Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


ASKERİ
HEKİMLİĞİN OCAĞI SÖNDÜRÜLDÜ


Süleyman
Çelik (scelik44@gmail.com)


İstanbul
ve Ankara Tıp Fakültelerinin kurucusu olan, diğer tıp fakültelerinin kuruluşuna
da önemli katkılar sağlamış bulunan Gülhane, Türk hekimliğinin öncüsüdür.
Sivilleştiriyoruz” denilerek, sıradan bir devlet hastanesi gibi Sağlık
Bakanlığı’na bağlanması, senaryosunu ABD’nin yazdığı TSK’yı
çökertme
planının bir parçasıdır. Senaryoya göre TSK çökertilince BOP’un
Türkiye ayağı gerçekleştirilebilecek, yani Türkiye parçalanarak Büyük Ermenistan,
Büyük Kürdistan ve Büyük İsrail devletleri hayal değil, gerçek
olabilecektir..


II.Abdülhamit
tarafından kurulduğunu ve açılışının onun doğum gününde yapıldığını öne sürerek
GATA Haydarpaşa Hastanesinin adını Sultan Abdülhamit Han Hastanesi olarak
değiştirenler, Gülhane’nin kuruluş nedenini bilmiş olsalardı böyle bir
karar almazlardı. Eleştirel akılcı bilimsel düşünceye sahip olmayanlar neden-sonuç
ilişkisi
ni bilmedikleri için Gülhane’nin kuruluş nedenini öğrenmeye
çalışmaz ve dolayısıyla bilmezler.


Gülhane,
son savaşlarda askeri sağlık hizmetlerinin yetersizliğine bağlı olarak, savaş
yaralılar
ı arasında ölüm oranının çok yüksek olması nedeniyle
kurulmuştur. Bu amaçla Almanya’dan uzmanlar getirilmiş ve onların
isteğine göre yeni bir hastane yapılarak yönetimi de onlara verilmiştir.
Hastane, Topkapı Sarayı’nın avlusu olan Gülhane Parkı içinde olduğu için
adına Gülhane denmiştir.


Bu
hastanede Askeri Tıp Okulunu bitiren hekim, eczacı ve diş hekimlerine
 burada bir yıl staj yaptırılarak askeri sağlık hizmetleri
eğitimi
verilmeye başlanmıştır. Bu uygulama Cumhuriyet’ten sonra da sürmüş
ve 1981 yılında GATA As. Tıp Fakültesi kurulunca, bu eğitim fakülte eğitimi
içine alınmıştır.


Alman
hocaların seçtiği yetenekli öğrenciler eğitim yapmak üzere Almanya’ya gönderilmiş
ve eğitimini tamamlayanlar yurda dönerek Gülhane’nin kadrosunu
oluşturmuşlardır. Daha sonra Gülhane’de stajyer eğitiminin yanında uzmanlık
eğitimi
ne de başlanmıştır.


Savaş
yaralılarının özelliği nedeniyle, normal hastanelerde olmayan Savaş Cerrahisi
ve Çene Cerrahisi klinikleri kurulmuştur.


Ayrıca
sıhhiye erleri eğitilmeye başlanmış; özellikle teskerecilik eğitimi
verilmiş; yaralıyı bulma, yanına yaklaşma, ilk yardım ve usulüne göre sargı
istasyonlarına taşıma öğretilmiştir. Gazilerin gereksinimleri için yapay
organ
(ortez, protez) atölyesi kurulmuş, hastalar için gerekli
ilaçların ve özellikle yaralılar için çok gerekli olan fizyolojik infüzyon
sıvılarını ( tuz ve glikoz çözeltileri gibi)  yapmak üzere ilaç yapım
laboratuarı
kurulmuştur.


Kurucu
Komutan Prof. Rieder Paşa’dan sonra komutan olan Prof. Wieting Paşa,
aynı zamanda Genelkurmay Başkanlığı Sağlık Dairesi Başkanı Danışmanı olunca
Gülhane’deki düzenlemelere koşut olarak, kıtalarda da düzenlemeler yapılmış;
tümen, kolordu ve ordu başhekimlikleri oluşturulmuş; tümenlerde iki tezkereci
takımı ve yaralı taşıma araçları olan sıhhiye bölükleri kurulmuştur.


Böyle
bir kurum yıkılıp 118 yıllık birikim çöpe atılmıştır. Umarım, Tanrı
göstermesin ama, yaşayacağımız bir savaştan sonra böyle bir kurumu yok etmiş
olmanın pişmanlığı
nı duymayız!..


1941’de
Gülhane İstanbul’dan Ankara’ya taşındığında yerleştiği Cebeci Asker
Hastanesinin adı Gülhane olarak değiştirilmek istenmiş; fakat Genelkurmay
Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak bu isteği, “Gülhane İstanbul’da kaldı,
burası Cebeci” diyerek kabul etmemiştir.. Bunun üzerine, aynı zamanda TSK
Sıhhıye Müfettişliği görevini de yürüten Ord. Prof. Dr. Abdülkadir
Noyan
Paşa, Mareşal’a çıkarak “yıllardır yaptığımız yayınlarda adımız
yurtiçi ve dışında Gülhane olarak biliniyor, değişiklik olursa geçmişimizi
kaybederiz” demiş ve Çakmak’ı ikna etmiş, Gülhane adı korunmuş; İstanbul’da
kalan hastaneye Sarayburnu Hastanesi adı verilmiştir.


Başta
Genelkurmay Başkanı ve Gülhane Komutanı olmak üzere, tüm askeri
hastanelerle birlikte Gülhane’yi de yok ederek askeri sağlık hizmetlerini
ortadan kaldıran bu kararnameyi
çıkaranlara karşı, gerekli uyarıyı
yapmayan
tüm ilgililer de, kararnameyi çıkaranlar kadar, tarih önünde
sorumludurlar
.


Gülhane’nin
Sağlık Bakanlığı’na devri
yle ilgili gazetelerde bu fotoğrafları
görünce, bir Gülhaneli olarak içim yandı. 1.Fotoğraftaki Gülhane
Komutanının gülümsemesinin tersine, 2. fotoğrafta Askeri Tıp Fakültesi Dekanı
Sevgili öğrencim Prof. Dr. Tuğgeneral Ufuk Demirkılıç’ın yüz ifadesindeki
acıyı
çok iyi anlıyorum; içim kan ağlıyor.


İstanbul
işgal edildiğinde, Fransız İşgal Kuvvetleri Komutanı’nın “burayı Fransız
Hastanesi yapacağız” diyerek Gülhane’ye el koydukları zaman, dışarı
atılan Gülhanelilerin yaşadıkları duygular içindeyim. O zaman Gülhaneliler,
Ankara’ya koşarak Kuvayı Milliyecilere katılmışlardı. 30 Ağustos Zaferi
ile işgalcileri yurdumuzdan attıktan sonra, onurla gelip yuvalarını geri
aldılar. O zaman bizler de bu gün, 30 Ağustos Zafer’inin 94. yıl dönümünde,
meydanlara çıkıp Millicilerle birlikte ulusal bayramımızı kutlayalım ve
Gülhanemize yeniden sahip olabilmek için Gayrı Millicilere karşı Millicilerin
saflarında mücadele edelim!…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış