Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2017/04/kusatma-altindaki-turkiye-turkiyenin.html?m=1


KUŞATMA ALTINDAKİ TÜRKİYE : TÜRKİYE’NİN KARŞILAŞTIĞI
RİSKLER VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ


Onur Dikmeci

İstihbarat ve Strateji Uzmanı


Dünya üzerindeki her
ülkenin belirli avantajları bulunmakla birlikte karşılaştığı ya da
karşılaşacağı riskler/tehditlerde bulunmaktadır. Türkiye ciddi bir ülke
olmasına rağmen değişik riskleride taşımakta ve üstesinden gelinemeyen
risklerin katsayılarıda artmaktadır. Çözüm önerileri geliştirebilmek için
riskleri belirlemenin temel olacağı bir yaklaşımda Türkiye’nin maruz kalacağı
riskler şu kategorilerde tasnif edilebilir


Jeopolitik
Riskler:
Türkiye bulunduğu konum itibariyle her ne kadar
yüksek potansiyel ihtiva eden mevkiye sahip olsada Kafkasya, Ortadoğu ve
Balkanlar gibi dünyanın en sorunlu ve istikrarsız bölgelerine kültürel ve
coğrafi olarakta yakındır. Bu bölgelerde meydana gelen ve halâ sürecek olan iç
çatışmalar ve sınır değişikliği gibi etmenler Türkiye’ye de yansımaktadır.
Çünkü artık ülkeler birbirleriyle son derece entegredir. Irak bir operasyona
maruz kaldıktan itibaren Türkiye’nin Kuzey Irak hassasiyeti artmıştır. Bağımsız
bir kürt devletinin dezavantajları tartışılmakta bunun irredentist bir mahiyete
bürünme ihtimali ciddi bir kaygı olarak kabul edilmektedir. Aynı sorunlar diğer
ülkelerdeki istikrarsızlık için de geçerli olacaktır. Türkiye etrafında meydana
gelen ve gelebilecek sınır değişikliliklerinden bu olaylardan uzak dursa dahi
etkilenecektir. Yani Türkiye’nin jeopolitik konumu avantaj olmasının yanında
ciddi riskleride taşımaktadır.


 


Askeri
Riskler:
Türkiye kökenlerinin uzandığı Asya’dan itibaren ordu
öncelikli bir yapıda olmuş ve son üç asırında da ordu bürokrasi ve ordu halk
ilişkileri inişli çıkışlı bir süreç izlemiştir. Devleti Aliyye’nin yeniden
restore edilmesinin birincil koşulu olarak ordu modernizasyonu şart görülmüş ve
askeri alanda pek çok ıslahat yapılmıştır. Sınıfsız toplum yapısına sahip Türk
siyasi tarihinde askeri zümre devletin çekirdeği, pozitivist akımların
etkisiyle aydınlanmanın öncüsü ve yeni rejimin ilanıyla rejim koruyucusu gibi
misyonlar üstlenmenin yanında burjuva sınıfının oluşturulmasında da rol
oynamıştır. Bu denli önemli görevleri üstlenmiş bir zümrenin ayrıcalıklı bir
sınıf olarak telakki edilmesi olası olmasının yanında askeri müdahalelere doğal
zemin yaratması bakımından da önemlidir. Askeri darbeler ve muhtıralar ordunun
geneli itibariyle halk nezdinde itibarını sarsmış olabilir fakat emir komutanın
oldukça laçka edildiği ve ordunun halk ile karşı karşıya kaldığı 15 Temmuz
süreci gibi bir hadise Türk siyasi tarihinde görülmemiştir. Bu askeri kalkışma
başarısız olarak nitelendirilsede bazı bakımlardan oldukça başarılıdır.
Disiplini Prusya ekolüne dayanan orduya disiplin çiğnetilmiş, halk nezdinde
oldukça puan kaybetmiş, asker sivil ilişkilerinin çokta doğru olmayan bazı yeni
uygulamalarıyla kurumsal yapısıyla alakalı belirsizlikler oluşmuştur. Bunun
yanında ordu çağın gerekliliklerine tam manasıyla adapte olamamıştır. Siber
güvenlik timini var edememenin yanında, uzay komutanlığını hayata
geçirememiştir. Ordu da halâ biyolojik, kimyasal saldırı olasılıklarına yönelik
tedbirleri geliştirememiştir. Lojistik, ikmal, maliye gibi askerlikle alakası
bulunmayan birimlerle iştigal edilmesi ordu konsantırasyonuna zarar
vermektedir.


 


Ekonomik
Riskler:
Asya steplerinden itibaren Türklerin ekonomik
konularla arası iyi olmamıştır. Bunun coğrafi faktörleri ağır basmakla birlikte
Devleti Aliyye’nin buhranlı günlerinde de ciddi bir ekonomik politika
geliştirilememiştir. İlk dış borçlanma ve para basma yetkisinin yabancılara
verilmesiyle bağımsız para politikasını terk eden devlet Cumhuriyet döneminde
ilk başlarda toparlanmakla beraber sonrasında yine borçlanan, yeterli istihdam
yaratamayan bir ülke haline gelmiştir. İthal ikameci politikalar yakın dönemde
bir kenara bırakılmış bu bir bolluk getirmekle birlikte kısa zamanda Türkiye’yi
yabancı marka pazarına çevirmiştir. Türkiye’de ki bütün askeri ve sivil
darbelerin mutlaka ekonomik boyutları bulunmaktadır. Son yıllarda ekonomik
olarak bir toparlanma yaşanmakla birlikte kimi kesimlerden özelleştirmeler ve
piyasadaki sıcak paraların kaynak ve akıbetleriyle ilgili eleştirilerde
yöneltilmektedir. Türkiye ekonomik potansiyeli bulunmakla birlikte ciddi
ekonomik risklerde yaşayan ve yaşayacak olan ülke sinyalini vermektedir.


 


Toplumsal
Riskler:
Genç, dinamik yapısı artan nüfusu ve milli manevi
bağlarıyla Türkiye güçlü bir yapı sergiliyor gibi görünsede ciddi riskleride
taşımaktadır. Genç ve kalabalık nüfus büyük güç olmak için tek başına yeterli
ve geçerli faktörlerse Afrika’nın veya Asya’nın bazı ülkelerinin dünya
klasmanında her bakımdan zirvede yer almaları gerekir. Oysa yeteli istihdam
olanaklarının sağlanamadığı, ciddi bir vizyoner planlamanın yapılmadığı yerde
genç nüfus atıllıktan başka bir işe yaramayacaktır. Üstelik yakın gelecekte
teknolojik ilerlemeler robotlar ve yapay zeka uygulamalarına daha fazla imkan vereceğinden
işsizlik artacak ve insanlar farklı illegal yöntemlere yöneleceklerdir. Türkiye
toplumu öz benliğinide büyük oranda zedelemiştir. Tam manasıyla batı veya doğu
kültürünü benimseyen kitleler öz yaşayışını kaybetmiş doğu batı arasında adeta
bir yarım form olarak kalmıştır. Ailenin önemi geçerli olsada boşanmaların
arttığı, sadakatsizliklerin çoğaldığı, madde bağımlılığının arttığı ve
insanların gittikçe eskiye özlem duyduğu bir populasyon teşekkül etmeye
başlamıştır.


 


Bilgi
Teknolojisi Riskleri:
Gelecek bilgi ve
teknoloji üzerinde şekillenecektir. Bu süreçte mevcut ve yeni mühendislik
dallarının geliştirilmesi, patentlerin artması ve ar genin geliştirilmesi
öncelikli olacaktır. Türkiye’de kısa süre evveline kadar talep olmadığı
gerekçesiyle fen bilim dallarının kapatılmasının gündeme taşınması bu hususta
ne denli ciddiyetsiz olunduğunun göstergesidir. Türkiye’nin bir Ulusal
Teknoloji Kitabı’nın olduğu meçhuldür. Yazılım, genetik, siber platformlar gibi
hususlarda ciddi eksikler bulunmaktadır. Çok iyi yetişmiş kişiler büyük oranda
beyin göçü ile batı ülkelerinde yaşantılarını sürdürmektedir. Köken ve kültür
olarak Türk olmasına rağmen Nobel’i alan Sancar bile Abd’de yaşamakta,
çalışmalarını orada sürdürmektedir.


 


Strateji
Kaynaklı Riskler:
Dünya’da bütün ciddi
ülkelerin belirlenmiş ulusal stratejileri bulunmaktadır. Ulusal stratejiler
kısa dönemli değil, ülkelerin onlarca yıllık öteki hedeflerini
muhteviyatlarında bulunduran planlamalardır. Bir ülkede iktidar değişebilir
hatta yüz ölçümü değişebilir fakat belirlenmiş ulusal stratejiler ana
eksenlerinden aşırı bir sapma göstermezler. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması,
Rusya’nın ulusal stratejisinin bir Avrasya İmparatorluğu kurmakla beraber,
Kırım, panslavizim ve sıcak denizlerin Rusya nezdinde ne denli önemli olduğunu
göstermektedir. Aradan iki buçuk asır geçmiştir, Rusya rejimselde dahil olmakla
birlikte pek çok değişiklik yaşamıştır ancak bugüne bakıldığında ulusal
stratejisinin değişmediği görülür. Aynı şekilde İran, İngiltere, Abd, Almanya,
Yunanistan, Çin gibi önemli ülkelerinde ulusal stratejileri mevcuttur.
Türkiye’de ise her iktidar dönemine müstakil dış politika, güvenlik konsepti,
eğitim programları belirlenmektedir. Bunlarında ötesinde Türkiye’nin ileriki
yıllarda kendini nerede görmek istediği hususunda belirsizlikler bulunmaktadır.
Yani Türkiye’nin mevcut bir ulusal stratejisi bulunmamakta bu durum Türkiye
gibi devlet geleneğine haiz bir ülke açısından büyük risk taşımaktadır.


 


Türkiye’ye
yönelik riskleri belli başlı gruplar halinde kategorik olarak saptamak kadar
önemli olanda risklere yönelik tedbirlerin belirlenmesidir. Bu tedbirler çok
yönlü ve uzun vadeli olmak durumundadır.


 


Batı ile
ilişkileri sekteye uğradığında plansız ve programsız Asya perspektifi ortaya
koyan, Asya ile ilişkileri sorunlu olduğunda duygusal ve ani tepkilerle batıya
yönelen Türkiye’nin bölgesel vizyonu yok demektir. Bu sebeple de jeopolitik
gerçekleri okuyamayacaktır. Jeopolitik tanımını çok iyi yapmış Türkiye güvenlik
konseptini bu doğrultuda endekslemeye mecburdur. Askeri darbe ve kalkışmalara
karşı haklı gerekçelerle kaygılı ve tepkisel yönetsel mekanizmanın tutumu
anlaşılabilir ancak silahlı kuvvetlerin kurumsal yapısıyla alakalı oldu bittiye
getirilen düzenlemeler bize göre ‘Danışman Cuntasının’ hezeyanlarıdır.
Sivilleşme önemli olmakla birlikte bu durum tepeden uygulanabilecek bir yöntem
değildir. Asker sivil ilişkilerinin demokratik düzlemde sağlıklı işlemesi için
toplumun bireysel ve kurumsal olarak bütünüyle demokratik bir yelpazede bulunması
gerekir. Şekil ihtiva eden uygulamalardan vaz geçilmeli, ordunun
profesyonelleşmesi desteklenmelidir. Emekli Oramiral Nusret Güner’in ifadesiyle
” Hava özellikle Deniz kuvvetleri olmadan tek başına Kara Kuvvetleri ile
yalnızca sınırlarınız içerisinde piknik yaparsınız.” denizci bir devlet
olamayan ve deniz bilinci kazandırılamayan Türkiye’de süratle bu eksiklik
giderilmeli hava ekolüde desteklenmelidir. Ekonominin bir istihbarat bilimi
haline geldiği unutulmamalıdır. Bu suretle Türkiye’nin resmi ve gayrı resmi
maden stoğu belirlenmeli, finans ve banka sektöründeki yabancı sermaye
oranları, sıcak para miktarı saptanmalı, istihdam kapasiteleri ve rekabet
ölçekleri ortaya koyulmalıdır. Bu doğrultuda milli uzun vadeli bir ekonomi
strateji programı belirlenmelidir. Ekonomi istihbarat koordinasyonu sağlanmalı,
yurt dışı ekonomik operasyonlar başlatılmalıdır. Türkiye köklü bir toplum
yapısı bulunmakla birlikte yeni buhranların aşılabilmesi için Aile Bakanlığı ve
yerel yönetimler yeni stratejiler geliştirmelidir. Film ve sinema sektörü
motive edici yapımlar üzerinde yoğunlaşmalıdır.


 


Sosyal
bilimler önemini korumakla birlikte, gelecekte sosyal medya uzmanlığı, robot
bilim, genetik, kodlama gibi branşlar dünyaya yön tayin etmede başarılı
olacaklardır. Bu sebeple Fen ve Mühendislik Fakülteleri yeni baştan tedrise
edilmelidir. Eğitime daha fazla pay ayırabilmek için seferberlik başlatılmalı,
ihmal edilen ilköğretimler dahil olmak üzere yeni ve verimli model
oluşturulmalıdır. Üretim alanlarında yazılım ve hiper teknolojik cihazlar
hususunda oldukça gayret sarf etmek gerekecektir. Bir çamaşır makinasındaki
malzeme, küçük bir tablet ya da cep telefonundaki malzemeden kıymet olarak çok
daha fazladır. Ancak malzeme maliyeti oldukça düşük olan tablet ya da cep telefonu
ekseriyetle o çamaşır makinesinden daha yüksek bir ücretle satılacaktır. Yani
kâr marjı oldukça yüksek olacaktır. İşte bu tip teknolojik alanlarda
markalaşmanın ve uluslararası rekabete açılmanın zamanı gelmiştir. Türkiye’de
ciddi akademisyenler, siyasetçiler, askerler Türkiye’nin mevcut
gerekliliklerine göre bir ulusal strateji hazırlamalı, millet bu doğrultuda
motive edilebilmek için görsel ve yazılı basın etkin kullanılmalıdır. Örneğin
Türkiye’nin ulusal stratejisi, Misakı Milli’ye dayalı topraklarını genişletmek,
Körfezde yatırım yapmak, milli gelirini belirlenmiş rakama çıkarmaktan ziyade
söz gelimi 50 ülkede askeri üs var etmek, Türk Silikon Vadisini hayata geçirmek
suretiyle dünya ticaretinde önemli yere sahip olmak ve bir Türk İmparatorluğunu
kurmak olabilir. Dikkat edilirse burada bir rakam, yüz ölçümü ve ilhak gibi
unsurlar sıralanmamıştır. Çünkü stratejide önerilenlerin hayata geçirilmesi
zaten yüksek milli gelirli ve dünya siyasetini kontrol eden bir Türkiye
yaratacaktır.


 


Bir başka strateji
modeli ise Türkiye’nin belirli şehirlerini belirli dalların merkezleri haline
getirebilmek üzerine kurulu olabilir.


 


Abd’yi ele
aldığımızda Las Vegas eğlencenin, Los Angeles Hollywood üzerinden kültür yani
insanlığı dönüştürücü fenomenin, Wall Street ekonominin, Washington ise
siyasetin merkezleridir. Türkiye’de de benzer bir model hayata geçirilebilir.
Örneğin yeni finans merkezi ve tarihi birikimiyle İstanbul ekonomi ve
inançların, Ankara siyasetin, Antalya film sektörünün yani kültürün, turistik
bir kent ise eğlencenin merkezi olabilir ve dünyayı hiç değilse bölgeyi bu
doğrultuda şekillendiren cazibe merkezlerinden öte insanlığa yönelik temel
fenomen kentler haline getirtilebilinir.


 


Görüldüğü gibi
Türkiye ciddi riskler taşımakla beraber riskleri avantajlara dönüştürebilecek
imkanlarada sahiptir. Yalnız bir gerçek varsa o da kainatta hiçbir şeyin
durağan olmadığıdır. Yani dünyada bölgede hızla değişmektedir. Hulasa geç
kalınmadan biran evvel gerekli hazırlıklar başlatılmalı, oyun kurucu ülkeler
kategorisine yükselinmelidir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış