Tevfik Fikret,
ölümünün 102. yılında anılıyor

 

Türk Edebiyatı’nın önde gelen isimlerinden olan
Tevfik Fikret, ölümünün 102. yılında anılıyor. Peki Tevfik Fikret kimdir? İşte
Tevfik Fikret’in yaşam hikayesi…

 

Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul’un Kadırga
semtinde dünyaya geldi. Mahmudiye Valide Rüştiyesi ve Galatasaray Sultanisi’nde
eğitim hayatını tamamlayan Tevfik Fikret, okulunda dönemin önde gelen
edebiyatçılarından olan Recaizade Ekrem, Muallim Naci, Muallim Feyzi gibi
seçkin öğretmenlerin öğrencisi oldu.

 

Lise yıllarında şiir yazmaya
başlayan Fikret, öğretmenlerinin ısrarıyla ilk şiirini yazdı ve şiiri
Tercüman-ı Hakikat’te yayımlandı. 1888 yılında okulunu birincilikle bitirdi.

Okulundan mezun olduktan sonra
aynı yıl Hariciye Nezareti İstişare Odası (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon
Dairesi)’nde katip olarak işe bşaşladı ve kısa bir süre sonra geçiş
yaptığı Maarif Mektubi Kalemi’nden bir yıl dolmadan istifa etti.

İstifa ettiğinde gecikmiş maaşları
ödenecekti ancak bu maaşı hak etmediğini düşündüğü için reddetti ve bu
dürüstlüğüyle de efsane haline geldi. Maaşını istemese de hazine tarafından
kendisine ödeme yapıldı ancak Tevfik Fikret, bu parayı Göçmenler Komisyonu’na
bağışladı.

Sadaret Mektubi Kalemi’nde kısa
bir süre çalıştı ve ardından 1889 yılının Ağustos ayında İstişare
Odası’nda yeniden muavin olarak görev yapmaya başladı. Tevfik Fikret,
bir yandan da Yüksek Ticaret Okulu’nda Fransızca ve Türkçe dersleri vermekteydi.

Şiir konusunda bir süre sessiz
kalan Tevfik Fikret, İsmail Safa’nın yönettiği Mirsad dergisinde Bahar adlı
şiirini yayımladı ve edebi suskunluğunu bozdu. Aynı zamanda aynı yıl içerisinde
Mirsad dergisinde 18 şiir daha yayımladı. Dergi tarafından yapılan iki
yarışmada da birinciliği kazandı.

1892’de çok sevdiği Mekteb-i
Sultani’ye atandı ve ilkokul üçüncü sınıf Türkçe öğretmeni olarak göreve
başladığı okulda, Muallim Naci’nin vefatı üzerine edebiyat öğretmeni olarak
çalışmaya devam etti.

1894’ten itibaren arkadaşları
Hüseyin Kazım ve Ali Ekrem’in ısrarı ile yeni çıkaracakları Malumat dergisinin
başyazarlığını üstlendi ve derginin kapandığı 1895 yılı Mayıs ayına kadar 25
şiir yayımladı. Derginin ilk sayısında padişah Abdülhamit’i öven “Tebrik-i
Veladet” şiirini yayımlamıştı.

1895’te Servet-i Fünun Dergisin’de
şiirleri yaıymlanmaya başladı ve derginin etrafında yenilikçi bir grup oluşmaya
başladı. Bu grupta Halit Ziya, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Rauf,
Samipaşazade Sezai, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayip, Hüseyin Siyret gibi isimler
yer aldı. 1897 yılındaki Osmanlı – Yunan Savaşı’nda alınan büyük zafer
sonucunda kahramanlık ve zafer şiiri olan “Yenişehir Gazilerine” adlı şiirini
yayımladı ve dünyaya meydan okudu.

Tevfik Fikret, 1896 yılı
sonlarında Robert Kolej’de Türkçe dersleri vermeye başlamıştı, bu görevi
ölümüne dek sürdürdü. 1912’de Trablusgarp Savaşı nedeniyle meclisin
fethedilmesine tepki olarak “Doksanbeşe Doğru” şiirini yayımladı ve öfkesini
gösterdi. Tevfik Fikret’in modern bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi
çıkarmak gibi hedefleri vardı ancak sağlık sorunları buna engel oldu.

1908 – 1909 yılları arasında
Galatasaray Spor Kulübü’ nün hâmi başkanı olarak kulübü koruyucu şekilde
davranmış, dönemin şartlarından etkilenmemesi için elinden geleni yapmıştır.

Türk Edebiyatı’nın önde gelen
isimlerinden olan Tevfik Fikret, 19 Ağustos 1915 tarihinde 47 yaşında iken
İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Mezarı 1945’te müze yapılan evine 24
Aralık 1961’de geçirildi.

Eserleri

·        
Rübâb-ı Şikeste (1900)

·        
Tarih-i Kadim (1905)

·        
Haluk’un Defteri Tevfik Fikret’in ikinci şiir kitabı (1911)

·        
Rubabın Cevabı (1911)

·        
Şermin (1914)

·        
Hasta Çocuk

·        
Sis

·        
Millet Şarkısı

·        
Doksan Beş’e Doğru

·        
Han-ı Yağma

·        
Balıkçılar

·        
Haluk’un Çocukluğu

·        
Rübab-ı Cevab

·        
Bir İçim Su

GALATASARAY SPOR KULÜBÜ, TEVFİK FİKRET’İ ANDI

Galatasaray Spor Kulübü, internet
sitesi üzerinden yaptığı açıklamada Türk Edebiyatı’nın unutulmaz ismi ve
Galatasaray Spor Kulübü’nün Hami Başkanı Tevfik Fikret’i andı. Yayınlanan
açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Bugün; örnek Galatasaraylı,
Galatasaray Spor Kulübü’nün Hami Başkanı, Türk Edebiyatı’nın unutulmaz ismi
Tevfik Fikret’in ölümünün 102. yıl dönümü…

Vizyonu ve örnek kişiliği ile
“Fikri hür, vicdanı hür” ilkesiyle, sarı-kırmızı renklere adadığı yüreğiyle,
Türk Edebiyat’ına ve sporuna verdiği katkıyla, Cumhuriyetimizin temelinin
atılmasındaki rolüyle Tevfik Fikret’in ismini ve yaptıklarını başta Galatasaraylılar
olmak üzere nesilden nesile aktarmak boynumuzun borcudur. Bu nedenle; bir kez
daha Tevfik Fikret’i ölümünün 102. yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.”

DOKSAN BEŞE DOĞRU

Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler;

Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi!

Kanun diye topraklara sürtündü cebinler;

Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi…

Bihude figanlar yine, bihude eninler.

Eyvah! otuz üç yıl o zehir giryeleriyle,

Hüsranları, buhranları, ehvali, melali,

Amal-ü devahisi ve sulh-ü seferiyle

Bir sel gibi akmış, mütevekkil, mütehali.

Yazsın bunu tarih-i iber hatt-ı zeriyle!

Ey bir dem-i rüya gibi geçmiş kara günler,

Bir lahza edin seyr-i cahiminizi tekrar,

Dönsün bize o derin nazra-i muğber.

Heyhat! otuz üç yıl, otuz üç yıl bütün ekdar

Heyhat! ne bir ders, ne bir fikr-i mukarrer

Silmez fakat elvahını tarih-i muanit,

Doksan beşi aç! gölgesi bir tac-ı harisin

Saklar mütelaşi, mütereddit, mütemerrit

Evca-ı şebengizini bir yevm-i habisin.

Hala o vesavis, o desayis, o mefasit.

Hala o şebin zeyl-i temadisi bu ezlam,

Hala o cehalet, o tecahül ve o techil,

Hala vatan hissesi bir tude-i alam,

Hala düşünen başlara hep latme-i tenkil,

Hala sırıtan dişlere hep lokma-i inam!

Hala tarafiyyet, hasebiyyet, nesebiyyet,

Hala: ‘bu senindir, bu benim! ’ kısmeti cari,

Hala gazap altında hakikatle hamiyyet.

Hep dünkü terennüm, sayıdan, saygıdan ari;

Son nağmesi yalnız: yaşasın sevgili millet!

Millet yaşamaz, hakka tahassürle solurken

Sussun diye vicdanına yumruklar inerse;

Millet yaşamaz, meclisi müstahkar olurken

İğfal ile, tehdit ile titrer ve sinerse;

Millet yaşamaz maşer-i millet boğulurken!

Kanun diyoruz; nerde o mescud-i muhayyel?

Düşman diyoruz nerde bu? hariçte mi, biz mi?

Hürriyetimiz var, diyoruz, şanlı, mübeccel,

Düşman bize kanun mu? ya hürriyetimiz mi?

Bir hamlede biz bunları, kahrettik en evvel.

Bir hamle-i mahnum-i tagallüple değiştik

Hürriyeti şahsiyyete, kanunu gurura,

Heyhat! otuz üç yıl geri düştük ve mühlik

Yoldan şu nedametli ve gafletli mürura

Bişüphe o humma-yi cünun oldu muharrik.

Ey millete bir sille olan darbe-i münker,

Ey hürmeti kanunu tepen sadme-i bidad,

Milliyeti, kanunu mukaddes tanıyan her

Vicdan seni lanetle, mezelletle eder yad…






























































































Düşsün sana meyyal-i tahakküm eğilen ser

Kopsun seni –bir hak diye- alkışlıyan eller