JANDARMA NASIL VE NEDEN TASFİYE
EDİLDİ?


KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2016/10/jandarma-nasil-ve-neden-tasfiye-edildi.html?m=1


Fransız kaynaklarında ‘Silahlı
Adamlar’ manasına gelen ‘Gendermarie’ 
XIV. Louis zamanında Fransız kralının muhafız kıtası olarak
kullanılmaktaydı. Krala bağlı olup sarayı korumakla görevli olan jandarmanın
Avrupa’da ilk doğduğu ülke Fransa’dır. Zamanla Fransa’da genel asayişi
sağlayabilmek için daimi ve paralı askeri birimin kullanılması gerektiğinden
jandarma ve benzeri teşkilatlar; Fransa geneli ile Avrupa kıtasında
kullanılmaya başlanmıştır. Türk güvenlik sistemi incelendiğinde ise askeri
statülü kolluğun binlerce yıllar evveline uzandığı görülmekle beraber Subaşı
olarak tabir edilen ve asayişi sağlamakla görevli askerler göze çarpmaktadır.
Geleneği Türk İslam medeniyeti evveline dayanan askeri statülü kolluk jandarma
adıyla Osmanlı Devleti zamanında özellikle cihan harbinde firarlarla mücadele
etmede kullanılan asli unsur olmuş ve kurumsal yapısı tanımlanmıştır. Bu
devirde Umum Jandarma Komutanlığı olarak adlandırılan birim askeri talim ve
terbiye bakımından Harbiye Nezaretine diğer görevleri dolayısıyla Dahiliye
Nezaretine tabiydi. Cumhuriyet döneminde ise yeni kabul edilen jandarma
kanunuyla Binbaşı ve yukarı rütbeliler İçişleri Bakanı’nın önerisi üzerine
Cumhurbaşkanı’nın onayı ile atanmaktaydı. 1937 yılındaki jandarma kanunundaki
ilave ile de, jandarma subaylarının geçici olarak valiliğe, kaymakamlığa ve
nahiye müdürlüğüne vekaleten atanmalarına imkan sağlanmıştı. 1961’de jandarma
bölge komutanlıklarının kurulmasından sonra jandarma komutanı 1982 Anayasası
ile Milli Güvenlik Kuruluna dahil edilmişti. 1980’lerin ortalarından itibaren
düşük yoğunluklu harp hususunda adeta uzmanlaşan jandarma, terörle mücadelenin
bel kemiğini oluşturdu. Bu önemli askeri birim uzun yıllar öncesinden itibaren
sistemli olarak yıpratılma ve sindirme fiiliyatlarına tabi tutuldu. Çünkü
Jandarma’nın tasfiyesi Türk güvenlik bürokrasisinde telafi edilemeyecek bir
yara açacak bu durum ise Türkiye’nin zayıflatılmasına olanak verecekti.


ADIM ADIM JANDARMA’NIN TASFİYESİ


Jandarma’yı etkisizleştirme ve
tasfiye operasyonları 1990’lardan itibaren başlamıştı. Çünkü Jandarma askeri
statüsü olmasına rağmen genel kolluk hüviyetinde bir birimdi envanteri ise
Nato’ya kayıtlı değildi. Ayrıca gerilla savaşında uzmanlaşan Jandarma
ülkesel  meselelere milli güvenlik
temelli çözüm üretme noktasında etkin olmaya başlamıştı. Bunu izah edecek en
ideal örnek Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in dönemin siyasi komutasıyla
uyumlu ve kürt sorunu ile alakalı milli bir proje geliştirilmesiyle ilgili
stratejisiydi. Bitlis, Çekiç Güç’ün terör örgütü pkk’ya yardım ettiğini raporlamakla
kalmadı kürt meselesinin iç kulvarda çözümü için gayret etti ve o dönemki
Barzani ekolünü tasfiyeyi düşündü. Fakat çok geçmeden Jandarma nezdinde Bitlis,
suikast olduğu bugün neredeyse yüzde yüz ispatlanan bir uçak arızasında
hayatını kaybetti. Zaten bir müddet sonra kürt meselesei ile ilgili planda
uygulanamadı. Jandarma özerk operasyonlarla adından Beyaz Enerji vakasında da
gösterdi. Buna göre yolsuzluk yapıldığını belirleyen Jandarma hiçbir baskıya
boyun eğmeden operasyonlarını genişletti. Bu durum dönemin siyasilerinin canını
sıktı ve siyasiler ” Operasyonu Jandarma yapıyor bilgimiz yok”
cümleleriyle şikayetlerini kamuoyu nezdinde paylaşmaya başladılar. Büyük telkin
ve görüşmelerden sonra operasyonlar ancak durdurulabildi fakat Jandarma bazı mercilere
göre haddini aşmaya başlamıştı. O tarihlere paralel Ab ilerleme raporlarında
Jandarma Türk hükümetine şikayet edilmekte bir takım yasal düzenlemeler talep
edilmekteydi. İlerleyen yıllarda özellikle büyük şehirlerde Jandarma
yetkilerini Polise devretmeye ve Jandarma sorumluluk alanları daraltılmaya
başlandı. 2006 Şemdinli Umut Kitabevi bombalanması vakasıyla alakalı olayı
inceleyen savcı iddianamesinde Jandarma Orgeneral Fevzi Türkeri’yi hedef
gösterildi.


Jandarma’nın yıpratılma süreci
yeniden başlatılmış oluyordu. Yıllar sonra yüksek yargı mercilerince uydurma
bulgularla delillendirildiği ve geçersiz olduğu belirtilen askeri davalar
sürecinde iddianamelerde Jandarma Orgeneral Şener Eruygur Jandarma teşkilatını
polise alternatif kullanmakla ve darbecilikle itham edildi. Oysa Jandarma zaten
genel kolluktu ve sorumluluk sahasında elbette polisin yetkilerine haizdi.
Askeri davalarda “Kıskaç” isimli gizli tanığın ifadeleriyle varlığı
meçhul Jitem adlı yapının kurucuları olarak Jandarma Orgeneral Teoman Koman ve
Jandarma Orgeneral Aydın İlter’in isimleri belirtildi. Jandarma Albay Hasan
Atilla Uğur darbecilik, Kayseri Alay Komutanı Jandarma Albay Cemal Temizöz ise
işkence, faili meçhul, darbe gibi ithamlarla tutuklandılar. Bu somut
örneklerden son otuz yılın tablosuna baktığımızda; Orgeneral Eşref Bitlis,
Orgeneral Adnan Doğu, Orgeneral Aydın İlter, Orgeneral Teoman Koman, Orgeneral
Fevzi Türkeri, Orgeneral Şener Eruygur, Tuğgeneral Ali Aydın Tuğgeneral Veli
Küçük, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Albay Cemal Temizöz, Albay Hasan Uğur, Albay
Abdülkerim Kırcı, Albay Kazım Çillioğlu, Albay Rıdvan Özden gibi isimlerin üç
özellikleri mevcuttur. Bunlardan birincisi bu isimlerin her biri muvazzaf ve
yüksek rütbeli birer askerdirler. İkincisi bu isimler ya şüpheli tertiplerle
öldürülmüş, ya tutuklanmış hedef gösterilmiş, ya da intihara sürüklenmiştirler.
Üçüncüsü ise bu isimlerin tamamı JANDARMA PERSONELİDİRLER . Jandarma’nın
tasfiyesi yalnız bu vakalarla sınırlı kalmadı. Ast personelin gözünde birer
idol jandarma’nın genel hüviyeti içerisinde ise son derece faydalı olan
personel birer birer pasifize edilirlerken illegal bazı örgütlerin mensuplarıda
jandarma teşkilatına sızdırıldı. Çünkü jandarma askeri, adli ve mülki yetkilere
sahipti. Bunun dışında komutanı Milli Güvenlik Kurulu üyesi olduğundan teşkilat
devlet yönetiminde söz sahibi oluyordu. Polisten farklı olarak ağır silahlara
sahipti ve olağan üstü durumlarda Kara Kuvvetlerine bağlı olarak görev
yaptığından bu birimin vurucu gücü konumunda olacaktı. Bu sızmalar gerçektende
jandarmayı tahrip etti öyleki 15 Temmuz darbe girişimiyle Jandarma binası
darbecilerin karargahı olarak kullanıldı. Birim yara aldığı gibi kurumsal
itibarıda sarsılmıştı. Darbeden sonraki süreçte jandarma bütünüyle İçişleri
Bakanlığına bağlandı.


JANDARMA NASIL BİR KURUMSAL YAPIYA DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR?


Jandarma bütünüyle İçişleri
Bakanlığına bağlanmadan önce ilk olarak sınırlardaki görevini Kara
Kuvvetleri’ne devretmiş sonrasında askeri statüsünü korumakla beraber İçişleri
Bakanlığı’na bağlanmıştı. Bu durum uzun süre eleştirildi. Dünya’daki
örneklerine baktığımızda 56 ülkede jandarma ve benzeri askeri statülü
kolluk  bulunmakta olup teşkilatların
tamamı İçişleri Bakanlıklarına bağlı olarak görev yapmaktadırlar. Şili’de tüm
ülke jandarma sorumluluk sahası içindeyken Azerbaycan, Kırgızistan ve
Kazakistan’da İçişleri Bakanı’nın yetkilendirilmesi durumunda yine bütün ülkede
görev yaparlar. İtalya’da ise bölge kısıtlaması olmamakla birlikte ihbarı alan
ilk kolluk birimi olayla ilgili çalışmalarını sürdürmektedir. Bu uygulamalara
baktığımızda Türkiye’nin askeri sosyolojik perspektifide dikkate alındığında
jandarmanın genel kolluk olarak sürekliliğini koruması önemlidir.
Profesyonelleşme iç güvenlik ile alakalı bir teşkilatın temel doktrini
olduğundan jandarma bünyesine hiçbir surette erler kabul edilmemeli orta vadede
ise yükümlülerin hiçbiri jandarma bünyesinde görev yapmamalıdır. Kapatılan
Uzman Çavuş okulu yeniden açılarak jandarmanın asli kaynağı uzman çavuş
yetiştirilmesine devam edilmelidir. Jandarma teşkilatının idari yönden İçişleri
Bakanlığı’na bağlanmasında bir sakınca olmamakla birlikte, jandarmanın
itibarının korunması ve manüplasyonlardan uzak tutulması sebebiyle Generaller
ve İl Alay Komutanları askeri silsileye göre atanmalıdırlar. Jandarma komutanının
da Mgk üyeliği devam ettirilmeli, Genel Komutanlık her daim Orgeneral
rütbesindeki bir askerce icra edilmelidir.


SONUÇ


Jandarma bazı kesimlerce milli ordu
olarak nitelendirilmektedir. Eski bir kurumsal kültürü bulunan bu ordu
özellikle düşük yoğunluklu harp konusunda uzmanlaşmıştır. Pentagon raporları
2014-2026 yılları arasını Ortadoğu coğrafyasını bir gerilla harbinin merkezi
olarak tanımlaması ve bu coğrafyanın gerilla harbinde en başarılı birimi olan
Jandarma Teşkilatının uzun yıllardan beri sistematik olarak baskı, yıpratılma
ve zedelemeye tabi tutulması jandarma ile milletin arasını açmakla kalmamış bu
birimin etkinliğinede set çekmiştir. Terörle mücadelenin asli unsuru
Jandarma’nın tasfiyesi Türkiye’nin terörle mücadele başarısını sekteye uğratacağı
gibi askeri üniformanında ağırlığını düşürür. Artık yapılması gereken ulusal
güvenlik politikalarının yeniden tanımlanmasıyla beraber siyasi iradeye bağlı
fakat sorumluluk alanlarını ve eski etkinliğini korumuş jandarmanın tesis
edilmesidir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet