TÜRKÇEMİZ
KORUMA ALTINA ALINMALIDIR




OĞUZ
ÇETİNOĞLU


ocetinoglu@ttmail.com




Kültür, bir milleti, diğer milletlerden ayıran
özelliklerin toplamıdır. Bu toplam içerisinde en önemli iki unsurdan biri din
ise, diğeri dildir. Türk milleti tarihte; vatanını, bayrağını ve hatta dinini
değiştirmiş, dilini asla değiştirmemiştir. Dilini ve kültürünü kaybeden
milletler önce esâret altına alınmışlar sonra da tarih sahnesinden
silinmişlerdir. 




Dilimizin
bozulması, kültürümüzün erimesine, kültürümüzün erimesi de millî kimliğimizin
yok olmasına sebebiyet verir. ‘Millî
kimlik de neymiş
?’ diyenlere sözümüz yok. Onlar, ‘Milletim nev-i beşer, vatanım
ruy-i zemin
’ görüşünü benimsemişlerdir. Türk ve Müslüman olmakla herhangi
bir batılı ülkenin vatandaşı-Hıristiyan olmak arasındaki farkı idrak
edemeyenler, tercihte hatâ ettiklerini, Türk topraklarına, Müslüman gibi
gömülmeyi isteme noktasına geldiklerinde anlayabiliyorlar.




Bağımsızlığımızı korumak, vatanımızda
ay-yıldızlı bayrağımız altında haysiyetimizle yaşamak istiyorsak, Türkçemizi
doğru konuşmalı, doğru yazmalıyız.




Gazete ve dergilerimiz dil konuları ile çok az
ilgileniyorlar. İlk ve ortaöğretim okullarımızdaki öğretmenlerimizin çoğu,
Türkçeyi doğru ve güzel kullanamıyor, yazamıyor, telaffuz edemiyor. İmlâ bozuk,
diksiyon hatalı… Öğrencisi de öğretmeni gibi yetişiyor.




Akademisyenlerimiz yabancı dil imtihanına tâbi
tutuluyor da Türkçeyi ne ölçüde bildiklerine bakılmıyor. Ses bilgisi eksikliği;
kelimelerin yanlış söylenmesine, sözlük bilgisi eksikliği; kelimelerin yanlış
kullanılmasına, cümle bilgisi eksikliği; yazıda ve konuşmada anlaşılmaz veya
yanlış anlaşılan cümlelerin kurulmasına yol açıyor.




Batı özentisi; Türkçe olmayan, fakat herhangi
bir batı dilinde de bulunmayan kelimelerin oluşmasına sebebiyet veriyor.
Onlara, kelime de denilemez. Çünkü kelime; anlamı olan ses veya ses birliğidir.
kelime’ diye uydurulanlara; ‘harf grubu’ demek gerekir.




Bu tür harf gruplarına birkaç örnek:  chımarıc,
dürümland, efendy, eskidji, Fatoch, mavish, papuçland, yeshil




Türkçe karşılığı bulunmasına rağmen; computer, fiktif, market, plaza, restorasyon, rotasyon, towers, varyant…gibi kelimeler neredeyse dilimize yerleşmiş durumda.




Dilimiz, kasıtlı veya câhil dilciler
tarafından yanlış türetilmiş kelimelerin istilası altında: akılsal,


bağıl,
başat, belgit, değin, imge, karşıt,  koşul, neden, nedensel, örneğin, öykü, özgür, sorunsal, tüm, tümce, ulusal, ya da, yadsımak, yanıt, yapıt, yaşam, yaşantı, zorunlu… ve
diğerleri…




Devletin kontrolü altındaki kuruluşlarda da
dil yanlışları yapılıyor. Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı’na bağlı müşterek
bahis oyunun adı: ‘İddaa’ olarak
kullanılıyor. Türkçede böyle bir kelime yok. Herhangi bir yabancı dilde varsa
bile, burası Türkiye. Burada güzel Türkçemizde kullanılabilecek binlerce uygun
kelime varken neden yabancı kelime kullanılıyor? Veya neden Türkçedeki bir
kelime yanlış yazılıyor?  Kelimenin
doğrusu ‘iddia’ dır. Neden doğrusu
kullanılmıyor? Bu işte kasıt yoksa, cahillik vardır. Devletimizi yönetenlere
ikisi de yakışmıyor.




Bugün, ‘önemsiz
denilebilecek bir yanlışlığa göz yumulursa, yarınlardaki yanlışlıkların
boyutunun ne olacağı bilinmez.




Küçük
denilen meseleleri halledemeyenler, büyük meselelerin altından kalkamazlar.




TÜRK
DİLİNİ KORUMA KANUNU




Çözüm tektir. Bu günden tezi yok, Türk Dil
Akademisi’ni kurup, Türk dili kelime envanterini çıkartarak, dilimiz koruma
altına alınmalıdır.




Türk Dilini Koruma Kanunu ile resmî
kuruluşlar, ister yerli olsun, ister yabancı… Türkiye’de faaliyet gösteren
firmaların; adlarında, reklamlarında, tabela ve afişlerinde Türkçe dışında bir
dil kullanmaları yasaklanır, Türk dil ve imla kaidelerine uyması sağlanır.
Yabancı isim ve kelimeler, Türkçe yazıların altında, belirtilen boydaki
harflerle izin alınması şartıyla kullanılabilir.




Türkçemizin ve kültürümüzün korunması
maksadıyla; yazılı, sesli ve sesli-görüntülü basın yayın organlarında,
envanterde bulunmayan kelimelerin kullanılması yasaklanmalıdır. 




Böyle bir uygulamanın, hiçbir ülkede
yapılmadığı-görülmediği iddia edilebilir. Doğrudur. Fakat hiçbir ülke dilinin
Türkçe kadar tecâvüze uğramadığı, yozlaştırılmadığı da doğrudur.




İngilizlerin en önemli yazarlarından biri olan
William Shakespeare, 1616 yılında öldü. Her İngiliz genci, 400 yıl önce
yazılmış Shakespeare eserlerini rahatça okur ve anlar. Bizde ise çok değil, 50
sene önce yazılmış Çalıkuşu romanını anlayamayan üniversite öğrencilerimiz
vardır.




İsmen tanıdığım ve sosyal bilimler dalında
‘doktor’ unvanına sâhip bir öğretim üyesi, bir dergide yayınlanan yazısında: ‘Kendisine ithaf edilen suçun ne olduğunu
bilmiyordu
.’ Diyor. Aynı yazıda; ‘geri
iade etti
.’ Şeklinde yazıyor. Bir başka cümlede ise;  müziği
seviyor, bilakis Türk müziğini zevkle dinliyordu
…’ gibi, dil câhillikleri
bulunuyor.




Hangi ülkede bir akademisyen bu yanlışları
yapar? O halde, dilimizi korumak için alınacak tedbirler konusunda, başka
ülkelerden örnek aramak lüksüne sâhip değiliz.




Bir firmanın, ‘en büyük’ olduğunu iddia eden bir gazetede yayınlanan reklamında
şöyle bir cümle göze batıyor: ‘Dikkat:
Kış yaklaştığı dolayısıyla önleminizi alınız. Az sarfiyatlı elektrik
sobalarımız ay sonuna kadar ucuzluk yapılacaktır. Hesabını bilenlere bu fırsatı
kaçırmamaları için tavsiye ederiz
.’ 




Deveye ‘Boynun
eğri
’ demişler. ‘Nerem doğru ki
Diye cevap vermiş. Yukarıdaki reklam yazısı da öyle… Yazıyı kaleme alan üretici
veya görevlisi, Türkçe bilmiyor olabilir. Reklamı yayınlayan gazete sorumlusu
da mı Türkçe bilmiyor? Gazete yönetimi, alacağı ücretle ilgileniyor,
yayınladığı ilandaki dil yanlışlarıyla ilgilenmek tenezzülünde bulunmuyorsa,
onu ancak hazırlanacak kanunun belirlediği ceza ile hizaya getirmek mümkün
olabilir.




Çok sık yapılan yanlışlardan biri de noktalama
işâretleri ile ilgili. Nokta (.), virgül (,), soru işâreti (?) ve ünlem işâreti
(!), kelimenin hemen sonuna değil, bir ara verildikten sonra başlayan kelime
ile bitişik olarak konuluyor.




Örnek: (‘Ahmet geldi .Babası ,annesi ve
kardeşleri sevindi .Babası sordu :yolculuğun nasıl geçti ?Ahmet ,berbat !dedi
.)




Netice itibariyle, hazırlanacak ve yürürlüğe
konulacak kanun ile görevlendirilecek kurum, (Dil Akademisi olabilir.) Örneği
bizde var: Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) adlı kuruluşumuzun yaptığına
benzer bir görev icra edecektir. 




*  
*   *  


Kültürümüzü ve onunla bağlantılı olan millî
kimliğimizi ve bağımsızlığımızı korumak istiyorsak işe, Türkçemizi korumakla
başlamalıyız.




Türkçemiz, kasıtlı tecâvüzlerin tehdidi
altındadır. Onu ancak kanunla ve kanunun düzenleyeceği hükümlerle
koruyabiliriz.




OĞUZ ÇETİNOĞLU KİMDİR (BİYOGRAFİ):


28 Kasım 1938 târihinde Bafra’da doğdu.  İlk ve
Orta Okulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara
İktisâdî ve Ticârî İlimler Akademisi’nde okudu.


İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı.
Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mâlî müşâvir ve  profesyonel yönetici
olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu.


SSCB’nin dağılmasından Türk Cumhuriyetleri’nde sanayi
yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas
âzâsı olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da; tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında
işlerini tasfiye etti.


İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk
yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde
başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun
Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde  yazıları
yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu, dergisinde
yazdı.  İslam, Kadın ve Aile, Yörünge,
Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta,
Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyası Tarih ve Kültür, Antalya’da
yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta
yayımlanan Kümbet dergilerinde, Dünya ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi
gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. 
Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu.    


10 yıl boyunca (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde
köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan ve İstanbul gazetelerinde, Dil ve
Edebiyat ile Yesevi ve Adana’da yayınlanan Töre dergilerinde yazmaktadır.


Üstlendiği sosyal görevler:


*Ankara Ticaret Lisesi Kültür ve Edebiyat Kolu Başkanlığı


*Ankara Meslek Okulları Öğrenci Kültür Birliği Kültür Kolu
Başkanlığı


*Ankara İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi Talebe Cemiyeti
Başkanlığı


*Millî Türk Talebe Birliği’nde; 
Mayıs 1961’den Şubat 1963’e kadar Yönetim Kurulu üyeliği


*Millî Türk Talebe Birliği Ankara Şubesi Kültürel Hizmetler Grup
Başkanlığı


*Türk Ocakları Ankara Şubesi İkinci Başkanlığı


*Karabük İşadamları Derneği Kurucu Başkanlığı


*Karabük Serbest Meslek Mensupları Yapı Kooperatifi Kurucu
Başkanlığı


*Türk Ocakları İstanbul Şubesi Kurucu Üyeliği   


*Anavatan Partisi Sarıyer İlçe Başkanlığı 


*Türkiye Millî Kültür Vakfı Kurucular Kurulu Üyeliği


*Aydınlar Ocağı Genel Merkezi ve İlim İstişare Kurulu Üyeliği


*Türk 2000’ler Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği


*AVRASYA-BİR / Avrupa Asya Birliği Türk Ekonomik, Sosyal ve Kültürel
Araştırmalar Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği


Oğuz Çetinoğlu; ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları
Derneği, İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği,
Aydınlar Ocağı İstanbul Merkezi ve Türk Ocakları İstanbul Şubesi Üyesidir.   


Yayımlanmış kitapları: 


1- Kültür
Zenginliklerimiz:
(2006) 2- 4 Ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5-
Altaylardan Hira’ya Türk İslam Dostluğu:
(2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden
Irak Türkleri:
(2012), 7- Türkler
Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu:
(2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey:
(2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi:
(Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115
Soruda Türk İslam Âlimi Mâtüridî (Röportaj):
  2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: (2015) 11- Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 – Mehmet Şadi Polat ile birlikte)


(Mâtüridî : Yesevî Yayıncılı,Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı Yakın
Plan,  Diğerleri Bilgeoğuz Yayınları
arasında çıkmıştır.)


HAKKINDA YAZILANLAR:


TÜRKLERİN
MUHTEŞEM TARİHİ


 


MEHMET
ŞADİ POLAT


 


Değerli araştırmacı yazar, azîz
ve muhterem dostum,
 gönül adamı Oğuz Çetinoğlu’nun,
9. kitabı olan Türklerin Muhteşem Tarihi
isimli eserinin ilk baskısı, Nisan 2014’de okuyucuya sunulmuştu. İkinci baskısı
ise Nisan 2015’te yapıldı.


 


Yazar, ‘Türklerin tarihinin Cumhuriyet ile
başlatılmasının, ihanetle eşdeğersizlikte bir talihsizlik
’ olduğunu
belirtiyor. ‘Selçuklu, Osmanlı ve
Cumhuriyet üçlemesi de aynı ihanetin hafifletilmiş kopyasıdır
.’ Diyor ve
ekliyor: Türklerin muhteşem tarihi, tarih öncesi devirlerden başlar.


 


Bilindiği gibi ‘tarih, yazının icadı ile başlar.’
Yazının icadından önceki zamanlar ise ‘tarih
öncesi
’ olarak adlandırılır.  Tarih
öncesine ait buluntulara ait bilgilerin büyük bir bölümü henüz kesinleşmiş
değildir.


 


M.Ö. 220 yılı,
Türk asıllı oldukları ispatlanmış olan Hun İmparatorluğu’nun kuruluş yılıdır.
Hun ordusunun teşkilatlanması ise M.Ö. 209 yılında tamamlanmıştır. Türk Kara
Kuvvetleri Komutanlığı’nın armasında da bu tarih vardır. İnsan topluluklarının
millet olabilmesi, İmparatorluk kurması, ordu teşkil etmesi kısa zaman
dilimlerinde meydana gelebilecek hâdiseler değildir. Tarih öncesi çağların
imkânları içerisinde bu işler, binlerce yıl gerektirir.


 


Kaya üzerindeki resimlerle ilgili çalışmalar
yapan genç yaşta Rahmet-i Rahman’a uğurladığımız değerli araştırmacı Servet
Somuncuoğlu, Ankara’nın Güdül ilçesinde 6.500 yıl önce kaya üzerine çizilmiş
resimlerin aynısının Türklerin Merkezî 
Asya’da yaşadıkları bölgelerde bulunduğunu ispat etti.  Altaylarda, Aral ve Baykal gölleri
çevresindeki taşlarda çizili resimlerin kesin tarihi ise belirlenemiyor.
Böylece ortaya, en azından 10.000 yıllık bir tarih çıkıyor.


 


Türklerin Muhteşem Tarihi isimli eserde,
böylesine uzun ve mühim hadiselerle dolu bir tarih, özetin özeti verilerek 16 X
24 santim ölçülerinde, 448 sayfalık kitaba sığdırılmıştır. Yapılmak istenen,
Türk tarihine bir kapı aralamaktır. Kitap bu haliyle bile, okuyucuya muhteşem
bir yapı sunmakta, yapının bütün kapılarını açmak, o ihtişamı yaşamak, daha
yakından görüp tanımak isteyenlere mükemmel bir rehber olmaktadır.


 


Kitabın bir başka
özelliği daha var: ‘Tarih
denildiğinde savaşlar ve siyasî olaylar akla gelir. Tarih kitaplarının çoğunda,
milletlerin kültür, sanat, ilim ve edebiyatına ait bilgileri bulmak zordur. Bu
alanın, kültür ve sanat tarihçilerine ait olduğu kanaati hâkimdir. Oysaki tarih
bir bütündür. Milleti meydana getiren insanların ortak karakteri, devletlerin
idarî yapısı, iktisadî hayatı, milletlerin sosyal dokusu bilinmeden, savaşların
ve siyasî olayların sebepleri bilinemez. Kitapta bütün bu bilgiler, efradını
câmi, ağyarını mâni ölçüsünde, akıcı bir üslup ve kolay anlaşılır bir anlatımla
yer alıyor.


Kavimler göçü,
İslamiyet öncesi Türk devletleri, İslamiyet’ten önce Türklerde inanç kültürü,
Türklerin Müslüman oluşu, İslamiyet sonrası Türk devletleri, Türkiye
Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başta olmak üzere diğer Türk
Cumhuriyetleri, devlet kuramamış Türk toplulukları, Türk dili, mûsikîsi,
Türklerin edebî eserleri ve yazarları, Türk tarihinin âbide şahsiyetleri,
ayaklanmalar, önemli savaşlar, suikastler, isyanlar ve ihtilaller, diğer mühim
hâdiseler, kavramlar, İttihat ve Terakki Partisinden Adalet ve Kalkınma
Partisi’ne kadar Türkiye’nin yönetiminde söz sâhibi olmuş siyasî partiler… ele
alınan başlıca konulardır. Sayfalar arasına serpiştirilmiş okuma parçaları, ‘Tarihte 16 Türk Devleti’ meselesi,
Etrüsklerin, İskitlerin, Tatarların Türk olup olmadıkları gibi tartışılan
meseleler, kitabı merakla okunur hâle getiriyor. 


 


BİLGEOĞUZ
YAYINLARI:
Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu: 35/B
Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-527 33 65Belgegeçer: 0.212-527 33 64  e-posta: bilgi@bilgeoguz.com.tr  www.bilgeoguz.com.tr 


 


(YESEVÎ
DERGİSİ:
Kasım 2015,  Sayı: 263,
Sayfa: 33)


İMAM MÂTÜRİDÎ


Dr. AKKAN SUVER


Oğuz Çetinoğlu, çağdaş bir Türk aydınıdır. Yıllardır
sâde, temiz ve âhenkli Türkçesiyle yazar. Fikrini kırmadan, dökmeden ama
inancından sapmadan ortaya koyar. Sohbetine doyum olmayan bu arkadaşım geçen
hafta bana bir kitap gönderdi.


Özenle, dikkatle okuyanların daha iyi kavrayabilmesi
için Oğuz Çetinoğlu; Ahmet Vehbi Ecer isimli bir ilim adamına, İslamiyet’le
ilgili sorduğu 115 sorunun cevabını bir röportaj ustalığıyla kitabında bir
araya getirmiş.


Bu kitapta, İmam Mâtüridî’nin ortaya koyduğu İslamiyet
inancıyla ilgili değer ölçülerini bulabilirsiniz. Gene bu kitapta Mâtüridî,
dinimizin öğrenilmesinin ve uygulanmasının akıl kullanmaksızın mümkün
olamayacağını çok sade ve kolay anlaşılır bir dille anlatmaktadır.


Allah’ın varlığının bilinmesinin metodunu anlatırken
şeriat, tarikat ve tasavvuf kavramlarını hep akılcı bir metotla değerlendiren
İmam Mâtüridî’nin aynen şöyle dediğine tanık olmaktayız;


Allah, aklı
olanları dini yönden mükellef kılmış, aklı olmayanlar ilahî emrin sorumluluğu
dışında tutulmuştur
.’


Kitaptan aldığım özet küçük bir iki tespiti
okurlarımla paylaşmak istiyorum.


Dinin muhatabı
insandır. İnsanlar ise bu dini akıl mertebelerine göre, öğrenim durumlarına,
kültür düzeylerine göre kavrayacaklardır. Başka bir ifadeyle kişilerin
yaşadıkları coğrafya, ekonomik şartlar, kültür düzeyleri oranında din değer
kazanır.


Din değişmez, şeriat
değişir. Zira din kalbin ve inancın fiilidir, şeriat ise organların eylemidir.
Dinin yargı kalıpları mümin – kâfir şeklindedir. Halbuki kişinin eylemlerindeki
(şeriattaki) hatâlar ve eksiklikler dinden çıkmayı gerektirmez. Dinin kaynağı
akıldır. İnsanlar Peygamber olmadan da akıllarıyla Allah’ın varlığını,
birliğini bulurlar ama ibâdetler ve eylemler (şeriat) bir peygamber tarafından
bildirildiği biçimde yapılır.


Türk milleti İslam
dinini benimsemekle, İslam dinini bir Arap kabile dini olmaktan kurtararak
dünya dini haline getirmiştir.


Akıl, Mâtüridî’ye göre
insana verilmiş ilahî bir emanettir.


Diyebiliriz ki, böylesine muhteşem bir Türk din
âliminden bizler neden haberdar değiliz? Onu da yazarın dilinden alarak
yazımızı sonlandıralım: ‘Maturiye mezhebinin kurucusu İmam Maturidi,
Semerkantlı bir Türk’tür. Amel imamı olan ve kendi gibi Türk kökenli İmam-ı
Âzam Ebu Hanife’nin görüşü olan Hanefilik ise yine mensuplarının çoğunun aslen
Türk kökenli olması ile bilinir. Dolayısıyla onların vazettiği prensipler,
Türklerin kültürlerine, sosyal yapılarına uyumludur. Osmanlı Devleti, tabasının
çoğunluğu Türk ve Hanefi mezhebinden olduğu halde yine kendileri gibi Türk
kökenli olan ve Türkistan’daki soydaşlarının mensubu olduğu itikat mezhebi
Mâtüridî’yi arka plana iterek Eş’ariliğe daha fazla önem vermeye başladıktan
sonradır ki, Türklerin ilmî çalışmalarında gerilemeler olmuştur. Bu kırılmanın
etkileri günümüzde de devam etmektedir.’


İnanıyorum ki; Mâtüridî’nin bilinip tanınması,
yarınlarımızın teminatı olacaktır.


PS: 115 SORUDA TÜRK ÂLİMİ
İMAM MÂTÜRİDÎ: 
Oğuz Çetinoğlu’nun
Ahmet Vehbi Ecer’le Röportajı, Yesevi Yayıncılık, Küçük Ayasofya Mahallesi.
Küçük Ayasofya Caddesi, Hüseyin Ağa Medresesi Nu: 13 Sultanahmet,
Fatih-İstanbul


OĞUZ
ÇETİNOĞLU:


28 Kasım 1938 târihinde Bafra’da doğdu.  İlk ve
Orta Okulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara
İktisâdî ve Ticârî İlimler Akademisi’nde okudu.


İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı.
Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mâlî müşâvir ve  profesyonel yönetici
olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu.


SSCB’nin dağılmasından Türk Cumhuriyetleri’nde sanayi
yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas
âzâsı olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da; tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında
işlerini tasfiye etti.


İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk
yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde
başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun
Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde  yazıları
yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu, dergisinde
yazdı.  İslam, Kadın ve Aile, Yörünge,
Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta,
Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyası Tarih ve Kültür, Antalya’da
yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta
yayımlanan Kümbet dergilerinde, Dünya ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi
gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. 
Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu.    


10 yıl boyunca (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde
köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan ve İstanbul gazetelerinde, Dil ve
Edebiyat ile Yesevi ve Adana’da yayınlanan Töre dergilerinde yazmaktadır.


Üstlendiği sosyal görevler:


*Ankara Ticaret Lisesi Kültür ve Edebiyat Kolu Başkanlığı *Ankara
Meslek Okulları Öğrenci Kültür Birliği Kültür Kolu Başkanlığı  *Ankara İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi
Talebe Cemiyeti Başkanlığı   *Millî Türk
Talebe Birliği’nde;  Mayıs 1961’den Şubat
1963’e kadar Yönetim Kurulu üyeliği    
*Millî Türk Talebe Birliği Ankara Şubesi Kültürel Hizmetler Grup
Başkanlığı   *Türk Ocakları Ankara Şubesi
İkinci Başkanlığı*Karabük İşadamları Derneği Kurucu Başkanlığı*Karabük Serbest
Meslek Mensupları Yapı Kooperatifi Kurucu Başkanlığı*Türk Ocakları İstanbul
Şubesi Kurucu Üyeliği    *Anavatan
Partisi Sarıyer İlçe Başkanlığı  *Türkiye
Millî Kültür Vakfı Kurucular Kurulu Üyeliği*Aydınlar Ocağı Genel Merkezi ve
İlim İstişare Kurulu Üyeliği*Türk 2000’ler Vakfı Yönetim Kurulu
Üyeliği*AVRASYA-BİR / Avrupa Asya Birliği Türk Ekonomik, Sosyal ve Kültürel
Araştırmalar Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği


Oğuz Çetinoğlu; ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür
Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri
Meslek Birliği Üyesidir.   


Yayımlanmış kitapları: 


1- Kültür
Zenginliklerimiz:
(2006) 2- 4 Ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5-
Altaylardan Hira’ya Türk İslam Dostluğu:
(2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden
Irak Türkleri:
(2012), 7- Türkler
Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu:
(2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey:
(2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi:
(Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115
Soruda Türk İslam Âlimi Mâtüridî (Röportaj):
  2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet