TÜRKİYE & DÜNYA

BİROL ERTAN

birol@acikgazete.com 






Bu yazımdaki değerlendirmelerim ve düşüncelerimden
yola çıkarak ayrımcı ve ötekileştirici olduğum gibi yanlış anlamlar çıkarmak
isteyenleri, baştan uyarmak istiyorum. İnsanlar arasında ırk, etnik kimlik,
din, dil, renk ve diğer ayrımlar yaparak insan haklarından yararlanmada bazı
kesim ve zümrelere ayrıcalıklar tanınmasına karşıyım ve bunun bir insanlık suçu
olduğuna inanıyorum. Doğuştan gelen özellikler nedeniyle yapılan her türlü
ayrımcılığı reddetmeme ve evrensel insan haklarına inanmama karşın, insanların
farklılıklarının da görülmesi ve korunması gerektiğine inanıyorum.



Yukarıdaki hatırlatmayı yapmamın nedeni, bu yazımdan bazı cümleleri kesip
alarak yanlış anlamlar çıkaracak ve asılsız ithamlar yapacak fırsatçı kafaların
daha baştan uyarılması ve engellenmesidir.



Şimdi gelelim konumuza ….



Bu yazımın amacı, Türkiye’de Türk olmanın bir avantaj mı, yoksa bir ciddi bir
dezavantaj mı olduğu konusunda yapılan tartışmalara bir katkı sağlamak ve bu
konudaki yanlış bir inancı yıkmaya çalışmaktır.



Tezim şudur :



Türkiye’de Türk kökenli olmak, özellikle son 50 yılda ekonomik, siyasal ve
toplumsal yaşamın hiçbir alanında Türklere avantajlı bir konum sağlamamış,
tersine Türk kökenliler için dezavantajlar yaratmış olup yaratmaya devam
etmektedir.



***



Yukarıdaki tespiti yapmam; asla ırkçılık ya da ayrımcılık yapmak, Türk kökenli
olmayanların küçümsenmesi, aşağılanması ya da onlara farklı davranılması
gerektiği biçiminde anlaşılmasın. Tersine, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde
kökeni ne olursa olsun her Türk vatandaşının aynı hak ve olanaklardan
yararlanması gerektiğine inancım tamdır. Ne var ki, bu inancımız, bir gerçeğin
altını çizmemize engel oluşturmasın. Ortada bir gerçek varsa, bunun altının
çizilmesi ya da dile getirilmesinden de kimsenin rahatsız olmaması gerektiğini
düşünüyorum.



Türk Kökenli Olmanın Sonuçları



Türk kökenli olmak ya da olmamak, bir insan için doğuştan gelen bir özellik
olduğundan dolayı kutsanacak ya da aşağılanacak bir durum değildir. Ne var ki,
Türk kökenli olmak, Türkiye dışındaki ülkelerin çoğunda ikinci sınıf, hatta
bazı ülkelerde üçüncü sınıf insan olarak görülmek anlamına gelmektedir.



Avrupa ülkelerinin hemen hepsinde, ABD ve Kanada gibi ülkelerde ya da gelişmiş
ülkelerin çoğunda, Türk kökenli olmanın o ülkede yaşamayı zorlaştırdığı
bilinmektedir. Bugün Almanya’da, Bulgaristan’da, Yunanistan’da ya da Avrupa
ülkelerinin hemen hepsinde Türk kökenlilerin yaşadıkları zorlukları anlatmaya
kalksam, bir kitabın sınırlarını aşmak durumunda kalırız.



Yalnızca Türk kökenli olmak değil, Afrika kökenli ya da Asya kökenli olmak,
hatta birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’de Müslüman olmak, o ülkelerde yaşayanlar
açısından sıkıntılar ve ayrımcılıklar doğurmaktadır. Bu ayrımcılıkların ve
ötekileştirmenin evrensel insan hakları anlayışına ve hümanist düşünceye aykırı
olduğunu kabul etmeyen çağdaş ve iyi niyetli bir düşünüre rastlamak olanak
dışıdır. Ancak, geçmişlerindeki Hitler mirasını hala sürdüren Almanya’daki
dazlaklar ya da Fransa’daki National Front partisi gibi ırkçı, faşist ve
çağdışı grupların ve yabancı düşmanlarının bu tür ayrımcılıkları desteklemesi
söz konusu olabiliyor.



Dünyanın birçok ülkesinde Türk kökenli olmanın (Afrika kökenli olmak gibi)
dışlanma ve negatif anlamda ayrımcılıklarla karşılaşmak anlamına geldiğini
görmekle birlikte, az sayıda ülkede Türk olmanın saygıdeğer karşılanmak ve
pozitif anlamda ayrımcılıkla karşılaşmak anlamına geldiğini de vurgulamadan
geçmeyelim. Yaşadığım deneyimlerden de gördüğüm kadarıyla, Afganistan ve
Pakistan gibi az sayıda ülkede, Türk olmanın pozitif anlamda ayrıcalıklarla
karşılaşmak ve saygı duyulmak anlamına geldiğinin de altını çizeyim.



Türkiye’de Türk Olmak ???



Türkiye sınırları dışında çok sayıda ülkede Türk olmanın ikinci sınıf insan
olarak görülmek, dezavantajlarla karşılaşmak ya da negatif anlamda
ayrımcılıklarla karşılaşmanın kaynağı olmasına karşın, Türkiye Cumhuriyeti
sınırları içinde Türk olmanın pozitif anlamda bir ayrıcalık taşımadığı
gerçeğini de vurgulamak istiyorum. Bu, ne anlama geliyor?



Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden doğmuş yeni bir
ülkedir. Her ne kadar bir asrı bulmayan geçmişimize karşın, ülkenin tarihinde
Osmanlı İmparatorluğu ve hatta diğer Türk devletlerinin mirasının bulunduğunu
görüyoruz.



Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türk kökenliler, ülke yönetiminde,
sanatta, mimaride, ustalık gerektiren işlerde ve ticarette etkin roller
üstlenememişlerdir. Türk kökenliler, genellikle Tımar Sistemi gereğince (has,
zeamet ve tımar ayrımını hatırlayalım) toprak karşılığı devlete asker
yetiştiren bir kesimdi. İmparatorluğun ticaret, sanat, ustalık gerektiren işler
ve Saray yönetimi gibi alanlarda Türk ve Müslüman olmayanların çok daha etkin
olduğunu biliyoruz. Osmanlı Devşirme sistemi ve ticaretin gayrı-Müslimlerin
elinde olması, Tımarlı Sipahiler arasında gayrı Müslimlerin bulunmaması gibi
nedenler, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli özelliklerinden birisiydi. Bu
özellikler de Türk kökenlileri sistemde yönetim kademelerinden, ticaret ve
zanaatkârlıktan dışlayan önemli nedenlerdir.



İmparatorluğun asker gücü olan Türk kökenliler, Türkiye Cumhuriyeti
kurulduğunda gerek ticarette, gerekse de sanat ve zanaatkârlıkta başarılı
olmamışlardır. Bu kaygı nedeniyle Cumhuriyetin Kurucusu Atatürk tarafından
İzmir İktisat Kongresi’nin toplandığını biliyoruz.



Çok partili siyasal yapıya geçildiğinde de Türk kökenli olmanın gerek
ticarette, gerek siyasette, gerekse de sanat ve edebiyat gibi alanlarda geçerli
akçe olmadığı ya da etkin bir role sahip olamadığı bilinmektedir. Cumhuriyet
Türkiye’sinde ticaret, siyaset ve zanaatkârlık alanlarında Türk olmayan, ancak
Türk vatandaşı olan Rum, Yahudi, Ermeni gibi etnik kökenlere mensup olanların
daha başarılı ve önde olduğu, yapılacak küçük bir araştırma sonucu rahatça
ortaya çıkarılabilir.



Türkiye’de Türkler Niçin Başarılı Değildir ?



Türkiye’de Türk kökenlilerin ticarette, siyasette, devlet yönetiminde, uzmanlık
gerektiren alanlarda, prestijli mesleklerde ve sanatta neden yeteri kadar
başarılı olamadıkları, araştırılması gereken bir konudur. Bu konuda bazı
nedenleri aşağıda sıralamak istiyorum.



Türk kökenlilerin ticarette, siyasette, sanatta ve uzmanlık gerektiren
alanlardaki yeteri kadar etkin ve başarılı olamamasının başlıca nedenleri
şunlardır:



1. Osmanlı İmparatorluğu
geleneğinden kalan miras olarak Türk kökenlilerin ticaret, siyaset, sanat ve
zanaatkârlık alanlarından dışlanmışlıkları;

2. Ülkede kendilerini yabancı hisseden azınlık mensuplarının kendi aralarındaki
dayanışması ve yardımlaşması;

3. Yabancı devletlerin Türkiye’de ekonomi ve ticarette Türk kökenli olmayanlarla
iş yapmaları ve ortaklıklar kurmaları;

4. Yabancı devletlerin ve yabancı istihbarat örgütlerinin Türkiye’de
kendilerine mensup etnik unsurların güçlenmesine yönelik çabaları ve
çalışmaları;

5. Türk Devletinin bu eşitsizlikleri ya da yetersizliği giderecek önlemler
almaması.




Yukarıdaki nedenlere, komplo teorilerine konu olacak başka maddeler de
ekleyebiliriz. Ne var ki, yukarıdaki beş başlık bile, Türkiye’de Türk kökenli
olmanın şanssızlığını ya da dezavantajlı durumunu ortaya koymaya yetecektir.



Sonuç : Gerçekler, Gizlenmemelidir



Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk vatandaşı olarak ekonomide ve ticarette büyük
servetler edinmiş zenginlerin, sanat ve edebiyat alanlarında uluslararası üne
kavuşmuş entelektüellerin, basın ve yayın alanında tanınmış birçok saygın
kişinin, devlet yönetiminde üst düzey görevlerde bulunmuş çok sayıdaki devlet
adamı ve siyasetçinin Türk kökenli olmamasının nedenini sorgulamamın
yadırganmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda bir eksiklik olmalı ki, Türk
kökenli olmak, Türkiye’de bir dezavantajlı durum ortaya çıkarmaktadır.



Son sözüm ise şudur : İnsanlar, doğuştan eşit haklara sahip olmalı ve
vatandaşlar arasında ayrım gözetilmemelidir, ancak gerçekler de asla
gizlenmemelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir