• LİBYA DOSYASI /// YAROSLAV SAMOYLOV : Hafter Fazla Düşünmemeli
  • Yayın Tarihi : 22 Ocak 2020 Çarşamba
  • Kategori : ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & HABERLER & BİLGİLER /// ÜLKELER DOSYASI

YAROSLAV SAMOYLOV : Hafter Fazla Düşünmemeli

Berlin’deki Libya zirvesi sahada hissedilebilecek sonuçları doğurmadı. Zira Hafter, zirve sonucunda daha önce de Moskova’da yaptığı gibi, kabul edilen sözleşmeyi imzalamamıştır.
Hafter’in taviz vermeyi istememesi arkasında iki nedenin yattığını söyleyebiliriz:
1. Halife Hafter’e bağlı kuvvetler, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin kontrolündeki Sirte kentini ele geçirmiştir. Hafter güçlerine aktif bir şekilde çeşitli uluslararası aktörler tarafından silah yardımları yapılmaktadır. Bu bağlamda Hafter’in Türkiye’ye taviz vermeye istememesi, Libya’da sahada sağladığı askeri üstünlükle ve bu üstünlük için ödediği bedel ile açıklanabilir;
2. Türkiye doğrudan Sarac’a destek verirken, Rusya arabuluculuk rolü üstlenmiştir. Bunula birlikte Hafter, Rusya’yı ana hamisinden biri olarak görse de, Moskova’daki istişarelerden hayal kırıklığına uğradı. Müzakerelere resmi olarak Rusya-Libya Temas Grubu Başkanı Lev Dengov başkanlık etmiştir. Dengov’un Tripoli ve Mısrata’daki çeşitli gruplarla temas halinde olması Hafter için kabul edilemezdi. Bununla birlikte Rusya’nın bölgedeki arabuluculuk rolü Libya ile sınırlı değildir. Bu bağlamda Ege Denizi ile ilgili meselelerden dolayı Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin bulunduğu karmaşık durumu basın mensuplarına değerlendiren Bogdanov, Atina ve Ankara’nın bu sorunları diyalog yoluyla çözmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kısacası Rusya, kendini bölgedeki krizleri çözmeyi hedefleyen bir arabulucu olarak konumlandırmakta ve bölgesel oyuncuları ortak bir paydada buluşturmaya çalışmaktadır.
Hafter Moskova’daki ve Berlin’deki sözleşmeyi imzalamayıp hata yaptığını söyleyebiliriz. Uluslararası sistemin çok kutupluluğa dönüşmeye başlaması ışığında diğer devletlerin çıkarlarını – başta Türkiye olmak üzere – göz ardı etmek basiretsizlikten başka bir şey değildir. Hafter’in bahsettiğimiz tutumu, hem Suriye’de hem de Libya’da çok taraflı çözümden yana olan Rusya’yı zor durumda bırakmaktadır. Tam zafer sağlamak ve düşmanın koşulsuz teslim olma gibi hedefleri son derece çekicidir. Ne var ki dünyanın çok kutupluluğa dönüşmeye başlamasıyla birlikte söz konusu hedeflerin çoğu durumlarda gerçekleşmesi son derece zordur. Onun yerine görüşme masasında gerçekliği kabul edip köprüleri kurmak daha mantıklı ve faydalıdır. Söz konusu mantık Suriye’de – Astana süreci- başarılı bil şekilde hayata geçirilmiştir. Aynı mekanizmanın Rusya ve Türkiye tarafından Libya’da gerçekleştirilmeye çalışıldığını söyleyebiliriz.
Bu bağlamda, 13 Ocakta Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı ile Suriyeli mevkidaşı Ali Mamluk arasında Moskova’da gerçekleştirilen görüşmeden bahsetmek uygun olacaktır. Moskova’da iki ülkenin Cumhurbaşkanları Libya’yı konuşurken, istihbarat başkanları Suriye’yi görüşmekteydi. Dolayısıyla Libya ve Suriye sorunları aynı anda görüşülmüştür. Uzmanlar söz konusu görüşmeyi değerlendirirken, Rusya’nın Moskova’nın Hafter’i dizginlemesi karşılığında Türkiye’den İdlib konusunda taviz beklediğini belirtmektedir. Hafter’in, söz konusu görüşmelerinden ya hiç haberi yok ya da Türkiye ile Rusya Federasyonu arasındaki anlaşmaları kasıtlı olarak baltalamaktadır. Bununla birlikte Hafter, Rusya’nın bölgesel planlarına çomak sokmaya çalışırsa, ilerde Sarac’a Moskova’da teklif edildiğinden daha fazla taviz vermek zorunda kalabilecektir.

Yaroslav Samoylov