1875
yılında Rus yanlısı Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın : ” Osmanlı Devleti
borçlarının yarısını faizli tahville ancak 5 yılda ödeyecek” açıklaması ,
Avrupalı Devletlerin bankerleri, sefirleri ve özel temsilcileri tarafından
aşırı büyük tepkiyle karşılanmıştı. Yalnızca bir sene sonra 1876 tarihinde ise
Osmanlı Devleti’nin borçlarını ödeyemeyeceği duyuruldu. Bu aynı zamanda mali
bir iflasın tanımıydı. Üç ay içerisinde Sırplar ve Bulgarlar isyan ettiler.
Kısa bir süre sonra ise Harp Okulu komutanı Süleyman Paşa genç Zabit
adaylarıyla sarayı kuşattı, sorumlu tutulan Padişah Abdülaziz Han’ı tahttan
indirdi. Bu vaka aynı zamanda Türk siyasal hayatının ilk modern ihtilaliydi.
Anayasa ve Meşrutiyet sözüyle tahta çıkartılan II. Abdülhamit, diktasını tam
manasıyla tesis edebilmek maksadıyla kısa sürede Meclisi feshetti.
Aydınlanmacılar dört bir köşeye sürüldü veyahut binbir baskıya tabi tutuldu.
İyi niyetli fakat başarısız ve paranoyak Abdülhamit Han’ın Tek Adamlık
idaresinde borçlar arttı, devlet kadrolarında vasıfsız kişiler istihdam edildi,
ordunun üst düzey veya kilit konumlarına alaylı ve çoğu okuma bile bilmeyen
subaylar atandı. Bugünkü Türkiye’ye yakın yüzölçümünde toprağın elden çıktığı
dönemde radikal önlemler alınması ve bunun süratle yerine getirilmesi arzusunda
olan İttihatçılar, baskı ve jurnallerden muaf olabilmek için masonluk yoluna
yöneldiler.




Masonluk
zırhı altında çoğu Avrupa’da bir müddet yaşamış veyahut tahsilini sürdürmüş
İttihatçılar; ekseriyetle parlak sicilli Zabit, gazeteci, avukat, doktor, alim
gibi dönemlerinin en ileri seviyesinde entelektüel birikime sahip pozitivizmin
ve hürriyetin etkisinde kalmış elitist tabakayı oluşturmaktaydılar.  Hararetli ve herdaim birbirleriyle irtibatlı
fikir münazaraları neticesinde yeni bir meclise, yeni anayasaya ihtiyaç
olduğunu bunun ancak Padişah’a acilen kabul ettirilmeyle mümkün olacağını
düşünmekteydiler. Makedonya’da , yabancı Jandarma komutanlarının himayesinde
Jandarma subaylarının her bakımdan kayırılması neticesiyle dışlandıklarını
iyiden iyiye hisseden Ordu subaylarının hürriyet ve kurtuluş ateşi , iktisadi
bu faktörler ile de hızlanmış, kanımca Seraskerlik yüksek rütbeli subaylarında
desteğiyle ayaklanmaya dönüvermişti.  Her
daim devrilme korkusuyla yaşayan Abdülhamit bu ayaklanmayı bastırmaya kararlıydı
binlerce subay yola çıkarılmıştı..




Tütüncünün
teşkilatçılığı




İttihatçı
ayaklanmasından evvel komitenin ileri gelenleri ayaklanmanın bastırılacağını
düşünmüş birşeyler yapmaya karar vermişlerdi.
 

 İzmir’e gelip küçük ve eski bir dükkan bulan
İttihatçı burada esnaflık yapıyordu. Dükkanına özellikle rütbeli subaylar
uğruyordu fakat bir terslik vardı. Dükkana gelenler saatlerce içeride kalıyor
akabinde ya bir şey almadan çıkıyor veya göstermelik bir tütün parçası
alıyordu. Hikmet neydi?




İhtilal,
Tesis, Cumhuriyet sonrası
 

İzmir’den
gemiyle Makedonya’da ki İttihatçı ayaklanmasını bastırmak için yola çıkan
17.000 Subay ve Gedikli vardıklarında Halife Padişah’ın emirlerini çiğnemek
pahasına silahlarına denize fırlatıyorlar “Kardeşlerimize kurşun sıkmayız,
yaşasın Hürriyet yaşasın Meşrutiyet” diye haykırıyorlardı.  Sır çözülmüştü. İzmir’de Tütüncü Yakup olarak
bulunan İttihatçı Yahudi Dr. Nazım’ın, Subaylara yaptığı propaganda işe
yaramıştı. ( kod adı olarak İsrailoğullarına gönderilmiş Peygamber’in ismini
özellikle seçmiş sanki, Nazım gibi mühim ittihatçılardan ibraniceyi çok iyi
konuşan Rıza Tevfik te Yahudi idi. İttihatçıların en önemli ismi Talât Paşa ise
Edirne’de Yahudi okulunda öğretmenlik yapmıştı. İsmi Talât, “Tal”
İbranicede çiğ manasındadır çok kullanılır. ) 
Meşrutiyet ilanı, 1909 Abdülhamit’in tahttan indirilmesi ( Hareket
ordusu kumandanı İttihatçılara yakın isim büyük Münevver, Mahmud Şevket Paşa,
Bursa Alians İsrailelit mektebinde eğitim gördü. O tarihlerde Bursa’da Yahudi
iskanı yoğun ve mekteplerine sadece Yahudiler kabul ediliyor) ve 1913 Bab-ı Ali
baskınıyla İttihatçıların mutlak hakimiyeti başlamıştı. En başta
kapütülasyonlara karşıydılar. Bunun için İngiliz elçi Maurice tarafından sürekli
hain veya mason gerekçesiyle maaşlı yurtiçi işbirlikçi basını tarafından adeta
lince tabi tutuldular.  Halbuki ilk büyük
loca İngiltere’de kurulmuştu! Halbuki Maurice masondu! Mason biraderlerini
evrensel yasalarını çiğneyerek ülkesinin menfaati adına kolayca yolda
bırakabiliyordu !




1838
Baltalimanı anlaşmasıyla Osmanlı topraklarında dallanan İngiliz kapitalist
sınıfı ve hakimiyeti kırılmalıydı. Bunun yegane yolu Vatansever Osmanlı
Yahudilerinin desteği ile yeni bir kapitalist sınıfın inşaa edilebilmesine
bağlıydı. İzmir’in önde gelen Kapıcızade, Evliyazade gibi Türk Yahudi
ailelerinin de desteğiyle, yalnızca İstanbul’da 5.000 adet bakkal dükkanı
açıldı. Sermayesi yahudiler tarafından oluşturulan milli banka Adapazarı İslam
Kalkınma Bankası adıyla hizmete başladı Türk köylüsünün kredi ihtiyacına
yetişti. Toprak kanunlarını da yeniden düzenleyen İttihatçılar, Ortadoğu’da ki
yabancı hakimiyetini kırabilmek için Filistin’e Yahudilerin yerleşmesinin önünü
açtılar, Devlet bu dayanışmayla , Batı’ya kafa tutuyordu ve bu yabancı elçileri
oldukça tedirgin etmişti. Bu topraklarda dışlanan Türkler ve Yahudiler el ele
yeni bir sistem icat ediyorlardı. Bütün gayret ve büyük ideallere rağmen “
Hasta Adam” ameliyat masasındaydı ve cihan savaşı patlak vermişti. Emanuel
Karasu gibi aydın bir Yahudi şahsiyet, Yahudilerin önce Türk olduklarını
vurguluyor Türkler ve Osmanlı Yahudilerinin mücadelesinde etkin oluyordu. İlk
kurşunu atan Yahudi Hasan Tahsin, Cihat fetvasını veren Mason Yahudi Hayri
Efendi, Musa Kazım gibi aydınların çabasıyla cihan savaşına dahil olunuyor
Selanikli büyük Komutan Mustafa Kemal Atatürk’ün dehası önderliğinde yeni bir
Cumhuriyet kuruluyordu.. Türkiye Cumhuriyeti; Türkler ve Yahudilerin ortak
mamulü olarak tarihte parlayan bir yıldız olarak yerini alıyordu.




1923’ten
sonra Türk ordusu üçlü tarihi misyonunun üçüncü safhasına geçmiş oldu;
kışlasında fakat rejimsel tehdit anında müdahalede bulunmaktan çekinmeyen. Genç
subayların ilk hoşnutsuzluğu, İnönü yönetimine karşıydı bu sebeple 1950’deki
genel seçimlerde büyük oranda Demokrat Parti’ye oy verdiler. ( Koyu İttihatçı
ve tarihimizin en önemli isimlerinden Celal Bayar, Yahudi mektebinde eğitim
görmüş ayrıyetten kuvvetle muhtemel masondu. Bayar Yahudi kökenli olabilecek
bir komitacıdır) 1954lerden itibaren Dp’ye hoşnutsuzluk artmış ordu içerisinde
; Tuzla Uçaksavar, Harp Akademileri, Talat Aydemir, Faruk Güventürk, Numan Esin
– Muzaffer Özdağ, Sadi Koçaş cuntaları belirmiştir. Esasen Menderes döneminde
Batı ve Nato nezdinde sıcak ilişkiler kurulmuş hatta 1958 yılında İsrail
Başbakanı Ben Gurion ile İstanbul’da gizlice görüşülerek özellikle istihbarat
konusunda ikili mutabakata varılmıştır. 
Şu halde Türkiye’de ki darbelerin bütün kaynağı İsrail ise, 27 Mayıs
gibi bir ihtilal nasıl gerçekleşebildi? Uzunca düşünmeye gerek yok, Sovyet
tehdidi karşısında tutarlı bir politika ile İsrail olması gerektiği gibi
müttefik kabul edildi fakat iç politik arenadaki hoşnutsuzluk, rejimsel
zaafiyet ve ağır ekonomik koşullar spontane bir müdahaleyi doğurdu görevi alan
komite ise rasyonel bir uygulamayla İsrail ile kurulan ilişkileri devam
ettirmiş hatta daha da ileriye götürmüştür. 1965’den itibaren gerçekleştirilen
Ortadoğu ziyaretleride  Türk İsrail
yakınlaşmasını stratejik açıdan muhtemelen kuvvetlendirmiştir. 9 Martçılar olarak
bilinen General Celal Madanoğlu cuntasının ifşası ve 12 Mart muhtırası
neticesinde Nihat Erim dönemi Türkiye Abd İsrail ilişkilerinin sağlıklı biçimde
devam ettiği süreçtir. Madanoğlu ve ekibi Sosyalist Kemalist olarak
tanımlanmaktadır. Fakat 1963’den itibaren ordu içerisinde oluşturulan Milli
Devrim Ordusu bünyesinde aşırı sol fraksiyonlarda, Türkiye’nin Nato’dan
kopmasını isteyen Ortadoğu ve İsrail’e diş bileyen ekip Sovyetler ile
bütünleşebilme derdindeydi.  Bu ekibin
başarılı olması durumunda Nato’ya sırt çevirecek Türkiye’yi ne gibi bir akıbet
beklemekteydi? Bunun büyük bir hasara yol açacağını vurgulayan teoriler çokça
üretilmiştir.




Esasen
siyasal hayatımıza daha fazla değinmeden meşhur 28 Şubat vakasına gelmek
yerinde olacak. (28 Şubat 1997 MGK toplantısı) yıllardır 28 Şubat müdahalesinin
İsrail’in bir ürünü olduğu ve Türk demokrasisine darbe vurduğu dillendirilir.
Bu teori aslında iç siyaset malzemesi olarak rant sağlayan bir stratejidir.
Demokrasi önemlidir fakat parçası olduğumuz Ortadoğu’da Devletler güvenlik
bürokrasisi üzerine inşaa edildiğinden Ulusal güvenlik, rejime yönelik tehdid
algılamaları gerekçesiyle kısmen askıya alınabilir. Türkiye ve İsrail’de
Ordu’nun bu denli ayrıcalıklı konumda bulunması coğrafya ve milli karakter
sebebiyledir ve bu iki ülkenin bir başka ortak noktasıdır. Merhum Necmettin
Erbakan döneminde, İsrail ile ortak askeri tatbikat yapıldığına ve ekonomik
anlaşma imzalandığına göre İsrail ne maksatla zaten var olan ilişkilerini
yeniden var etmek maksatlı darbe planlayabilir? Bir kere şunu belirtelim, 28
Şubat kararlarının tamamı; Milliyetçi, Ulusalcı olarak kendi siyasi kimliğini
tanımlayan Vatandaşların imza atmaları gereken bir taslaktır. Burada
kararlardan çok Ankara Sincan mevkiinde askeri tankların geçidi ve N. Erbakan’ın
istifasının eleştiriye bahis konusu olduğunu düşünmekteyiz. Lakin bunu dış
gerekçelerden çok iç politik kulvarla yorumlamak doğrudur. Bu siyasi tertipte
Tansu Çiller Başbakanlığı arzulamış olabilir.




Tüsiad ,
Anadolu sermayesinin önüne set çekebilmek için medyayı da yönlendirerek
girişimde bulunması da muhtemeldir. Halishane niyetli asker ve sivil kesimin
kaygılarıda dahil edilebilir. Ve elbette Necmettin Erbakan’ın etrafında
kümelenmiş menfaatçi kişilerin Erbakan’ı yanlış yönlendirmesi, teşkilat tabanını
provoke eden açıklamaları ve bir takım tertipleri aslında herşeyi ateşlemiştir.
28 Şubat hususunda Abd Dışişleri Bakanı Albtight’in olumlu açıklamaları ile
Türk komutan Org. Çevik Bir’in: ” 28 Şubat ile Ordu laik yüzüyle İsrail’e
yöneldi” gibi bir beyan bu sürecin dış kaynaklı olduğunu göstermez.
Siyasal sistemlerin kaderidir ki her kurulan sistem kendini kabul ettirme
arzusundadır bu onlara meşruiyet kazandırır. 28 Şubat dahil her kaotik olayda
İsrail’i baş müsebbip olarak işaret etmek Türkiye’yi, iradesini, potansiyalini
küçümsemekle eşdeğerdir. Milli Nizam Partisi kapatıldıktan sonra, İsviçre’ye
gidip Erbakan ile görüşen komutanların yegane arzusu fevri Avrupa Birliğine
muhafazakar iktidarlı Natocu bir Türkiye ile cevap vermekti. Türkiye Nato ve
İsrail bütünleşmesinin sürekliliği için önemliydi. Bu durumda Milli Görüş
hareketi nasıl ki İsrail’in salt uzantısı olarak kabul edilemezse, Türkiye’de
ki askeri müdahaleler ve özellikle 28 Şubat için de İsrail suçlanamaz .




Yakın
siyasi tarihimizde Türk-İsrail/Yahudi münasebetlerinin özetini yapmaya
çalıştığımız satırların akabinde varılacak neticeler;
 

1) Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu bu toprakların,
kültürel zenginliğimizin özneleri Türkler ve Yahudilerin ürünüdür.




2) Türk ve Türk yahudiler dışlanmış, eziyet görmüş
fakat her daim medeniyetlerini sürdürebilmiş günümüzde de dayanışma içerisinde
olması gereken topluluklardır.
 

3) Kuruluş esnasında elitist kadrolarda Yahudiler,
Masonlar, Yahudi Masonlar yer aldıysa halen ülkemizde yaşamlarını
sürdürmektedirler. Barış içerisinde yaşayacağımız biricik değerlerimiz olarak
bu topraklarda hayatlarını idame ettireceklerdir.




4) Güvenlik bürokrasisi üzerine inşaa edilmiş ve
benzer pek çok noktası bulunan Türkiye ile İsrail ilişkilerini en üst seviyeye
çıkartmalıdır.( Zayıflayan bağlar, hatalar, yapılması gerekenler başka bir
yazının konusu olabilir)
 

5) Türkiye’de ki askeri müdahaleler ve
talihsizliklerin oyun kurucusu olarak İsrail, Yahudiler veya Yahudi lobilerinin
vurgulanması , iç cephede politik meşruiyetlerini pekiştirmek isteyen politik
figürlerin basit stratejileridir. Türkiye’de ki her olumsuz vaka yönetim
beceriksizliği ve geçmiş asırlarda Aydınlanma-Sanayi devriminin yaşanamamış
olmasının( Türk kapitalist ve işçi sınıfının yoksunluğu. D. Avcıoğlu’na göre 1838
anlaşması yerli kapitalist sınıfın oluşmasını engelledi)  günümüze yansıyan sancılarıdır.




Umud
ediyoruz ki siyasi tercihlerini rasyonel temellere dayandıracak Türkiye,
Türk-İsrail münasebetlerini verimli düzende yeniden şekillendireceği gibi, Ülke
endeksli nefret politikasını da yıkmaya başarabilecektir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet