OĞUZ SOLAK : BAKÜ  İZLENİMLERİM


ULUSLARARASI İLİŞKİLER UZMANI


Yıldızlı otellerde; sempozyumlara, bilimsel toplantılara  veya 
iş görüşmelerine katılarak,  Azerbaycan hakkında nesnel bir bakış
oluşturamazsınız. Ancak,  ben Bakü’ de birkaç gün gibi, çok kısa süre
kalmama rağmen, hemen her sosyal sınıf dan halkın içinde bulunarak, yoğun bir
gözlemde bulundum ve sizlere, ” gözel Bakü’yü”  anlatmak için
sabırsızlandım.. Elbette ki Bakü’ de, uzun süreli kalışlarımda 
sizlere,  soydaşlarımızın yaşadıkları  gerçek hayatı ve duygularını
özlemlerini  daha  tarafsız bir dille anlatacağım. Bu kısa süreli
yazıda, taraflı gibi gördüğünüz yerler için  affınıza sığınıyorum.


BAKÜ’ ye indiğiniz anda bir huzur ve güven size, hakim oluyor. Belki de
soydaşlarımıza olan sevgim, bu duyguyu veriyor.  Bunda mini farklılıklarda
olsa aynı dili paylaşıyor olmanızın , içimizdeki Türk sevgisinin, pozitif
yanları görme etkisi var, bunları kabul ediyorum. Ama şu da bir gerçek ki
kaybettiğimiz yada hiç ulaşamadığımız davranış ve toplumsal yaşam biçimini
Bakü’ de müşahede ettim ve  Azerbaycanlı soydaşlarımız adına gurur duydum,
Türkiye adına da gıpta ettim.


Bakü’ de,  80 li yılların kuralları, duruşu ve Atatürk’ü hatırlatması
ile içimizde büyük sevgisi olan Başkentimizin, Ankara’mızın  
görüntüsünü hissettim.


Kentin genel toplumsal yapısında bir ciddiyet, sorumluluk var.. Kimsenin,
elinde cep telefonu ile orta yerde sövdüğüne, ana avrat küfrettiğine  yada
kendini mafya soytarısı gibi sattığına şahit olmadık.. Sokaklarda sigara
kullanan  yok gibi dolayısı ile Türkiye’de olduğu gibi elinde sigara
sallayarak yürüyen! size her an zarar verecek birilerine de rastlayamadık .


Türkiye’ deki yoğun Arap baskısı hiç yok çok şükür ki. Ama devede kulak
misali, Azeri dilinde bir Fars etkisi var.


Öğrendiğimiz kadarı ile devlet, halkın beslenmesi dahil her konuda titiz
davranıyor. Türkiye’ de hormon ve antibiyotik  deposu tavuk evimize girmez
ve bende yemem ama orada tavuklar, köy tavuğu seviyesinde. Yani yedim ve sizde
giderseniz içinize sinerek yiyebilirsiniz. Kırmızı et, Azerbaycan’da “mal
eti” diye adlandırılıyor ve çok lezzetli, doğal besleniyorlarmış  ve
çok ucuz. Türkiye 20 TL civarında yiyebileceğiniz et dürüm orada 2 manat 
(6 TL).. Marketlerde  paketli ürün çeşidi çok fazla ama doğal olanlar var.
Sizin seçme şansınızı çoğaltıyor.


Trafik çok fazla ve dağınık ancak beklentimizin ötesinde kazalara şahit
olmadık.


Ulaşımımızı, Belediye otobüsleri ve Metro ile yaptık. Devlet burada da
halkının yanında olduğunu göstermiş. Bilet fiyatı hepsinde, 30 gepik ( 90
kuruş).


Piyasa taksilerine karşı uyarıldık dikkat etmek gerekiyor. Fakat çok
güvenilir, telefonla çağırdığınız size whatsApp ile plakasını , resmini ve
ödeyeceğiniz ücreti önceden ileten taksilerde var.


Alt geçitlerin içi, renkli mermerler ile kaplı, geniş ve sadece sanatsal
ürünler sergilenmiş. Tünellerde, her adımda vıcık vıcık!  esnaf 
dükkanları hiç yok.


Metrodan bahsetmeden geçersem, bilenler sitem eder. Dünyanın en derin
metrolarından olan Bakü metrosuna inerken yaklaşık 45 derece eğimli ve 100
metreden daha fazla ve tek parça, yürüyen merdivenler kullanılmış.


Sahil kısmında,  çok büyük ve gösterişli gökdelenler var. Dünyanın
tanınmış markalarının hemen hepsinin müstakil binaları ve ofisleri var.


Otobüslerde ve sokaklarda  bayan nüfusu daha fazla gibi ama mesai
saatleri içinde, Türkiye’de olduğu gibi, elinde, kolunda çocukları ile 
boş boş dolaşan kimselere rastlamadık.  Bakü kadınlarını, kendini güvenen,
bakımlı, biraz otoriter ama sevecen ve güzel insanlar olarak , Erkeklerini
kendi sorumluluklarının dışına taşmayan sakin ve nezaketli insanlar
olarak  değerlendirdim.


Bakışları ile özellikle kadınları taciz eden hiçbir göz yakalayamadım. Diyalog
kurduğum ve görüşlerini aldığım ne otobüs şoförü, ne polis amiri kendi
sorumluluk alanları hakkında boş fikirler öne sürmüyorlar.. Türkiye’de, bizzat
ben, kozmik odalar hakkında , dış politikamız dahil  her şey
hakkında!  yetersiz konuşan her meslekten insanları gördüğüm için bana bu
çok erdemli bir davranış olarak geldi.


O kadar çok sanatsal gösteri ve faaliyet var ki mesela Bakü Filarmoni
salonunun önünden geçtik ama gitme fırsatımız olmadı. Umarım diğer Bakü
ziyaretimizde onları sizlere tanıtır ve aktarırım…


Son sözlerim sitemli ama ilerisini düşünenler için uyarıcı olacaktır:
Bakü’nün yüksek kesimlerinde Rusça konuşmak daha fazla ve üstünlük gibi
algılanıyor. Ama aydın kesim bu yanlışın farkına varmış gibi.. Bakü’nün orta ve
daha aşağı kesimlerinde Türk dilleri konuşuluyor lakin aramızda farklılıklar
var. Onun için iki devlet bir millet sloganının ötesinde, Türk
dünyasında DİL BİRLİĞİ daha yoğun ve tez elden yapılmalı ve herkes katkıda
bulunmalıdır..


Bir Türk yurdu olarak Bakü’yü hem sevdik hem gurur duyduk. Ama kendi
vatanımız Türkiye’ye girdiğimiz  anda ki gerilim, agresiflik rüzgarını
hissetmek, Türk milletinin bu cefakar, çileli insanlarının üzerindeki,
politikacıların yanlışlarının oluşturduğu baskıyı görmek, bizleri üzdü ve
üzüyor. Umarım Türkiye’deki Politikacıların, başı bozukluğunu ve şımarıklığını
edep sınırları içine çekecek bir entelektüel seviyeye ulaşırız.. Saygı ve
sevgilerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet