TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ & MİLLİ GÜVENLİK & MİLLİ SAVUNMA

Müyesser
Yıldız :
Metin Temel’e suikast davası nasıl bitti.. ??

LİNK : https://odatv.com/metin-temele-suikast-davasi-nasil-bitti-19061840.html

Malatya’daki iftar
yemeğinde Erdoğan’ın, Muharrem İnce’ye yönelik sözlerini alkışladığı için
tartışmalara konu olan 2. Ordu Komutanı İsmail Metin Temel’i savunan iktidar ve
medya sık sık Temel’in 15 Temmuz’da “FETÖ’nün
suikast girişimine” maruz kaldığını hatırlattı.   

Muharrem İnce’nin, “O komutanın apoletlerini sökeceğim” demesiyle
başlayan tartışmalar sırasında medya 2 Haziran’dan beri şunları yazdı:

“Afrin
harekatını yöneten 2. Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel FETÖ’nün bir
numaralı hedeflerinden biriydi. TSK’daki yapılanmaya karşı çıktığı için hedefe
konan İsmail Metin Temel için darbe girişim gecesinde suikast girişiminde de
bulunmuşlardı. Silopi Özel Kuvvetler Üssü’nde görevli 8 kişilik suikast timi 15
Temmuz gecesi helikopterle havalanmıştı. Helikopteri şüpheli bulan Temel
birliğine inmesine izin vermemiş ve askerler suikastçileri püskürtmüştü.”

“İsmail
Metin Temel FETÖ’nün de hedefindeydi. 15 Temmuz ihaneti gecesi FETÖ’cülerin
öldürmek için Van’daki Karargâhına Silopi’deki Özel Kuvvetlerden suikast timi
yolladı. Timi yollayan kişinin 15 Temmuz haini Semih Terzi olduğu saptandı.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak da Temel
Paşa’nın 15 Temmuz gecesi öldürülmeye çalışıldığını kaydedip,
“İşte biri çıkmış
apolet söküyor. Kimin apoletini sökecekmiş, İsmail Metin Temel’in. Kimdir
İsmail Metin Temel? FETÖ’nün özel olarak öldürülmesi talimatını verdiği
komutan. Afrin zaferinin şanlı komutanı. Teröristlerin korkulu rüyası. FETÖ’ye,
PKK’ya bundan iyi vaat olur mu?”
dedi.

Son olarak Ömer
Halisdemir’in şehit edilmesi davasında sanıklara verilen ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezasıyla ilgili gerekçeli kararın Cuma günü açıklanmasıyla,
Temel’e “Suikast” iddiası bir
kez daha gündeme geldi.

Anadolu Ajansı’nın geçtiği haber, “FETÖ’cü Terzi’nin
Korgeneral Temel’i derdest planı tutmadı”
manşetiyle verildi. Haberlerde, “FETÖ’cü hain Semih
Terzi’nin darbe gecesi Korgeneral Temel’i hedef aldığı”
belirtilerek, “Temel’in CHP’nin
Cumhurbaşkanı adayı İnce’nin, ‘Apoletlerini sökeceğim’ dediği Korgeneral
olduğu”
vurgulandı.

TEMEL
BU KONUDA NELER SÖYLEDİ

İsmail Metin
Temel’e “suikast” iddiasını da
kapsayan ve Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Silopi darbe
davasının dosyası oldukça kapsamlı. Ayrıca çok önemli ayrıntılar var. Bunları
daha sonra ele alacağız.

Şimdilik sadece
Temel’in ifadelerinde bu konuda neler söylediğini ve “Suikast” davasının nasıl sonuçlandığını aktaralım.

Hatırlanacağı gibi,
bu mesele Temel ile dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı arasında da
polemiğe yol açmış, hatta Aksakallı’nın, Temel’in Malatya darbe davasında
verdiği ifade nedeniyle Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan alındığı öne
sürülmüştü.

Neydi Temel’in o
ifadesi?

Kendisini infaz
etmek için gelen helikopterin gitmesinden sonra Aksakallı’nın aradığını
belirtip, şunları anlatmıştı:

“Bana
kendisinin kaçırılmak istendiğini, kurtulduğunu, şu anda da evde olduğunu,
karargâhının ise işgâl edilmiş olduğunu ifade etti. Ben de hemen karargâhına
gitmesini, karargâhı temizlemesini söyledim. Kendisi dışarıdan çatışma
seslerinin geldiğini, çıkacak durumda olmadığını, hanımını teskin etmekle
meşgûl olduğunu ifade etti. Ben de Özel Kuvvetler’e ait bir helikopterin
geldiğini, şakayla karışık vaziyette ‘İnfaza göndermişsin’ dedim… Kendisi bu
hususta yorum yapmadı. Bu görüşme kendisinin beni cep telefonundan araması ile
gerçekleşti. Bu tür bir görüşme mutad bir görüşme değildir…”

Aksakallı ise
Silopi davası için verdiği ifadede adeta Temel’in bu iddialarını cevaplayıp, “Korgeneral Metin Temel ile ilk görüşme
22.45 civarında onun beni araması ile gerçekleşmiştir. Aramızda emir
komuta ilişkisi yoktur. Gülerek rahat bir tavırla, ‘Zekai sizin helikopter beni
almaya gelmiş’ dedi. Ben de söylediklerine bir anlam veremeyerek, sanki bizden
bir helikopter talebi olmuş zannıyla, ‘Ne helikopteri? Sizin helikopteriniz yok
mu komutanım?’ dedim ve derdest edilmeye çalışıldığımı, eşimin de kolundan
darbe aldığını kısaca anlattım. İlerleyen saatlerde birçok kez görüştük. Darbe
girişiminden sonraki günlerde de sürekli görüştük” demişti.

İsmail Metin
Temel’in beyanları başta olmak üzere dava dosyasında yer alan tanık
ifadelerinden, sözde darbe talimatlarının Van’daki karargâha saat 22.30, “Suikast” helikopterinin ise 23.00
civarında geldiğinin anlaşıldığını, ayrıca Temel’in Zekai Aksakallı ilgili
iddialarına Gaziantep davasındaki ifadesinde yer vermediğini belirtmekle
yetinip, helikopter meselesine geçelim.

İsmail Metin Temel,
daha önceki ifadelerinde özetle şunları anlattı:

“23.00
civarında Karargâh önünde bir ses duydum. Ne olduğunu sorduğumda, merkezin bu
helikopterle irtibat kuramadığını, ancak karargah üzerinde dolaştığını,
helikopterin bir ya da iki olduğunu söylediler. Polise sorduk, ‘Bizim değil’
dediler. Van filoya sorduk. Onlar da kendi uçuşlarının olmadığını ifade
ettiler. Ben böylece helikopterin bize yönelik bir tehdit teşkil edeceğini
anladım. Bunun üzerine korumalar ve emir astsubayıma Karargâhın korunması,
hareket eden herşeye ateş edilmesi emrini verdim. JÖH birliğinin güvenlik için
karargâha gelmesini istedim. Bu takviye birlikler gelmeden havada uçan
helikopterin iniş yaptığını, timin inip mevzilendiğini söylediler. Yanına giden
korumalarım, niye geldiklerini sormuşlar. Apandist rahatsızlığı olan birini
almaya geldiklerini söyleyip, hızla helikoptere binip kaçmışlar. Helikopterin
Şırnak’a inmediğini, kendi kalktığı merkez olan Özel Kuvvet Harekat Üssüne
indiğini öğrendik. Başsavcıdan öğrendiğime göre, yüksek değerlikli birini
alacakları emri verilmiş. Bu şekilde onların hedefleri olduğumu teyit etmiş
oldum. Bu nedenle 13 askeri personel Silopi’de tutuklanmış. Bana karşı suikast
için gelen kişilerden şikayetçiyim.”

Silopi davasının
sanıkları ile avukatları, geçen Aralık’ta Temel’in 5 Aralık 2016 tarihli
Savcılık ifadesi ile Malatya’daki ifadesi arasında çelişkiler olduğunu savunup,
Gaziantep’de de dinlenmesini istedi.

Talebi kabul eden
Mahkeme, 25 Aralık 2017’ye duruşma günü verdi. Ancak Temel, işlerinin yoğunluğu
nedeniyle gelemeyeceğini bildirince, 22 Aralık’ta “Özel celse” yapıldı ve Temel sanıklar ile avukatlarının olmadığı
bir duruşmada dinlendi. Temel’in bu ifadesi de özetle şöyle:

“Bana
sıkıyönetim emirlerini getirdikleri sırada emir subayım tepemizde bir
helikopterin dolaştığını söyledi. ‘Beni getiren helikopter mi?’ dedim, ‘Hayır’
dediler. ‘Polis helikopteri mi?’ diye sorduğumda, ona da ‘Hayır’ dediler. Bu
sırada ya beni ya da Karargâhı teslim almaya geldiğini anladım. Karargâhın etrafında
hareket eden ve dolaşan herşeyi vurun emri verdim. Bu arada harekat merkezinden
helikopterin kolordunun pistine indiğini ve mevzilendiklerini öğrendim.
Helikopterin dolaştığını anlayınca JÖH bölüğü gelmesini emrettik. İl Jandarma
Komutanı, Kurmay Başkanı, korumalarım ve koruma polisim helikoptere doğru ne
olduğunu bakmaya gittiler. Korumam sormuş, rahatsızlanan birini getirdik demiş.
Bu arada tüm personelin tabanca ve tüfeklerinde susturucu takılı olduğunu
görmüş. Bu arada bana gelen tim personeli süratle binip, ayrılmış. Helikopterin
Hakkari Tugay Komutanlığında tugay komutanı ve kurmay başkanı nezdinde ikmal
yaparak, Silopi’ye gittiğini öğrendim. Daha sonra sabah olduğunda Özel
Kuvvetler olduğunu anlamıştık. Şırnak Silopi’de bulunan Özel Kuvvetler Komutalığı’nda
olan herhangi bir rütbeliyle irtibatım olmadı, kendilerinden herhangi bir
helikopter ve destek istemedim. Bu birlik bana bağlı bir birlik olmadığı gibi
onların birliğinden herhangi bir birlik benim emrimde değildi. Gelen helikopter
ve helikopterdeki birliklerin özel kuvvetlerden olduğunu, askerlerin
kıyafetlerinden, silah ve teçhizatlarından, helikopter kuyruk numarasının
olmamasından ve yedek yakıt tankı bulunmasından Özel Kuvvetlere ait olduğunu
tahmin ettik… Daha sonra ben de Silopi Özel Kuvvetleri arayarak, Tuğgeneral
Halil Soysal’la görüştüğümde gelen helikopterin Özel Kuvvetlere ait olduğunu
anladım. Benim tahminime göre, o gece gelen birlik beni infaz etmek veya
derdest edip götürmek amacıyla geldiklerini düşünüyorum. Hepsinden şikayetçiyim,
davaya katılmak istiyorum.”

DAVA
2 AY ÖNCE BİTTİ

Neticeye gelelim.

Silopi davası 17
Nisan 2018’de bitti.

Gaziantep 10. Ağır
Ceza Mahkemesi, sanıkları “Anayasal
düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüsten” ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezasına çarptırdı.

Ya İsmail Metin
Temel’e “Suikast” iddiası?

İşte buna ilişkin
karar:

“Sanıkların
İsmail Metin Temel’e yönelik yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten
öldürmeye teşebbüs suçu yönünden yapılan değerlendirmede sanıklar Celal Koca,
İsmail Çevik, Murat Temiz, İsmail Öğüt, Hüseyin Doğan, Hüseyin Özyıldırım, Zeki
Özerli, Sedat Duran, Cuma Torun ve Mehmet Yüksel’in bulunduğu operasyon timinin
operasyon kamuflajları ve silahlarına bastırıcı takılmış şekilde uçuş ekibi
pilot yüzbaşı Ali Özçelik, pilot üsteğmen Yasin İlhan, teknisyen astsubay
Serkan Yüksel ve teknisyen astsubay Süleyman Sefa Altuğ’un 15 Temmuz 2016
tarihinde darbe girişimi içerisinde yer alan ve öldürülen Semih Terzi’nin emir
ve yönlendirmeleri neticesinde hain darbe girişimini planlayan ve icra eden
darbecilerin amaçları doğrultusunda ve bu kişilerle fikir ve eylem birlikteliği
içerisinde hareket ederek, darbe girişiminin başarıya ulaşmasını sağlamak
amacıyla darbe girişimine karşı olduğunu bildikleri Van ilinde konuşlu olan
Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı İsmail Metin Temel’i etkisiz hale getirmek
istedikleri ve bu amaçla Van iline helikopter ile gittikleri sabit görülmüş ise
de sanıkların katılanı ne şekilde etkisiz hale getirmek istediklerinin tam
olarak belirlenemediği, sanıkların katılanı öldürmek için mi, o gece
Genelkurmay Başkanı ve bir kısım Kuvvet Komutanlarına yapılan gibi darbe
girişimi başarıya ulaşıncaya kadar belirli bir yerde alıkoymak üzere Van
ilinden alarak başka bir yere götürmek mi olduğunun belirlenemediği, zira
katılan İsmail Metin Temel’in de beyanının bu yönde olduğu dolayısıyla
sanıkların katılanı öldürmek istediklerinin sabit olmadığı ve sanıkların bu
suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde
edilemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sanıklar Serkan Yüksel, Yasin
İlhan, Celal Koca, Ali Özçelik, İsmail Çevik, Süleyman Sefa Altuğ, İsmail
Öğüt, Hüseyin Doğan, Hüseyin Özyıldırım, Zeki Özerli, Cuma Torun, Mehmet
Yüksel, Murat Temiz ve Sedat Duran hakkında katılan İsmail Metin Temel’e
karşı ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu işlediklerinden bahisle
cezalandırılmaları istemi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de sanıkların
üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve
inandırıcı delil elde edilemediği ve yüklenen suçun sanıklar tarafından
işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle bu suçtan ayrı ayrı beraatlerine…”

Dava, 2 ay önce bitiyor ve sanıklar “Suikast” suçlamasından beraat
ediyor, ancak medyamız döndüre döndüre, “İsmail
Metin Temel’e 15 Temmuz’da suikast girişiminde bulunuldu” diyor.
Hadi, onların
Türkiye’den de davalardan da haberi yok… Ya iktidar mensupları?
Oxford
Üniversitesi Reuters Enstitüsü’nün 37 ülkede yaptığı araştırmada, “Fake news”, yani “Sahte habere” en çok Türkiye’nin
maruz kaldığı açıklandı ya, işte buyurun Oxford’luk bir haber daha!

Müyesser
Yıldız


























































































































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir