TÜRKİYE ORTA ASYA
İLİŞKİLERİNDE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
 

Analiz No : 2020 / 3




Yazar : Tutku DİLAVER 

23.01.2020


Türkiye, içerisinde bulunduğumuz dönemde, dış politikası açısından
yeni bir eşikten geçmektedir. 1991 sonrası çok kutuplu dünya düzeninde Avrupa
ve ABD gibi geleneksel ortaklarıyla birlikte kendini konumlandıran Türk dış
politikası, özellikle Turgut Özal döneminden itibaren çeşitlendirilmeye
çalışılmıştır. Birbirine alternatif teşkil etmeyen bu çeşitlilik, bölgesel
politikalar aracılığıyla Türkiye’nin yakın çevresiyle işbirliği fırsatlarını
artırmak amacını taşımaktadır.


Nitekim Ankara’da 3-9 Ağustos tarihinde düzenlenen Büyükelçiler
Konferansında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin yeni vizyonu
olarak “Yeniden Asya” açılımını dile getirmiştir. Her ne kadar basında Yeniden
Asya açılımı yeni bir politika şeklinde değerlendirildiyse de, Türkiye için aslında
pek de yeni bir politika değildir. Dışişleri Bakanının Aralık 2019’da Ankara’da
düzenlenen “Yeniden Asya Çalıştayı”nda da belirttiği üzere bu politikanın
temelinde, Türkiye ve Asya ülkeleri arasında son 20-30 yılda kaydedilen
gelişmeler ışığında ortaya çıkan fırsatların yeniden değerlendirilmesinin
yatmaktadır.


Bilindiği üzere Türkiye, 1991 yılında Sovyetler Birliği
dağıldıktan sonra bağımsızlığını kazanan ve çoğunlukla Türkçe konuşan Kafkasya
ve Orta Asya ülkelerini ilk tanıyan ülkelerden olmuştur. Bu ülkelerle tahsis
edilecek ilişkilerin niteliğine karar verilirken, tek kutuplu dünya düzeninin
yıkılmasını müteakip “Türkiye’nin NATO’daki işlevini yitirdiği” şeklinde
yorumların yapılması etkili olmuş; Türkiye çok bölgeli kimliğini bir dış
politika girdisi olarak kabul etmiştir[1]. Bu çerçevede bölgede yeni bağımsızlığını
kazanan ülkelere üst düzey ziyaretler gerçekleştirilmiş ve Türkiye ile Orta
Asya ülkeleri arasında 1993 yılına kadar olan dönemde 140’tan fazla ikili
anlaşma imzalanmıştır[2].


1990’lı yıllarda bölgenin içinde bulunduğu gerçeklikler ve
Türkiye’nin gündeminde AB üyeliğinin ön sıralarda olması nedeniyle beklenen
ölçüde yakınlaşma sağlanamasa da, Türkiye Orta Asya ülkelerini desteklemeyi
sürdürmüş, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı
(AGİT) ve Birleşmiş Milletlere (BM) üye olmalarına yardımcı olmuştur.


Türkiye
Orta Asya ülkeleriyle temasını 1992 yılından sonra başlayan Devlet Başkanları
Zirvesi ile sürdürmeye devam etmiştir. 1992 yılında, özellikle Orta Asya ve
Kafkasya’daki Türk Cumhuriyetleriyle yeni işbirliği imkânlarını
değerlendirebilmek için ulusal kurum olarak Türk İşbirliği ve Koordinasyon
Ajansı (TİKA) kurulmuştur.


Türk Dünyası ile işbirliği 2000’li yılların ortalarına kadar
tarafların dış politikalarında ön sıralarda yer almamakla birlikte değişen,
küreselleşen ve kurumsallaşan dünya düzeninde, Türk Cumhuriyetleri arasındaki
işbirliğinin artırılması hedefi tekrar üst sıralara yükselmiştir. Bu amaçla
mevcut diyalog yollarının da yardımıyla çeşitli uluslararası yapılar
kurulmuştur.


Türk Dünyasında Çok Taraflı
Yapılanma


Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı (TÜRKSOY)


1993
yılında, Türk Dünyasının UNESCO’su olarak adlandırılan, Ankara merkezli
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) kurulmuştur. Azerbaycan,
Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Türkiye’nin kurucusu
olduğu TÜRKSOY’a Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu’na bağlı
Tataristan, Başkurdistan, Altay, Saha, Tıva, Hakas Cumhuriyeti ve Moldova’ya
bağlı Gagavuz Yeri gözlemci üye olarak katılmışlardır[3].  TÜRKSOY, taraf ülkeler arasında
bilim, eğitim, kültür ve sanat alanlarında işbirliğinin geliştirilmesi, Türk
dünyasının ortak değerlerinin uluslararası seviyede tanıtılarak kitlelere
yayılması, Türk Dili Konuşan Ülkeler arasındaki kültürel bağların
derinleştirilmesi gibi amaçlara sahiptir[4].


Türk Dili Konuşan
Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA)


Parlamento diplomasisi araçları yardımıyla devletler
arasında politik diyalogların geliştirilmesi amacını[5]

taşıyan TÜRKPA, 2008 yılında imzalanan İstanbul Anlaşması’yla kurulmuştur[6].
Bakü merkezli olan kuruluşun başkanlığı rotasyon sistemiyle yürütlmektedir.2009
yılından bu yana her yıl Meclis Başkanları Düzeyinde Genel kurul toplantıları
yapılmaktadır. TÜRKPA, Uluslararası İlişkiler ve Hukuk İşleri Komisyonu, Sosyal-Kültürel ve İnsani Meseleler Komisyonu, Ekonomik
İşbirliği Komisyonu, Çevre ve Doğal Kaynaklar Komisyonu olmak üzere 4 ayrı alt
komisyon aracılığıyla faaliyetlerini yürütmekte ve taraf ülkeler arasında
stratejik öneme sahip konularda çalışmalar yapmaktadır.


Uluslararası İlişkiler ve Hukuk İşleri komisyon
toplantılarında bugüne kadar; taraf ülkeler arasında parlamento iç tüzükleri ve
yasamada uyumlaştırmalar yapılması, terörle mücadele ve bilişim gibi alanlarda
hukuki işbirliği ile diğer uluslararası kuruluşlarla ortaklık gibi konular ele
alınmıştır.


Sosyal-Kültürel ve İnsani Meseleler Komisyon
toplantılarında, Türk Kültürel mirası çerçevesinde sinema ve animasyon, doğal
afetlere karşı üye ülkeler arası işbirliği imkânları, üye devletlerarası bilgi
alışverişi, Türk dilinin gelişiminin sağlanması ve ortak terminoloji gibi
konular ele alınmıştır.


Bugüne kadar gerçekleştirilen Ekonomik İşbirliği
Komisyon toplantılarının konularına bakıldığında, üye ülkelerde girişimcilik,
ekonominin çeşitlendirilmesi, enerji sektörünün gelişimi, taşımacılık ve ulaşım
alanlarında fırsatlar ve yatırımlar üzerinde çalışmalar yürütüldüğü
görülmektedir.


Son olarak, Çevre ve Doğal Kaynaklar Komisyonu
toplantılarında da alternatif enerji kaynakları gibi konuların ele alındığı
görülmektedir.


Dolayısıyla, TÜRKPA üye devletlerin hukuki ve kurumsal
yapılarının birbirine yakınlaştırılması aracılığıyla üye ülkelerin
uygulamalarında farklılıklara yol açabilecek durumların minimuma indirilmesi
amacına hizmet etmektedir. Nitekim son yapılan TÜRKPA 8. Genel Kurul
toplantısında Kazakistan Parlamento Başkanı Nurlan Nigmatulin, TÜRKPA
faaliyetlerinin Türk dili konuşan ülkeler arasında işbirliğinin gelişmesini
olumlu yönde etkilediğini ve büyük fayda sağladığını söylemiştir[7]
.


Türk Keneşi (Türk Konseyi)


2001
yılında yedincisi yapıldıktan sonra ara verilen Devlet Başkanları Zirvesi, beş
yılın ardından 2006 yılında Türkiye’nin girişimleriyle tekrar başlanmış ve
böylece 2009 yılında Türk Keneşi (Türk Konseyi) adı verilen bir çatı kuruluş
ortaya çıkmıştır. 2009 yılında imzalanan Türk Keneşi’nin kurucu antlaşması,
Nahcivan Antlaşmasına göre, bu kuruluşun amacı ortak çıkarlar doğrultusunda siyaset,
ekonomi, ticaret, enerji ve ulaştırma alanlarında işbirliğini geliştirmek;
bunun yanı sıra ortak tarih, dil, kültür, kimlik çerçevesinde çalışmalar
yürütmektedir. Türk Keneşi bu amaçla sekreteryasına ek olarak Devlet Başkanları
Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Aksakallar Konseyi, Kıdemli Memurlar
Komitesi şeklinde alt organlar oluşturmuştur. Kurucu ülkeler Azerbaycan,
Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’nin yanı sıra Ekim 2019’da Özbekistan da
Türk Keneşine katılmıştır. Macaristan ise gözlemci üye olmakla birlikte,
gelecekte Türk Keneşine katılacağı gözüyle bakılmaktadır. Hatta 2019’un
sonlarına doğru Avrupa’daki Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de Türk
Konseyi’nin Avrupa Ofisi açılmıştır.


Aynı zamanda Türk Keneşi, 
Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), Türk İş Konseyi, Türk
Akademisi ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) gibi mevcut
işbirliği mekanizmaları için bir çatı kuruluş niteliği kazanmıştır[8].


Türk Akademisi


Uluslararası Türk Akademisi Kazakistan’ın eski Cumhurbaşkanı
Nursultan Nazarbayev’in önerisiyle 2010 yılında Astana’da kurulmuştur. 2012
yılına kadar Kazakistan Cumhuriyeti’nin ulusal bir kurumu olarak faaliyet
göstermiştir. 2012 yılında Türk Keneşi Bişkek Zirvesinde Azerbaycan, Kazakistan,
Kırgızistan ve Türkiye’nin gönüllü girişimleriyle uluslararası bir yapıya
kavuşturulmuştur[9]. Astana’da yerleşik olan Türk Akademisi,
Türk dili, edebiyatı, kültürü, tarihi ve etnoğrafyası alanlarında
gerçekleştirilen bilimsel araştırmaların eşgüdümünü ve desteklenmesini
amaçlamaktadır. Türk Akademisi bünyesinde ayrıca, Türk halklarının kültürel ve
manevi mirasına ilişkin araştırmalar gerçekleştirerek, Türklerin dünya
medeniyetine olan katkılarını görünür kılmak hedeflenmektedir[10].


Türk İş Konseyi


Kurucu belgesi 2011 yılında imzalanmıştır. Dört ülkenin özel
sektör kuruluşlarını birleştirerek, ekonomik işbirliğinin ileriye götürülmesi
yolunda Türk Konseyi tarafından yürütülen çalışmalarda önemli rol oynaması
beklenmektedir. Türk Konseyi Üye Ülkelerinin Oda Başkanları, Türk İş Konseyi
çatısı altında yılda bir kere bir araya gelmektedirler. Bu çerçevede, Türk İş
Konseyi’nin Beşinci Toplantısı, 3 Nisan 2017 tarihinde “Atameken”in
ev sahipliğinde Astana’da gerçekleştirilmiş olup, Türk İş Konseyi’nin
Sekretaryasının İstanbul’da teşkil edilmesi hususunda mutabakata varılmıştır[11].


Fırsatlar ve Zorluklar


Türkiye’nin Orta Asya ve Kafkasya ülkeleriyle maddi ve manevi
bağları her geçen biraz daha güçlenmektedir. 1991 yılından bu yanda yavaş ama
kararlı bir şekilde devam eden ilişkilerdeki kurumsallaşma dönemi, küresel
fırsatların ortaya çıkmasıyla birlikte hız kazanmaktadır. 1992 yılından bu yana
AB’nin bölgeye yönelik Avrupa- Kafkasya- Asya Ulaşım Koridoru (TRACECA) projesi
bulunmaktadır. Bu proje tarihi ipek yolunun canlandırılması olarak adlandırılsa
da henüz bir rota belirlenebilmiş değildi. Nitekim 2013 yılında Çin Devlet
Başkanı Xi Jinping Bir kuşak Bir yol projesini açıkladığında TRACECA’nın aksine
projenin rotalarını açıklamıştır. Her iki proje de Orta Asya ülkeleri ve
Türkiye açısından oldukça önemli bir fırsat kapısını aralamaktadır. Orta Asya
ülkelerinin ekonomilerinin çeşitlendirilebilmesi mal ve hizmetlerinin Avrupa’ya
ulaşabilmesi açısından ilgi uyandırıcıdır. Türkiye ise iki kıtayı birbirine
bağlayan kara ulaşım yollarının kesişim noktası olarak ve her iki projede de
katılımcı olarak yer almaktadır.


Ancak, Orta Asya bölgesinde ulaşım ve enerji yollarının
güvenliğinin sağlanması konusunda bir takım zorluklar bulunmaktadır. Bölgedeki
bazı ülkeler arasındaki dondurulmuş çatışmalar, sınır sorunları ve çözülmemiş
problemler gibi sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunlar konusunda Türk Konseyi ya
da diğer Türk dünyası platformlarının aktif politikası bulunmamakla birlikte,
gelecekte olası bir çözüm için işler bir mekanizma olarak ön plana çıkması
muhtemeldir. Tüm uluslararası örgütlerin ve bölge devletlerinin karşılıklı işbirliği
yaparak güven tesis etmeleriyle sorunların çözümünün gerçekleşebileceği
düşünülebilir.


Bölgenin bir diğer önemli sorunu pek çok ülkede alt yapı
sıkıntılarının yaşanıyor olmasıdır. Türkiye, TÜRKPA ve TİKA gibi kuruluşlar
aracılığıyla bu sorunların çözülebilmesi için kendi tecrübe ve bilgi birikimini
bölge ülkelerine aktarmaya çalışmaktadır. Özellikle tarım ve iyi yönetişim
alanlarında TİKA’nın pek çok Orta Asya ülkesinde yürüttüğü projeler
bulunmaktadır.


Sonuç Yerine


Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri arasında tesis edilen
uluslararası yapılanma hala bir gelişim süreci içerinde bulunmaktadır.
2000’lerin ortasından itibaren, bölge ülkeleri ve Türkiye arasındaki bağların
kuvvetlendirilmesi söz konusu kurumlar aracılığıyla sistematikleşmiştir. Böyle
bir kurumsal yapılaşma, mevcut işbirlikleri ve gelecekte ortaya çıkabilecek
fırsatlar açısından da önemli bir yere sahiptir. Bölgenin bugüne kadar Rusya ve
Çin arasında şekillenen siyaset ve ticaretine yeni bir soluk getirilmesi
açısından söz konusu kurumların son derece yararlı olabileceği düşünülmektedir.


Özellikle Budapeşte’de açılan Türk Keneşi Avrupa Ofisi, Türk
Dünyası ile Avrupa arasında işbirliği düzeyinin artırılmasına yönelik
istekliliğin yüksek olduğunu göstermektedir.


Fotoğraf: ANews.com adresinden
alınmıştır.







[1] Gün Kut, “Türk Dış Politikasında Çok Yönlülüğün Yakın Tarihi:
Soğuk Savaş Sonrası Devamlılık Ve Değişim,” TUSIAD, 2010, http://www.dispolitikaforumu.com/wp-content/uploads/2019/03/TurkDisPolitikasındaCokYonlulugunTarihi.pdf.


[2] Fatih Yalçınkaya, “Türkiye ile Orta Asya Devletleri Arasındaki
Siyasi ve Diplomatik İlişkiler-Hükümetler üstü Kuruluşlar (1992-2010),” Elektronik
Siyaset Bilimi Araştırmaları Dergisi
,  Haziran 2010, http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423878776.pdf.


[3] “Türksoy Hakkında,” Türksoy, son erişim 21 Ocak 2020, https://www.turksoy.org/tr/turksoy/about.


[4] “TÜRK KONSEYİ (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi),” T.C.
Dışişleri Bakanlığı
, son erişim 21 Ocak 2020, http://www.mfa.gov.tr/turk-konseyi.tr.mfa.


[5] “Faaliyetler,” Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi, son
erişim 21 Ocak 2020, https://turk-pa.org/tr/content/about_turkpa/activities.


[6] “Tarihçe,” Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi, son
erişim 21 Ocak 2020, https://turk-pa.org/tr/content/about_turkpa/history.


[7] “TÜRKPA 8. Genel Kurulu,” Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi, son
erişim 21 Ocak 2020, https://turk-pa.org/tr/content/faaliyetler/plsessions/viii_genel_kurul/1731_trkpa_8_genel_kurulu.


[8] “TÜRK KONSEYİ (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi),” T.C.
Dışişleri Bakanlığı
, son erişim 21 Ocak 2020, http://www.mfa.gov.tr/turk-konseyi.tr.mfa.


[9] “Akademi hakkında,” Uluslararası Türk Akademisi,  son erişim 21 Ocak
2020, http://twesco.org/tr/академия-туралы/.


[10] “TÜRK KONSEYİ (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi),” T.C.
Dışişleri Bakanlığı
, son erişim 21 Ocak 2020, http://www.mfa.gov.tr/turk-konseyi.tr.mfa.


[11] “TÜRK KONSEYİ (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi),” T.C.
Dışişleri Bakanlığı
, son erişim 21 Ocak 2020, http://www.mfa.gov.tr/turk-konseyi.tr.mfa.