• PENTAGON DOSYASI /// MEHMET ÖĞÜTÇÜ : Amerika'da ipler yeniden Pentagon'un elinde
  • Yayın Tarihi : 30 Eylül 2017 Cumartesi
  • Kategori : ULUSLARARASI EMNİYET VE GÜVENLİK KURUMLARI


Mehmet Öğütçü : Amerika’da ipler yeniden Pentagon’un elinde

Dışişleri Bakanı Tillerson kendi konuşuyor kendi dinliyor. Önemli dış politika ziyaretlerine, görüşmelerine bile alınmıyor. Trump’un sürekli vurguladığı sert güç menfaatleri Dışişleri’nin yumuşak güç kültürü ile çatışma halinde. Dışişleri, bu yuzden yetkilerini surekli Pentagon ve Ulusal Güvenlik Konseyi’ne kaybediyor. Ne yaparsa yapsin Tillerson’ın elinden bir şey gelmiyor. Kendi ekibini bile seçip tayin etmesine imkan verilmediği için onun cephesinde zaten bıçak kemiğe dayanmış görünüyor. Yakında istifa ederse kimse şaşırmayacak.

Sadece Dışişleri değil, Beyaz Saray da onemli olcude etkisiz hale getirilmiş durumda. Trump, aklına estiği gibi tweet’ler gönderiyor her sabah yataktan kalkıp gece yatana kadar. Onları da kimse artık ciddiye almaz oldu. Birçok üst düzey kamu yöneticisi hala tayin edilemedi haklarındaki güvenlik soruşturmaları, onayları tamamlanmadığı için. Is gorulmuyor.

Trump’ın Terörle Mücadele Danışmanı Sebastion Gorka Trump yönetimine veda eden beşinci kilit isim oldu. Gorka'nın görevini bırakması ya da el çektirilmesi, Trump'ın Baş Stratejisti Steve Bannon ile yollarını ayırmasının ardından beklenen bir gelişmeydi.

Gorka'nın ayrılmasında, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürlüğü'nü üstlenen John Kelly'nin önemli rol oynadığı anlasiliyor. Kelly'nin göreve başlamasının ardından Beyaz Saray'da yaşanan büyük kadro değişikliğiyle görevinden istifa edilen veya kovulan isimler arasında Özel Kalem Müdürü Rience Priebus, Basın Sözcüsü Sean Spicer ve İletişim Direktörü Anthony Scaramucci de var.

Meydan, Pentagon’a kalmış gibi görünüyor. Doğru ya da yanlış ama ne yaptığını bilen en ciddi Amerikan güvenlik ve strateji kurumu orası.

İşbaşında bulunduğu süre boyunca Trump daha önce kendi elinde olan bazı savaş ve çatışmaya girme yetkilerini Beyaz Saray’dan Pentagon’a ve ABD askeri kampanyalarını yöneten sahadaki komutanlara devretti. Başlangıçta yetki devri İŞİD ve al Qaida bağlantılı terorist gruplara karşı savaşın şiddetinin ve hızının arttırılması olarak görüldü ama aradan geçen süre zarfında Trump bu alanda hem kontrolü, hem de itibarını ciddi şekilde kaybetmeye başladı.

En son Savunma Bakanı James Mattis’e Afganistan’daki askeri kuvvet düzeylerini belirleme yetkisi verildi. Artık başkan’ın imzası olmadan ilave binlerce kişilik kuvvet gönderebilecek gerekli gordugu yerlere. Yemen ve Somali’da kuvvet komutanlarına da Beyaz Saray onayı olmadan saldırı başlatma, hava gücüyle vurma konusunda daha geniş yetkiler tanındı.

Irak ve Suriye’de kuvvet düzeylerini arttırma konusunda Beyaz Saray’dan Pentagon’a yetki devri gerçekleşti. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi de Obama dönemine kıyasla gücünden çok şey kaybetti. CIA ayni sekilde şüpheli teröroistlere silahlı insansız hava araçlarıyla saldırı gerçekleştirme yetkisini geri aldı. Mattis, başkan’ın bu güvenine teşekkür ediyor her firsatta.

Askeri kararların jeopolitik ve siyasi yansımaları çoğu zaman Pentagon’un kafasını pek yormuyor. Karar alma sürecinin hızlanması, dolayısıyla askeri hamlelerin başarıyla sonuçlanması bakımından olumlu değişikliklerde tabii ki siyasi sorumluluk hala Trump’ın omuzunda.

Trump da aslında fazla çalışma, mikro yönetim peşinde bir lider profili sergilemiyor. Rusya-gate skandali nedeniyle nasil ayakta kalacaginin derdinde. Obama’nın aşırı kontrolünden Trump’ın lakaytliğina geçmiş gibi görünüyor.

Askerler, kendilerine sarih talimat verildiğinde hedefleri etkisiz hale getirmekte ustadırlar ama halkin iradesini yansitacak stratejik siyasi kararlar almak onların işi değil. Zira yanlış kararın insanı ve maddi bedeli çok ağır oluyor. Tek bir jetin $100 milyon’dan fazla maliyetinin olduğu, savaş uçağı gemisinin $13 milyar’a patladığı, yanlis hedefler vurularak ya da gruplar desteklenerek binlerce insanin hayatinin riske atildigi bir dönemde yapılacak hatalar ucuza gelmeyecek.

Amerika’ya meydan okuyan Çin, Rusya, İran, Kuzey Kore gibi ulkelere yonelik yanlış bir askeri adım sadece Amerikan silahlı kuvvetlerini değil dış politikayı, ülkenin güvenliğini ve ekonomisini de yakından ilgilendirecektir.
Onun için Churchil demiş ya: “Savaş askerlere bırakılmayacak kadar ciddidir”.

Neden tüm bunları anlattım şimdi?
Şayet ABD’nin Suriye, Irak, Rusya, Doğu Akdeniz ve Karadeniz politikaları, FETO ve PKK’ya yonelik destekleri askeri kanat ve istihbarattan geliyorsa, Trump’in bunlar uzerindeki etkisi giderek azaliyorsa aşıyorsa ve ipler Pentagon (ve CIA)’nin elindeyse işimiz gerçekten çok zor.
Onumuzdeki donemde Amerikan generalleri ile çalışmak ya da çatışmak zorunda kalabiliriz.