ÖZEL BÜRO NOTU : DEĞERLİ
YURTSEVERLER BUGÜN ÇOKTANDIR ÜZERİNDE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ BİR KONUYU GÜNDEME GETİRMEK
İSTİYORUZ.
ASKERLİK MESLEĞİNDE DİN MEVHUMU VE DİNSEL MOTİFLERİN
ÜNİFORMALARDA KULLANILMASI KONUSU
. ANCAK HEMEN ÖNYARGILI
KİŞİLER BİZİ HAŞLAMADAN BELİRTELİM ÇÜNKÜ YORUMUMUZUN SONUNDA BAZI ERKEN KALKAN
ÇAKMA YURTSEVERLER HEMEN BİZİ ASKER VE TSK DÜŞMANLIĞI İLE YADA DİNSİZLİKLE
İTHAM EDECEKLER. YORUMU DA KISA TUTACAĞIZ. ÇÜNKÜ LAFIN TAMAMI APTALA ANLATILIR.
(SÖZÜMÜZ MECLİSTEN DIŞARI). BİZ
SADECE BU KONUDAKİ DÜŞÜNCEMİZİ İLETECEĞİZ. BİR KERE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ
YANİ TSK DİNİ EMİRLERLE YÖNETİLMEYEN BELİRLİ BİR HİYERARŞİSİ, DİSİPLİNİ, TÖRESİ,
İÇ YAPISI, DİNAMİKLERİ VE KURALLARI OLAN 5,000 YILLIK BİR KURUM. TSK’NIN ATİLLA
ZAMANINDAKİ HALİNDE BİLE ORDU İÇİNDE GEÇERLİ YEGANE ŞEY EMİR-KOMUTA ZİNCİRİ VE
ASKERİ DİSİPLİNDİ. ANCAK AK PARTİ İKTİDARA GELDİĞİNDE KOYU DİNCİ BİR GELENEKTEN
VE PARTİDEN GELDİĞİ İÇİN KEMALİST BİR ORDUYU DÜŞMAN OLARAK GÖRDÜ VE ORDUNUN
DİNDARLAŞARAK KEMALİST ÇİZGİSİNDEN AYRILACAĞINA İNANDI VE BU YÖNDE ÖNCE ORDU
ÜNİFORMALARINI DİNSEL TEMALARA AÇTI. SONRA KİNDAR AMA DİNDAR GENÇLERE ORDUNUN
KAPILARINI AÇTI. ŞUNU NET BELİRTELİM. BİZ KEMALİSTLER OLARAK DİNSİZ ASKER
İSTEMİYORUZ. YANLIŞ ANLAŞILMASIN. BURADA BİR ANLAŞALIM. BİZİM KARŞI OLDUĞUMUZ
ŞEY İSTİSMARA AÇIK OLAN BU DİNDARLAŞMA TAVRININ İLERİDE ORDU İÇİNDE CEMMATLERİN,
TARİKATLERİN YUVALANACAĞI BİR İKLİM YARATMASININ ORDUYA VERECEĞİ ZARARDIR.
ÇÜNKÜ BİR AST ORDU İÇİNDE EMRİ KOMUTANINDAN ALIR. AMA DİNDARLAŞMIŞ ASKERLER
EMİR-KOMUTA ZİNCİRİNE DEĞİL DİNSEL BAĞLILIK KURDUĞU ŞEYHİNE, HOCASINA BAĞLI
OLDUĞUNDAN BURADA BİR ZAYIFLIK OLUŞUR. YOKSA BİZ DE ESKİDEN OLDUĞU GİBİ ASKERİN
NAMAZ KILANLARININ FİŞLENDİĞİ BİR ORTAMI BENİMSEMİYOR VE KARŞI DURUYORUZ. AMA
BURADAKİ KRİTİK EŞİK LAİKLİKTİR. BU ÜLKE LAİK OLDUĞU MÜDDETÇE GELİŞİR. BU KURAM
ZAYIFLARSA ÜLKEYİ TARİKATLER VE CEMAATLER BİR ÖRÜMCEK AĞI GİBİ SARAR VE BUNUN
SONU DA İÇ SAVAŞTIR. BU DA BÖLÜNMEYİ BERABERİNDE GETİRİR. BUNUN OLMASINI
İSTEMİYORSAK
DİNDAR ASKERE EVET TSK’DA DİNDARLAŞMAYA HAYIR
DEMELİYİZ
. HİÇ BİR KEMALİST, BİR ERİN, ASTSUBAYIN VE SUBAYIN
NAMAZ KILMASINA, ORUÇ TUTMASINA VE DİNİN GEREKLERİNİ YERİNE GETİRMESİNE KARŞI
DEĞİLDİR. KARŞI OLDUĞUMUZ ŞUDUR. BİR ER, ASTSUBAY YADA SUBAY GÖREVİNİ YERİNE
GETİRİRKEN SADECE GÖREV DİSİPLİNİ İÇİNDE YASAL AMİRİ TARAFINDAN VERİLEN EMRİ
T.C. KANUNLARINA DAYANARAK İFA EDER VE BUNU DA HİÇ BİR DİNSEL NEDENDEN ETKİLENMEDEN
YERİNE GETİRİR. ASKER KOMUTANI DIŞINDA HİÇ BİR ZÜMRE VEYA GRUPTAN EMİR ALMAZ.
DİNİ NEDENLERİ VE KURALLARI ÖNE SÜREREK GÖREVİN GEREKLİLİĞİNİ, ŞEKLİNİ, ŞEMALİNİ,
İÇERİĞİNİ DEĞİŞTİREMEZ. BUGÜN ŞERİ HÜKÜMLERLE YÖNETİLEN ORDULAR DIŞINDA HİÇ BİR
BATI ORDUSUNDA ÜNİFORMASI DİNSEL TEMALARLA OLUŞMUŞ BAŞKA BİR GARABET ORDU YOKTUR.
ÜNİFORMA LAİK TÜRKİYENİN BİR VURGUSU OLUP DİNSEL MOTİFLERİN KULLANILMASI BU
KURALA AYKIRILIK TEŞKİL EDER. ASLINDA BU KONUDA DAHA SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR AMA
BURADA NOKTALIYORUZ. ESKİDEN 12 EYLÜL DÖNEMİNDE VE ÖNCESİNDE ORDU MENSUPLARI ORUÇ
TUTMAYA, NAMAZ KILMAYA KORKARDI FİŞLENME ENDİŞESİ YÜZÜNDEN. BU DA DOĞRU BİR
TAVIR DEĞİL. EĞER DİNİMİZ İSLAM İSE TABİKİ NAMAZ DA KILARIZ, ORUÇTA TUTARIZ.
AMA BURADAKİ EN ÖNEMLİ KRİTER BU ÜLKENİN LAİK BİR ÜLKE OLDUĞUNU UNUTMADAN VE
GÖREVİ AKSATMADAN DİNİ MECBURİYETLERİ YERİNE GETİRMEKTİR.
DİNDAR
ASKERE EVET DERKEN TARİKATÇİ, YOBAZ, İRTİCAİ VE CEMAATÇİ ASKERE HAYIR DİYORUZ.
İLERİDE
BU KONUDA DAHA AYRINTILI YAZACAĞIZ. BİZİ TAKİP EDİN. ŞİMDİ DİNDAR BİR KOMUTANIMIZIN
BAŞINA NELER GELDİ HEP BERABER OKUYALIM.




Dindar bir subayın şehadeti.. 

Yıl 1990. Edirne’den Gaziantep İslahiye’ye tayinim çıkmıştı.
Daha doğrusu ailece dindar olduğumuz için sürgün edilmiştik. Islah olmamız için
ıslah edilmiş topraklarda kurulu İslahiye ilçesine…


İslahiye’ye geldiğim günün ikindi sularında kışlaya uğramıştım.
İsmini gelmeden önce duyduğum Bedir Binbaşı nöbetçi amiriymiş. Tanışmak, birlik
hakkında bilgi almak için ziyaretine gitmiştim.


Uzun bir sohbete dalmıştık. Gün kararmış, akşam namazını O’nun
odasında, O’nun seccadesinde kılmıştım. Fırsat buldukça birlikte geçirdiğimiz
iki yılımız olmuştu.


Serdengeçti edalı, sevecen, yürekli, duygusal, şakacı, dünyada
kalıcı olmadığını bilerek yaşayan bir insandı. Milliyet hisleri güçlü bir
Müslümandı. Türklüğü Müslümanlıktan ayrı düşünmezdi. Yaşadığı sıkıntılara
rağmen ülkenin, ordunun yönetim biçimine aşırı hüs-ü zan beslerdi. Eleştirel
yaklaşımlarıma mesafeli dururdu.


Askerlik kariyeri çok üst seviyede, Silahlı Kuvvetlerin en iyi
komando subaylarından biriydi.


Neşeli tavırlarının yanında, söz, peygamber efendimize,
sahabelerin rol model hayatlarından kesitlere geldiğinde gözyaşlarına
boğulurdu.


Ramazan ayı geldiğinde kışlada orucu yasaklayan alay komutanına
karşı verdiği mücadele, hafızamda hâlâ canlılığını koruyor…


Kendini kışla-orduevi-lojman üçgenine hapsetmez, halkla içten
ilişkiler kurardı. İslahiye halkı ile 
tanışmam ve kaynaşmamda rol üstlenmişti. Aynı lojmanda kapı komşuluğu
da  yapmıştık…


1992 yılında Kars Sarıkamış’a tayini çıktı. Bir sene sonra benim
de tayinim Sarıkamış’a çıkmıştı. Sarıkamış’a geldiğim gün yine nöbetçi
amiriydi, yine kendimi O’nun yanında bulmuştum. Tıpkı İslahiye’de olduğu gibi.
Yine odasında yine seccadesinde namaz kılmıştım. Sarıkamış’ı ve güzel
ahalisini, orada kurduğu dostluklar üzerinden tanıdım. Fakir Sarıkamış halkının
her zaman yardımına koştuğuna sık sık şahit oldum.


Dindar bir Müslüman olduğundan, hepimiz gibi o da çok sıkıntı
çekti. Cengaver ruhlu, cesur, atılgan, gözünü budaktan esirgemeyen, şehit
olmayı isteyen, birliği için gece gündüz çalışan bir subay olmasına rağmen
“mürteci”, “güvenilmez (şüpheli)” kategorisine alınışına çok üzülürdü.


Çok problemli operasyon bölgelerine, problemli askerlerle
gönderilmesine bile itiraz etmezdi.


Gittiği yerlerde halkın sevgisini kazanırdı. Arapça bilirdi.
Operasyon bölgelerinde halkın evlerine gider, ekmeğini yer, sohbet ederdi.
Arazide kurdurduğu mescid çadırında ezan ve Kur’an okuturdu. Köylüler
rahatlıkla o çadırda namaz kılmaya gelirdi. Halkın kendisini hoca yerine
koyarak bazı dini meseleleri sorduğunu gülerek anlatırdı.


İçten duygularla bağlı olduğu ordunun komutanlarının bir gün
kendisini anlayacaklarını düşünürdü. Dindarlığın ülkemizin geleceği için elzem
olduğunu, baskıların gelecekte büyük sorunlara yol açacağını, toplumsal
dayanışmanın temel taşının ‘Din’ olduğunu, aziz İslâm dinini gayrimeşru ilân
etmenin, ülkenin/devletin temellerini dinamitlemek olduğu, vatanseverliğin
görevleri hakkıyla yapmaktan geçtiği kanaatindeydi.


Son günlerinde talep ettiği silâhın verilmemesi  moralini çok bozmuştu. Tümen komutanının bir
toplantıda sarf ettiği “Gericiler hamam böceği gibidir, ışığı görünce kaçacak
delik ararlar” sözü hayal kırıklığının tuzu biberi olmuştu.


Dünyadaki son gününden bir gün evvel telefonla konuşmuştuk.
Farklı bir ses farklı duygular içinde, bunca sene sonra ilk kez, komuta
kademesinden ümidini kestiğini ilân etmiş, “Sen haklısın, bunların bize
düşmanlığı bitmeyecek “ demişti.


4 Nisan 1994… Son operasyonda da en öndeymiş. Kahramanca ölmek
arzusu yerine gelmiş, gözünden vurularak Hakkın rahmetine kavuşmuş. Haberi alıp
askerî hastane morguna gittiğimde, yüzündeki gülümsemeye, şehadet parmağının
kalkık haline şahit olmuştum… Morg görevlisi, (eksi 15) derece soğukta bile
naaşın katılaşmadığından, canlı bir insanı soyar gibi kıyafetini çıkardığından
bahsetmiş.


Birlikteki çantasından annesine ve eşine yazdığı ‘vasiyet
mektuplar’ çıkmış. Söz konusu vasiyetler tümen komutanına okununca,
Sarıkamış’ta cenaze namazının kılınmasına izin vermemiş. Askerî hastanenin
bahçesinde, tümen komutanı, alay komutanları, subaylar astsubaylar, rahmetlinin
Kıbrıs’ta görev yapan Albay ağabeyi ile dayısının oğlu Balıkesir milletvekili
Cemal Öztaylan tabutun çıkarılmasını beklemiştik. Bir tarafa da Sarıkamış halkı
yığılmıştı…


Askerler tabutu omuzlamış bahçeye çıktıklarında, vefakâr
Sarıkamış halkı, “Bizim için şehit olan komutanımızın namazını kılacağız”
diyerek cenazeyi askerlerin elinden aldı. Tümen komutanı alay komutanlarına
bağırdı ama nafile. Cenaze, tekbirlerle Sarıkamış kaymakamlık binası ve tümen
karargâhının olduğu kavşağa getirildi. Sokak ortasında cenaze namazını kıldık.


Rahmetli Bedir Binbaşının dayısının oğlu Cemal Öztaylan, orada
sandalye üzerine çıktı : “Bedir Binbaşının ekmek torbasından  Kur’an-ı Kerim çıktı. Torbadan Ajda Pekkan’ın
fotoğrafı çıksaydı böyle bir muameleye tabi tutulmazdı. Allah şehitlerimizin
cenaze namazını sokakta kılmaktan bizi kurtarsın…’ dedi. Yükselen amin
seslerine yüzlerce insanın hıçkırık ve gözyaşları karışmıştı…


Balıkesir Bandırma Hava Şehitliğinde, astsubay babası, pilot
üsteğmen abisi ile birlikte yatıyor.


Hakka yürüyüşünün 26. yılında rahmetle anıyorum. Mekânı Cennet
olsun!


Rahmetlinin Eşine ve Annesine Yazdığı Vasiyet- Mektuplar Vasiyetimdir


**************************


Güzel Hanımcığım,


Şimdi ayrılık zamanıdır.


Sen genç, oğulcuklarım çok küçüksünüz. Sizi mesut ve
bahtiyar etmek için çok çalıştım. Müslüman olduğum için munkarib oldum sizler
de benle sıkıldınız. Ben zulüm gördüm sizler de üzüldünüz.


Elhasıl ben inanmanın diyetini ödedim. Sizler de
benim rüzgârımda sürüklendiniz. İyi etdim.


İmanla dopdolu bir hayat yaşadım. Onlar beni boğmak
istediler ben de onlarda ölümcül yaralar açtım. Çileli bir hayatdı bu, beraber
yaşadık.


Beni anladın mı bilmiyorum! Göğsümün içindeki
kafesine sığmıyordu. Çok da dua aldım. Bu sebepden uzun ömür ve hayır ümidim
vardır. Fakat ben kefenimi hep üzerimde his etdim. Ecel gelirse safa gelsin
onunla arkadaşım ben. Yeter ki son nefesde mümin olarak göçeyim. Hak vaki
olursa inşallah şehid olurum.


Sana ağlama demiyorum. Seven sevdiği için elbet
ağlar. Müsterih ol. Haram lokma yemediniz. Yedirmedim. Bilmeden işlediklerimizi
Allah af etsin. Çocukları hoş tut, hep tatlı sözler söyle. Namaz kılmaya teşvik
et. Onlar Allah’ın izniyle hayırlı  insan
olurlar. Talha hırçındır ama merhametlidir. Tahir hem akıllı hem iyi huyludur.
İkisinde de siyasî zekâ vardır. Devlet adamı olabilirler o yöne yöneltmeye
çalış. Benim dostlarım kimlerdiyse onlarla irtibatı kesmeyin.


Ben senden razıyım, Allah da razı olsun. Allah
cennet nasib ederse seni de yanıma versin. İffet, namus ve hanımefendiliğinle
her zaman bir yıldızdın. Güzel yüzünü Allah nasib ederse tekrar görürüm ama
dünyada ama ahiret de.


Hakkınızı helâl edin.


Evin Babası Bedir


Vasiyetimdir


Canım Anneciğim,


Her şeyimi sana borçluyum. Hep sana hizmet etmeyi,
yanımda kalmanı, sana hürmet etmeyi, güzel kokunu koklamayı arzuladım. Çok az
kısmet oldu. Bu dünyada sana doyamadım.


Anneciğim dünyayı sevemedim tad da alamadım.
Allah’ın emir ve rızasına aykırı her şey beni rahatsız etdi. Elhasıl dünya bana
küstü ben de ona.


Bilmiyorum ama zan ediyorum senin dualarının
bereketiyle ömrüm uzun olur. Eğer sen veya ben önce gidersek önce giden
kucağını açıp beklesin. Elbette kavuşacağız. Saçından bende bir tutam var onu
yanımda taşıyorum. Ölürsem Allah’ın izniyle bu kahramanca olacaktır. Saçının
telleri yanımda kalsın, sakın ağlama.


Bil ki göğsümde Kur’an var. Dudaklarım da son olarak
Allah’ı zikretdi, gönlün müsterih olsun. İbadetlerimi zikirlerimi hep
bağışladım, elimde bir şey kalmadı. Rabbimin huzuruna bomboş gidiyorum. O’nun
gufranının kuşatacağını umuyorum.


Sana başka ne yazayım, evvel gidene selâm olsun.


Oğlun Bedir




YAZIYI KALEME ALAN : Arkadaşı Mehmet Yavuz AY




**************** 

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi
olarak Kahraman ve dindar Şehidimiz
Bedir
Binbaşı
’yı şükran, özlem ve saygı ile anıyor, Allahtan
rahmet diliyoruz.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet