• SİYASİ DAVALAR DOSYASI : “Bülent Arınç'a Suikast Planlaması Soruşturması”'nda 1902 gün sonra neler oldu ???
  • Yayın Tarihi : 11 Kasım 2019 Pazartesi
  • Kategori : YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR

“Bülent Arınç'a Suikast Planlaması Soruşturması”'nda 1902 gün sonra neler oldu ??? 

Genelkurmay Askeri Savcılığı, Topçu Kurmay Albay Baki Kaya'nın izlenmesiyle ilgili olarak Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı'nda görevli Yusuf Akal, Erkan Yılmaz Büyükköprü, Sayım Arslan, İbrahim Göze, Osman Darıcı, Muzaffer Ata, Murat Ulutürk, Ahmet Boran hakkında soruşturma yürütüyordu. Takip emrini Genelkurmay Başkanı Org.l İlker Başbuğ, Özel Kuvvetler Komutanı Servet Yörük'e vermiş, o da Ankara Bölge Başkanı Albay Yusuf Akal'a bildirmişti.

“Bülent Arınç'a Suikast Planlaması Soruşturması” tam 1902 gün sürdü. Bu soruşturmanın ardından kimlerin başına neler geldiğini araştırdığımda şu bilgilere ulaştım:

BU OLAYIN SONUNDA

Cep telefonu kullanmadı: Polisin ilk gözaltına aldığı isimlerden birisi Binbaşı İbrahim Göze'ydi. Soruşturmanın uzaması yalnız onu değil, ailesini de etkilemişti. Daha önce cep telefonu kullanan oğlu, babasının gözaltına alınmasından sonra asla cep telefonu kullanmadı. Sanki konuşursa başlarına bir şey gelecekmiş gibi düşündü. İbrahim Göze, suçsuz bulununca terfi ettirildi. Ancak o çok sevdiği askerlik görevini bundan sonra layıkıyla yapamayacağını düşündü. Çok kırıldığı, yalnız bırakıldığı ve haksızlığa uğradığı için 2016 başında emekliye ayrıldı.

Ruh sağlığı bozuldu: Muzaffer Ata, haklarında soruşturma yürütüldüğü dönemde kendilerine yapılanlara daha fazla dayanamamış, ruh sağlığı bozulmuştu. “Silah kullanamaz” diye rapor verilmişti. Silahlı Kuvvetler'den zorunlu olarak emekliye sevk edildi.

Türkiye'den ayrıldı: Piyade Yarbay Sayım Arslan, ailece olaydan etkilendi. Arslan, eşi ve çocukları üzerlerindeki baskıya ve kendilerine farklı gözle bakılmasına daha fazla dayanamadı, “Biz bu ülkeden gidelim” dediler. Şimdi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşıyor.

Yuvası dağıldı: Hakkında soruşturma açılan 8 askerden birisiydi. Onu da vatan haini gibi gösteriyorlardı. O soruşturma, adını vermek istemediğim aile üzerinde de kara bulutlar estirdi. Askerin eşinin babası eve geldiğinde, “Benim kızım vatan haini olan birisiyle evli kalamaz” dedi ve kızının boşanma davası açmasını sağladı. O şanlı asker, eşinin gözünde bile suikast yapan, cinayetler işleyen, vatanı satan asker olmuştu. Boşandılar. Bunlar “boşanma tutanağına” da işte böyle geçti.

PAŞA, O TUTANAĞI YIRTTI

Albay Baki Kaya'nın takip edilmesi görevini dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Servet Yörük vermişti. Savcılar, yanlarında polislerle Kozmik Oda'ya dayandıklarında, kendisine bağlı olmasına rağmen Servet Yörük hiç ortada yoktu. Kendisine bağlı birimde arama yapılırken ve diğer aşamalarda bu birime hiç gelmediği gibi, Seferberlik Tetkik Dairesi Başkanı Tümgeneral Selahattin Kısacık'ın anlattıklarını bile dinlemiyordu. Aynı şekilde Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ da bölge başkanlığına hiç gelmedi, Tümgeneral Selahattin Kısacık her şeyi göğüslemeye çalıştı.

Savcı Mustafa Bilgili'nin belgeleri dışarıya çıkarmasına Tümgeneral Kısacık izin vermeyince, savcı sadece Kısacık'ı değil, sıralı amirlerini de “terör örgütüne yardım ve yataklıkla” suçlayan tutanak düzenledi. Selahattin Paşa, çok sinirlendi o tutanağı alıp yırttı. Hemen Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un yanına gitti. “Komutanım beni de ikinci derece sicil amirim olan sizi de terör örgütüne yardım ve destekle suçlayan tutanak düzenlendi. Dolayısıyla sizleri de suçluyor” dedi. Selahattin Paşa, bu duruma Başbuğ'un büyük tepki göstereceğini sanıyordu. Başbuğ gülümsemekle yetindi. Bu olaydan değil ama Ergenekon davasından tutuklanana kadar böyle bir şey olabileceğine de hiç inanmamıştı.

KARIŞMAYAN TERFİ ETTİ

Özel Kuvvetler Komutanlığı döneminde, Korgeneral Servet Yörük, kendisine bağlı birimde arama yapılmasına rağmen ne olup bittiğini öğrenmek için bile gitmedi. Yörük, orgeneralliğe terfi ettirildi ve 2. Ordu Komutanı yapıldı. Belge çıkmaması için en büyük mücadeleyi veren Tümgeneral Kısacık, tanık olduklarına üzüldü ve emekliliğine bir yıl kalmasına rağmen kendi isteğiyle Silahlı Kuvvetler'e veda etti.

Kozmik Oda soruşturması aşamasında Fetullahçı polisler hakkında tutanaklar tutturan TÜBİTAK Kriptoloji Uzmanı Barış Erdoğan'ın telefonları üç yıl dinlendi. TÜBİTAK içindeki Fetullahçı yapı tarafından 4 kez görev yeri değiştirilen Erdoğan, 2012 yılında TÜBİTAK'tan kendi isteğiyle ayrıldı.

8 asker, devlet aleyhine tazminat davası açtı ve kazandı. Ama o askerler de Kozmik Oda'ya girilmesine izin verdiği için dönemin Genelkurmay Başkanı Başbuğ'u, o belgelerin Genelkurmay'dan çıkmasını engellemeyen Genelkurmay Başkanı Necdet Özel'i de hiç affetmeyeceklerini anlattı.

NOT: Yeni yayımlanan “Menzil – Bir Tarikatın İki Yüzü” ve diğer kitaplarımı, bugün TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı 3. salonda Bilgi Kitap ve Doğan Kitap stantlarında imzalayacağım.