SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ & MİLLİ GÜVENLİK & MİLLİ SAVUNMA

TSK DOSYASI : ASKERLER 600 SUBAYI KADROSUZLUK GEREKÇESİYLE TOPLUCA EMEKLİ EDİLEN TSK İÇİN BÖYLE DİYOR…

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ & MİLLİ GÜVENLİK & MİLLİ SAVUNMA
Bu haber 12 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

ASKERLER 600 SUBAYI KADROSUZLUK
GEREKÇESİYLE TOPLUCA EMEKLİ EDİLEN TSK İÇİN BÖYLE DİYOR…


Sosyal medyadan,
ülkemizdeki ileri demokrasi nedeniyle anonim kalmasını istediğim bir emekli
subaya aittir.


Yazım
özneleri askerler olunca bazı arkadaşlara sıkıcı gelebilir ancak ana fikri
kurumlar arası koordinasyonun liyakatin mesleki ve insani birçok değerin hiçe
sayılarak ülkenin nasıl yönetildiğinin daha doğrusu yönetilemediğinin bir özeti
aslında.


Medya
ve basında son yüksek askeri şura kararları ile Kara Kuvvetleri Komutanlığından
altı yüz Albay rütbesindeki personelin kadrosuzluk nedeniyle emekli edildiği
bilgisi yer aldı. Emekli bir subay olarak yaptığım bire bir görüşmelerden de
kadrosuzluk nedeniyle basında yer alan rakamlara yakın sayıda Albayın emekli
edildiği bilgisine ulaştım. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra fetö terör
örgütü ile irtibatlı yaklaşık dört bin subayın ihraç edildiği Kara Kuvvetleri
Komutanlığında personel eksikliği yaşanırken emekliliklerin kadrosuzluğa
dayandırılması bana biraz manidar geldi.


Emeklilikleri
atamalar ile birlikte değerlendirdiğimde ilginç olduğu kadar düşündürücü bir
tablo ortaya çıkıyor. Kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilen bir kısım
personelin bir buçuk ay önce yapılan atamalarla yeni görev yerlerine
katıldığını da biliyoruz.


Kara
Kuvvetleri Komutanlığında en önemli görev yerlerinden birisi olan Alay
Komutanlığına atanan ve bir gün önce sancak devir teslim töreni ile Alay
Sancağını teslim alan bir Alay Komutanının emekli edilme gerekçesi ne olabilir?


Kritik
bir görev yerinden seçilerek başka bir kritik görev yeri olan Bölge
Başkanlığına atanan albayın emekliye sevk edilmesinin mantığı var mıdır?


Atamalarda
Kıbrıs’a atanarak görev yerlerine katılan ve son şura kararları ile emekliye
sevk edilen Albaylar nedeniyle oluşan kamu zararı için ne söylenebilir?


Sicil
sıralamasında kendilerinden sonrakiler göreve devam ettirilirken devrelerinin
ilk sıralarında yer alan Albayların emekli edilmesinde hangi kriterler dikkate
alınmıştır?


Kişisel
olarak incelendiğinde buna benzer kişileri rencide edici birçok örneği vermek
mümkün. Bunun yanı sıra atama gören personelden eşlerinin atamasını yaptıran
evini kiralayan eşyalarını taşıtan ücretlerini ödeyerek özel okula çocuklarının
kayıtlarını yaptıranların mağduriyetleri vicdanları ne kadar yaralamıştır merak
ediyorum.


İşin
daha enteresan tarafı ise emekliye sevk edilen kişilerin yaklaşık yarısı normal
şartlarda çalışma süreleri nedeniyle değerlendirmeye alınmaması gereken yani
normal şartlar altında emekli edilmemesi gerekenlerden oluşuyor. Diğer bir
ifadeyle yirmi sekiz çalışma yılını doldurmayan dolayısıyla süre uzatma
değerlendirmesine girmemesi gereken yaklaşık üç yüz Albay kadrosuzluk nedeniyle
emekli edilmiş. Söz konusu personelin kaldıkları bu muamele karşısında neler
hissedebileceği ailesine ve çevresindekilere bunu nasıl izah edeceği hiç
akıllara gelmiş midir acaba. Ne hissediyorlar bilemiyorum ama bu zamanda ve bu
şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) kadrosuzluk gerekçesiyle emekliye
sevk edilmek bu arkadaşlarımız için bir ONUR ve GURUR vesilesidir diye
düşünüyorum.


Taşları
yerinden oynatılmış bir orduda personel arasındaki ilişkilerin nasıl olacağını
tahmin edebiliyor musunuz. Emekli edilenlerin göreve devam edenler hakkında
(Hangi cemaate üyeler acaba) veya göreve devam edenlerin emekliler hakkında
(Fetöcümüy dü acaba) neler düşündüğünü veya hissettiğini söylemeye gerek var
mı. Kader birliği yapan insanların oluşturduğu bir orduda personelin
birbirlerine şüphe ile bakması kabul edilebilir mi. Çalışanlar arasında
önümüzdeki yıl yarbay binbaşı ve astsubaylar da kadrosuzluk nedeniyle emekli
edilecekmiş söylentisi almış başını gidiyor. Çalıştığı kurumda geleceği
hakkında endişeleri olan insanlardan görevleri gereği gerektiğinde ölmelerini
beklemek ve istemek gibi bir hakkınız olabilir mi?


TSK
subay kadrolarının sınıf ve rütbelere göre belirlenerek buna göre personel
temini ve yetiştirilmesi teknik bir konudur. Daha önceki yıllarda günün görev
ihtiyaçları dikkate alınarak planlamaların aksine uygulamalar yapılmışsa da
personelin sistem içinde kullanılması sağlanarak mağduriyetlerin asgari
seviyede olması hep ön planda tutulmuştur. Bu uygulamada ise akla zarar
mağduriyetlerin yanı sıra ödenen harcırahlar nedeniyle kamu zararı da söz
konusudur. Bu konuların haksız yere emekliye sevk edilerek mağduriyet yaşayan
personel tarafından yargıya taşınması gerektiğine inanıyorum.


Şahit
olunan uygulamalar bize Kara Kuvvetleri Komutanlığının görev ihtiyaçları ile
hareket ederken Milli Savunma Bakanlığının ise bilmediğimiz ancak tahmin
edebildiğimiz siyasi ve ideolojik düşüncelerle hareket ettiğini gösteriyor.
Yanılıyor olabilirim ama birimler arasındaki dikkat çekici farklı hatta
birbirine tamamen zıt uygulamalar TSK personelinin MSB’lığı içindeki bir birim
vasıtasıyla değerlendirilerek eski personelin zaman içinde tasfiye edildiği
izlenimini veriyor bana. Bir şekilde zamanında az veya çok Fetö terör örgütü bu
ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu tespit edilen ancak haklarında yasal işlem
yapılamayan personelin tasfiye edilmesi makul görülebilir ki bu durumdaki
personel kadrosuzluk nedeniyle emekli edilenler içinde öğrenebildiğim kadarıyla
dikkate alınmayacak sayıdadır. Bu da kadrosuzluktan emekliliklerin terör örgütü
şüphesi ile değil ağırlıklı olarak başka gerekçelerle yapıldığının en açık bir
göstergesidir.


Başta
Akit gazetesi olmak üzere yandaş basın ve medyada son günlerde tabur ve daha
üst birlik ve karargahlarda imam/din işleri subayı görevlendirilmesi konusu
gündeme getirilmeye başlandı. Yine sosyal medyada bu teşkilatlanma ile ilgili
kanuna dair bir metin dolaşıyor. (Yazım hataları nedeniyle bu belgenin doğru
olduğunu düşünmemekle birlikte yakın zamanda çıkarılacağına da inanıyorum. )
Halen geçerli midir bilmiyorum ama TSK’da ihtiyaca binaen yeni bir kadro
açılacağı zaman kadro tavanını aşmamak gerekçesiyle başka sınıflara ait
kadrolardan tasarruf edilir. Halen bu uygulama geçerli ise tasfiye şeklindeki
emekliliklerin bu konuyla ilgili olabileceğini imam ve din işleri subayları
için kadro oluşturma hazırlığı olabileceğini düşünüyorum. (Görevde olduğum
yıllarda belli seviyenin üstündeki karargahlarda seferde atama yapılacak
şekilde Din İşleri Subayı kadrosunun olduğunu da belirtmek isterim. )


Askeri
öğrencilik dâhil otuz yedi yıl hizmet ettiğim TSK’de dine saygısızlık
yapıldığını dini vecibelerini yerine getiren dindar personele farklı
davranıldığına şahit olmadım. Büyüklüğüne bağlı olarak hemen hemen her
birliğinde cami veya mescit bulunan ramazan aylarında sahur ve iftar yemeklerinin
özellikle düzenli bir şekilde yenmesi için çaba gösterilen her yemekte
Tanrı’nın adı zikredilerek yemek duası okunan eğitim yılı açılışlarında kazasız
ve belasız bir eğitim yılı olması nedeniyle birçok birliğinde kurban kesilen
dini bayramlaşmaların aksatılmadan yapılması için her türlü tedbiri alan bir
TSK’den bahsediyorum. Komutanlık Bölge Başkanlığı görevlerim dâhil çalıştığım
yıllarda böyle bir kadro ve personeline hiç ihtiyaç duymadım. Bugün de ihtiyaç
olduğunu düşünmüyorum. Ama iktidarın yapmak istedikleri ve TSK’ni getirmek
istedikleri noktayı düşünerek gerçekten üzülüyorum.


Geçen
günlerde liglerden küme düşmenin kaldırılması ile ilgili yaptığım bir
paylaşımımı memleketin çivileri çıkmış sonumuz hayırlı olur inşallah şeklinde
sonlandırmıştım. Gerçekten içinde bulunduğumuz durum bu. Hatta ortada yerinden
çıkacak çivi bile kalmamış dense yeridir. Çivileri çıkmış bir yapının altında
kalmamız umarım an meselesi değildir.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER