Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Askeri hastanelerin kapatılması Türkiye’den ne
götürdü


Çok yazıldı, çok söylendi. Yine yazmak, yine söylemek
istiyorum…


Çok
yazıldı, çok söylendi. Yine yazmak, yine söylemek istiyorum. Şüphesiz vatan,
millet, bayrak çok önemlidir, ancak göz göre göre de evlatlarımız feda olmasın,
bir annenin daha yüreği yanmasın, istiyorum. Siz hiç şehit yakınlarının nasıl
hayatlarını sürdürdüklerini gördünüz mü? Mutlaka görmüşsünüzdür. O anneler, o
babalar hayattalar. Ama nasıl? Her gün evlat acısıyla yaşamak nedir bilir
misiniz? Ona bu vatanı, bu dünyayı sana verelim deseler evladının yerini tutar
mı? Onlara “benim oğlum bunun için mi şehit oldu, bunun için mi gazi oldu”
şüphesini yaşatmamaktır bizim borcumuz. Bu yazı ile Türk Silahlı Kuvvetlerine
emanet edilen askerlerin sağlık hizmetlerinde, yer alması gereken askeri sağlık
hizmetlerinin önemine, yeniden dikkat çekmek istiyorum.


Askerlikte,
bir askerin sağlığını korumasının yanında hayatını feda etmesi de onun en büyük
ödevidir. Kanunlarla belirlenmiştir bu ödevleri. Ne büyük çelişki değil mi? Bir
yandan askerin sağlığını koruyup ve yükseltmek için sorumluluklar yüklenirken,
diğer yandan “canını feda edeceksin” denir. İç Hizmet Kanunu madde 37’de: “…icabında
vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyliyeceğime
namusum üzerine andiçerim.
“[1] şeklinde belirtilir bu
görev. Bu dünyaya az çok mutluluğu aramaya gelmiş insanlarız. Hani çok büyük
hayallerimiz yok, ama göz göre göre de ölmek benim görevim der mi insan? TÜRK
ASKERİ der. Ben gerektiğinde canımı feda ederim der. Ama hangi millete, hangi
devlete? Kendisinin kılına zarar geldiğinde her türlü fedakarlığı yapmaya hazır
olan millete, devlete. Eğer bir asker, hayatını kaybedeceğini bildiği bu işte,
yaralandığı ve hastalandığı zaman gereken tedavi ve bakımın zamanında
yapılacağından emin olmaz ise, maneviyatı bozuk olacağından istenilen başarıyı
gösteremez. Diğer yandan, savaş sırasında yaralandığında yalnız olmayacağını
bilerek, en son tekniklere göre hayatının kurtarılacağını ve tedavi edileceğini
bilen bir asker ise maneviyatı sağlam olacağından görevini daha iyi yapmaya ve
başarılı olmaya çalışır. Bu can alıcı noktasıyla bile askeri sağlık hizmetleri
gerektiğinden fazla önemlidir.


Askeri
Sağlık Hizmetleri Mevzuata Göre Yürütülür ve Diğer Askerlik Hizmetleriyle Bir
Bütündür


Askeri
sağlık hizmetleri, İç Hizmet Kanunu Madde 58’de “göreve
uyarlık ve elverişlilik kontrolleri ile periyodik veya zorunlu kontrolleri,
sağlık raporu kontrolünü, tıbbi tehditlerin önlenmesini ve ortadan
kaldırılmasını, tahliye, tedavi, sağlık lojistiği ve askerî sağlığa ilişkin
diğer ihtiyaçları kapsar
” ifadeleriyle açıklanmıştır.[2]
Askerliğin ve askeri sağlık hizmetlerinin temeli disiplindir ve disiplin de “kanunlarla
nizamlarda yapılması veyahut yapılmaması yazılmış olan hususlarla, amir
tarafından yazı veya sözle emredilen veya yasak edilen işlerdir.

şeklinde ifade edilmiştir.[3] Yine İç Hizmet Kanunu’nun 57. maddesinde “Türk Silâhlı
Kuvvetleri sağlık teşkillerindeki sağlık hizmetleri, harekât ihtiyaçları hariç
ulusal sağlık mevzuatında yer alan hizmet standartlarına göre yürütülür
”[4]
denir.Kabul edilen mevzuat ile askeri sağlık hizmetleri kara, deniz ve hava
kuvvetlerinde en küçük müfrezeden en büyük birliklere kadar geniş bir alanda
teşkil edilmiş, piyade, tankçı, topçu gibi muharip sınıf hizmetleri ile
personel, lojistik, levazım gibi yardımcı hizmetlerle bütüncül olarak
yürütülmüştür. Yani bir topçu birliğinde levazım, maliye, uçaksavar, sağlık
gibi tüm bu farklı sınıflar bir arada görüldüğü gibi askeri sağlık kurumu olan
askeri hastanelerde de diğer sınıf hizmetleri ortak yürütülmüştür. Örneğin
sağlık personeli hasta ile ilgilenirken ulaştırma sınıfı hastanın nakledilmesini,
levazım sınıfı yedirilip giydirilmesi, kişisel temizliği için gerekenlerin
tedarik edilmesini, ölülerin defnedilmesini, personel sınıfı gereken
görevlendirmelerin yapılmasını, maliye sınıfı hizmetin maliyetini, bakım sınıfı
tıbbi aracın bakım onarımını,emir komuta çerçevesinde sağlar. Yani askeri
sağlık hizmetleri bir bütünün parçası, işleyen bir makinanın bir dişlisidir.
Askeri sağlık hizmetini bu bütünden koparınca geriye mekanizması bozulmuş bir
makine kalır ve bu da git gide kendini yok eder.


Önceden
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli askeri ve sivil personel ile askerlik görevi
ile yükümlü vatandaşların Silahlı Kuvvetlerdeki görevlere uyarlık bakımından
sağlık yetenekleri askeri hastanelerde tespit edilirdi. Yani yükümlü askerin
sağlam, çürük ya da sakatlık derecelerini, komando, paraşütçü, denizaltıcı vb.
olur olmaz raporları verilirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği
Yönetmeliği esaslarına göre yürütülen bu işlem hem tıbbi birikim ve tecrübe
isterken hem de bu yönetmelikte atıf yapılan diğer askeri mevzuata da hâkim
olmayı gerektirmekte idi. Çünkü Bu yönetmelik; 1076 sayılı Yedek Subaylar ve
Yedek Askeri Memurlar Kanunu, 1111 sayılı Askerlik Kanunu, 211 sayılı Türk
Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel
Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 4678
sayılı Türk Silâhlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve
Astsubaylar Hakkında Kanun ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu gibi
kanunlara dayanmakta idi.[5]


Askeri
hastanelerin kaldırılması ile bu hizmet, herhangi bir sivil hastanede, mevzuata
hakim olmayan hekimlerce yapılmıştır. Milli Savunma Bakanlığı, 17 Nisan 2017
tarihli bir yazı ile Teröristle Mücadele Harekatı kapsamında, 8’nci Kor.
K.lığına bağlı komando birliklerinde görev yapan personelin “Sınıf Değişikliği”
raporlarında % 1300, “Komando Olamaz” raporlarında % 6000, “Uzun süreli
İstirahat” kararlı raporlarında % 1300 artış olduğunu tespit etmiş ve bu
artışın birliklerde muharebe zafiyetine yol açacağı öngörüsüyle, raporları
veren hastanelerde, mevzuatın uygulanması hususunda hassasiyet gösterilmesi
konusunu Sağlık Bakanlığı’na bildirmiştir.[6] Önceden belirli askeri
hastanelerde, tecrübeli hekimlerce mevzuata dayanılarak yapılan bu hizmette,bugün
büyük aksaklıklar yaşandığı görülmüştür. Sadece bu sonuç bile, askeri
hastanelerin ve okulların kaldırılmasının, sadece askeri hastaneleri ve
okulları ilgilendirmediğinin, farklı hastanelerde mevzuata hakim olunmadan
yapılan bu hizmetin, sadece sağlık hizmetlerine yansımadığının, tüm askeri
hizmetleri ilgilendirdiğinin göstergesidir.


Diğer
yandan askeri sağlık hizmetlerindeki birmevzuatın oluşturulması da belli bir
süreci gerektirmiştir. Askeri sağlık hizmetlerinde mevcut olan mevzuat,
tarihsel süreçte yaşanan tecrübelere, uygulamalara ve belli bir bilgi birikimi
sonucunda, diğer askeri sınıf hizmetlerini de kapsayacak şekilde
oluşturulmuştur. Aynı şekilde askeri sağlık hizmetleri dışındaki diğer
sınıfların hizmetleriyle ilgili mevzuat da tarihsel süreçte yaşanan tecrübeler
ve ihtiyaçlara göre ve askeri sağlık hizmetlerini kapsayacak şekilde
oluşturulmuştur. Askerlik hizmetlerinin disiplin içinde, etkin bir şekilde
yürütülmesi, sürekliliği ve ihtiyaca göre değişiklik göstermesi, bu mevzuatın
uygulanabilirliğinin sürdürülmesine bağlıdır. Bir mevzuatın oluşturulması
tarihsel açıdan uzun bir süreç gerektirdiği gibi bir mevzuatın uygulamaya
konulması da belli teşkilatlanma, gerekli personel ve malzeme teminini,
eğitimini gerektirmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yürütülen hizmetler
bu mevzuata bağlı olduğundan, görülen ihtiyaca göre getirilecek olan yeni bir
mevzuat değişikliği, öncelikle belli bir analiz çalışması, ilgili
komutanlıkların görüş ve önerilerinin alınması ve planlama ile
gerçekleştirilir. Daha sonra ilgili tüm komutanlıklara bildirilmesi, gerekli
teşkilat, personel, malzeme ihtiyacının giderilerek eğitim verilmesi, ardından
uygulamaya geçilmesi sonrasında da oluşabilecek eksik hususların tekrar geri
bildirimde bulunularak düzeltmenin yapılmasını gerektirir. Çok geniş bir hizmet
alanına sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adeta bir orkestra veya canlı
bir vücut gibi işlevini sürdürmesi bu mevzuatın ahenkli bir şekilde
yürütülmesine bağlıdır.


Tüm
bu değerlendirmeler ışığında askeri sağlık hizmetlerinde yapılan değişiklikler,
askerlik hizmetlerinin bütünü düşünülmeden, plansız bir şekilde
gerçekleştirilirse, nasıl bir orkestranın ahengi bozulur gürültüye dönüşür veya
vücudun direnci düşer hastalıklara açık hale gelirse silahlı kuvvetlerde de teşkilat,
personel, malzeme ve uygulama alanlarında bir çözülme başlar, zayıf düşer ve bu
da bir devletin ana savunma kuvvetini kaybetmesine yol açar.


Askeri
Sağlık Hizmetleri Hangi Yönleriyle Sivil Sağlık Hizmetlerinden Farklıdır ve
Neden Askeri Okul Önemlidir?


Askeri
sağlık hizmeti, sağlık-hastalık-tanı ve tedavi yöntemleri gibi bilimsel olarak
temelde aynı olsa da sivil sağlık hizmetlerindenbazı yönlerden farklılıklar
gösterir. Öncelikle savaş zamanındaki hastalık ve yaralanmalar, barış
zamanlarında olduğundan farklıdır. Savaş zamanında kullanılan ateşli silahlar,
tank, top, havan, füze gibi savaş araçları düşünüldüğünde oluşabilecek yaralar
da buna göre daha parçalı, ölümcül ve ağır hasarlıdır. Barış zamanında sivil
hayattaki yaralanmalar ise bıçak, kurşun veya kazalar sonucu oluşan
yaralanmalardır. Savaş zamanında görülen hastalıkların barış zamanında görülen
hastalıklardan genel olarak farkı ise savaş yüzünden ailesinden ayrılarak
maneviyatı bozulmuş, yorulmuş, bazen aç susuz kalmış, direnci düşmüş askerlerin,
temizlik kurallarının uygulanmadığı bir ortamda bulaşıcı hastalıklara açık hale
gelmesi sonucu oluşan hastalıklardır. Oysa barış zamanında hastalık nedenleri
daha kapsamlıdır. Dünya tarihinde de savaş dönemlerinde salgın hastalıklardan
ölenlerin sayısı cephede ölenlerin sayısından kat kat fazladır. Türk Ordusu
Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşlarının acı tecrübelerini
yaşamış, savaş yaralanmalarından çok tifüs, kolera, tifo, çiçek, yılancık ve
donma gibi önlem alınarak engellenebilir hastalıklar yüzünden kayıp
yaşamıştır.[7] Bu yüzden barış dönemleri dahil olmak üzere ordu personelinin
sağlığını korumak, hastalıklara karşı dirençli hale getirmek gerekir. Bir diğer
önemli nokta ise cephe durumunun her an değişebileceği düşünülerek bu
değişimlere anında uyum sağlamak için, önceden öngörülerde bulunarak, barış
zamanında sağlık personeli ve malzemesi, ilaç, teçhizat, hastane, nakil
vasıtası, gıda gibi olası tedbirlerin planlanması gerekir.


Askeri
sağlık hizmetleri, barış ve sefer şartlarında da değişiklik gösterir. Seferde
askeri sağlık hizmetinin birinci ilkesi hastayı veya yaralıyı hastalık veya
yara dercesine göre tasnif ederek (triaj) kısa sürede tedavi birimine
nakletmektir. Hâlbuki barış zamanı böyle bir ayırma işlemine gerek yoktur.
Barışta asker ve ailelerine hastane ve revirlerde hizmet verilirken, seferde
kıta sargı yeri, araba durak yeri, sıhhiye bölüğü, seyyar hastanelerde, kara,
deniz ve hava birliklerine göre de değişiklik gösterir. Bu yüzden seferde
verilecek olan sağlık hizmetlerine yönelik olarak planlama, eğitim ve
kadrolamanın barış şartlarında yapılması gereklidir.


Askeri
sağlık hizmetlerini sivil sağlık hizmetlerinden ayıran diğer bir farklılık ise
hasta bakım hizmetleri alanında görülür. Barış zamanında hasta bakımı hastanelerde
yapılır, malzeme ve personel açısından daha elverişli imkânlar vardır. Savaşta
ise personel ve malzeme açısından imkânlar kısıtlıdır, hastaneler uzaktır ve
hasta bakım hizmetleri daha çok seyyar hastanelerde yapılır.Diğer yandan askeri
sağlık personeli afet durumlarında, tatbikat ve savaş şartlarında bağlı
bulunduğu birliğin alacağı pozisyona göre ve emir komuta zinciri içinde hareket
eder. Askeri sağlık hizmetlerinde, sağlık personelinin hayatı da tehlikede
olduğundan stres altında çalışması, fedakâr, cesur, bilgili ve temkinli olması
gerekmektedir. Bu yüzden askeri sağlık hizmetlerinin belli bir düzen ve
disiplin içinde, diğer askerlik hizmetleri içinde bütüncül bir şekilde
yürütülmesi ve verimli olabilmesi için,mevzuata hakim olabilecek sağlık personelinin,
askeri eğitim ve tatbikatlarla, askeri okullarda eğitilmesi gereklidir.


Askeri
Hastanelerin Kapatılması Neleri Götürdü?


 15
Temmuz 2016’dan sonra 2016/9109 sayılı “Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Asker
Hastanelerinin Devrine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Karar” ile askeri
hastaneler ve sağlık okulları Sağlık Bakanlığına bağlanmıştır. Esasen Milli
Mücadele döneminde TBMM’de sivil halkın sağlık hizmeti alması için askeri
hastanelerin Sağlık Bakanlığı’na bağlanması teklif edilerek görüşülmüştür. O
dönemde ordu yaklaşık on yıldır savaşın içindedir ve yedek tabipler de askere
alınmıştır. Gerçekten de halkın sağlık hizmeti yok denecek kadar azdır. Millet
olarak var olma mücadelesi verilen böyle bir savaşın ortasında yapılan böyle
bir teklife karşı; askeri birliğin sağlık hizmetlerinin sadece birlikte bulunan
tabipler tarafından değil, Milli Müdafaa Vekaleti Sıhhiye Dairesi’nce tespit
edilen kaideler ve esaslar dahilinde verildiği, sıhhiye dairesinin de Müdafaa-i
Milliye’den ayırmanın ordunun genel sıhhiyesinin başsız hale gelmesine neden
olacağı savunulmuştur. Askeri sağlık hizmetlerinin kıta, kurum ve hastanelerde
diğer askeri hizmetlerle beraber yürütüldüğü, ayrılamayacağı, ordunun
harekatına göre sıhhiye dairesinden alınacak esaslar dahilinde sıhhatin
korunduğu, nakillerin tedavilerin yapıldığı, hastanelerin lağvedildiği,
nakledildiği ve yatak sayılarının arttırıldığı açıklanmıştır. O tarihlerde
askerin sağlığı için yaklaşık seksen yıl önce kurulan askeri sağlık
teşkilatının düzeninin bozulmasının uygun olmadığı
değerlendirilmiştir.Günümüzde ise acaba sivil sağlık kuruluşları yetersiz miydi
de askeri hastaneler sivilleştirildi? Bilemiyorum.


Askeri
sağlık hizmeti aslında sadece askere değil millete hizmettir.Tarih bize
göstermiştir ki savaşlar sadece orduları değil topyekun halkı eritmiştir. Asker
ve sivil sağlık hizmetleri ayrı bakanlıklara bağlı olmasına rağmen, askeri
sağlık hizmetleri tamamen sivil sağlık hizmetlerinden kendini soyutlamamış,
aksine her zaman işbirliği içinde çalışmıştır.Halkın sağlığı birlikte ele
alınmış, çıkarılan sıtma, trahom, verem, frengi hastalıkları ile mücadele
kanunları ile bu mevzuatta askerin de görevleri belirtilmiştir. Yaşanan sağlık
problemlerine yönelik olarak alınacak önlemler ve yapılacaklar hakkında sivil
ve asker hekimlerin ortak olarak düzenledikleri “Milli Tıp Kongreleri” yol
gösterici olmuştur. Sivil ve askeri sağlık hizmeti açısından ortak konu halkın
sağlığının korunması olmuştur. Askeri tabipler çalıştıkları garnizonlardaki
sivil halka da hizmet etmiş, sivil sağlık tesisi bulunmadığı takdirde yatak
sayısının %5’ini geçmemek kaydıyla sivil halk da yatırılarak tedavi
edilmiştir.[8]


Askeri
hastaneler artık yok. Askerler artık sivil hastanelere gidebiliyor.
Gerektiğinde canını feda edecek olan ve vatani görevini yaptığını düşünen asker
açısından ne getirdi, ne götürdü? Askeri hastaneler yerine herhangi bir
hastaneye alınan askere “biz senin yanındayız” şeklindeki güven duygusu böyle
bir ortamda ne kadar verilebilir? Bu askere diğer hastaların yanında farklı bir
muamele gösterilmesi, sağlık hizmetlerinde etik bir tutum mudur? Aynı şekilde
buradaki sivil sağlık personeli bu askeri ne kadar anlayabilir? Diğer bir
ayrıntı, artık komutanı askerini hastanede güvenle ziyaret edebilecek midir? Bu
asker, artık seve seve canını feda edecek midir?


Gülhan Seyhun – İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi SHMYO Öğretim
Görevlisi


Odatv.com


[1] TSK İç Hizmet Kanunu, Resmi Gazete, 9 Ocak 1961, s. 3000.


[2] TSK İç Hizmet Kanunu, Madde 58, s. 3459.
http://www.mevzuat.gov.tr, (Erişim tarihi 3 Mayıs 2017)


[3] TSK İç Hizmet Kanunu, Resmi Gazete, 9 Ocak 1961, s. 2999.


[4] TSK İç Hizmet Kanunu, Madde 57, s. 3459.
http://www.mevzuat.gov.tr, (Erişim tarihi 3 Mayıs 2017)


[5] Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, Madde 2,
http://www.tsk.tr/Content/pdf/insan_kaynaklari/TSK-Saglik-Yetenegi-Yonetmeligi.pdf,
(Erişim tarihi 1 Eylül 2016)


[6]Ahmet Takan, “Askeri Hastaneleri Sivilleştirmenin Acı
Bilançosu” Yeniçağ Gazetesi, 4 Mayıs 2017,
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/askeri-hastaneleri-sivillestirmenin-aci-bilancosu-42656yy.htm


[7] Ahmet Başustaoğlu, Bir Nefes Sıhhat; Tevfik Sağlam’ın Yaşamı,
İstanbul, İş Bankası Yayını, 2016, s. 285-324.


[8] Kemal Özbay, Türk Asker Hekimliği Tarihi ve Asker Hastaneleri,
C: I, İstanbul, Yörük Basımevi, 1976, s. 457.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış