ben yapmadım’ deme
cesaretini göstermişti.


İşte Ankara 4.
Ağır Ceza Mahkemesi’nde sonuçlanan telefon dinleme davasının şikâyetçilerinden
birisi de bu satırların yazarıdır.


Adli
kayıtlarda yapılan müfettiş çalışmalarında FETÖ’cü yapılanmanın bu satırların
yazarını ‘hedef kişi’ yaparak, gerek haber kaynaklarıma ulaşmak, gerekse iş ve
özel hayatıma ait olanları öğrenmek amacıyla usulsüz telefon dinlemesi hedefi
yaptığı ortaya çıktı.


Aynı davada
ifade veren sanıklar benimle ilgili yasadışı telefon dinlemesi talimatını
bizzat dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar ile İstihbarat Dairesi
Başkanı Ömer Altıparmak’ın verdiğini hâkim önünde itiraf ettiler.


Bu itirafların
tamamı mahkeme dosyası içinde mevcut.”


“KILIÇLAR VE
ALTIPARMAK’LA İLGİLİ DOSYA HALEN ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN ANAYASAL
SUÇLARLA MÜCADELE BÜROSU’NDA DURUYOR”


Şardan
yazısını şöyle noktaladı:


“Buna karşın
mahkemenin Kılıçlar’la ilgili herhangi bir adli işlem başlatmaması üzerine,
avukat aracılığıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurunda
aradan geçen zamana rağmen hiçbir işlem yapılmaması dikkat çekici hâl aldı.


Şimdi buradan
Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül, HSK Başkanvekili Sayın Mehmet Yılmaz ve
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Yüksel Kocaman’a, “FETÖ’cülerin
yasadışı telefon dinleme işlemleri sırasında Emniyet teşkilatının bir numaralı
ismi olan dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar ve İstihbarat Dairesi
Başkanı Ömer Altıparmak hakkında yapılan suç duyurusunun, bu konudaki davanın
sonuçlanmasına karşın neden henüz bir aşama kaydedemediği” sorusunu
yöneltiyorum. 


Kılıçlar ve
Altıparmak’la ilgili dosya halen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Anayasal
Suçlarla Mücadele Bürosu’nda duruyor. Üstelik dosya kaydı UYAP’ta bile
gözükmüyor.


Bu işlerde
doğrudan talimatı olan bürokratlar, hakkındaki mahkeme tutanaklarına karşın
birileri tarafından korunuyor mu?


Ayrıca, Sayın
Gül, Sayın Yılmaz ve Sayın Kocaman, acaba kendilerinin sesinin bulunduğu
telefon kayıtlarını hiç dinlediler mi?


Temennim,
dinleyecek durumla hiçbir zaman karşılaşmasınlar.”


Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir