SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ & MİLLİ GÜVENLİK & MİLLİ SAVUNMA

TSK DOSYASI /// SAYGI ÖZTÜRK : Genelkurmay’ın imza karşılığı verdiği liste

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ & MİLLİ GÜVENLİK & MİLLİ SAVUNMA
Bu haber 24 Eylül 2020 - 9:42 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

SAYGI ÖZTÜRK : Genelkurmay’ın
imza karşılığı verdiği liste


28 Nisan
2020


Özel Kuv-vetler Komu-tanlığı’nda görevli
Yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır, “sauna
çetesi”
yle ilişkili olduğu, bazı siyasetçilerin ev adreslerini
bulundurduğu gerekçesiyle tutuklandı. Yüzbaşı Bozkır, bir dönem PKK’nın ikinci
adamı olan Şemdin Sakık’ı Kuzey Irak’ta yakalayıp Türkiye’ye getiren ekipte yer
almıştı. 2005’te rütbe takan Bozkır’a, kısa sayılacak dönemde başarılarından
dolayı 44 takdirname, 2 şerit rozet verilmişti. Ne kadar başarılı olursa olsun,
yasadışı bağlantıları belgelenen kişinin Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) bir
dakika bile bulundurulmaması gerekiyor. Nitekim, gereği yapıldı ve Bozkır
TSK’dan atıldı.


Nuri Gökhan Bozkır’la ilgili adli
soruşturma devam ederken, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı da idari
yönden araştırma başlattı. Konunun önemi nedeniyle soruşturmayı bizzat
Genelkurmay Askeri Başsavcısı Saim Öztürk yürütüyordu. İşte o soruşturma
döneminde bugüne kadar hiç duymadığımız bilgilere ulaştım.


ÖZEL
KUVVETLER’DE


Başsavcı Saim Öztürk, soruşturmayı
yürütürken, Bozkır’la birlikte görev yapan bir astsubay ile posta erinin de
ifadesini aldı. Orada ilginç bir bilgiye ulaştı. Bozkır’ın nöbetçi olduğu
geceler Özel Kuvvetler Komutanlığı’na daha çok istihbaratçı emniyet mensupları
geliyor, sohbetler ediliyor, yeniliyor, içiliyordu. Emniyet, Özel Kuvvetler’in
içine giriyor, bilgi-belge topluyordu.


Başsavcı, çok özel bir bilgiye daha
ulaştı. Emniyet İstihbarat Dairesi’nde telefon dinlemelerinin başındaki emniyet
mensubunun da aynı işlerin yapıldığı Kaçakçılık ve Organize Suçlar Dairesi’nden
bazı görevlilerin de Bozkır’ın yanına gelip-giden isimler arasında olduğu
saptandı. Araştırma çok önemli noktalara doğru gidiyordu. Saim Öztürk, dönemin
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a çıktı, “Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda
paralel yapı oluşuyor. Fetullahçı olarak bilinen, telefon dinlemelerinde
görevli emniyet mensupları Özel Kuvvetler Komutanlığı karargahında dolaşıyor.
Bilgi topluyorlar. Paralel yapı ve örgütler içimize girmiş”

dedi.


ELDEN
TESLİM EDİLDİ


Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Genelkurmay
Askeri Başsavcısı Saim Öztürk, daha yanından ayrılmadan dönemin Emniyet Genel
Müdürü Gökhan Aydıner’e telefon etti, siyasi işlerden sorumlu bir genel müdür
yardımcısının Genelkurmay’a gelip, Başsavcı ile görüşmesini rica etti.


Aynı gün, bir genel müdür yardımcısı
Başsavcı’nın yanındaydı. Başsavcı, yaşanan süreci, Nuri Gökhan Bozkır’la
Fetullahçı olarak bilinen emniyet mensupları arasındaki bağı anlattı, “Benim hafıza bilgisayarımdan bu
konuyla ilgili bir kopya çıkarıp imza karşılığında size vereceğim”

dedi. Az sonra, TSK içinde faaliyet gösteren Fetullahçı olarak bilinen emniyet
mensuplarıyla ilgili bilgiler, belgeler imza karşılığı teslim edildi.


İlginçtir, Atabeyler Operasyonu döneminde
de Fetullahçı emniyet mensupları devredeydi. Bu soruşturmayı yürüten Askeri
Savcı Z.D.’ye kumpas kuruldu. Savcı Z.D kurulan kumpas sonucunda istifa etmek
zorunda kaldı. İşte, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi soruşturmalar
böyle kumpaslarla, TSK’nın içine sızılarak, içerdekilerle iş birliği yapılarak
planlandı, hazırlandı ve uygulamaya konuldu.


HABLEMİTOĞLU
SUİKASTI


Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu,  18
Aralık 2002’de evinin önünde öldürüldü. Aradan yaklaşık 18 yıl geçmesine rağmen
Hablemitoğlu’nun katilleri bulunamadı. Hablemitoğlu öldürüldüğünde, dönemin
Başbakanı Abdullah Gül, Şengül Hablemitoğlu’na, “Eşinizin katillerini bulmak devletin namus borcudur”
demişti. İşte, o borç hâlâ ödenmedi.


Fetullahçı Törer Örgütü (FETÖ) Çatı
Davası’nın iddianamesinin ekinde gazeteci Zihni Çakır’ın ifadesinde, Necip
Hablemitoğlu’nu asker olan T.M.’nin öldürdüğü, tabancasını da
Ankara-Gölbaşı’nda bulunan Mogan Gölü’ne attığı belirtiliyordu. Ancak, tüm
girişimlere rağmen T.M.’nin ifadesinin alınması mümkün olmadı. Zihni Çakır,
yine ifadeye çağrıldı, “Bu
bilgiyi kimden öğrendiği”
soruldu. Bunu, Nuri Gökhan Bozkır’ın
kendisine anlattığını, o kişinin de halen Ukrayna’da olduğunu belirtti.
Savcılık, geçmişe dönük HTS kayıtlarını yani Bozkır’ın o gün nerede olduğunu
baz istasyonu sinyallerinden öğrenmeye çalıştı. İlginçtir, Bozkır saat 18.12’de
telefonunun sim kartını çıkarmıştı.


ÇÖZÜLÜR
MÜ?


Bu ifadeden sonra 18 yıldır karanlıkta
olan bu suikastın aydınlatılması için  11 Temmuz 2019’dan itibaren bir
ışık yandı. Soruşturmayı sabırla yürüten Cumhuriyet Savcısı Zafer Ergün, her
gelişmeden bilgisi olmasına rağmen gizliliğe uyan Şengül Hablemitoğlu, Avukat
Ersan Barkın, Bozkır’ın iadesine kilitlenmişti.


Bozkır’ın iadesi için en üst düzeyde
girişimlerde bulunuldu. Adi suçlular iade edilirken, Bozkır’ın iadesi bir türlü
gerçekleşmedi. Bozkır’ın sığınma başvurusu, ev hapsi derken ev hapsi de
kaldırıldı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER