Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Barış
Terkoğlu
: Kavakçı meselesi bildiğiniz gibi değil !!!


Artık açıkça sormalıyız: Kimileri türbanını gözümüzü örtmek için mi kullanıyor? Ne
yazık, Merve Kavakçı meselesinde
sürekli örtüyü tartışmaktan altındakini göremiyoruz.


Kendisi Malezya’ya
Büyükelçi oldu. İki kızı Mariam ve
Fatma Gülham’ın Cumhurbaşkanı
danışmanı olduğunu geçen hafta öğrendik. Kardeşi Ravza Kavakçı’nın
AKP’de milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı olduğunu biliyoruz. Onun kızı Erva Kan’ın da Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nde Proje Direktörlüğü
yaptığından yeni haberimiz oldu. Yetmemiş, Ravza Kavakçı’nın eşi Osman Kan geçen aylarda Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürü
olmuştu. Saymakla bitmiyor, halen Dallas’ta yaşayan diğer kardeş Elif Kavakçı da Emine Erdoğan’ın
moda danışmanlığını yapıyor.


Gülen’e uzlaşma teklifi

Konu Merve Kavakçı olunca, kimileri Meclis’ten kovulan ve ABD’de yaşamak
zorunda bırakılan bir portre çiziyor. Oysa Kavakçı, bu hikâye için fazla
Amerikalı.


Tarih: 18 Nisan 2018.


Merve Kavakçı’nın babası Yusuf Ziya Kavakçı, Akit gazetesine “Fethullah Gülen olsam” başlıklı
bir yazı kaleme aldı. “Bence bu teşkilat aslî hizmetine dönmeli ve
saf ve temiz mensuplarının güzel
duygularına bağlanmalıdır” diyen
Kavakçı, Gülen’e de bir
tavsiyede bulunuyordu:


“Türkiye’ye köyüne dönmelidir. Zaten kaç yıl
daha yaşar ki insan. Bildiğini
de anlatır, teşkilata sadece eğitim ve
öğretim hizmetinde olmalarını emreder ve bir de dünya çapında güçlü
bir İslam
âlimleri yetiştirme ve İslam araştırma merkezi ve
üniversiteyi kurar. Bu merkez
ve üniversite dünyada benzeri olmayan bir
kalitede müessese olur.”


Kavakçı, Gülen’e bir tür çözüm süreci öneriyor,
“Türkiye’ye dönünce ve iktidar ile iyi münasebetlerini tesis edince,
eminim, ona muamele de
iyileşecek”
ifadelerini kullanıyordu.


Darbenin üzerinden 2 yıl
geçtikten sonra yazılan bu yazı, tepkilerin ardından Akit tarafından apar topar
yayından kaldırıldı. Başka biri yazsa soluğu Silivri’de almıştı. Gülen ise
kendisine uzatılan eli görüyor ve ertesi gün Pensilvanya’dan “Biz muhabbet
fedaileriyiz,
husumete vaktimiz yoktur” yanıtını veriyordu.


‘ABD resmi İslam sözcüsü’


Yusuf Ziya Kavakçı’nın “Fethullah
Gülen olma hayali” tesadüf değil.


Zira ömrünün büyük bölümünü
ABD’de geçiren Kavakçı, “ABD’li İslam” anlayışının temsilcilerinden
biriydi. Benim yorumum değil, kendisini Akit’teki künyesinde “ABD Devlet
Bakanlığı Resmi İslam Sözcüsü”
olarak tanıttı. Anlattığına göre Kuzey
Teksas İslam Derneği kurucusuydu, Dallas Merkez Camii’nde imamlık yapıyordu.
Türkiye’de Müslümanların zulüm gördüğünü savunan Kavakçı, ABD’nin İslamı himaye
ettiğini anlatıyordu. Tesadüf mü, kızı TBMM ’yi karıştırırken, o Teksas
Parlamentosu açılışında Tanrı’nın ABD’yi koruması için dua ediyordu. FE – TÖ
liderinin fotoğrafları yayımlanıyor da, 2008 yılının nisan ayında ABD’yi
ziyaret eden Papa 16. Benedict’in
Kavakçı ile buluştuğu unutuluyor. Ya da ISNA (Kuzey Amerika İslam Toplumu)
ilişkilerinden kimse söz etmiyor.


Özetle, türban hepimizin
gözüne perde oluyor da günlerdir “Merve Kavakçı’nın akrabaları” diye
tartışıyoruz. Yanlış söylüyoruz. Doğrusu “Yusuf Ziya Kavakçı’nın
kızları ve torunları”
olacak. Ya da “Ilımlı İslamcılığın Türkiye’deki
çocukları”
.

Meselenin aslını göremediğimiz için Merve Kavakçı’nın vekilliğinin düşme
nedenini de tartışamıyoruz. 16 Mayıs 1999 tarihli Resmi Gazete’de yazıyor.
Kavakçı, 5 Mart 1999 tarihinde, yani henüz milletvekili seçilmeden, Türk
Devletine bildirimde bulunmadan “Amerika
Birleşik Devletleri’nin
çıkarları
için çalışacağına”
yemin ederek ABD vatandaşı olmuştu. Vekilliği de
vatandaşlığıyla düşmüştü. 2 yıl önce yeniden Türk vatandaşı olup ardından
büyükelçi yapılana kadar, durum bundan ibaretti.


Bu aralıkta Merve Kavakçı’nın
ABD faaliyetlerine bakın. Erdoğan “Kendi
ülkesini
yurtdışındaki birtakım güçlere şikâyet eden, ihbar
edenlerle mücadelemizi sonuna
kadar sürdüreceğiz” diyor ya… Kavakçı, ABD’de tam da bunu yaptı. “Türkiye ve İsrail’de
Müslümanlara işkence
edenlerin tavırlarını değiştirmeye çalışıyoruz”
diyen Kavakçı, Gülen’e referans olan eski CIA’cı Graham Fuller’le bile yan yana geliyordu.


1988’de evlendiği Ahmed Abushanab da 1999’da evlendiği Bekir Yıldırım da ABD vatandaşıydı.
Hatta Türkiye ile ilgileri de yoktu. Yani Kavakçı’nın “ABD’ye mecburiyetten
gittiği”
zorlama duruyor. Belki Türkiye’ye görevlendirmeyle gelmiştir!


Mesele sadece sülale değil


“Türban gözümüze perde oldu” diyorum ya, Kavakçı’nın Ağustos 2000’de bir otel
suitinde Şeyh Nâzım Kıbrısi’nin dizinin dibindeki mahcup
duruşunu tartışıyoruz. Ama MİT ve
Genelkurmay
Başkanlığı
kayıtlarında
Şeyh Nâzım’ın ajan
olduğunun
yazdığını, müridinin hem de Malezya gibi özel seçilmiş bir
ülkeye nasıl elçi yapıldığını konuşamıyoruz.


Kardeşi Ravza Kavakçı
vekil olunca “cihadın mübarek olsun” diye seslenme-sine İslamcılar
vuruluyor. “Türbanlı vekilliğin cihatla ne ilgisi var” diyemiyor.


ABD’nin sapkın İslamcısı Elijah Muhammed için Merve Kavakçı,
Akit’te 12 Eylül 2008’de şu satırları yazmıştı: “Daha sonraları peygamberlik
benzeri
bir statü iddiasına soyunmuş olmasına rağmen, Elijah
Muhammed’in
Amerika’da İslamın yayılmasına hizmeti göz ardı
edilemez.”
Türbana bakan İslamcılar, “Hazreti Muhammed’den sonra
kendisini peygamber ilan
eden
biri nasıl İslama hizmet eder”
sorgulamasını
yapamıyor.


Öyle görülüyor ki
Kavakçılar’ın devlete yerleşmesi bir sülale ihyasından ibaret değil. Türkiye’de
siyasal İslamcılık aslına rücu ediyor.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış