Soner Yalçın : Hala uyarıyorum


28.07.2016 07:00 Karakter boyutu :


İki gündür Osmanlı’nın son 200 yıllık
askeri sistemini yazarak bir tehlike konusunda uyarılarda bulunuyorum.


Cemaat kalkışması sonucu AKP ve
Erdoğan’ın, “TSK’da yeniden yapılandırma” adı altında “pire için
yorgan yakacağından” endişeliyim.


İktidarı uyarmak köşe
yazarının/gazetecinin sorumluluğudur.


Cemaat tehlikesi üzerinde ısrarla
durdum; hiç dinlemediler. Şimdi… Yine yeni uyarılar yapıyorum ve ne yazık ki
pek dinleyeceklerini sanmıyorum! Fakat ısrarla devam edeceğim. Çünkü,
mevzubahis olan ülkemiz.


O halde devam…


Evet. Yeniçeri darbesinden bıkıp
“modern ordu” kurmak isteyen Osmanlı, kendine örnek olarak Fransa’yı
seçti. 19’uncu yüzyıl başında zaferden zafere koşan Napolyon ve askerleri
dönemin kahramanlarıydı. Askeri sistemi kurması ve Mehmetçik’i eğitmesi için
Fransa’dan subaylar getirildi. Harbiye (tıpkı ABD Harp Okulu West Point gibi)
Fransız sistemi örnek olarak yapılandırıldı. Vs.


Olmadı…


Sonra.


19’uncu yüzyılın ikinci yarısında
Prusya ordusu Avrupa’yı şaşırtan askeri başarılar kazanınca bu kez Osmanlı
ordusu “Prusya ekolüne” döndü! II. Abdülhamit ile başlayan bu ilişki
İttihatçılar döneminde gelişti.


İttihatçılar, II. Abdülhamit’in
orduya güvenmediği için kurduğu Saray’daki paralel askeri yapıyı ve
seraskerliği kaldırdı; okuma yazma bile bilmeyen alaylı subayları ordudan attı.


İngilizler ile Fransızların daha
Birinci Dünya Savaşı’nda başlayacakları, “üçgen tümen konsepti” (her
tümenin üç alay ve her alayın üç taburdan kurulması sistemi) gibi askeri
reformlar gerçekleştirdi. Geçmiş dönemin yasakladığı gayrinizami harp, siyasi
tarih ve benzeri dersler müfredata kondu. Osmanlı Genelkurmayı tek otorite
haline getirildi. Vs.


Osmanlı tam başını kaldırıyordu ki…


“TEK ADAM” SORUNU


Önce, 31 Mart 1909’da…


Derviş Vahdeti’nin başını çektiği
radikal yobazlar ordu içindeki askerleri “din elden gidiyor” diye
etkileyerek darbe girişiminde bulundu.


Darbe bastırıldı.


Bitmedi. Esat Toptani Paşa
komutasında Arnavut milliyetçiler ayaklandı.


Ardından…


İtalyanlar Trablusgarp’e saldırdı.


İttihatçıların önde gelen kurmay
subayları hemen cepheye koştu. Yaptıkları gayrinizami harple İtalyanları
şaşkına çevirirken ne oldu dersiniz?


– Tıpkı 12 Mart 1971’de olduğu gibi –
Osmanlı Ordusu içindeki Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na yakın -kendilerine
“Kurtarıcılar” adı veren- askerler İttihatçıların çoğunluğunun
bulunduğu meclise muhtıra verdi. Meclis kapatıldı. Yeni hükümet kuruldu. Ve bu
arada küçük Balkan devletleri Osmanlı’ya savaş açtı.


Dünyayı şaşırtan bir sonuç ortaya
çıktı; Bulgarlar İstanbul Çatalca’ya kadar geldi!


Bu utanç verici yenilgiden sonra
halkın orduya olan güveni sarsıldı.


Bu kez… Bozgunu kabullenemeyen Enver
Paşa liderliğindeki İttihatçılar askeri darbe yaptı.


-Tarih boyunca gösterdiği gibi-
Osmanlı ordusu uğradığı utanç verici yenilgiden hemen sonra çabucak toparlandı;
ve Edirne gibi kaybedilen toprakları geri almaya başladı.


Bu arada… Etkin ve hızlı şekilde
orduyu siyasetin dışına çıkarmak isteyen Sadrazam-Harbiye Nazırı Mahmut Şevket
Paşa “Kurtarıcı Darbeciler” tarafından suikastle öldürüldü. (Binbaşı
Mustafa Kemal 1908’de şöyle demişti: “Ufukta tehlike bulutları görüyorum.
Ordunun siyasete karışması işi artık bitmelidir. Asker kışlasına, siyasetçi
siyaset sahnesine dönmezse her şey mahvolur.”)


Ve. Bu koşullarda Osmanlı Ordusu
Birinci Dünya Savaşı’na girdi.


1909’da başlatılan askeri dönüşüm bir
türlü tamamlanamadığı için, Alman asker sisteminin üstünlüğüne inanan –tek
adam- Enver Paşa, Osmanlı Genelkurmayı’nı büyük ölçüde Berlin’deki askeri
karargahın emrine bıraktı.


Sonuç malum…


İLK DARBE


Yıl, 1446.


Buçuktepe Vakası nedir bilir misiniz?


II. Murat’ın yerini oğlu II. Mehmet’e
(Fatih) bırakarak Manisa’ya çekilmesinden sonra para ayarı düşürülünce, asker
ocağı ve piyasa olumsuz yönde etkilendi ve bundan hoşnutsuzluk duyan
yeniçeriler, Edirne’de çıkan ve kentin önemli bölümüyle çarşısını yok eden
büyük yangını fırsat bilerek ayaklandı.


Bu, Osmanlı tarihinin ilk yeniçeri
ayaklanmasıydı.


Yani…


İki gündür yazıyorum:


Cuntalar, darbeler Cumhuriyet
döneminin eseri değil. Bu “alışkanlık” 570 yıldır sürüyor! Buna Osmanlı
öncesi tarihi katmıyorum.


Son olarak 15 Temmuz Cemaat
Darbesi’ni yaşadık.


Peki… Ne yapacağız? Bunların önüne
nasıl geçeceğiz?


Asıl tartışmamız gereken bu
sorulardır.


Sorun, salt askeri sistemde mi?


Fransa, Prusya ve ABD sistemlerini
denedik. Olmadı. Bu ülkelerde benzer sorunlar yaşanmazken bizde niye sürekli
darbe-cunta oluyor?


Demek ki mesele askeri sistemde
değil. O halde…


Sadece askerlerin değil sivillerin de
kafasını değiştirmesi gerekiyor.


Baksanıza…


Önyargıyla hareket edenler; ordunun
nitelikli subaylarının hapse atılmasını seyrederek, TSK’nın Cemaat’in eline
geçmesini göremedi. Şimdi. Yine mi önyargılarla hareket edecekler? Ne yani…


TSK’yı İmam Hatiplilerin eline
verince bu topraklarda bir daha darbe-cunta olmaz mı? Yazık. Hâlâ Cemaat
darbesi birilerinin aklına başına getirmedi mi? Demek, yarın başka cemaatlerin
darbesine şahitlik edeceğiz!


Link : http://odatv.com/n.php?n=hala-uyariyorum-2807161200


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet