Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


TÜRKİYE’YE KURULAN BÜYÜK TUZAK : EGE ORDUSU
KOMUTANLIĞI LAĞVEDİLSİN KOMPLOSU


KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2017/04/turkiyeye-kurulan-buyuk-tuzak-ege.html?m=1


Onur Dikmeci


Ergenekon, Balyoz, Casusluk kısaca Askeri Davalar olarak adlandırdığımız
süreçte sessiz ve derinden işlenen konulardan bir taneside Ege Ordu Komutanlığı
idi. Süreci destekleyen birtakım odaklar Orgeneral Hurşit Tolon’unda, Orgeneral
Kenan Evren gibi Ege Ordusu komutanlığı yaptığını ve Tolon’un da Evren gibi
darbeci ekolden geldiğini işliyorlardı. Teorilerine  göre Ege Ordusu halk
nezdinde ki milli ordu değil, darbeci zihniyeti barındıran bir sistemdi ve
lağvedilmesi uygundu. Bu teoriyi incelemeden evvel Ege Ordusu’nun kuruluş
evresini incelemek gereklidir.



Türkiye’ye oldukça yakın konumda bulunan Akdeniz’in ortasında ki Kıbrıs adası
1877-1878 Osmanlı Rus savaşı daha bilindik tabirle 93 Harbi sonrasında adeta
İngiltere’ce el konulmuş stratejik bir yerdi. Ağır yenilgi yaşayan Devleti
Aliyye, İngiltere’den yardım istedi ve İngilizler talep ettikleri güvenceye
karşılık Kıbrıs’ı geçici süreliğine kiralamak istediklerini bildirdiler.
Neticede bir Türk toprağının yitirilmesi 19. yüzyıla dayanıyordu. Tarihi ve
kültürü olarak Türkiye’nin adeta uzantısı olan Kıbrıs’ta zamanla Rum yönetimi
hakimiyet kurdu ve Türklere karşı sistemli bir yıldırma ve katliam sürecini
yürüttü. Bunun üzerine 2 Haziran 1964 günü Türkiye Milli Güvenlik Kurulu adaya
müdahale kararı aldı. Ancak İsmet İnönü askerlere direndi çünkü gerekli zamanın
gelmediğine inanıyordu. O zamanlar sağlıklı bir çıkarma yapabilecek gemilerin
bulunmadığıda belirtilmekteydi. 5 Haziran 1964 yılında ise Abd Başkanı Lyndon
Johnson, Türk hükümetine bir mektup göndermişti. Tarihe Johnson Mektubu olarak
geçen metinde Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmesinin onaylanmadığı, böyle bir
durumda Nato teçhizatını kullanamayacağı ve ambargoya maruz kalacağı
belirtiliyordu.


 


Bu riskli süreç belkide biraz mecburiyetten  savunmada milli adımların
hızlı atılmasını sağladı. 1965’de Milli Savunma Bakanı Esat Işık, Güvenliğimiz
yalnızca ikili antlaşmalara emanet edilemez diyerek eleştiride bulunuyor ve
savunmada bu tarihten itibaren gerekli girişimler gerçekleştiriliyordu. Rusya
ve Mısır gibi ülkelerle askeri anlaşmalar imzalanmış, Kıbrıs’ta Mukavemet
Teşkilatı hayata geçirilmişti. Şarlar hazır olduğunda ise Kıbrıs’a müdahale
edildi ve bu esnada Nato’dan bağımsız olarak Ege Ordusu kuruldu. Bu sebeple Ege
Ordusu halk nezdinde Milli Ordu olarak anılmıştır. Bugüne kadar Ege Ordusu
komutanlarına baktığımızda 15 Orgeneralin görev yaptığı görülmektedir. 
Turgut Sunalp, Kenan Evren ve Haydar Saltık’ın 12 Eylül sürecinde yer aldıkları
ve Ege Ordu komutanlıkları görevlerini bu süreçten evvel ifa ettikleri birer
gerçektir. Ancak bu durumun Ege Ordusu’nun darbeci ekolü var ettiği sonucunun
çıkarılması bilgisizlik örneğidir. Ege Ordusu, Nato’dan bağımsız kurulmuştur
ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı görev yapmaktadır. Yani Ege Ordusu
Komutanlığı görevini yürütenlerden bazılarının sonradan Kara Kuvvetleri
Komutanlığını yürütmeleri ya da kara ekolü içerisinde yer almaları doğaldır.
Darbelerinde ana omurgasının karacılar üzerinde olduğu bilindiğine göre Ege
Ordusu darbeci yaratmamıştır darbe süreçlerinde yer alan bazı karacılar
zamanında Ege Ordusunda görev yapmışlardır.  Bunun dışında Ege Ordusu’nda
görev yapmış ye yakın siyasi tarihte çok tartışılmış isimler önemlidir.
Orgeneral Muhittin Fisunoğlu sonradan Kara Kuvvetlerindeki etkin misyonundan
ötürü zehirlenmek istenmiş, suikast önlenmiştir. 


 


Orgeneral Fikret Küpeli çalışmalarından ötürü üstün hizmet madalyasıyla
ödüllendirilmiştir.  Orgeneral Hikmet Köksal da Ege Ordu Komutanlığı
görevini bir dönem yürütmüş, sonrasında şu anda firari durumda bulunan savcıların
yürüttüğü 28 Şubat kapsamında tutuklanmış ve serbest bırakılmıştır.  Ege
Ordu Komutanlığı görevlerini yürüten Orgeneraller, Çetin Doğan, Hurşit Tolon,
Şükrü Sarıışık, Nusret Taşdeler askeri davalar kapsamında tutuklanmışlardır.
Daha sonradan tahliyeler gerçekleştirilmiştir. Askeri Lise Komutanlığı
sırasında görev sahasındaki illegal örgütlenmelere göz açtırmayan Orgeneral
Doğu Aktulga ise 28 Şubat kapsamında tutuklanmıştır. Ege Ordu Komutanlığı
görevini yürüten komutanlardan Hayri Kıvrıkoğlu sonrasındaki Kara Kuvvetleri
görevinide başarıyla sürdürmüş özellikle milliyetçi ulusalcı cephenin
sempatisini kazanmıştır. Orgeneral Işık Koşaner ise astlarının özlük haklarını
koruyamadaığı gerekçesiyle protesto maksatlı olarak 2011 yılında istifa
etmiştir. Ege Ordusu’nda görev yapan Galip Mendi’de dönemim komuta heyeti için
özel bir isimdir, Korgeneral rütbesindeyken, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ
tarafından tutuklu orgeneralleri ziyaret etmekle görevlendirilmiş, Ege
Ordusundaki görevinden sonra ise Jandarma Genel Komutanı olmuş ve 15 Temmuz
2016 askeri kalkışmasında derdest edilmiştir. Burada yer vermediğimiz Ege Ordu
Komutanlarıda vardır çünkü yazının maksadı Ege Ordusu’nu tanıtmaktan ziyade
ordu üzerinden kurgulanan planları açıklamaktır.



Ege Ordusundan sonra Jandarma Genel Komutanlığı görevini ifa edenlerde
olmuştur. Bu bilgilerde görüldüğü gibi Kenan Evren dışında fiili bir darbede
yer alan komutan  bulunmamakla birlikte tutuklananlar sonradan kumpas
olduğu yüksek mahkemece kanıtlanan ve tahliye edilen komutanlar
hükmündedir.  Aslında Ege Ordusu lağvedilsin kapmanyalarını başlatan
merciler, bunu  genelde Hurşit Tolon üzerinden gündeme getirmişlerdir.
Hurşit Tolon ile Malatya rahip cinayetleri arasında bağ kurulmak istenmiştir.
Bu cinayetlerin işlendiği 2007 yılı Türk siyasi tarihinde oldukça önemlidir.
Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra 2001’de hazırlanan Ergenekon şeması yeniden
dönemin başbakanına sunulmuş, Ali Fuat Yılmazer İstanbul İstihbarat Şube Müdürü
olarak atanmış, Malatya cinayetleri yaşanmış ve Ergenekon soruşturmalarını
başlatacak Ümraniye operasyonu yapılmıştır. Yani 2007 yılı milli refleksleri
hedef alan bir dönem olarak tanımlanabilir.



Yapay darbe senaryoları adeta bir orduya dayandırılmak istenmiştir. Ege Ordusu
armasında Mustafa Kemal Atatürk’ü taşıyan Kara Kuvvetleri’nden sonraki yegane
armadır. Ege Ordusunda görüldüğü gibi geneli itibariyle yiğit, disiplinli,
illegal örgütlenmelere göz açtırmayan ve tertip maruzu tutuklanan komutanlar
görev yapmışlardır. Meselenin bir boyutu böyleyken diğer boyutuda Ege
Ordusunun, 1. Ordu Komutanlığı ile tartışmaya açılması yeni konsept olarak
tanımlanmıştır. Bazı odaklar bu orduların soğuk savaş ürünü olduklarını ve
lağvedilmek gerektiklerini vurgulamışlardır. Numaralı ordu komutanlıklarının
soğuk savaş ürünleri oldukları kesinlikle doğrudur. Ancak soğuk savaş konsepti
terk edilecekse, yalnızca numaralı ordu komutanlıklarının kaldırılması bir işe
yaramaz. Genelkurmay Başkanlığının diğer kuvvetlerede açılması,
pofesyonelleşme, teçhizat modernizasyonu gibi meselelerinde çözüme
kavuşturulmaları gerekmektedir.  Soğuk savaş konsepti prusya ekolüne
dayalı kara öncelikli yapıya Türkiye’de önem vermiştir. Eğer bu konsept terk
edilecekse hava ve deniz gücünede önem verilmesi gerekir. Kuzey Kıbrıs kıta
sahanlığı ile Türkiye’ye akdenizde hakimiyet sağlarken, Kıbrıs çıkarması
sırasında oluşturulan Ege Ordusu’nun lağvedilmesi düşünülemez.



1. Ordu ile alakalı eleştirilerden biride İstanbul’da bulunması ve bu sebeple
sermaye çevresine yakın olması sebebiyle 1.Ordu’dan çıkan komutanların
Genelkurmay Başkanlığı yolunun açılmasıydı. Bu çok doğru bir yaklaşım değildir.
1. Ordu’da görev yapmayan Genelkurmay başkanları olduğu gibi, 1. Ordu ile diğer
kuvvetlerde komutanlık yapmış Genelkurmay başkanlarıda görülmektedir. Yalnızca
1. Ordu’da görev yapmak Genelkurmay başkanlığı için yeterli değildir.




Görüldüğü gibi Ege Ordusu, bağımsız bir güvenlik politikasının ürünü olarak
doğmuştur. Ege Ordusu’nun lağvedilmesi bir ordunun dağıtılmasından çok bir
gelenek ve duruşun son bulması manasını taşıyacaktır. Bir İngiliz Amiralinin
dediği gibi ”Gemi üç yılda inşa edilir, gelenek ise 300 yılda oluşur” .
1965’den bu yana süren milli savunma ve güvenlik konseptinin ürünü Ege
Ordusudur.




Ege Ordusunda görev yapan komutanlardan birçoğununda Jandarma Genel Komutanı
olarak görev yaptığını belirtmiştik. Süreçlerde kurumlar arası bağlantılar
bulunmaktadır.  Kısa süre evvel Jandarma her bakımdan İçİşleri Bakanlığına
bağlandı. Bunda bir sakınca yoktur çünkü Afrika ülkelerinde bile jandarma teşkilatları
içişleri bakanlıklarına bağlı görev yapmaktadır. Fakat bu değişiklik aceleye
getirilmiş, jandarmanın kıyafet renkleri tartışılacak kadar şekilci bir noktaya
indirgenmiştir. Kara kuvvetlerindeki değişiklikler ve jandarmanın durumu, Ege
Ordu Komutanlığını da ileride etkileyebilir. Üst kısımda belirttiğimiz gibi Ege
Ordusu’ndan sonra komutanlar karada ve jandarmada görev almışlardır. Kara ve
jandarma da değişiklikelere gidilerek, Ege Ordusu’nun bundan muaf tutulacağı
düşünülemez. Bu hususta Türk Devletine, orduya, Cumhurbaşkanlığına kumpas
kurmak isteyecek olan güvenlik ve askeri danışmanlar süretle görevden
uzaklaştırılmalıdır.




Eşrf Bitlis suikastinden itibaren sistemli olarak Jandarma’yı yani Türk gerilla
kapasitesini hedef alan odaklar, 2007’den itibaren ise Ege Ordusu’nu hedef
alarak, Ege Ordusu, Jandarma, 1.Ordu ve Kara Kuvvetlerini listeye yazmışlardır.
Hiçbir dış lobi kalabalık bir ordunun İstanbul’da yani batıya yakın yerde
bulunmasını istemez. Cia 2030’lara kadar ortadoğu’da etkin bir gerilla savaşı
öngörürken Jandarma’yı kendi haline bırakamaz ve Kıbrıs’ı-deniz hakimiyetini
hatırlatan Ege Ordusunun kurumsal kişiliğinin devam etmesini istemez.



Lobilerin Türk Güvenlik Konsepti için belirlediği ordu, hava ve deniz gücünden
arındırılmış, Ege Ordusu dağıtılmış, 1.Ordu dağıtılmış, Jandarma’nın tasfiye
edilmiş ve kara gücünün ise ortadoğu operasyonları ile uyumlu hale getirildiği
bir sistemdir. Görüldüğü gibi Ege Ordusu yalnızca Ege Ordusu meselesi değil, 1.
Ordu, Jandarma, Kara Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri ile bağlantılı bir
durumdur.



Türkiye’de hava ve deniz kuvvetlerinin etkin olduğu dönemde Balyoz davalarını
başlatarak bu kuvvetleri hedef alanlar tutuklamaları ise 22 Şubat’ta
çıkartmışlardı. 22 Şubat ise tarihte Kurmay Albay Talat Aydemir’in başlattığı
darbe girişimiydi ve neticede idam edildi. Böylelikle 22 Şubat üzerinden orduya
darbeci ve idam imasında bulunulmuş olundu. Tabi bu idam iması şahsi idamdan
ziyade kurumsal manadaydı. Olaylardaki tarihler ve sembolller çok önemlidir.
Kanımızca da Ege Ordusu lağvettirilebilirse, Kıbrıs meseleside lobilerin arzu
ettiği şekilde noktalanacaktır. Çünkü Ege Ordusu’nun tarihi bağı da Kıbrıs
konusudur. Dolayısıyla bu olayın şifresi budur.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış