KÜRESEL
KORONOVİRÜS SALGINI DÖNEMİNDE BİLE TÜRKİYE’YE KARŞI PATOLOJİK TAKINTI DEVAM
EDİYOR




Yorum No : 2020 / 18




AVİM




17.04.2020


Yeni koronavirüs (SARS-CoV-2) salgınının Avrupa’da ve
özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde benzeri görülmemiş bir hızla yayıldığı ve
AB ülkelerinin çoğunda sayısı hızla yükselen ölümlerin vuku bulduğu bir dönemde
AB Konseyi, bizim için şaşırtıcı olmayan bir şekilde, 27 Şubat tarihinde
“Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yetkisiz sondaj faaliyetleri göz önüne alınarak
uygulanacak kısıtlayıcı önlemlerle ilgili” bir karar almaya vakit buldu[1]. Bu önyargılı kararla AB, 11 Kasım 2019
tarihli ve (CFSP) 2019/1894 sayılı kararının ekinde yer alan gerçek ve tüzel
kişiler, kuruluşlar ve topluluklar listesine iki TPAO yetkilisinin ismini
ekledi. 11 Kasım 2019 tarihli karar AB üye ülkelerini  “planlama,
hazırlama, katılma, yönetme veya yardım etme de dâhil olmak üzere sondaj
faaliyetlerinden sorumlu olan veya bu çalışmalara katılan gerçek kişilerin
ülkelerine girişini veya ülkelerinden geçişlerini önlemek için gerekli
önlemleri almaya” davet etmektedir.  Ayrıca üye devletleri bu kişilere
“ait olan, (bu kişilerin) sahip oldukları, elinde bulundurdukları ve kontrol
ettikleri tüm fonları ve ekonomik kaynakları ” dondurmaya çağırmaktadır[2].


AB’nin bu kararı aldığı tarihle aşağı yukarı denk düşen bir
dönemde İtalya’nın, bu yılın Şubat ayı sonuna doğru AB’den ve AB üye
ülkelerinden maske ve vantilatör gibi tıbbi yardımları acilen talep ettiğinin
altını çizmek gerekiyor. Aslında, 27 Şubat 2020 AB kararı bize, “koyun can
derdinde, kasap et derdinde” atasözünü hatırlatmaktadır.[3] Bu karar, bir anlamda, AB’nin bu kadar
insani sorunun olduğu bir dönemde İtalya gibi AB ülkelerine yardım etmenin
yollarını aramak yerine, Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleriyle uğraşmayı
yeğlediğine de işaret etmektedir. Bu durumu, çağdaş bir kara mizah örneği
olarak düşünmek mümkündür.


Bu arada, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek
Temsilcisi tarafından 31 Mart 2020 tarihinde Avrupa Birliği adına yapılan
açıklamaya göre, bazı AB aday ülkeleri ve Avrupa Ekonomik Alanı üyesi olan bir
EFTA ülkesi,  “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yetkisiz sondaj
faaliyetlerine ilişkin kısıtlayıcı önlemler” hakkındaki 27 Şubat 2020 tarihli
AB Konseyi Kararı’na katıldıklarını bildirmişlerdir[4]. Bu bağlamda, AB ile çok fazla coşkulu
bir ilişkisi bulunmayan ve Avrasya Ekonomik Birliği üyesi olan bir başka
ülkenin de, büyük olasılıkla Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi ile yakın
bağları nedeniyle söz konusu AB kararına katıldığını bildirdiği dikkat
çekmektedir. Bu ülke Türkiye’nin doğu komşusu Ermenistan’dır.


Ermenistan’ın söz konusu AB kararına katılması, bazı
Ermenistan çevrim içi basın kuruluşları tarafından  “Ermenistan Kıbrıs
Sondajı Üzerine Türkiye Yaptırımlarına Katılıyor” ve “Ermenistan, Türkiye’ye
karşı AB yaptırım mekanizmasına katılıyor” başlıklarıyla bildirilmiştir[5].


Bilindiği gibi Ermenistan’ın 2015 yılında Avrasya Ekonomik
Birliği’ne üye olmasının ardından AB, Ermenistan ile ortaklık anlaşması
müzakere sürecini askıya almış ve AB’nin Ermenistan ile kapsamlı ve
geliştirilmiş ortaklık anlaşması ancak iki yıl sonra imzalanabilmiştir[6]. Aslında Ermenistan’ın kurumsal olarak AB
kararlarına katılma zorunluluğu yoktur. Ermenistan’ın, bu AB kararına
katılarak, Türkiye’ye zarar verme beklentisiyle bir kez daha Türkiye karşıtı
Yunan-Kıbrıs Rum bloğunda yer aldığını söylemek mümkündür.


AB’nin, Türkiye’ye yaptırımlar uygulanmasını öngören karara
katılan ülkeler ile ilgili açıklamasının son paragrafında “Avrupa Birliği,
karara katılan ülkelerin bu taahhüdünü not eder ve memnuniyetle karşılar”
denilmektedir. AB’nin bu açıklamasının aksine, Türk kamuoyunun ezici bir
çoğunluğunun “ bu taahhüdü not ettiğine ve bu taahhütten esef duyduğuna ” şüphe
yoktur.


Bu genel bağlamda, Avrupa Komisyonu’nun yeni başkanının son
açıklamalarından birinde Türkiye’yi nasıl tanımladığına değinmekte yarar
bulunmaktadır. Uluslararası basında yer alan haberlerde, Avrupa Komisyonu
Başkanı Ursula von der Leyen’in, AB kurumlarının diğer liderleri ve Yunanistan
başbakanı ile birlikte Yunanistan-Türkiye sınırına yaptığı ziyaret sırasında
“Yunanistan’a yardım yapıyoruz, ancak Ankara bir düşman değildir” şeklinde bir
ifade kullandığı bildirilmektedir[7]. 57 yıldan fazla bir süredir AB ile
ortaklığı bulunan ve uzun süredir üyelik adayı olan bir ülkenin oksimoronik bir
şekilde “düşman değil” şeklinde tanımlanması oldukça dikkat çekicidir. Bu
ifadenin bir “ kaş yapayım derken göz çıkarmak” örneği olup olmadığı, üzerinde
düşünülmesinde yarar bulunan bir husustur.


*Photo: https://www.panorama.am/







[1] European Union, “COUNCIL DECISION (CFSP) 2020/275 of
27 February 2020 Amending Decision (CFSP) 2019/1894 Concerning Restrictive
Measures in View of Turkey’s Unauthorised Drilling Activities in the Eastern
Mediterranean” (Official Journal of the European Union, 27 Şubat 2020), L 56
I/5, https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:32020D0275&from=EN.


[2] European Union, “COUNCIL DECISION (CFSP) 2019/1894 of
11 November 2019 Concerning Restrictive Measures in View of Turkey’s
Unauthorised Drilling Activities in the Eastern Mediterranean” (Official
Journal of the European Union, 11 Kasım 2019), https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:32019D1894&from=GA.


[3] Bu yazının orijinali İngilizce olarak kaleme
alınmıştır. AVİM İngilizce sayfasındaki metninde “koyun can derdinde, kasap et
derdinde” atasözü, “sheep is in trouble for its life whereas the butcher is in
pursuit of the meat.” şeklinde çevrilmiştir.


[4] “Declaration by the High Representative on Behalf of
the EU on the Alignment of Certain Countries Concerning Restrictive Measures in
View of Turkey’s Unauthorised Drilling Activities in the Eastern Mediterranean”
(Council of the European Union, 31 Mart 2020), https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2020/03/31/declaration-by-the-high-representative-on-behalf-of-the-eu-on-the-alignment-of-certain-countries-concerning-restrictive-measures-in-view-of-turkey-s-unauthorised-drilling-activities-in-the-eastern-mediterranean/.


[5] “Armenia Joins EU Sanctions Mechanism against
Turkey”, Panaroma,
01 Nisan 2020, blm. Politics, https://www.panorama.am/en/news/2020/04/01/Armenia-joins-EU-sanctions-mechanism-against-Turkey/2266808.


[6] “EU Relations with Armenia” (Council of the European
Union, 11 Mart 2020), https://www.consilium.europa.eu/en/policies/eastern-partnership/armenia/


[7] “Migrants at Turkey’s Border with Greece: Von Der
Leyen, ‘Aid to Greece, but Ankara Is Not an Enemy’. EU Leadership, Strategy for
Unaccompanied Minors”, Agenzia
D’informazione
, 03 Mart 2020, blm. Politics, https://www.agensir.it/quotidiano/2020/3/3/migrants-at-turkeys-border-with-greece-von-der-leyen-aid-to-greece-but-ankara-is-not-an-enemy-eu-leadership-strategy-for-unaccompanied-minors/Euronews,
04 Mart 2020, blm. World,
https://www.euronews.com/2020/03/03/greece-migrant-crisis-is-an-attack-by-turkey-on-the-eu-austria