• İRAN ORDUSU DOSYASI : İran Ortadoğu’daki beynini kaybetti
  • Yayın Tarihi : 7 Ocak 2020 Salı
  • Kategori : YABANCI ORDULAR & SAVAŞ & SAVAŞ TARİHİ & TAKTİKLERİ & TEÇHİZATI & YÖNTEMLERİ

İran Ortadoğu’daki beynini kaybetti

Dünya, Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi haberiyle çalkalanıyor...

Dünya, Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi haberiyle çalkalanıyor. İran’ın Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı olan Süleymani, tüm Ortadoğu’yu avucunun içi gibi biliyor olmasına ek olarak, İran’ın bölgedeki gücünün vücut bulmuş haliydi. İran’ın bölgeye ilişkin sahip olduğu istihbarat; Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Yemen’deki İran mevcudiyeti, bölge Şiileri ile İran arasındaki özellikle askeri ilişkiler; bölgede ABD ve İsrail karşıtı hareketlerin örgütlenmesi Süleymani’nin eseriydi. İslamcı kimliğinden ziyade İran milliyetçisi kimliğiyle ön plana çıkan Süleymani, İran’ın Ruhani lideri Ali Hamaney’in Ortadoğu’daki gölgesi ve İran için bir milli kahramandı. Öldürülmesinin, uluslararası ilişkiler açısından ciddi sonuçları olacağı kuşku götürmez. Bu sonuçlar, Süleymani’nin İran’daki önemi kadar, bölgesel dengelerdeki rolünden de kaynaklanacaktır. Olayın çok taze olması nedeniyle, çok ayrıntılı bir çözümleme yapılamayacak olsa da Süleymani’nin ardından olacaklara ilişkin bazı noktalara dikkat çekilebilir.

İRAN BIÇAK SIRTINDA

Süleymani’nin öldürülmesinin en doğrudan etkilenecek olan, İran olacaktır hiç kuşkusuz. Bu kayıp, İran için kolay telafi edilebilecek bir kayıp değildir. İran, Süleymani’yle birlikte, Ortadoğu’daki beynini kaybetmiştir. Süleymani’nin ardından İran’ın bölgedeki etkinliğini Süleymani dönemindeki düzeyde ve nitelikte tutması zorlaşacak belki de olanaksızlaşacaktır. Bu kaybın büyüklüğünün farkında olan İran’da intikam yeminleri edilmeye başlandı bile. Her düzeyde görevliden gelen açıklamalarda ABD’nin bu suikastı ağır ödeyeceği belirtiliyor.

İran’ın, bu büyük kayba nasıl yanıt vereceğini şimdiden kestirmek zor gözükse de, İran’ın vereceği tepkinin yakın, orta ve hatta uzun erimli olarak İran’ın geleceğini etkileyeceğini söylemek olanaklı. Her şeyden önce, ABD yaptırımları nedeniyle derin bir ekonomik kriz içerisinde olan İran’ın iç dengeleri çok hassas. Ekonomik kriz içerisinde nefes alamayan İran halkı, devletlerinin dış operasyonlarından büyük bir memnuniyetsizlik içinde. İran’ın bölgesel olarak saldırganlaşması, ekonomik baskıyı ve iç kırılganlığı arttırabilir. Bu, zaten gergin olan İran içerisinde çok büyük bir istikrarsızlığa işaret eder, rejimi tehdit eder hale bile gelebilir. Hatta ABD bu suikastı, doğrudan İran rejimini bu açıdan köşeye sıkıştırmak için de hedeflemiş olabilir.

Ancak ikinci olası senaryoda, İran siyasal seçkinleri, akılcı tutum almayı başarabilirse, Süleymani’nin öldürülmesi rejimin konsolidasyonuna da yarayabilir. Nitekim tarihsel olarak, İran rejimi, halk içerisindeki yoğun ABD karşıtı damardan nemalanarak, meşruiyetini ABD karşıtlığı üzerine kurmuştur. ABD ya da müttefikleriyle karşı karşıya geldiği her zeminde iktidarını güçlendirecek karşıtlıklardan beslenmeyi başarmıştır. İran’ın çeşitli yerlerinde halk, ABD karşıtı sloganlarla sokaklara akmaya çoktan başladı. İran’daki siyasal seçkinler bu öfkeyi, kendileri açısından doğru şekilde yönlendirirse, bu çekişmeden güçlenerek çıkabilir. İran’ın 2021’de cumhurbaşkanlığı seçimine gidecek olması açısından da, ülkedeki ABD karşıtı eğilimin güçlenmesinin önemli sonuçları olabilir. Nitekim ABD ve İsrail karşıtlığı konusunda radikal söylemlerle ön plana çıkan,M. Ahmedinejad gibi, bir adayın seçilmesiyle, İran iç siyaseti kadar bölgesel ilişkiler de radikalleşebilir.

BÖLGESEL SAFLAŞMA KIZIŞACAK

Önceden de belirttiğimiz gibi İran’ın suikasta nasıl tepki vereceğini kestirmek olanaklı olmasa da, ilk hedef gösterilen ABD’nin bölgedeki askeri güçleri oldu. Buna, İsrail başta olmak üzere ABD’nin bölgedeki müttefiklerini de eklemek gerekir. Zaten özellikle İsrail alarm durumunda. İran’ın verdiği tepki ne olursa olsun, ABD’nin bu hamlesinin, bölgedeki ABD karşıtlarıyla yandaşları arasındaki saflaşmayı kızıştıracağı ortada. Irak’ta, ABD’nin askeri mevcudiyeti sorgulanmaya başlandı bile. Irak’taki bazı önemli aktörler, bu saldırıyı, İran kadar kendilerine de yapılmış bir saldırı olarak görüyor. Bu açıdan bakılacak olursa, gelişmelerin Irak için de olumlu bir zeminde şekillenmeyeceğini söyleyebiliriz.

Şİİ KONSOLİDASYONU KAPIDA MI?

Bölgesel olarak, diğer önemli bir fay ise, mezhepler üzerinden kırılabilir. Özellikle Irak Şiileri üzerinden yaşanan Şii iç çatışmasının, bu suikast sonrasında,  etkisini yitirmesi ya da bir süreliğine rafa kaldırılması çok olası. Irak’ın İran karşıtlığıyla öne çıkan Şii liderlerinden Mukteda el Sadr, ABD’nin Irak işgali döneminde ABD’ye karşı etkili savaş yürüten Mehdi Ordusu’nu yeniden toplayacağını açıkladı. Lübnan Hizbullahı lideri Hasan Nasrallah ise, bu suikastın öcünü almanın her “mücahidin” başlıca sorumluluğu olduğunu belirtti. Kısacası, Süleymani’nin öldürülmesi, Şiiler açısından bir iç konsolidasyona ve Arap Birliği içerisinde gerilimin artmasına neden olabilir. Bu durum bölgeyi, mezhepsel olarak istikrarsızlaştırsa da, İran’ın bölgedeki etkinliğini hepten arttıracağı bir zemin de oluşturabilir.

TÜRKİYE ATEŞ HATTINDA

Bölgesel olarak gerilimin tırmanabileceği bölgeleri tahmin etmek pek de zor değil. Şii nüfusun ve İran etkisinin yoğun olduğu bölgeler yani Irak dahil olmak üzere Körfez bölgesi ve Levant. Bölgesel gerilimin tırmanmasının Türkiye açısından da çok ciddi risklere gebe olduğunu unutmamak lazım. Öncelikle Irak’ın karışmasının, Irak’ta bir iç çatışma başlamasının Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi üzerinden oluşturacağı tehditler var. Terör ve göç bu tehditlerin başında geliyor. Türkiye’nin Suriye’deki durumu ise zaten çok kırılgan. Dolayısıyla, bölgede gerilimin yükselmesinden büyük zarar görebilecek ilk ülkenin Türkiye olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim Türkiye ateş hattındaki üç önemli ülkenin İran, Suriye ve Irak’ın komşusu olmasına ek olarak, hala bir NATO ülkesi. Türkiye açısından diğer önemli tehdit ise, Doğu Akdeniz’de. ABD ile iyi ilişkileri olan Mısır’da Sisi yönetimi ve İsrail ile İran arasındaki olası bir gerilim, Türkiye’yi bölgede iyice zora sokabilir. Bu hassas durumda, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de herhangi bir maceracılıktan kaçınmasının, en hayırlısı olacağını söylemek de gerekiyor.

DÜNYADAKİ OLASI YANKILARI

Küresel ölçekte bakacak olursak şu noktalara dikkat çekebiliriz. İlk ciddi risk, olası bir petrol savaşı konusunda. Petrol fiyatları şimdiden yükselmeye başladı. Kaldı ki ABD, suikast sonrasında bile İran’ı petrol tesislerini imha etmekle tehdit etti. İran’ın da körfez bölgesindeki kimi kozlarını kullanabileceği düşünülürse, en iyi olasılıkla küçük çaplı bir petrol krizinin yaşanması hiç de olanaksız değil. İkinci olarak, Çin ve Rusya’nın olaya yönelik ilk tepkilerine bakılırsa, Ortadoğu’da yaşanan ABD eksenli bu saflaşmanın, genelde olduğu gibi,  bölgesel aktörlerle de sınırlı kalmayacağı düşünülebilir. Aslında, Rusya da, Çin de barışçıl çözüm önerilerini ön plana çıkarmak taraftarı ama olayların çatışmacı bir zemine evrilmesi durumunda, saflaşma dışında kalmaları çok da olası gözükmüyor. Son olarak, ABD’nin içerisinde konuya ilişkin bir birlik olmadığına dikkat çekmek gerekiyor. Trump yönetimi her ne kadar, bölgedeki ABD karşıtı kimi olayları, Süleymani suikastına gerekçe olarak sunsa da, iç kamuoyunu ikna etmekte önemli bir başarı edinemedi. Demokratlar, bir yandan Trump’ın operasyon onayı almamasından diğer yandan da, dünyanın her yanındaki ABD’lileri riske atmasından dem vuruyor. Dolayısıyla, bu suikastın ABD içerisindeki faylar açısından da önemli yansımaları olabileceği ortada.

Hande Orhon Özdağ

Odatv.com