Hüseyin Adalan : JİTEM’İN FETÖ RAPORU

Devleti
ele geçiren, bu kurumları FETÖ militanlarına adeta altın tepsi gibi hizmetine
sunan dönemin en üst düzey devlet yetkilileri olduğunu daha önce yazmama rağmen
ama maalesef konuyla ilgili yetkililerin bir açıklama yapmaması zaten manidar.

Ya da siyasiler FETÖ’ye yardım
etmediklerine göre o halde;

Bu FETÖ militanları, bir
gün sokakta elleri ceplerinde dolaşırken çok önemli bir devlet kurumunun ya da
bakanlığın kapısını açık gördüler.

Sonra da kendi aralarında konuşup
“Ne dersiniz; içeri girip bu kuruma yerleşelim mi?” diye konuştular.

Kendi aralarında anlaşmaya varınca
ayaklarının uçlarına basarak kapıdan sessizce içeriye girdiler.

Sonrasında da odalara dağılıp boş
gördükleri masalara birer birer oturdular.

Galiba böyle de olmuş olamaz mı?
Ne yani koskoca TSK’da yüzde sekseni FETÖ militanı çıkıyor ama nedense
siyasette yüzde bir bile FETÖ militanı çıkmamış olamaz mı üstelik burası
Türkiye değil mi?

Yani, FETÖ sanki Ak partinin hatta
siyasetin yanından hiç geçmemiş o kadar devasa bir örgüt siyasete hiç gerek
bile duymamış inanmıyorsunuz tabi sizde haklısınız?

Okuyunca nasıl bir felaketten
Allah bu aziz milleti ve yüce devleti korumuş diyeceksiniz.

Jandarma
istihbaratının hazırladığı sadece Ankara 4. Ağır ceza Mahkemesine gönderdiği 17
sayfalık raporun özetinde;


“Cemaat istihbarat konusunda devletin
istihbaratından çok aşırı ileri bir seviyedir. Eğer önlem alınmazsa Türkiye’de
ki milyonlarca kişiyi istedikleri zaman dinleyecek güce sahiptirler.


Devletin istihbaratı cemaatin istihbaratı
yanında aşırı yetersiz kalarak tüm kurumları ele geçirmişlerdir.

Devletin
ne yapacağını bilmelerine rağmen devlet örgütün bir sonraki adımını kesinlikle
asla bilememektedir.”


Mütedeyyin kitlede taban oluşturma
faaliyetinde bulunan Fetullah Gülen grubunun 1971 sıkıyönetim devresinden sonra
faaliyetlerine önce çok gizli bir şekilde başlamıştır.

Cemaat dini motifli faaliyetlerine
en çok ilk başta orta ve yükseköğretim gençliğine kaydırarak kadro çalışmasına
ağırlık vererek çocuk yaşta yavaşça gücünü oluşmaya doğru hamle yapmaktadır.

Silahlı kuvvetler, polis
teşkilatı, adliye, üniversiteler, din eğitimi yapan okullar ve diğer devlet
dairelerinde hızlıca ve sessizce kadrolaştığı görülmektedir.

Sekiz yıllık kesintisiz temel
eğitimden Fetullah Gülen grubunun okullarının etkilenmediği görülmediği aksine
daha çok taraf toplayarak gücünü pekiştirmektedir.

Fetullah Gülen yapılan tüm
istihbarat çalışmalarına rağmen kaynağı bir türlü belli olmayan yurtdışı destek
ile yatırım yapması kamuoyunun dikkatini çekmektedir.

Bazı siyasiler ve toplumun bir
kısmı tarafından itibar edilen bir konuma geldiği, ancak dış güçlerin Fetullah
Gülen’e verdiği bu yurtdışı kaynağın karşılığı olarak, onu kendi menfaatleri
doğrultusunda yönlendirmelerinin kuvvetle ve muhtemel olduğu bilinmesine rağmen
en üst düzey yetkililer tarafından görmezden gelinmiştir.

Fetullah Gülen’in siyasi hedefleri
arasında ilk etapta devlete karşı çok gizli savaş vererek hedeflerinde
ilerlemenin yıpratıcı olduğunu teşhis ettiğini cemaatin içinde ki üst düzey
görevlilere telkin edip inandırmaktadır.

Bu nedenle kurulu sistemi
yıkmaktansa bu sisteme göre devlet modeline uygun bir örgütlenme ile devlete
alternatif bir sistem kurmayı hedeflediğini adeta devlet gibi bir oluşum
kurmuştur.

Fetullah Gülen’in her alanda
devlete karşı alternatif bir yapılanma tesis ettiği, devlet içindeki bütün
kadrolarda, bütün bürokraside, Milli Eğitim Bakanlığı’nda, emniyet teşkilatında
kadrolaşmaya çok özel önem vermektedir.

Birinci öncelikli tehdit olarak
algılanan siyasal İslam’a karşı ılımlı bir görüntü içinde olan Fetullah
Gülen’in amacının devlet düzenini ortadan kaldırarak, cemaatin esaslarına
dayalı bir devlet oluşturmak olduğunu sohbetlerde şifreli olarak
bahsetmektedir.


















































Bu nedenle Umut Işığı denge unsuru
olarak Fetullah Gülen’i görenlerin yanıldıkları, teokratik diktatörlük rejimi
kurmak amacında olduğu,” tespitlerine yer verilmiştir.