İbn Rüste’nin (ö. 301/913 sonrası) el-A‘lâku’n-nefîse’sinde Rusların hükümdarlarından Hâkānü Rûs (خاقان رُوس) şeklinde bahsedilir. Bu ifadenin tam olarak karşılığı “Rus Hakanı” veya “Rus Kağanı”dır. Bunu destekleyen ve hatta tamamen aynı manaya gelen bir diğer ifadeyse, IX. yüzyılda Latince kaleme alınmış olan Annales Bertiniani isimli anonim kronikte bulunur. Burada 839 yılı olayları aktarılırken, Doğu Roma İmparatoru Theophilus’a (829-842) elçilerini göndermiş olan kuzeyli bir hükümdardan da Rhos chacanus yani “Rus Hakanı” veya “Rus Kağanı” şeklinde bahsedilir. Bu noktadan itibaren konuya dair asıl mesele, şayet hâkān ve chacanus birer özel isim değil de unvansa, söz konusu Rhos veya Rûs yöneticisinin Avrasya bozkırlarına ve bilhassa Türklere ait olan kagan (ngk) unvanını kullanmasının mantıklı bir açıklamaya ihtiyaç duymasıdır. Konu hakkında hâlâ tam bir mutabakat sağlanamamış olmasına rağmen, Erken Rus tarihinin en önemli yazılı kaynakları olma özelliğine sahip Ortaçağ İslâm tarih ve coğrafya literatüründe bulunan başkaca bilgiler söz konusu karışıklığa açıklık kazandırma noktasında önemli bir rol oynar. Bu kaynaklardaki bilgiler de göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu Hâkānü Rûs’un İsveç’teki Björkö adasında bulunan ve Viking Çağı’nın ilk şehri olan Birka’nın yöneticisi olduğu kanaatinin ağır bastığı söylenebilir. Zaten araştırmacıların vurguladıkları gibi, İslâm kaynaklarında Rûs denilmekle kastedilenler de tam olarak Birka’nın da dâhil olduğu bölgenin İskandinavları idiler. VIII. yüzyıldaki kuruluşunun ardından IX. yüzyıl ortalarından itibaren önemli bir siyasî ve ticarî merkez olarak parlayan Birka’nın krallar tarafından idare edildiğine dair IX. yüzyılda kaleme alınmış Vita Anskarii’de de güçlü emareler vardır. İşte bu krallar, güneye inen Rûs tüccarlarının en önemli ticarî ortakları olan Hazarları aradan çıkarmaya çalışmış gibi gözükmektedirler. Çünkü kontrol ettikleri coğrafya nedeniyle Hazarlar, İskandinavya gibi kuzey memleketlerinin değerli ürünlerinin güneydeki İslâm ve Doğu Roma diyarlarına taşınması konusundaki en önemli aracılardı. Hatta Ortaçağ İslâm tarihçilerinin ve coğrafyacılarının da belirttiği gibi, Hazar Kağanlığı’nın gelirlerinin neredeyse tamamı, söz konusu ticarette oynadıkları aracılık sayesinde elde edilmekteydi. Bu aracılığa bir son vermek isteyen Birka yöneticileri ya da Hâkānü Rûs’u, Müslümanlar ve Doğu Roma nezdinde kendilerini, kağana sahip bir kağanlık olarak lanse etmiş olmalıdırlar.

DOKUMANI BURADAN <1drv.ms/b/s!As9d0zxhjzjlgWfQr1fTusB1Glj0?e=TbSsLX> İNDİREBİLİRSİNİZ.