Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


İşte eğitimi
çağdaş hale getiren inkilabımız..


Tevhidi Tedrisat Kanunu


Cumhuriyetin ilanından sonra hızla devam eden çağdaşlaşma hareketlerinden biri
de Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunun çıkarılmasıdır. Türkiye Büyük
Millet Meclisi tarafından 3 Mart 1924 tarih ve 430 Kanun Numarası ile kabul
edilmiş olan bu kanun ile ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaletine
(Milli Eğitim Bakanlığı’na) bağlanması sağlanmıştır. Böylelikle eğitimde birlik
sağlanmış ve eğitimin kötüye kullanımının engellenmesi amaçlanmıştır.


Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine bakıldığında,
diğer kurumlar gibi eğitim kurumları da büyük bir çöküntü içinde idi. Osmanlı
Devleti’ndeki eğitim kurumları olan medreseler, kuruluş ve yükseliş
dönemlerinde gerek eğitim kadrosu, gerekse programları bakımından çok ileri bir
seviyedeydi. Fakat 17. yüzyıldan itibaren, devletin diğer kurumlarındaki
gerilemeye paralel olarak eğitim kurumları da gerilemiştir.


Devletin yıkılışını önlemek amacıyla yapılmaya başlanan yenilikler
çerçevesinde, eğitim kurumları da yeniden düzenlendi. 18. yüzyılın sonlarında
ordunun subay, teknik eleman ve doktor ihtiyacını karşılamak üzere, çağın
gereklerine uygun okulların açılmasına başlandı. Tanzimat Dönemi’nde, askerî
okullardan başka, Avrupadakilere benzer modern eğitim kurumları açıldı. Medrese
ve modern devlet okulları dışında, kendi dillerinde eğitim yapan azınlık ve
yabancı okulları da vardı. Bu okullarda okutulan farklı dersler sebebiyle ayrı
duygu ve düşünce, değişik kültür ve davranışa sahip insanlar yetişti. Bu
uygulama, ülkede millî kültürün gelişmesine büyük ölçüde engel olmaktaydı. Bu
sebeple millî bir kültür oluşturulamıyordu.


Kurtuluş Savaşı’nın amacı millî birliğin sağlanması ve
çağdaşlaşma olduğu için, Osmanlı eğitim sistemi devam ettirilemezdi. Daha
Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal, eğitim konusunda da çalışmalara
başlamıştı. 16 Temmuz 1921’de yaptığı bir konuşmada millî kültürün önemi ve
gerekliliğinden bahsederek, eğitim ve kültür konusundaki bölünmüşlüğün
kaldırılmasını savundu. Osmanlı Devleti’nde var olan, mektep-medrese ayrımının
kaldırılacağını söyledi. Eğitimin yaygınlaştırılarak bilgisizliğin yok edilmesi
gerektiğini vurguladı.


1 Mart 1923’te TBMM üçüncü yılı açılışında yaptığı konuşmayı büyük ölçüde
eğitim konularına ayıran Mustafa Kemal; “ülke çocuklarının birlikte eğitim ve
öğrenim görmek zorunda olduğunu, öğrenim birliğinin ülkenin ilerlemesi için
büyük önem taşıdığını, bu nedenle “Şeriye Vekaleti ile Maarif
Vekaletinin” işbirliğine varmasını gerektiğini” ifade etmiştir.


Bu görüşler ışığında 2 Mart günü Halk Fırkasının grup
toplantısında 3 ayrı yasa tasarısı hazırlandı. “Şeriye ve Evkaf Vekaletinin
lağvı ve Diyanet Reisliğinin teşkili” hakkındaki kanun müzakereleri kabul
olunduktan sonra Tevhid-i Tedrisat yasa tasarısı Saruhan Mebusu ve Maarif
Vekili Vasıf Bey ve 57 arkadaşının imzasıyla gündeme getirildi. Kanunun
gerekçesi şu sözlerle ifade edilmişti: “Bir millet bireyleri ancak bir eğitim
görebilir. İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise,
duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder”.


Tasarı ertesi gün meclise sunuldu. 429 sayılı Şeriye ve Evkaf Yasası’nın
kabulünden sonra Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 3 Mart 1924 günü TBMM Genel
Kurulunda 430 Kanun Numarası ile kabul edildi.


Bu kanunun kabulünün ardından medrese eğitimlerine de
son verilmiştir. Lisansüstü seviyesinde eğitim veren iki yıllık “Medrese-i
Süleymaniye” yerine 1924 yılında İstanbul Dârülfünununda bir İlâhiyat Fakültesi
kuruldu.


Hem İlahiyat Fakültesi’ne altyapı oluşturmak hem de imam ve hatip
yetiştirmek için 1923-1924 öğretim yılında ülkenin değişik yerlerinde 29 imam
hatip okulu kuruldu.


Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü sonucu askeri idadiler liseye çevrildi.
Ancak askeri okullar 1925 yılında çıkarılan bir yasa ile yeniden Milli Savunma
Bakanlığı’na bağlandılar.


Atatürk’ün daha savaş yıllarında düşündüğü eğitim
reformu sayesinde Türkiye çağdaş bir eğitim hizmeti vermeye başlamış ve yeni
nesillere ışık tutarak ülkemizin kalkınmasında önemli bir rol oynamıştır. Fakat
son yıllarda eğitim sisteminde yapılan sürekli değişiklikler eğitim sisteminin
olumsuz yönde etkilenmesine, öğrencilerin yeterli eğitim alamamasına neden olmaktadır.
Kesintisiz eğitimi kademelendiren, dördüncü sınıftan itibaren açık öğretim ve
meslek eğitiminin önünü açarak zorunlu eğitimi dört yıla düşüren ve uzun süre
tartışma konusu olan 4+4+4 sisteminin yanlışlığı fark edilmiş ve bu sistemden
vazgeçilmiştir. Bu deneme süresinde eğitim gören öğrencilerimiz ise adeta denek
olarak kullanılmış ve yetersiz eğitim almalarına neden olunmuştur.


Bir diğer husus da son yıllarda eğitim müfredatında din eğitimlerinin
içeriklerinin arttırılmasıdır. Müfredatta yer alan ders kitaplarında dinsel
öğelerin artması, cinsiyet ayrımı gibi unsurlar çok tartışılmış ve
eleştirilmiştir.


Seçmeli ders konusunda değişiklikler yapan bakanlık
seçmeli Osmanlıca dersini gündeme getirmiştir. Son olarak Arapça dersinin
ilkokul ikinci sınıflarda müfredata ekleneceği açıklanmış, fakat dersin zorunlu
ya da seçmeli olacağı bilgisi henüz netlik kazanmamıştır.


Kaynakça


Şaşmaz, Aytuğ (Nisan, 2013), “Ak Parti’nin Eğitim Politikası Ne Yönde Değişiyor?”,
Cilt II, Sayı 2, s.39-46, Türkiye Politika ve Araştırma Merkezi
(AnalizTürkiye), Londra: AnalizTürkiye


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış