Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Uluslararası Ceza Mahkemesi Erdoğan, Davutoğlu, Ala ve Fidan için
harekete geçti

Av. Vural Ergül yazdı

Roma Statüsü olarak adlandırılan “Uluslararası Ceza Mahkemesi Kurucu Statüsü”düzenlemelerine göre,
devletlerin sorumluları tarafından işlenebilecek soykırım, insanlığa karşı
suçlar ile savaş suçlarını soruşturmak ve kovuşturmak amacıyla uluslararası
toplum tarafından kurulmuş ve çalışmakta olan yargı organı Uluslararası Ceza
Mahkemesi (UCM).

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde, devletler yargılanmıyor,
mahkemede kişisel sorumluluk esası gereğince yalnızca gerçek kişiler,
Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, asker, polis ve istihbarat yetkilileri
gibi gerçek kişiler yargılanıyor.

Türkiye kamuoyunda uzun zamandır, Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye
ekibinin uluslararası savaş suçları mahkemesinde yargılanacağı çeşitli
çevrelerce dile getirilmekteydi.

Ve sonunda beklendiği üzere, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde,
başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bir kısım hükümet mensubu hakkında
uluslararası savaş suçundan inceleme başlatıldı.












İŞTE
KONUYA DAİR O YAZIŞMA

Aslında, UCM’de başlayan şimdilik yalnızca “inceleme süreci”nden ibaret.

Ancak bu sürecin soruşturma ve yargılama sürecine dönüşmesi
olasılığı, Türkiye’nin, birden bire IŞİD’e karşı savaş açmasının nedenlerini de
daha iyi anlamamızı da sağlıyor.

Hemen belirtelim ki; mevcut koşullarda fiilen Uluslararası Ceza
Mahkemesi’nde ne Recep Tayyip Erdoğan’ın ne de diğer hükümet mensuplarının
yargılanması imkansız gibi görünebilirse de yine olası.

Dünya kamuoyunu da uzun süredir meşgul ettiği üzere; Türkiye,
Suriye içinde savaşan gruplara silah ve para gönderdiği, dolaylı yollardan
Suriye’deki iç savaşı kışkırttığı, IŞİD’in yasadışı petrol satışına aracılık
ettiği, toprakları üzerinden terörist grupların geçişine göz yumduğu ve benzeri
suçlamalar nedeniyle suçlanıyordu.

ADANA
MİT TIRLARI DOSYA İÇERİĞİ EN ÖNEMLİ KANIT

Son olarak Adana’da durdurulan silah yüklü MİT TIR’larına ilişkin
olarak, halen 25 asker ile 4 savcının tutuklu yargılandığı dosya içeriği artık
Türkiye’nin uluslararası ceza mahkemesi yargılanması sırasında savaş suçu
iddiasının en önemli kanıtlarından birini oluşturabilecek.

Yeri gelmişken belirtelim, eğer ki yapılan inceleme bir
yargılamaya dönüşürse, MİT TIR’ları dosyasının sanıkları pekala mağdur
yahut tanık olarak da Uluslararası Ceza Mahkemesinde görülebilecek dava
dosyasının da tarafı olabilecekler.

Yargılama sürecinde, savaşan gruplara silah ve para göndermek, iç
savaşı kışkırtma, savaşın finansmanı için yasadışı petrol satışına aracılık,
terörist grupların geçişine göz yumma ve diğer benzer suçları işleyenler bizzat
yer alacağı gibi suç işlenmesi emri veren, bakandan, valiye, polis memurundan,
istihbarat görevlisine kadar tüm sorumlular, hatta savaş suçunun kanıtlarını
gizlemek amacıyla başkaca suçlar işleyen hakim, savcı, istihbarat görevlileri
dahi sanık olarak yer alabilecek.

Öte yandan, Suriye Hükümeti’nin, BM Güvenlik Konseyine başvurusuna
sunduğu belgeler ile Alman Die Welt gazetesinde Alfred Hckensberger ve İngiliz
The Guardian gazetesinde Martin Chulov imzasıyla yayınlanan çeşitli haberlerde;
Amerikan İstihbarat örgütü CIA’nın elinde, Türkiye’nin, IŞİD ile aralarında
yasadışı petrol ticareti ile ilgili belgeler de yine olası UCM yargılamasının
diğer delillerini oluşturuyor.

YA
SİYASİ İRADE YARGILANMA KARARI VERİRSE…

Böylelikle, konusu suç oluşturan bir eylemin hangi düzeyde olursa
olsun hiçbir faili kurtarmayacağı evrensel bir hukuk ilkesi gereği bir kez daha
unutulmamak üzere hatırlanacak.

Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin haklarında başlatılan inceleme
çerçevesinde şu aşamada Uluslararası Ceza Mahkemesi, Türkiye’nin yargılama için
taraf devlet olmaması nedeniyle soruşturmayı sürdürmesi mümkün değil.

Her ne kadar bugünün koşullarında, Türkiye Cumhuriyeti’nin,
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargılama yetkisini kabul etmesi beklenilmese
de, değişecek siyasal dengeler, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargılama
yetkisinin kabul edilebileceği bir deklarasyon yayınlamasını olası kılıyor.

ERDOĞAN,
“DÜNYA BEŞ’TEN BÜYÜKTÜR.” ÇIKIŞINI ANIMSAYACAK MI?

Diğer yandan, BM Güvenlik Konseyi’nin bir karar alarak
Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne bir başvuruda bulunması da Recep Tayyip
Erdoğan’ın ve beraberindekilerin yargılanmasına imkan sağlayabilecek. Ancak, bu
da adeta imkansız bir hal gibi.

Geçtiğimiz yıllarda Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimi
Temsilcisi Beşar Caferi, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’a ve Güvenlik Konseyi’ne
Türkiye’yi “teröristlerin Suriye’ye girişine yardımcı olmakla”
suçlayarak şikayet etmiş, soruşturma istemişti. Soruşturma halen açık.

Öte yandan, Suriye, ayrıca Charlie Hebdo dergisi saldırısını
düzenleyenler ile irtibatlı olan ve Fransa’da bir kadın polis ile bir markette
dört rehineyi öldüren Amedy Coulibaly’nin imam nikahlı eşi Hayat Boumeddiene’in
Suriye’ye kaçak yollarla girişine yardım ettiği iddiasıyla da Türkiye’yi yine
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne şikayet etmişti. O soruşturma da halen
açık.

Ancak, ne Suriye’nin başvurusu üzerine ne de Uluslararası Ceza
Mahkemesi savcısının talebi üzerine, BM Güvenlik Konseyi’nin Türkiye aleyhine
alacağı bir karara, kararı ‘veto’ yetkisi bulunan Amerika, İngiltere, Fransa,
Çin ve Rusya’dan oluşan beş daimi üyenin izin vermesi beklenmiyor.

VETO
YETKİSİNİN KULLANIMINA KARŞILIK ÖDÜN MÜ?

Ancak bu durum; BM Güvenlik Konseyi’nin alacağı olası bir kararı
veto edebilecek ülkelere karşı, soruşturulacak isimlerin kişisel güvenlikleri
için Türkiye’nin tüm ulusal çıkarlarını feda etme tehlikesini de beraberinde
getiriyor.

Bu çerçevede, İncirlik Üssünün ABD’nin kullanımına açılmasında, BM
Güvenlik Konseyi’nin alacağı aleyhte bir kararı ABD’nin ‘veto’ yetkisi ile
etkisiz hale getirme gücünün veya sözünün ne kadar belirleyici olduğu zaman
içerisinde ortaya çıkacak.

Veto yetkisini kullanabilecek diğer, dört ülke İngiltere, Fransa,
Çin ve Rusya’ya karşı hangi ödünler verildiği yahut verileceği ise önümüzdeki
süreçte açıklığa kavuşacak.

YA
SURİYE UCM’YE MÜRACAAT EDERSE…

Bu arada, IŞİD tehlikesine karşı Batı’nın, Suriye’ye ilişkin
politikalarını yeniden gözden geçirdiği süreçte, Suriye’nin bir deklarasyon
yayınlayarak yargılama yetkisini kabul edeceği Uluslararası Ceza Mahkemesine
müracaatla, savaş suçu işleyen Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin
yargılanmasını istemesi durumunda ise gelişmelerin nasıl şekilleneceği Recep
Tayyip Erdoğan çevresi için çok ciddi bir korku kaynağı.

Bu sebeple, Recep Tayyip Erdoğan’ın, Esad’a ve Suriye’ye karşı
artık eski düşmanlığını sürdürmesi de beklenilmemeli.

Her ne kadar, UCM yargılamaları için yalnızca Roma Statüsü’ne
taraf olma tarihi esas alınsa da, silah sevki ve yardım yapıldığı iddia olunan
Suriye rejim muhalifleri, Suriye’de iç çatışmaları sonuçlandırmadıkça devam
eden bir suç olarak yargılanabilecek. Kaldı ki, UCM yargılaması için Roma
Statüsü’nü imzalayacak bir siyasi irade, 1 Temmuz 2002’ye kadar geriye dönük
olarak da UCM’nin yargılama yetkisini tanıyabilir. BM Güvenlik Konseyi’nin
vereceği kararlarda ise zaten taraf olma tarihi ile sınırlı olmayacak.  

Aslında uygulamada, Suriye’nin bir deklarasyon yayınlayarak,
UCM’nin yargılama yetkisini kabul etmesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesine
başvurusundan da etkin bir sonuç beklenilmemeli.

UCM
İNCELEMESİ SONUCU AKP’DE PLANLARI DEĞİŞTİREBİLECEK.

Dünya devletleri tarafından giderek daha çok kabul gören UCM’yi
tanıyan taraf ülke sayısı Filistin ile birlikte 123 oldu. AB üyesi ve adayları
arasında, Türkiye dışında UCM yetkisini tanımayan bir başka ülke bulunmuyor.

Bu nedenle, AB politikaları gereği, kurulacak yeni bir hükümeti
belirleyecek siyasi iradenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir savaş suçu ile
birlikte anılması yerine sorumlu gerçek kişi yöneticilerinin yargılanmasını
istemesi ve bunun için UCM yargılamasının kapısını açması pek ala mümkün.

Uluslararası Ceza Mahkemesinde açılan incelemenin yargılamaya
dönüşmesi olasılığı haliyle AKP üzerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın etkisini
azaltacağı gibi AKP çevrelerinde, Recep Tayyip Erdoğan’sız bir AKP
tartışmalarını da yeniden başlatabilecek. Öte yandan, Ahmet Davutoğlu’nun
da UCM incelemesinde adının geçmesi artık AKP için Ahmet Davutoğlu dışında
bir isim arayışını da zorunlu kılabilecek.

Aynı çerçevede, UCM incelemesinde yargılanma olasılığı, bugüne
değin hala kararnamesi imzalanmamış MİT Müsteşarı Hakan Fidan için de AKP’nin,
ortağı olacağı koalisyon hükümetinde ısrar etmesini engelleyebilecek.

Yine aynı şekilde, Efkan Ala başta olmak üzere özellikle MİT
TIR’ları dosyasında sorumluluğu bulunduğu iddiaları çerçevesinde yargılanmaları
gündeme gelebilecek olan ve halen AKP’de yer alan isimlerin bakanlıkları için
de ısrar edilmesi mümkün olmayacak. 

Ayrıca şurası kesin ki, Uluslararası Ceza Mahkemesinin Recep
Tayyip Erdoğan’ı yargılaması olasılığı, AKP’nin ortağı olduğu bir koalisyon
hükümetini de, önümüzdeki süreçte aşması gereken zorlu bir adım olarak
bekliyor. 

UCM
SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?

UCM Savcısı, UCM yargı yetkisi alanına giren suçlarla ilgili
bilgilere dayanarak kendiliğinden de soruşturma açabiliyor. UCM nezdinde
Türkiye aleyhine savaş suçu ile ilgili soruşturma açılması talebiyle yapılmış
kimi başvurular var ancak bunlardan en ciddisi, Halkın Kurtuluş Partisi’nin yapmış olduğu başvuru.

Suriye Hükümetinin yapmış olduğu başvurular ise UCM’ye değil
doğrudan BM Güvenlik Konseyi’ne yapılmış başvurular. Suriye’de Ayn-El Arap
(Kobani) bölgesinden yapılacağı söylenilen başvuru ise henüz yapılmış değil.

UCM Savcısı, Roma Statüsü gereği kendisine yapılan suç duyuruları
gibi gelen bilgi ve belgelerin ciddiliğini ve güvenilirliğini araştırmakta.
Bunun için ilgili devletlerden, Birleşmiş Milletler Organlarından, hükümetler
arası veya hükümet dışı örgütlerden veya uygun gördüğü diğer güvenilir
kaynaklardan ek bilgi ve belge isteyebilmekte.

UCM Savcısı hatta bunun için yazılı veya sözlü ifade de
alabilmekte.

Savcı, bir soruşturmanın derinleştirilmesi için haklı nedenler
tespit ettiğinde, Ön Yargılama Dairesinden, topladığı destekleyici belgeler
eşliğinde bir soruşturma yetkisi talebinde bulunmakta. Bu çerçevede, suçun
mağdurları UCM Ön Yargılama Dairesine Usul ve Delil Kurallarına uygun olarak
açıklama yapabiliyor. Savcının talebini ve dayanağı delillerini inceledikten
sonra UCM Ön Yargılama Dairesi de, soruşturmayı derinleştirmek için haklı
nedenler olduğuna kanaat getirirse ve dava, Mahkemenin yetki alanına giriyor
ise soruşturmayı başlatma yetkisi veriyor. Savcının soruşturma yetkisi verilmesi
talebinin UCM Ön Yargılama Dairesi tarafından reddedilmesi durumunda
ise Savcı, sonradan aynı durumla ilgili olarak, yeni olay ve delillere
dayanarak yeniden talepte bulunabiliyor.

UCM’NİN
BAŞLATTIĞI İNCELEME SONRASI BEKLEME KARARI VERİLECEK

Ancak, Türkiye Cumhuriyeti’nin Roma Statüsü’nü şimdilik
imzalamamış olması nedeniyle UCM Savcılığı, başlattığı ilk inceleme sonrası UCM
yazı işleri müdürlüğünden talepte bulunarak, Türkiye’den UCM yetkisini tanıyıp
tanımayacağını sorabilecek. Ancak, UCM Savcılığı istese bile Türkiye’nin bu
talebe olumlu cevap vermesi beklenilmiyor.

UCM Savcılık makamı, başlattığı ilk inceleme ardından,
incelemesini bitirdiğinde doğrudan veya duruma göre BM Güvenlik Konseyi’nde
soruşturulan, başvuruların sonucu için bekleme kararı da verebilecek. Konu
ile ilgili inceleme sonuçları ise daha sonra yayınlanacak.

UCM
YARGILAMASINI ORTADAN KALDIRACAK SEÇENEK, TÜRK YARGISI

AKP hükümeti döneminde, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikler
ile soykırım suçu ve insanlığa karşı suçlarına yer verilmesinin ardından Recep
Tayyip Erdoğan ve Suriye ekibinin savaş suçundan Türkiye Cumhuriyeti
mahkemelerinde de yargılanması bir hükümet değişikliği sonrasında pek ala
mümkün.

UCM’nin soruşturma konusu olan insanlığa karşı suç kapsamında
Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Ekibinin Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde
yargılanması durumunda UCM savcılığı, soruşturma konusu suç isnatları ile
ilgili olarak ulusal makamlarda etkili soruşturma/kovuşturma süreçleri devam
ettiği için, tamamlayıcılık ilkesi gereğince bu aşamada soruşturma
yürütmeyeceğine karar vererek, süreci izlemeye devam edeceğini açıklayacak.

UCM
HANGİ CEZALARI VERİYOR?

UCM yargılama sonucunda yargıladığı şahsa çeşitli cezalar
verebilmekte. Buna göre, Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye ekibi hakkında inceleme
süreci yargıya dönüşecek ve mahkumiyet kararı verilecek olursa bu cezalar azami
30 yılı aşmamak kaydıyla belirli süreli hapis veya suçun ağırlığının ve sanığın
şahsi durumunun elvermesi halinde müebbet hapis olacak.

Mahkeme sanıkların yargılanma öncesinde ve sırasındaki tutum ve
davranışlarını ceza indirimine esas alabilmekte. Verilecek olan ceza miktarını
süreç belirleyecek.

Sanıklara verilen hapis cezalarının yanında ayrıca belli ölçütlere
göre para cezası da verilebilmekte. Buna göre, suçtan doğrudan veya dolaylı
olarak elde edilen mallar, varlıklar ve kazançlara el konulabiliyor.

Bu hüküm, özellikle IŞİD ile yasadışı petrol ticareti yapıldığına
ilişkin iddialar çerçevesinde, suç yoluyla elde edildiği kanıtlanırsa
sanıkların mal, varlık, hak ve kazançları üzerinden verilebilecek para cezasını
belirleyecek.

HAPİS
CEZALARI ÖZEL BM CEZAVİNDE ÇEKTİRİLİYOR

Uygulamada, savaş suçlularının cezaları, savaş suçlularının
yargılamasının yapıldığı; Hollanda, Lahey’de, BM tarafından yaptırılan
Scheveningen Özel Cezaevinde çektiriliyor.

Scheveningen Özel Cezaevi, Karadziç, Milosoviç, Mladiç gibi Sırp
savaş suçlularına ev sahipliği ile ünlenmişti. Evrensel ölçütlerde insan
haklarına saygı esası üzerine kurulu cezaevi taşıdığı bir çok özellik ve lükse
rağmen yine de savaş suçlularının korkulu rüyası…

BM cezaevinde her biri 5.1 m uzunluğunda 3 m genişliğinde 84 adet
hücre bulunuyor. Her bir hücrede ise tuvalet, duş ve çalışma masası var.
Serbest internet kullanımı hariç, bilgisayar imkanı ve uydu kanalıyla
tutukluların kendi dillerinden yayınları dinleme olanağı sunulan Özel Cezaevi,
misafirlerine çeşitli sanat dalları ve bilim alanında kurs imkanları sunan
BM’nin özel cezaevinde, spor-jimnastik salonları, masa tenisi ve diğer çeşitli
spor dallarıyla ilgilenmek imkanı da var.

24 saat doktor, hemşire, ruhbilim hekimi ve cezaevine bitişik
hastanenin bulunduğu Scheveningen Özel Cezaevinin bilinen cezaevlerinden
en farklı yanı ise, günün büyük bölümünde hücre kapılarının açık bırakılması.

Hücre kapıları sadece gün ortasında kısa bir süre için o da,
BM’nin infaz memurlarının nöbet değişimi saatinde kapatılıyor.

UCM’DEN
KURTULUŞUN YOLU; ÖLÜM

UCM’de, kişi sorumluluğu ilkesi esası nedeniyle yalnızca gerçek
kişiler yargılanabildiği için, kişinin ölümü halinde soruşturma ya da yargılama
veya verilen mahkumiyet kararının infazı son bulmakta. Aksi takdirde, yukarıda
aktardığımız bilgiler çerçevesinde incelenmekte olan Recep Tayyip Erdoğan ve
Suriye ekibi ile ilgili iddialar hakkında her hangi bir zamanaşımı söz
konusu olamayacağı için koşulları oluştuğunda yargılama kararı verilmesi
gelecekte de pekala mümkün.

Bu sebeple UCM süreci anlaşıldığı kadarıyla daha çok uzun zaman
Türkiye gündeminde tartışılmaya devam edecek.

Av.
Vural Ergül



























































































































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış