• MUHSİN YAZICIOĞLU DAVASI /// Ergenekon sanığı Ölmez: “Muhsin Yazıcıoğlu’nu Hrant Dink cinayetini çözdüğü için öldürdüler”
  • Yayın Tarihi : 13 Nisan 2018 Cuma
  • Kategori : YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR


Ergenekon sanığı Ölmez: “Muhsin Yazıcıoğlu’nu Hrant Dink cinayetini çözdüğü için öldürdüler”

Ergenekon sanığı Erol Ölmez, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Hrant Dink cinayetinin kodlarını çözdüğü için FETÖ’nün Hançer timi tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. 

Toplumsal Haber'den Ali Avcu'ya  konuşan Erol Ölmez, Başkanlık sistemini MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a tuzak kurmak için meclis gündemine getirdiğini ve eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun 25 Mart 2009’da geçirdiği Helikopter kazasının bir suikast olduğunu ileri sürdü. Yazıcıoğlu’nun öldürüldüğünü söyleyen Ölmez, Yazıcıoğlu’na yapılacak olan suikastı BBP’nin  mevcut Genel Başkanı Mustafa Destici ve Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in önceden haberinin olduğunu iddia ediyor.

İşte Erol Ölmez ile yapılan söyleşinin tamamı:

Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili neler biliyorsunuz?

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu öncelikle rahmet ile anıyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun. Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikaste kurban gittiğini ilk söyleyen bendim. Ergenekon’da yargılandığım zaman da suikast olduğunu ilk beyan eden bendim. Rahmetlinin ölümü çok alçakça, haince, Fethullahçı Terör Örgütü’nün özel timi olan Hançer timiyle hunharca gerçekleşti. Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki yol arkadaşlarıyla beraber öldürüldüler. Helikopter düştüğünde hepsi yaşıyordu. Ancak sonradan öldürdüler, infaz edildiler. Yani susturulmaları gerekiyordu ve susturdular. Kim susturdu? CIA ve FETÖ ortaklaşa. Bunun kalemi ise dış bağlantılıydı. FETÖ ve CIA işin içine girdiğinde daha üst bir güç Muhsin Yazıcıoğlu’nun kalemini kırmıştı. Çünkü Lordlar Kamarası’ndan başladı, İngiltere’ye uzandı ve en son kalemini kırdılar. Çünkü rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu eğer yaşasaydı MHP’nin genel başkanı şu anda Muhsin Yazıcıoğlu idi. BBP ve MHP’yi birleştirip güçlü bir Türk milliyetçiliği ve Türk-İslam sentezi fikrine sahip bir parti oluşturacaktı. Ondan dolayı rahmetliyi infaz ettiler.

2017 yılında ve zamanında Ergenekon mahkemelerinde tanıklığım istendiğinde açık açık söyledim. Muhsin Yazıcıoğlu davasının tek tanığı benim. O gün mahkemeye geldiğimde somut deliller beyan ettim.

Bunların hepsi sizde var mı?

Var. Tabii ki birtakım kumpaslar, tezgahlar kuruldu. Özellikle Metro Turizm’de çantaları kaybettiler. Beşinci gün hiçbir şubede bulamadık deyip sonra bulduk dediler. “Bana ait olduğunu nerden anladınız?” dedim, “Çantayı açtık” dediler. Çanta kilitliydi. “Biz açtık, içinde sizden bahseden evraklar gördük” dediler. Almaya geldiğimi söyleyince de onlarda olmadığını, Terörle Mücadele’ye gitmemi söylediler. Normal şartlarda çok şüpheli bir durum varsa en fazla otogardaki polis karakoluna gidersiniz.

Bu durumda Metro Turizm, FETÖ bağlantılı emniyet grubuyla danışıklı dövüş yaptı.

Metro Turizmin sahibi Galip Öztürk’ün FETÖ ile bir bağlantısı var mıdır?

Daha önce Galip Öztürk’ün FETÖ ile bağlantısı vardı. Hala devam ediyor mu, onu bilemiyorum. Bu konudan Galip Öztürk’ün haberi olup olmadığını ben hiçbir şekilde bilmiyordum. Hatta adam masum, yurt dışındaydı ve bir kumpasa kurban gitti inancına sahiptim fakat şimdi o inancım kalmadı. Sonradan en yakınından öğrendim ki, bu olayla ilgisi varmış. Zamanında Tuncay Çağtekin adlı avukatını da göndermişti. O da birtakım söylemlerle konuyu uzatmamamı, davayı kapatmamı istedi. Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili olan çok önemli bilgi ve belgeler çantayla beraber gitti. Terörle Mücadele’de beni 4 saat kadar tuttular. Orada bana korku psikolojisi yaşatmaya çalıştılar ama Erol Ölmez’in bu tür şeylerden korkmayacağını bilmiyorlardı.

Ben oradan çıktıktan sonra hemen arkasından Cumhuriyet Savcılığı’na gidip Metro Turizm hakkında suç duyurusunda bulundum.

Peki, Muhsin Yazıcıoğlu’nu neden öldürdüler?

Muhsin Yazıcıoğlu ölmemiş olsaydı şu an BOP olmayacaktı, buna karşıydı. Kurulması planlanan Kürdistan’ı biliyordu. Rahmetli çok ciddi bir şekilde bilgi ve belge alıyordu. Buralardan yola çıkarak ülkenin ilerde parçalanacağını düşündüğü için bunlara karşı çıkmak için mücadele verdi ve FETÖ’nün arkasında ne olduğunu, fikirlerini öğrendi. Hatta Muhsin Yazıcıoğlu’nu tehdit ettiler. O’nu ne parayla ne tehditle ele geçiremiyorlardı. Yapamadıkları için en son içerden vurdular. En yakınlarından insanları satın aldılar.

Parti içerisinden mi?

Evet, parti içerisinden. Bir kaleyi fethetmek içerden daha kolaydır. Eski bir atasözü vardır: “Hain içerde olunca kapı kilit tutmaz” Önce içerden alınmaya başlandı. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldüğünde bekletildi ki, o anda herkes görevini yapsın. Yanında kim olursa olsun, 20 değil 400 kişi de olsa harcarlardı. İleride yapacakları proje için, her türlü riski göze alırlardı.

Muhsin Yazıcıoğlu yaşamış olsaydı şu anda Devlet Bahçeli makamında olmayacaktı.

Devlet Bahçeli’nin bu işte bir parmağı olabilir mi?

Devlet Bahçeli’den tutun Mustafa Destici’ye kadar birçok isim var. Elimde 16 kişilik bir liste bulunuyor. Ben bunlara tanık olduğum halde isimlerini tek tek belgeleriyle birlikte mahkemeye sunacağım.

Örnek olarak kimler var bu listede?

Devlet Bahçeli ne yapıyor? Recep Tayyip Erdoğan ne söylerse onu yapıyor. Mustafa Destici? Çünkü korkuyorlar. Dikkat ederseniz şu an alakası olmayanlar bile Erdoğan’ın yanında.

Açık ve net söylüyorum, şu anda görülen Muhsin Yazıcıoğlu’nun ana dava dosyası değil. Şu anda görülen, bir kişi üzerinden açılan bir dava. O kişi de Erdoğan’a suikast sanığı olarak yakalandı.

Gerçek dava başladığı zaman içine Hrant Dink de girecek. Hrant Dink ve Muhsin Yazıcıoğlu suikastı aynı ekibin işi.

Yani Hran Dink’i öldüren ve Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürdüğünü iddia ettiğiniz ekip aynı ekip mi?

Aynı ekip. Şu anda taşeronlar kullanılıyor. Hançer timi denen ekip iki gruptur. Bunların biri istihbarat, diğeri silahlı kanattır. Yapacakları bir infazla ilgili birini kullanırlar. Neden Hrant Dink davası uzadı? Aslında uzamazdı. Muhsin Yazıcıoğlu bu davayı tüm belgelerle bozdu. Arkasında kimin olduğunu anladı.

Devlet Bahçeli MHP’ye özellikle yerleştirildi. Araştırırsanız, rahmetli Alpaslan Türkeş’in ölümü de şüphelidir. Bahçeli hep Türklükle ilgili konuşuyor ama gerçek Türk milliyetçileri Bahçeli’yi sevmezler. Şu anda yanında olanlar da proje adamlarıdır. Kendi özel ekibidir.

Devlet Bahçeli’nin de, Mustafa Destici’nin de Evet demeleri korktuklarından mı?

Evet korkudan.

O zaman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunları bu dosyayla tehdit mi ediyor?

Evet tüm bilgilerle resmi yoldan tehdit ediyor. Bahçeli’nin birtakım kayıtları var. Destici’nin de FETÖ ile bağlantısı var. Bahçeli ne kadar yok dese de, var. FETÖ 17-25 Aralık öncesinden önce “Eğer aksi bir durum yaşanırsa, benimle ilgili gıyabımda her şeyi söyleyip saldırın” diyor. Şu anda saldırıyorlar, öyle değil mi?

15 Temmuz’a gelelim. 15 Temmuz’da darbe başarılı olsaydı bizler zaten infaz edilecektik. Melih Gökçek devamlı Meral Akşener dedi. Burada FETÖ başarılı olsaydı Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı olarak Melih Gökçek’i görecektik. Rahatlıkla söylüyorum.

Bülent Arınç’ı Başbakan olarak işaret ediyorlardı?

Hayır. Melih Gökçek’in yaptığı kendini aklama operasyonudur. Melih Gökçek’in Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili açıklamaları var dikkat ediyor musunuz? Ben kendisine “Tüm bildiklerini belgeleriyle beraber git savcılığa sun” dedim. Muhsin Yazıcıoğlu rahmetli olmadan önce Melih Gökçek’in kimlerle görüştüğünü çok iyi biliyorum. Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürüleceğini biliyordu. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın güvendiği iki insan vardı. Daha önceki yıllarda yardım eden biri, dostum dediği kişi Muhsin Yazıcıoğlu’dur. İkinci adamsa Melih Gökçek’tir. Muhsin Yazıcıoğlu harcandı, Melih Gökçek ise rahmetli ile ilgili açıklamalara başladı. Kendisine Twitter’da “Korkma, titre, sana doğru geliyor” dedim. Çünkü bildiğim var.

Burada bir çelişki yok mu?

Bunlar ölümünden önce olan şeyler. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikasti ile ilgili ne olacağını ve kimlerin yapacağını çok iyi biliyordu. Buna belgeleri ile ulaştım. Melih Gökçek her yerde para ile satın alabileceği herkesi alıyor. Bunları kendisine gelen bilgilerle birlikte belirli yerlere ulaştırıyordu. Melih Gökçek o ara Fethullah Gülen için çalışıyordu. Has adamı idi hatta. Dikkat edin açıklamaları, konuşmaları, oğullarının orada onun okullarında yetişmesi... Bu sayede güçlendi Melih Gökçek. Ne kadar FETÖ aleyhinde konuşsa da inanmayın. Hepsi görevli. Kripto diyoruz ya, rengini belli etmeyen. Bunlardan AKP’de de var, MHP’de de, CHP’de de.

CHP’nin içerisinde kimler var?

CHP’de 3-4 tane var, fazla yok. Onlar genellikle farklı takılıyorlar. İsim olarak kimlerin geldiğini biliyorum. Kılıçdaroğlu’na atılan yumruğu kimin attırdığını da biliyorum.

Melih Gökçek olduğu iddia ediliyor.

Yaklaşmışsınız. Fakat kimin tuttuğunu, kimin para verip gönderdiğini, kimin rica ettiğini de biliyorum. Bunu yapan CHP’nin içerisindeki bir kişi. Özellikle öyle bir yerde olmasını istedi.

Tekrar Muhsin Yazıcıoğlu suikastine dönelim. Belgeler sizde mi?

Kayıtlarda bana gösterilen görüntülerde Muhsin Yazıcıoğlu helikopterden alınıyor. Sonradan çıkması yalan. Arkada oturuyor, alınıyor.

Helikopter gerçekten düşüyor mu?

Çok sert vurmuyor yere. Helikopter düştükten sonra kayarak gidiyor. Ölüme sebebiyet verecek bir çarpışma değil yani. Bunların hepsi abartılı yalanlar. Algı yaratarak konuyu saptırıp yok etmek istiyorlar. Ergenekon’da yargılandığımda da bunu kapatacaklarını söyledim. Bakın sekiz sene bitti dokuza girdik. Neden uzatıyorlar? Çünkü bu başkanlık sistemi için. 2017 son, bu sene son. The end, bitiyor yani. BOP projesi bu sene gerçekleşti gerçekleşti, aksi halde bitiyor. 2018’den sonra ne BOP ne Kürdistan hiçbir şey olmayacak. Zaten AKP iyice şişti. İçerisinde Fetöcüsünden tutun PKK’lısına kadar her türlü insan var. Siyasi anlamda en berbat parti haline geldi ve batmak üzere. AKP balonu patlıyor. AKP battığı için Erdoğan’ın son şansı bu. Başkanlık sisteminde MHP ve BBP’nin desteklemesi bu yüzden. Şu anda Almanya ve Hollanda ile yaşadığımız problemlere kesinlikle inanmayın. Hepsi danışıklı dövüş. ABD destekliyor.

ABD’ye Fethullah Gülen’in iadesi için dosya gönderdik diyorlar. Hepsi yalan. Onlardan önce birileri gidip biz bunu yapacağız ama siz vermeyin diyorlar. Fethullah Gülen buraya gelemez, alamaz, yargılayamazlar. Fethullah Gülen’in bir mahkemede yargılayacaklarını mı sanıyorsunuz? Ölüsü gelir, dirisi gelmez. Çünkü dirisi hükümeti yok eder, bağlantıları yok eder. CIA vermez. Birileri bir taraftan istiyoruz diyor ama bir taraftan da gelmesin istiyorlar.

Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili kaseti söylüyorsunuz. Kaseti size kimler verdi?

Ankara’da Kurtubağ diye bir yer var. Kafe gibi, önemli insanların gelip gittiği, Sakarya’da olan bir yer. Özellikle önemli insanlar gelir. Musa Çağıl ile buluştuğum nokta burasıdır.

Burada bir gün yine otururken üç kişi geldi. Sizi biliyoruz, size güvenebilir miyiz? Dediler. Muhsin Yazıcıoğlu davası için konuşacaklardı. Rahmetli ile ilgili ne varsa verebilirsiniz, güvenebilirsiniz dedim. Laptopu açıp gösterdiler. Baştan sona kadar seyrettim. Helikopterden alınışı, infaz edilişi, İsmail Güneş’in öldürülüşü, konuşulanlar, kime haber verildiği... A’dan Z’ye hepsini gördüm. Rahmetiyi çekiyorlar. Muhsin Yazıcıoğlu uyanıyor. Birilerinin geldiğini görüyor. “Kurtarma ekibiyiz” diye yaklaşıyorlar. Arkadan alıyorlar, kemerini çözüyorlar. Sonra Muhsin Yazıcıoğlu’nun kollarını büküp yüzüstü ayakla itiyorlar. Bağırıyor, hakaretler ediyor “Hainler, katiller” diye.

O anda yaralı mıydı Muhsin Yazıcıoğlu?

Evet yaralıydı. Önce sakinlikle yaklaşıyorlar çünkü Muhsin Yazıcıoğlu’nun silahı var. Kurtarma ekibiyiz diyerek bizi vurmasın diye sakin yaklaşıyorlar. Ondan sonra bir anda çöküyorlar üstüne.

Size anlattıklarımın hepsi dava dosyasında var, birebir biliyorlar yani nasıl infaz edildiğini.

Bunu bir şekilde yaparken bir yandan da boğarak öldürüyorlar. Herhangi bir şekilde gırtlaktan boğma değil. Yüzükoyun yatırıp arkadan elle bastırıp nefes almasını engelliyorlar.

O arada İsmail’in sesleri geliyor. Görüyor ve bağırıyor. İsmail’i bir kayanın yanına götürüyorlar. Beni oraya götürseler nokta nokta gösterebilirim. Sonra İsmail’i getiriyorlar tekmeyle vuruyorlar hainler. İsmail’i orada öyle döverek öldürüyorlar.

Peki bunlar adli tıp raporunda çıkmadı mı?

Ne adli tıpı? Hepsi danışıklı dövüş, hepsini kapattılar. Muhsin Yazıcıoğlu infaz ediliyor. 26 dakika sonra nokta atışı ile koordinatlar veriliyor her yere fakat bakın kaç gün sonra bulundu... Kim farklı yere yönlendirdi? Hesap soruluyor mu? Hala görevdeler ve rütbe alıp güçlendiler.

Bunları yapanlar şu an görevde mi?

Tabi ki. Adam general oldu. Ali Lapanta. Malatya’dan kalkıp bölgeye geliyor. Ne alaka? Görev yeri bile değil. Bu arada Muhsin Yazıcıoğlu davasında harcanmak istenen insanlar da var. Mesela Orhan Özdemir. Emniyet müdürü idi ve alakası bile yok. Bazı insanlara yıkmaya çalıştılar. Orhan Özdemir’i cezaevine sokmaya çalıştılar halbuki nefret eder FETÖ’den. Onu bir türlü başaramadılar. Daha sonra öğrendi gerçekleri, kurum daire başkanı oldu. Şu an başka yerde sanırım.

Muhsin Yazıcıoğlu ve yanındakileri hunharca infaz ettiler. Telefon çekiyor, saatlerce konuşuyor. Hiç mi tespit yapamadılar? Köylüler geliyor, görüyor, kayıt yapıyorlar. Onları da alıyorlar, görüntüleri de alıyorlar bir de tehdit ediyorlar. Birileri infaza başladı ve bitirdi.

Bunları Erdoğan da izledi ve biliyor mu diyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her şeyi bildiği için oyununu güzel oynuyor. Yalnız Muhsin Yazıcıoğlu’nun FETÖ ve CIA tarafından infaz edileceğini kim biliyordu? Devlet Bahçeli, BBP’deki en yakınları biliyordu. Mustafa Destici sonradan geldi. Ondan önce Yalçın Topçu. Asıl planlayıcısı da Remzi Çayır’dır.

Bunun böyle olacağını bilen ve sessiz kalan, sesini çıkarma dedikleri kişi de Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’tir. Önceden biliyordu.

Bunu bildiği için kendini aklamaya çalışıyor.

Muhsin Yazıcıoğlu’na yapılacak suikasti bilen kişi Melih Gökçek miydi?

Aynen öyle. Biliyordu. İsterse dava açsın, kanıtlarım. Ben konuşurken somut konuşurum. Beni kimse parayla satın alamaz.

Neden son günlerde hep Muhsin Yazıcıoğlu demeye başladı? Beyaz TV’de hep bunu konuşuyor.Bu suçluluk psikolojisi midir?

Tabii ki. Geleceği için. Bana neden dava açamıyor? Beni neden satın alamıyorlar? Sadece Allah’tan korkarım.

Yanımda avukatını arayın, aynısını söyler benim hakkımda. Savcılık bile sizi koruyamayız diyor. Nedenini sorduğumda adam yukarıyı gösteriyor.

Belgeleri neden savcılığa vermiyorsunuz?

Şu anda çok önemli yerdeler. Şu an bir ben, bir Allah, bir de ben ölürsem diye bilmesi gerekenler biliyor sadece. Ben bu belgeleri savcılığa verirsem 24 saat sonra beni infaz ederler. Yok ederler. Bunlar da Erol Ölmez’i nasıl sustururuz diye düşünüyorlar. Bu konu kapanırsa ne kadar konuşursam konuşayım etki etmez çünkü. O yüzden Maraş’ta görülen dava bu kadar uzayıp sekizinci senesini bitiriyor.

Maraş’taki dava alakası olmayan boş bir dava mı?

Tamamen içi boş bir dava. Benim tek ifademle tüm sanıklar çöktü. Yanlış yoldan gidiyorlar. Kafamda olan isimlere bir operasyon dahi yapılmadı. Bunlar da FETÖ’nün kripto elemanları. Niçin Destici’yi sorgulamıyorsunuz? Arkasından çok ciddi isimler çıkar.

Helikopteri kim kiralıyor? Mustafa Destici. Kimden kiralıyor? Ali Sabancı’nın firması. Ali Sabancı kim? Aydın Doğan’ın damadı. Uzaklara doğru gititğimiz, derinlere indiğimiz zaman, alttan bir tuğla çekince o duvar yıkılır. Altında da çok ciddi insanlar kalır. Ne Ergenekon’a, ne Balyoz’a benzer ve bunlar asrın davaları ünvanını yitirir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu davayla bir ilgisi var mı?

Hayır, alakası bile yok. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sonradan öğreniyor gerçekleri. Ne olduğunu biliyor sadece.

Gerçekleri öğrendikten sonra hamle yapmıyor mu?

Yapıyor. Önüne dosya koydular şu anda görülen davayla ilgili. Ana dava ile ilgili bilgi vermediler. 15 Temmuz’a kadar Erdoğan’ı hep kandırdılar.

15 Temmuz’dan sonra neden bir şey yapmıyor? Destici ve Bahçeli’nin bu işin içinde olduğunu, Melih Gökçek’in bizzat bildiğini söylüyorsunuz. Bunlar için neden bir hamle yapmıyor?

Şu an bir şey yapamaz. Çünkü Başkanlık için. 16 Nisan’da referandum var.

17 Nisan’da bir şey yapacak mı?

17 Nisan’da hepsini alacak, hepsinin hesabını soracak. Bahçeliymiş, Desticiymiş, Remzi Çayırmış, kim varsa... Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun ve kendisinin en yakınındakiler dahil kim varsa hesap verecek. Erdoğan’a yakın isimler beni ziyaret ettiklerinde “Sen doğru bildiğin yolda devam et, reis bunların hesabını tek tek soracak çünkü rahmetliyi çok seviyordu. Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü onu sarstı.” dediler. Burada hesap Muhsin Yazıcıoğlu’dan sonra Ergenekon devam edecekti ve tüm sanıklar bir anda cezaevine girecekti. Ardından Ötüken operasyonu yapılacaktı. O operasyonla birlikte sadece Recep Tayyip Erdoğan, bakın Abdullah Gül değil zaten kendisi Ergenekon’un başlamasına sebep olan kişidir. Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri düştüğü zaman kim cumhurbaşkanı idi? Abdullah Gül.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da o zaman başbakandı?

17-25 Aralık operasyonundan önce tüm bilgiler Erdoğan’a gitti fakat ulaşmadı. En yakınına ulaştı. Yakınındaki kriptolu FETÖ’cüler aldı. Yukarıya “Burada Ergenekon sanıklarından Erol Ölmez olanları biliyor” diyorlar. Yukarıdan da operasyona başlama talimatı geliyor. Benim yüzümden başladı. Yani ben FETÖ’nün arı kovanına çomak soktum. Bu belgelidir, resmidir. İsim isim söyleyeceğim. Bu ekip aynı zamanda Erdoğan’ı zehirleyeceklerdi. Bu zehri en yakınındaki isme vereceklerdi.

17-25 Aralık operasyonunu Muhsin Yazıcıoğlu suikastinin ortaya çıkacağı korkusuyla mı hemen yaptılar?

Evet. Fethullah Gülen’in uzun bir konuşması var. “Bir perşembe günü ölürsünüz, cuma günü buluruz. Arkanızdan hançerlenirsiniz.” gibi söylemleri var. Bakınız hançer kelimesi. Hançer timi nereden geliyor bir bakın. 1990’dan bu günlere kadar tüm suikastleri hançer timi yaptı. Neden Ötüken, neden Ergenekon? Neden Türkçü isimler? Bunları bilinçli olarak kullandılar. Türklüğü itibarsızlaştırmak için. Tüm ihaleyi Türkçülere yıkmak için. Bu isimler Vatikan’da konuldu.

Vatikan konsolosu bana bizzat “Fethullah Gülen beni öldürecek” dedi. Birebir konuştuk adamla Harbiye’de. Fethullah Gülen gizli kardinaldir. Türkiye’de gizli kardinaller, sabetayistler var. Masonlar var. Bunlar yönetiyorlar. Neden Türklük ve Atatürk düşmanlığı var? Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin yıkılmasını neden istiyorlar sanıyorsunuz? Çünkü Atatürk’ün düşüncesi, hayatı, yaşantısı ve geleceği görebilmesi... O hayali yok etmek için. Bir an önce Türkiye’yi parçalayıp yıkmak, Kürdistan kurmak için. Aslında Kürdistan diye bir şey yok. Orası İsrail’in devamı olacak. Kürdistan adı altında kurulan Büyük İsraildir. Buna birileri hizmet etti. BOP projesinin içerisinde hepsi. 1996’da hazırlanıp 1999’da düğmeye basıldı. AKP’nin gelmesi tesadüf değil. Özellikle seçilerek kuruldu.

AKP proje olarak mı kuruldu?

AKP bir proje partisidir. Şu an şişti ve bitti. Şu an AKP’ye saldırıyorlar ama boş. Sen PKK’yla savaşıyorsun iyi güzel ama YPG’yi sen gönderdin. Habur’da bayraklarla karşıladın.

Orada kandırıldık diyorlar.

Bu kadar aptallık olur mu? Onda kandırıldık, bunda kandırıldık. Yarın bir gün başkanlık olduğu zaman Türkiye savaşa girecek. Savaştan yenik çıkınca “Ben kandırıldım, haberim yok” mu diyecek? Böyle bir saçmalık olur mu?

Anlatmak istediğim bu. Yukarıdan talimatlarla oluyor her şey. Devlet Bahçeli’ye talimat verildi. Erdoğan’a değil, Bahçeli’ye verildi başkanlık sistemi için. “Ne başkanlık sistemi?” diye küfreden adam bir anda sistemi savunmaya başladı ve düğmeye o şekilde basıldı. Bahçeli üst akıldan aldığı talimatı uyguluyor. Rahmetli Alpaslan Türkeş’ten bu güne kadar Devlet Bahçeli üst akıldan talimat alıyor.

Devlet Bahçeli aldığı talimatla mı başkanlık sistemini gündeme getirdi?

Tabii ki. Bu net ve kesindir.

Biraz da sizden bahsedelim. Erol Ölmez kimdir, nasıl Ergenekon’a dahil oldu?

Erol Ölmez, genel olarak biz, daha Ergenekon kumpası olmadan önce, FETÖ’nün nasıl örgütlenmeye gittiğini, nasıl hain olacaklarını, ülkeye neler yapacaklarını biliyorduk. Biz derken Türk milliyetçileri.

Kuvayı Milliye Derneği mi?

Dernek bir kısım. Daha öncesi var, 90 lar diyorum. Vatikan konsolosluğu, ona bağlı olan elçiler büyükelçiler... AKP daha gündeme gelirken “Biz geliyoruz” diye gittikleri ilk yer Vatikan konsolosluğu. Daha sonra diğer konsoloslukları dolaşmaya başladılar. Önce oradan başladılar işe.

Yani dış dinamikleri hazırlamaları gerekiyordu.

Evet. Teslimiyet imzası atıldı. Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümünde, 29 Ekim 2004’te İtalya’nın Roma şehrinde, müslüman ve Türk düşmanı bir papanın heykelinin altında Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan imza attılar. Teslimiyet imzasıydı bu aslında, biattı.

O zaman Recep Tayyip Erdoğan’a güvenebilecek miyiz 17 Nisan’dan sonra evet çıkarsa?

Milletimiz akıllı değil. Adamlar Kürdistan kurulduğunda ilk tanıyacak ülke biziz diyorlar. Buna milletimiz uyanamıyorsa ben yuh derim, ne diyeyim? Buraya sözde Kürdistan bayrağı diye paçavraları geldiler diktiler. İyi güzel de, bu kadar mehmetçiğin, polisin hesabını kim verecek?

Erdoğan’dan önce kimse mehmetçiğimize kelle dedi mi? Diğerlerinin söylemlerine bir bakın, anlayın. Adamlar öyle bir hale geliyor ki... Şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bir operasyon yapılıyor. Savaşarak bizi alt edemeyeceklerini bildikleri için adamlar içerden özel kurulmuş bir partiyle resmi şekilde masada ülkeyi böl parçala yok et sistemine gittiler. Buna uyanamayan ahmaklar üç beş kuruşa kanını satanlardır.

Biz tekrar Erol Ölmez’e gelelim.

Erol ölmez tek başına, yalnız savaşçı bir kurt. Vatanımı, ülkemi çok seven bir insanım. Hak bildiğim davadan ayrılmam. Kim haklıysa, yanındayım.

Sizi neden Ergenekon sürecine dahil ettiler?

Çünkü ben Erdoğan’a yapılacak suikast için “Ayağına sıkarım” dediğim için savcı Zekeriya Öz düğmeye bastı. Benim yüzümden operasyon erkene alındı. Kendisinin beyanıydı bu. Bir arkadaşla konuşurken, Mehmetçiğe kelle dediği zamanlar, sinirlenip “Ben bu adamı ayağından vuracağım” dedim diye. Ülke TV’de canlı yayında da sordular. O anki bir sinirdi. Yapılan tabii ki yanlış. İnsan şehidine kelle der mi? Şu an özgürsen, rahatsan, şehitlerin yüzü suyu hürmetine. Yat kalk onlara dua et.

Uzun lafın kısası bana Ergenekon’un kara kutusu dediler. Ergenekon benim, bunları neden aldınız dedim. 11 kişilik konseyden bahsettim. Ben Fethullah Gülen’in 1997’de Vatikan konsolosu önünde iki büklüm olduğu zamanları bilirim.

Kurulan bir proje var. BOP projesi. Ama bu sene son. Başkan oldu, oldu. Olamadığı takdirde Türkiye’ye bir şey olmaz. Erdoğan 2019’a kadar cumhurbaşkanı olmaya devam edecek. Yine siyaset yapacak. Erdoğan bu sefer çok daha fazla FETÖ ve PKK ile mücadele edecek.

Evet, çıkarsa Kürdistan kurulacak, sınırlarımıza bayrak çekilecek. Bakın mayınlı araziyi İsrail şirketine verdi. Akıllı olursak, gerçekleri görebiliriz.

Ben Ergenekon’da en ağır şekilde suçlandım. Tüm ihaleyi bana yıkmaya çalıştılar. Savcılar beni devşiremedi, başaramadı. İçerde çok sert olduğum ve dik durduğum için. Ve Muhsin Yazıcıoğlu davası da Ergenekon’a eklenecekti. Benim açıklamalarımdan sonra yapılamadı. “Erol tehlikeli” dediler. Ergenekon’da Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili bilgi veriyorum fakat avukatları davaya müdahil olmadı. Ne Hrant Dink ne Muhsin Yazıcıoğlu Ergenekon’a müdahil olmadı. Çünkü gerçekler ortaya çıkacak ve soruşturma derinleşecekti. Bu sefer FETÖ’nün timleri kitlenecekti. Bırakın cezayı ülke karışacaktı.

Her şeyi Ergenekon’a attılar ama Muhsin Yazıcıoğlu ve Hrant Dink’i atamadılar. Denediler ama başaramadılar çünkü Muhsin Yazıcıoğlu ile bağlantılı. Muhsin Yazıcıoğlu çökertti çünkü arkasında kim var ortaya çıkardı. Bilgileri çaldılar. Helikopterden neyi varsa aldılar.

Muhsin Yazıcıoğlu, Hrant Dink olayının kodlarını çözdüğü için mi öldürüldü?

Evet Çözdüğü için... 

En yakınındaki kişilere Hrant Dink cinayetinin perde arkasında kimlerin olduğunu anlattı. Onların kripto FETÖ'cü olduklarını bilmiyordu. Daha sonra bu kripto FETÖ'cüler durumu yukarıya aktardığı için öldürüldü. “Artık biliyor” dediler. Muhsin Yazıcıoğlu asla kimseye güvenmezdi. Her şeyi yanındaydı. Ama o gün helikopterde hepsi gitti. Belgeler yanında olmasaydı o gün o suikast olmayacaktı.

O belgeleri almak ve Muhsin Yazıcıoğlu’nu susturmak gerekiyordu. Çünkü Hrant Dink ve BOP’un üstüne gidecekti. Ergenekon’da bile bizi savundu. “Böyle saçmalık mı olur, Türk ordusu komutanlarına nasıl böyle bir operasyon yaparsınız?” diye çıkıştı.

Muhsin Yazıcıoğlu şu an yaşasaydı BBP ve MHP birleşecek, Devlet Bahçeli yerinde duramayacak ve başa o geçecekti.