Bir devre arkadaşı yazmış…


DAĞ II’yi ithaf
ettiğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri. Ancak açılışta üç örnek askerden
bahsediyoruz onlara da ithaf ediyoruz. Bunlardan biri Teğmen Harun Kılınç.


1992 yılı
kışıydı. Şubat veya Mart gibi yine güneydoğuya gitmişlerdi Kayseri’den. Harun
Teğmen 1nci taburla Kösreli bölgesine yerleşti. Cudi dağı orta güneyi Tuşimiya
deresi çıkışı tarafı en iyi dostuyla beraber tugay karargahı ile beraber
Görümlü’deydi. Diğer 2 tabur da Cudi kuzeyinde konuşlanmıştı. Kıştan çıkılıyor
görüntü ve operasyonlar artıyordu. O dönemler
‘alan hakimiyeti’
denen bir kavram ile kritik tepeler sürekli
tutularak operasyonlar yapılırdı. 1nci tabur bu kapsamda Cudi’ye ve Tuşimiya
deresine daha yakın hakim olan Dijivar ve Tengesif tepelerini tutmaya
başlamıştı. Bu görev rotasyon ile yapılıyordu.


2nci veya 3 üncü
rotasyon başlangıcında sabaha karşı nasıl olsa değişim olacak diye toparlanıp
üst bölgesine hazırlanan askerler gözetlemeyi bir anlığına ihmal edince o günkü
yoğun sisten faydalanan teroristler saldırdılar. Bir kaç mevziye girdiler. Sis
ve tertipsiz yakalan birlik kontrolü kaybetti tepede. Değiştirmeye gelen birlik
Dijivar tepe yerine boyun noktası ile oraya bağlanan ortasında bir ağaç olan
boyun noktasının diğer tarafındaki Tengesif tepeye konuşlandı birlik komutanın
emri ile. Harun Teğmen durumdan rahatsız olup insiyatifi eline alıp ideal bir
subay gibi olaya müdahale etmek üzere boyun noktasından teroristlerin olduğu
tepeye doğru ilerledi. Yanında habercisi ile birlikte Dijivar’dan gelen “sıyrılan
geri çekilen”
askerleri derlemeye ve durumu anlamaya çalışırken
yaralandı.


Ağacı mevzi yaptı
ve teması devam ettirdi. Çatışma devam ederken tereddütsüz ve bilinçli olarak
kendini görevi için hiçe saydı.


En iyi dostu
helikopter pisti başında oraya takviye olarak atılmak üzere bekledi. O da
teğmendi. Dostu tepedeki sisi olduğu yerden görebiliyordu. Ama helikopterler
kalkamadı. Hava şartlarının aksiliğinden Kobra destek veremedi. Dostlarına hava
şartları engel oldu.


Harun Teğmen
aldırmadı buna. Şehit olana dek çatıştı. Timini korumak adına onu yalnız
bırakmayan habercisi ile beraber mevzilerine girilmiş sisli Dijivar tepeye
doğru yalnız gitti ve dönmedi.


Kösreli’deki
taburdan ve yakındaki timden giden destek ile şehidimiz bizde kaldı. Ve
Elbistan Afşin’e defnedildi. Onun sayesinde kendi kadar genç olan ama daha
tecrübesiz askerler kurtuldu genç bir subay olarak liderin en önde olacağını
kanıtladı.


DAĞ II’yi
çekerken ailesi bize destek oldu. Sağolsunlar her türlü ilgi ve samimiyeti
verdiler. Emekli polis olan kızkardeşi ricam üzerine bir sahnemizde bile
oynadı. Hanımefendinin Harun Teğmen’e tıpatıp benzeyen bir oğlu var.


Harun Teğmeni
mülakat yaptığım o yakın dostu DAĞ II’nin birikim kaynaklarından biri emekli Bordo
Bereli Albayımız bana sorduğumda şöyle anlatmıştı:


“Bizim devre 89
mezunu ve 90 yılında kıtaya çıktık. Hava İndirme Tugayı Kayseri. Halk arasında
paraşütçü komando. O dönemler mart gibi güneydoğuya gidilir aralık gibi
dönülürdü. Ve tayinin Kayseri gözükürdü. Harun kıtaya çıkar çıkmaz gitmişti
güney doğuya. Onun katıldığı tabur o sene kışı bölgede geçirmişti. Çok güçlüydü
3 kişi bileğini bükemezdik. Esmer güçlü yeşil gözlü sağlam karakterli bir
adamdı. Çok okuyan ve her zaman haklının ve ezilenin yanındaydı. “


Özel Kuvvetlerde
senelerce görev yapan bu yakın dostu o günleri ve Harun Teğmen’in bir asker
olarak üstünlüğünü daha dün gibi hatırlıyor.


Ruhun şad olsun
şehit Teğmen Harun Kılınç. Unutmadık. Unutturmayacağız.