ADLİYEDE BAŞIMA GELENLER 

Akşamın alacakaranlığı çökmek üzere idi. Hafif bir
yağmur başlamıştı. Telaşla evlerine gitmekte olan insanlar arasında yürürken,
bir köşe başında, yağmur altında, etrafa bakınmakta olan bir eski tanıdığımı
gördüm. Yanına gittim, selam verdim. Boş nazarlarla yüzüme baktı. Acaba
yanıldım, benzettim mi diye düşündüm. İsmiyle hitap ettim, kendimi tanıttım.
Yüzünde hafif bir gülümseme dolaştı. Selam verdi. Biraz şaşkın olduğunu, ne
yapacağını bilemediğini söyledi. Yardıma ihtiyacı olduğunu anladım. Hemen
yakındaki bir yerde oturup konuşmamızı teklif ettim. Beraber içeri girdik,
birer çay söyledim. Bardağın yarısını içmişti ki anlatmaya başladı:




ARKADAŞIM ANLATIYOR 

“Eskiden çalışmakta olduğum iş yerinde kalan
alacaklarım için dava açmıştım. Davam iki buçuk sene sürdü. Dosyamız iki kere
Yargıtay’a gitti geldi. Bu arada hayat pahalılığından ötürü Ankara’dan
taşınmıştım.Nihayet dava neticelendi, tebligat evime geldi. Az bir  alacağıma karar verilmişti ama paraya da
ihtiyacım vardı, memnun oldum  Kararı
aldım, icraya vermek üzere Ankara’ya geldim. Adliyeye gittim.




ADLİYEYE GİRİŞ 

Otobüsden indiğim yere en yakın olan Adliye girişine
yöneldim, bu kapının Hakim ve Savcılara ait olduğunu, öbür kapıya gitmemi
söylediler. Diğer kapıya yöneldim, girişte barikatlar kurulmuştu, Bir çok kişi,
polis bekliyordu. İtiş kakış arasında nihayet kapıya yaklaşmıştım ki, görevli
polisler; burada toplu bir davanın olduğunu, girişin kapalı olduğunu diğer
kapıya gitmemi söylediler. Epeyce yürüdüm, ana giriş kapısına gittim. Önünde
uzun bir kuyruk vardı. Benim gibi gelen yüzlerce kişi sıraya girmiş
bekliyorlardı.




TAKMA DİŞ VE PANTOLON KEMERİ 

Ben de sıraya girdim, uzun bir bekleyişden sonra kapı girişinde
güvenlik aramasına geldim. Güvenlik görevlileri; “Cep telefonunuzu, bozuk
paranızı yan tarafa bırakın” diye bağırıyorlardı. Telefon ve cebimdeki paraları
bıraktım, kapıdan girerken alarm çalmaya başladı. Polisler durdurdular,
pantolon kemerimi çıkararak tekrar girmemi istediler. Dışarı çıktım,
sabırsızlanan insanlar, şikayet ederek itip kakıyorlardı. Pantolon kemerimi
çıkardım, esasen bol gelen pantalonumu düşmemesi için bir elimle tutarak tam
giriş yapamak üzereyken tekrar alarm çaldı. Görevli, sinirli bir şekilde
“Üzerinde metal bir eşya var mı” diye sordu. İyice bunalmıştım; “Takma dişlerim
var, isterseniz çıkarayım” dedim Önce bir şaşkınlık geçirip, gülüşerek “Hadi,
gir” dediler. Nihayet içeri girebilmiştim.




Koridor boyunca yürüdüm, icraları soracak birini
aradım. Telaşla yürümekte olan birkaç kişiye yaklaşmak istedim, yüzüme bakarak
geçip gittiler. Nihayet bir görevli buldum. Derdimi anlattım. İcra dairelerinin
buradan taşındığını söylediler.


Kalakalmıştım. 

Nereye gittiğini sordum; “Toptancı pazarına gittiğini”
söylediler. Önce şaka yaptığını zannettim. Sonra yerini tarif etti. Toptancı
hali’nin yanında, eskiden belediyenin kullandığı prefabrik bir binaya
taşınmıştı. Otobüse nereden bineceğimi söyledi.




TOPTANCI HALİ 

Dışarı çıktım, otobüs durağını buldum. Epeyce
bekledikten sonra gelen bir minibüse bindim. Şöföre “Beni, toptancı hali’nde
indirmesini” istedim. Gülerek, bana “Kabzımal mısın?” dedi. Geliş nedenini
anlattım. Nihayet bir yerde durarak, burada ineceğimi, icra dairelerinin az
ilerde olduğunu söyledi. İnsanlar akın akın bir istikamete doğru gitmekte
idiler. Peşlerinden yürüdüm. Tek katlı, gecekondu gibi bir binanın önüne
geldik. Artık öğrendiğim üzere, kemerimi çıkarıp, bir elimle pantalonumu
tutarak içeri girdim. Tek katlı, bakkal dükkanı gibi bitişik nizam odalara
insanlar girip çıkıyorlardı. Bu yerlerin her biri bir İcra Müdürlüğü imiş.”




Eski tanıdık yorulmuştu, durakladı derin bir nefes ve
çayından bir yudum aldı: “Neyse uzatmayayım” dedi. Beni yolladıkları bir icra
dairesinin kapısından girdim. Burada ilgilenecek bir kişiyi de bulmak mesele
idi, yolu düşenler bilir. Yalvar yakar, derdimi anlattım. Bir görevli “Harcını
yatırdın mı, Vakıflar Bankası hesap numaran var mı” dedi. Olmadığını
söyleyince; “Dışarı çık, bankaya git hesap açtır, postahaneye git harcı yatır
gel” geldi.
 

TEKRAR ADLİYE




Öğlen olmuştu. Dışarı çıkıp bekledik. Neyse kısa
keseyim. İşlemleri yaptım, içeri girdim. Memur baktı: “Bu senin elindeki
mahkeme kararı, asıl değil, bir suret” dedi. Adliyeye gidip, davanın görüldüğü
mahkeme kalemine gidip ‘Aslının aynıdır’ diye tasdik ettirip geleceksin dedi.
Dışarı çıktım, geç kalmamak için, cebimde kalan birkaç liraya güvenerek bir
taksiye binip adliyeye gittim. Bu defa o kadar kalabalık değildi. İçeri girip,
daha önce davamın görüldüğü İş Mahkemeleri tarafına yöneldim ama bütün
bakınmalarıma rağmen bulamadım. Bir odaya girerek sordum: “İş Mahkemelerinin
taşındığını” söylediler.


Şaşırdım, kalakaldım. 

Çaresiz dışarı çıktım, koridorda yorgun argın
otururken, halime acıyan bir mahkeme mübaşiri yanıma geldi, ne beklediğimi
sordu. Anlattım. İş Mahkemelerinin “Balgat” semtine taşındığını, biraz yukarıda
dolmuş duraklarının olduğunu, oraya giderek Balgat dolmuşuna binmemi, dolmuşun;
İş Mahkemelerinin tam önünde duracağını ve ne yapmam gerektiğini anlattı.




Biraz rahatlamıştım. Tarif edilen, dolmuş duraklarının
olduğu yere gittim. Tam bir kargaşa idi. Sağdan soldan gelmekte, gitmekte olan
minibüsler, her tarafdan giriş çıkış yapıyor, değnekçiler bağırıyor,
minibüslerin arasında insanlar ezilmek tehlikesini göze alarak yürümeye
çalışıyorlardı. Birkaç kere ezilmek tehlikesi geçirip, ona buna sorarak nihayet
Balgat Adliyesine giden bir dolmuşa bindim.
 

BALGAT İKBAL ADLİYESİ




Beni, bir mahalle içinde, kocaman yüksek bir binanın
önünde indirdiler. Önce yanlış yere geldiğimi zannettim. Çünkü binanın önünde
kocaman bir tabelada, “İkbal Lokantası” 
yazıyordu ve bütün giriş lokantaya ayrılmıştı. Sordum, lokantanın arka
tarafına dolanarak, adliyeye gireceğimi söylediler. Aynı meşakkatle polis noktasından
geçtim ama içeriye pek fazla giremedim çünkü üç tane asansörün önünde, yüzlerce
kişi bekliyordu. Ortadaki asansör biraz daha boş gibiydi, hemen o taraf
yöneldim. Bir polis memuru kolumdan tuttu: ‘Bu asansör Hakim ve Savcılara
aittir, diğerlerine git’ dedi. Bir diğer asansörde ‘Avukatlara aittir’ diye
yazıyordu ama kimse bir şey söylemiyor ve önünde cübbeli-cübbesiz onlarca kişi
bekliyor, sırası gelen biniyordu.”
 

“Nihayet yukarı çıktım, makbuz kestiler, aşapıda
bodrum katta vezneye para yatırmamı söylediler, bu kez geç kalmamak için
asansörü beklemeksizin dokuz kat aşağıya indim, veznede sıramı bekledim, parayı
yatırıp, yukarı çıkmak için tekrar asansörü bekledim, yukarı çıktım. Kararın
altına ‘Aslının aynıdır’ diye yazdılar. Bütün iş bitmişti Benimle ilgilendiler:
‘Bu kararın daha önce Asliye Hukuk da görülen bir dava ile bağlantılı olduğunu,
görev yönünden reddedilerek buraya geldiğini, o mahkemede de mahkeme
masraflarından bir alacağımın olduğunu, o kararı almam halinde her ikisini
birlikte icraya verebileceğimi’ söylediler. Buna memnun olmuştum çünkü alacağım
para biraz artacaktı.




Koridora çıktım, saate baktım, ikindi vaktini
geçmişti. ‘Biletim yanmış, eve dönmek için bilet aldığım şehirlerarası, dönüş
otobüsünü kaçırmıştım.’
 

DIŞKAPI ÖĞRENCİ YURDU BİNASI




Tekrar minibüse binip, aynı tehlikeli yolculuğu yapıp,
koşar adımlarla Adliyeye gidip Asliye Hukuk Kalemini aradım. ‘Asliye Hukukların
Dışkapı’da Mevki Hastahanesinin arkasındaki, Feto’cuların yaptırdığı ve el
konulan bir öğrenci yurduna  taşınmak üzere
olduğunu, dosyaları sarıp sarmaladıklarını, bir başka gün veya taşındıktan
sonra yeni binaya gelmemi’ söylediler.




Yıkılmıştım. 

Dışarı çıktım. Yorgun argın, ne yapacağımı bilemez
halde sağa sola bakınırken, sizi gördüm.” Dedi




Daha doğrusu ben onu görmüştüm. Taşınan adliyeler
arasında dönmüş dolaşmış, perişan, yorgun, ümitsiz ve şaşkın olmuş, üstelik hiç
bir işini yapamamıştı.
 

Çaylarımız yarım kalmıştı. Oturduğumuz yerde de pek
kimse kalmamıştı. Hava iyice kararmış, gece çökmüş ve soğuk basmıştı.




OTOBÜS GARAJI’NA 

Şehirlerarası otobüs garajına gitmek, bilet alarak
evine dönmek istiyordu. Kendisini Otogar’a götürdüm, biletini aldık, aracı
geldiğinde otobüsüne bindirdim. O kadar şaşkın, ümitsiz ve yorgun bir halde idi
ki, yerini bulamadı. Koltuk numarasına bakarak yerine oturttum. Şöfor ve
muavine tenbih ederek, gideceği yere gelince kendisini uyararak inmesini
sağlamalarını rica ettim.




SON DURAK 

Ertesi gün sabah, eski arkadaşımı ev telefonundan
aradım, cevap vermedi. İyice merak etmiştim. Öğleyi zor yaptım. Öğle vakti
tekrar aradım. Telefonu bir bayan açtı. Eşi imiş. Kendimi tanıttım, dün
karşılaşmamızı anlattım. Kocasının bunu anlatmadığını ve hatırlamadığını, sabah
erken saatlerde otobüsden indiği yerden telefon ederek gelip kendisini
almalarını istediğini, buna çok şaşırdıkları, hemen gidip kendisini alıp eve
geldiklerini, evde eşinin çok durgun olduğunu, zaman zaman yerinden kalkarak
dolaştığını, arada bir gülümseyerek kendi kendine konuştuğunu söyledi. Bu
durumun devam etmesi üzerine onu hastahaneye götürdüklerini, ‘Ruh ve Sinir
Hastalıkları Bölümünde’ bir doktorun kendisine müsekkin verdiğini, bir kaç gün
sonra tekrar görmek istediğini, şu anda kendisinin aldığı ilaçların etkisi ile
uyuduğunu anlattı.




SEYYAR ADLİYE TERÖRÜ 

Ankara Adliyesi dağılmadan ve mahkemeler dağıtılmadan
önce olsa idi, bütün bu sayılanlar yarım saat içinde tamamlanabilecekti. İşte
adliyelerin, mahkemelerin darmadağın edilmesinin kaçınılmaz sonuçlarından biri
bu yaşanan olaydır.. Etkilenen yalnızca adalet, Avukat, Hakim, Savcı,
görevliler ve personel değil. Mülkün yani ülkenin temeli olan adalet dağılıyor,
zarar görüyor. Güvenirliğini yitiriyor. Bu daha başlangıç. Bir takım rant
hesaplarıyla, makam veya siyasi etmenlerle Adliye binalarının, adaletin
dağıtılmasının, yargı mensuplarının etkisiz konuma getirilmesinin toplumda
doğuracağı daha pek çok olumsuzluklar başgösterecektir. Şimdi sıra Türkiye’nin
Başkenti Ankara’nın, merkez Adliye Sarayının dağıtılmasına, parçalanmasına
geldi.Bu yanlış hareketin devamı bir tusunami gibi, bir felaket gibi toplumu
saracaktır. Bizden uyarması.




Av. A. Erdem Akyüz


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet