Toygun Atilla : 418 numaralı odanın sırrı


E-POSTA : tatilla@hurriyet.com.tr

Genelkurmay Karargâhı’nda bir oda…
Numarası 418… TSK’daki FETÖ’cü yapılanmaya ilişkin bilgiler, ordu içindeki
fişlemeler, CD’ler, hard diskler… Hepsi sadece şifre ile girilebilen bu özel
odadaydı. Odanın sahibi ise Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı Bilgi Güvenlik
Şubesi’nde görevli olan Deniz Yarbay Hüseyin Yıldırım’dı. Darbe girişiminden
sonra tutuklanan Yıldırım, istemeyerek de olsa geriye büyük bir FETÖ arşivi
bırakmıştı.

SÖZCÜ gazetesi yazarı Aytunç
Erkin
, FETÖ
yapılanmasını anlattığı ‘Dayının Casusları’ adlı kitabında ‘418 numaralı odanın
sırrı’nı da yazdı. Erkin, darbe girişiminden iki gün önce, yani 13 Temmuz 2016’da
Sözcü gazetesinde ‘İşte kumpasların imzaları’ başlıklı bir haber kaleme aldı.
Haber, Ergenekon sürecinde sahte Danıştay suikastı şemasına ‘Aslı gibidir’
raporu veren isimleri konu alıyordu. Bunlardan biri dönemin Genelkurmay eski
Adli Müşaviri Albay Muharrem Yıldırım, diğeri ise Deniz İstihbarat Binbaşı
Hüseyin Yıldırım’dı. Aynı isimlerin, İstanbul ve İzmir’deki ‘Askeri Casusluk’
davalarında da kumpasa uğrayan meslektaşları aleyhindeki raporlarda imzaları
vardı.


İÇERİDE
NELER VAR NELER!


Hüseyin Yıldırım’ın darbe girişiminden
tutuklanmasının ardından Genelkurmay Karargahı’ndaki 418 numaralı odada arama
yapıldı. Odada deyim yerindeyse yok yoktu! ‘Dayının Casusları’ adlı kitabındaki
anlatıma göre, FETÖ’cülerin TSK’daki yapılanmasıyla ilgili istihbari mahiyette
48 maddelik not saklanmıştı. Hüseyin Yıldırım’ın cüzdanının içerisinde ‘Kıtmir’
(Yedi Uyurlar olarak da bilinen Eshab-ı Kehf’in köpeğinin ismi) duası çıkmıştı
ve bu birçok Fetullahçının üzerinden çıkan duayla aynıydı. Ayrıca örgütün
yapılanmasıyla ilgili, 231 sayfa şikayet, mektup ve bilgi notları da
bulunmuştu!  Aytunç Erkin’e göre, Deniz Yarbay Hüseyin Yıldırım örgütün en
önemli ‘casuslarından’ biriydi.


FETÖ’NÜN
NOTLARI BUHAR OLMUŞTU


Odadan çıkanlardan biri de Yarbay Selçuk
Çakmaklı’nın 2007’de üstlerine sunduğu FETÖ’cülerin TSK’daki yapılanması ve
hedef aldıkları askerlerle ilgili notlardı. Yarbay Selçuk Çakmaklı’nın
üstlerine sunduğu bu notlar, bir anda kaybolmuş, deyim yerindeyse buhar olup uçmuştu.
Örgüt, kendisiyle ilgili bilgileri yok etmiş, sonrasında ise bu bilgileri
üstlerine teslim eden Hava Yarbay Selçuk Çakmaklı’yı, ‘Karargah Evleri’ adı
verilen kumpas soruşturmayla tutuklamıştı.


ÖZKÖK’E
AĞIR SUÇLAMA


Kitaptaki iddialardan biri de Genelkurmay
eski Başkanı Hilmi Özkök ile ilgili. Aytunç Erkin, emekli Orgeneral Hilmi
Özkök’ün bilerek ve isteyerek FETÖ’ye yardım ettiği iddiasını ortaya atıyor.
Buna gerekçe olarak Özkök’ün, Fetullahçıların yolladığı ihbar mektuplarını
ciddiye almasını ama TSK’dan istifa etmek zorunda kalan Tümgeneral Reha
Taşkesen’in görevdeyken hazırladığı raporları kabul etmemesini gösteriyor.
Aytunç Erkin bir de şu soruyu soruyor: “Hilmi Özkök, TSK’yı yönetirken
2006-2007 arasında tümgeneral görevinde olan Cengiz Arslan üzerinden
Fetullahçılar ile görüştü mü?”


TÜRKİYE’Yİ
İŞGAL EDECEKLERDİ


Aytunç Erkin, “Dayının Casusları” isimli
kitabında örgütün Gladyo ile olan bağlarını ortaya koyduğunu belirterek şunları
söyledi:

“Bu kitapla, örgütün 1970’lerden bu yana nasıl geldiğini, Seferberlik Tetkik
Kurulu, Özel Harp Dairesi, Komünizmle Mücadele Dernekleri üzerinden
bir Gladyo yapılanması olduğunu anlatmaya çalıştım. Bunlar siyaseti kullanarak
Gladyo dediğimiz yeraltı örgütünü legal hale getirip, aslında medya, yargı ve
TSK’ya çöktüler. Şimdi düşünsenize, bir örgüt MİT’e neden elemanını yollar?
İçinden ne bilgi almak ister? O bilgileri nerede kullanmak ister? O yüzden
bunlara aslında Fetullahçı Terör Örgütü yerine ‘Fetullahçı Terör Örgütü
Casusluk Yapılanması’ denilmesi lazım. Türkiye’deki bu operasyonların arkasında
Amerikan emperyalizminin olduğunu burada da gördük. Bu örgütün güçlenmesini, bu
örgütün başta Türkiye’de TSK’ya operasyon yapmasını neden istediler?



TSK OYUNLARINI BOZACAKTI



Çünkü TSK bölgede ABD’nin tüm oyunlarını bozacak bir kuvvete gelmişti. İşte
Fetullahçı Terör Örgütü’nün, darbede merkezinin Akıncı Üssü ve İncirlik
olmasının anlamı budur. O yüzden bu kitaba okuyan, belgeleri görenler, bu
örgütün sadece TSK’yı değil, Türkiye’yi işgale hazırlandığını görecek. Hizmet
insanı diye bir bölüm var, Fetullah’ın kendi yazdığı kitabında. Diyor ki,
‘Hizmet insanı davası için ölümü göze alır, davası için canını, cananını her
şeyini yok edebilir, her şeyden vazgeçebilir ve bunu da kutsal bir görev için
yapar.’ Hizmet insanın tanımı aslında bunların kılavuzu olmuştu. Okuyucular bu
yapının farkını anlayacak. Generallerin, iş insanlarının, yargı mensuplarının
Fetullah’ın arkasından neden gittiğini görecekler.”