Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Bu
Adımları Atmadan Ordu’yu Yeniden Milletin Ordusu Yapamazsınız.


Bunlar yapılırsa , ancak , Ordu yeniden
Millet’in Ordusu, Subay yeniden Cumhuriyet’in Subayı, Nefer yeniden Kemal’in
Askeri olur.


Aksi
halde filanca tarikatın yerini falanca tarikat alır.


Oradan
da çözüm çıkmaz.




odatv.com


FETÖ’nün
bir numaralı ismi, darbeci Kenan Evren’i çok severdi, sağlığına duacıydı. Eski
Erkân-ı Harbiye Umum Reisleri Hilmi Efendi’yle (hani kasaptaki ete soğan
doğramayanı) ilgili övgü dolu sözleri belleklerde. Necdet Efendi (hani o makama
gelmek için 100 metreyi 7 saniyede koşup, merdivenleri beşer beşer çıkanı) ve
Hulusi Efendi’den de çok memnun olduğunu gördük. Bu isimlerin yaptıkları
atamaların, imza attıkları terfilerin, önünü açtıkları kadroların yüzde 90’ı
darbeci çıktı. Kumpas davalar, sahte belgeler, sahtekâr tanıklarla tasfiye
edilen Cumhuriyetçi, millici, Kemalist kadroların uyarılarını, önerilerini,
eleştirilerini hiç dikkate almadılar. Tersine duymazdan geldiler. Bedelini
milletçe ödüyoruz. Ama aldanmayalım. Sorun; sorumluluk duygusu, vazife ahlakı,
askerlik şerefi, silah arkadaşlığı nedir bilmeyen bu adamlardan ibaret
değildir. Yapısaldır. Kökü derindir. Büyük önder Atatürk’ün “Sorumluluk
duygusu, ölümden ağırdır” sözünü unutmuyoruz. Büyük Taarruz’da Atatürk’e
verdiği sözü vaktinde yerine getiremediği, Çiğiltepe’yi zamanında alamadığı
için intihar eden 57. Tümen Komutanı Albay Reşat’ı saygıyla anıyoruz…


Gerilere
gidelim, Osmanlı’nın tasfiye edildiği yıllara. İngiltere gözünü Irak’a, Fransa
Suriye’ye dikmiştir. Akdeniz’de etkili olmak, Hindistan yolunun güvenliğini
pekiştirmek için, Londra Kıbrıs’a çıkmıştır. Paris gözünü Hatay’a dikmiştir.
Osmanlı’yı tasfiye etmede hemfikir olan emperyalist merkezlerin aralarındaki
çelişki keskindir. Gelelim Soğuk Savaş yıllarına. Türkiye 1952’de NATO’ya
girer. ABD, Yeşil Kuşak Projesi ile SSCB’yi, komünizmi emperyalizmin emrinde
İslamcı yönetimlerle çevrelemek ister. Projede Türkiye, İran, Pakistan,
Afganistan önemlidir. Emperyalizmle uyumlu, emperyalizm güdümlü İslamcılık
beslenir. Türkiye kritik ülkedir. Cumhuriyetçi, tam bağımsızlıkçı,
antiemperyalist, milli, halkçı, yurtsever hareketlere karşı sağın her tonu
desteklenir. Solun vatansızlaşması için her şey yapılır. Atatürkçülüğün içi
boşaltılır. Milliyetçi-Türkçü akım, Sünni mezhepçiliğin yedeği haline
getirilir. FETÖ’nün kök saldığı, ABD’nin “bizim oğlanlar” dediği Kenan Evren ve
arkadaşlarının 12 Eylül Amerikancı darbesini yaptığı dönemde, Nakşibendiliği ve
Kürtlüğü ile övünen, Kemalizm’e çok uzak olduğunu asla gizlemeyen Turgut Özal
darbeci askerler, TÜSİAD ve Washington eliyle iktidar yapılır. Laikliğin
tasfiyesi, 24 Ocak kararlarıyla ekonominin dışa bağlanması, kamu ekonomisinin
dışlanması, orta sınıfın çökmesi, ahlaki, insani, vicdani, milli değerlerin
gözden düşmesi, toplumun çürümesi, milli devletin tasfiyesi, hızlı
özelleştirmeler. AKP bu sürecin sonucu ve doruğudur.


Bölgemizde
de yapısal değişimler olur. 1979’da SSCB Afganistan’ı işgal eder, 10 yıl sonra
çekildiğinde perişan haldedir. İki yıl içinde çöker. 1979’da İran’da İslam
Devrimi gerçekleşir. Yine 1979’da Irak’ta Saddam Hüseyin yönetime gelir.
1980-1988 arasında İran ve Irak savaşır. Toplamda 1 milyondan fazla insan ölür.
Batılı emperyalistlerin kasası, her iki ülkeye sattıkları silahlardan gelen
paralarla dolar. Savaştan 2 yıl sonra, 1990’da Saddam Hüseyin, ABD’nin onayıyla
Kuveyt’e saldırır. ABD ona, “Sen saldır, karışmayız” dediği halde, sözünü
tutmaz. 1991’de Bağdat’ı vurur. Irak’ı Kuveyt’ten atar. 36. paralelin kuzeyini,
Irak merkezi güçlerine yasaklar. Çekiç Güç, Türkiye’nin de onayıyla bölgeye
yerleşir. Üçte biri Sünni, üçte ikisi Şii; yüzde 75’i Arap, yüzde 15’i Kürt,
yüzde 7’si Türkmen olan Irak fiilen bölünür. Irak’ın kuzeyinde Kürt devleti
fiilen kurulur. 2011 Mart ayında Suriye’de başlayan iç savaşta yaşananlar
ortada. Yarım milyon insan öldü. 8 milyon insan Suriye içinde yer değiştirdi. 6
milyon kişi Suriye dışına çıktı, yarısından fazlası ülkemizde.


RUSYA’NIN OYUNA DÖNÜŞÜ


Emperyalizm,
Atlantik cephesi ülkemize ve bölgemize böylesine çullanırken, Soğuk Savaş’ın
bitiminde büyük bunalım yaşayan Rusya, 2000’de Putin’in yönetime gelmesiyle,
hızla toparlandı. Büyük oyuna geri döndü. ABD’nin üssü konumuna gelmiş olan
Gürcistan’la 2008’de savaştı. Bu asıl ABD’ye verilen bir mesajdı. 2014’te,
ABD’nin bölgedeki diğer uzantısı Ukrayna’yla sert bir mücadele sonrasında,
Kırım’ı ilhak etti. 2015’te Suriye’ye verdiği desteğe hava gücünü de ekledi.
Karadeniz, Orta Asya, Kafkasya, Hazar Havzası, Avrasya’nın yanına, Ortadoğu’yu
da ilave ederek, “Moskova’ya rağmen hesap yapamazsınız” dedi. ABD ile eşit,
denk kuvvet olduğu yönünde mesaj verdi. Soğuk Savaş yıllarından beri kullandığı
Tartus Üssü’nün yanına, Lazkiye Üssü’nü, Palmira Üssü’nü kattı. Kırım nedeniyle
Batının koyduğu ambargoya, G 8’den dışlanmasına, düşen petrol fiyatlarının
yarattığı tahribata rağmen, geri adım atmadı. Bölgedeki Kürt örgütleriyle
ilişkilerini, İsrail’le, Mısır’la, Suudi Arabistan’la irtibatını
kuvvetlendirdi. IŞİD’e karşı verilen mücadelede ABD’den daha etkili oldu.
Birkaç gün önce İran’dan kalkan Rus jetleri, Suriye’deki IŞİD hedeflerini
vurdu. Türkiye’nin İncirlik’i Rus uçaklarına açmasını bekliyor şimdi. Suriye,
Irak, İran üzerindeki nüfuzunu daha da pekiştirdi. Kürt devletinin de, IŞİD’le
mücadelenin de, Suriye sorununun da anahtarının Moskova’da olduğunun altını
çizdi. ABD ve AB bu gerçeği kabul etti. Gürcistan ve Ukrayna, NATO üyesi yapılmadı.


Ortadoğu’da
dinsel, mezhepsel, etnik yapıların gücü dikkate alınmadan, bölgenin enerji
zenginliği göz ardı edilerek, İsrail’in güvenlik endişeleri hesap edilmeden,
emperyalizmin ihtiyaçları gözetilmeden ülkemizde ve bölgemizde yaşananlar
açıklanamaz. Bazı ABD’li uzmanlar, ABD’nin 2003’te önce Irak’ı vurmakla bölgeye
çullanmasına karşı çıkmış, işe Suriye’den başlamasını önermişlerdi. Sünni
çoğunluğa dayanan ABD güdümlü bir rejimi, yani Müslüman Kardeşler’i (İhvan)
Suriye’de işbaşına oturtmasını tavsiye etmişlerdi. Suriye’nin hesabını
gördükten sonra Irak’ı işgal etmenin, hedefe ulaşmak için daha kolay, hızlı ve
ucuz olduğunu söylemişlerdi.


ÇÖZÜM: CUMHURİYET DEVRİMİ PROGRAMI


Türkiye,
1952’de girdiği NATO’dan, askeri, siyasi, iktisadi, kültürel, toplumsal,
akademik, bürokratik bağlarını-bağımlılıklarını koparmadan çıkamaz. Bugün
çıkmaya karar verse, bunun hazırlığı 25 yıl alır. Dahası, Şanghay İşbirliği
Örgütü’nün Hindistan ve Pakistan’ı üye yapmasının kesinleştiği, sırada İran’ın
olduğu bir süreçte, bu örgüte de kolaylıkla giremez. Çünkü aynı anda hem NATO
hem ŞİÖ üyesi olunamayacağı gibi, Türkiye’nin net, kapsamlı, tutarlı, bütüncül,
çok boyutlu bir Avrasya, Orta Asya, Türk dünyası siyaseti de yoktur. ABD
donanmasının yüzde 60’ını Pasifik’te konuşlandırmaya karar verdiği halde,
Türkiye halen Avrasya’nın potansiyelinin farkında değildir. Zira Atlantik
sistemine olan siyasi, iktisadi, askeri, kültürel, teknolojik, zihinsel
bağımlılığı çok yüksektir.


Sözün
özü: Üreten, istihdam yaratan, ileri teknoloji kullanan, ihraç eden, vergi
adaleti sağlayan, gelir dağılımı düzgün bir ekonomi olmadan; üniversiteyi akıl,
bilim ve teknolojiyle buluşturmadan; laik eğitimi, laik bireyi, laik toplumu
öncelemeden bunalım atlatılamaz. Bunlar yapılırsa ancak ordu yeniden milletin
ordusu, subay yeniden Cumhuriyet’in subayı, nefer yeniden Kemal’in askeri olur.
Aksi halde filanca tarikatın yerini falanca tarikat alır. Oradan da çözüm
çıkmaz. Çözülme, çürüme, çöküş çıkar.


Barış Doster

Odatv.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış