5
Soru : Fırat Kalkanı Operasyonu


Temel olarak Fırat Kalkanı Operasyonu iki aşamadan oluşmaktadır.
Birinci aşamada Cerablus kentinin batı ve güneyindeki bölgeler ele geçirilerek
kent kuşatılmıştır. Operasyonun ikinci aşamasında ise nihai olarak kent
merkezine girilmiştir.


1. Fırat Kalkanı Operasyonu’nun teknik detayları nelerdir?


Suriye’nin Halep eyaletine bağlı Cerablus kentini DAİŞ
unsurlarından arındırmak için başlatılan Fırat Kalkanı Operasyonu Türk Silahlı
Kuvvetleri (TSK) komutasında yürütülen, Suriyeli muhalif grupların da dahil
olduğu askeri bir harekattır. TSK’ya bağlı kara ve hava kuvvetlerinin yanı
sıra, Özel Kuvvetler ile Milli İstihbarat Teşkilatının çeşitli unsurları da
operasyona iştirak etmektedir. DAİŞ ile mücadele için oluşturulan Uluslararası
Koalisyon kısmen de olsa operasyona destek vermektedir. Türkiye Fırat Kalkanı
Operasyonu için Sultan Murad Tugayı, Şamlılar Cephesi, Feylak eş-Şam, Ceyş
el-Nasr, Ceyş el-Tahrir, Hamza Fırkası, Liva el-Mutasım, Nureddin Zengi Tugayı,
13. Tümen ve Liva Sukur el-Cebel’den oluşan muhalif unsurları uzun bir
eğit-donat sürecinden geçirmiş, ardından mobilize etmiştir. Daha önce el-Rai’yi
(Çobanbey) DAİŞ’ten temizlemek için oluşturulan Havar-Kilis Operasyon Odasında
bulunmayan Nureddin Zengi Tugayı, 13. Tümen, Ceyş el-Nasr ve Feylak eş-Şam da
Fırat Kalkanı Operasyonu’na katılmışlardır.


Türkiye, uzun zamandır Azez-Cerablus arasındaki 90 kilometrelik
hatta DAİŞ unsurlarını elimine edip, sınır hattını güvence altına alabilmek
için çaba sarfetmektedir. Azez ve el-Rai (Çobanbey) arasındaki hattın güvenliği
DAİŞ unsurlarının bertaraf edilmesiyle oluşturulmuştur. Fırat Kalkanı Operasyonu
ise bu anlamda sınır hattının güvencesini temin etmek için aslında ikinci
aşamadır. Operasyon 24 Ağustos gecesi saat 04.00 itibarıyla başlamıştır.
Operasyona TSK’ya bağlı Müşterek Özel Görev Kuvveti başta olmak üzere obüs
bataryalarıyla ve çok namlulu top atışlarının müdahaleleriyle başlanmıştır.
Ardından TSK ve DAİŞ’le mücadele koalisyon güçlerine ait hava unsurlarıyla DAİŞ
mevzileri bombalanarak, örgüt unsurları yumuşatılmış ardından ise zırhlı
birliklerle birlikte yaklaşık 25 tank açılan koridorlar üzerinden muhalif
güçlerle birlikte geçiş sağlamıştır. Bu birliklere TSK’nın özel kuvvetleri ve
MİT’e bağlı özel birlikler eşlik etmiştir.


Temel olarak Fırat Kalkanı Operasyonu iki aşamadan oluşmaktadır.
Birinci aşamada Cerablus kentinin batı ve güneyindeki bölgeler ele geçirilerek
kent kuşatılmıştır. Operasyonun ikinci aşamasında ise nihai olarak kent
merkezine girilmiştir. Operasyona katılan muhaliflerin sayılarının 2-3 bin
arasında olduğu değerlendirilmektedir.


2. Cerablus’un önemi nedir, Türkiye neden böyle bir operasyon
başlattı?


Cerablus sahadaki tüm aktörler için büyük önem arzetmektedir.
Kent, Fırat Nehri’nın batısında bulunması itibarıyla lojistik açıdan dikkate
değerdir. Bununla birlikte Türkiye ile olan sınır kapısı, buraya yerleşecek
olan Türkiye’nin desteklediği birliklere verilecek desteklerin ikmalini
kolaylaştırmaktadır. Ayrıca Cerablus hattından güneybatıya doğru başlatılacak
olası bir harekat batı cephesinde arkasına Fırat’ı aldığından ve kuzey
cephesinde ise Türkiye olduğundan daha rahat gerçekleşebilecektir. Türkiye’nin
güvenli bölge projesini gerçekleştirmek için DAİŞ’e hem Çobanbey-Azez-Mare’den
hem de Cerablus tarafından saldırılar gerçekleştirilebilecektir.


Temmuz 2012’de Suriye muhalefetinin kontrolü altına giren
Cerablus, 2013 yılının sonlarına doğru DAİŞ tarafından ele geçirilmiştir. Son
olarak DAİŞ Tel Abyad’ı kaybettikten sonra dışarıya açılan tek kapı olarak
sadece Cerablus’u elinde tutmuştur. Nitekim bu nedenden dolayı Cerablus sınır
kapısı üzerinden kaçak yollardan geçiş yapmak isteyen birçok kişi Türkiye
tarafından da tutuklanmıştır. PYD ise 2015 yılının ortalarında Cerablus’a
yönelik bir taarruzda bulunarak bölgeyi kendi kontrolü altına almayı
hedeflemiştir. Böylelikle Kuzey Suriye’de ilan ettiği kantonları birleştirmeyi
de amaçlamıştır. Bu nedenle, PYD’nin kantonlarının birleşmemesi ve Türkiye’nin
sınır hattında daha fazla tehlike oluşturmaması adına Cerablus büyük önem
taşımaktadır.


3. Operasyon sonrasında bölgesel boyutlar nasıl şekillenir?


Joe Biden’ın Ankara ziyareti kapsamında yaptığı açıklamalara
bakıldığında tekrar tekrar “Türkiye’nin ABD’den daha iyi bir dostu olmadığına”
vurgu yaptığı görülmüştür. Aynı zamanda bu ABD tarafından Türkiye’nin
kendilerinden uzaklaşmaması yönünde olan isteği olarak da anlaşılabilmektedir.
Bu bağlamda PYD/YPG’nin Fırat’ın doğusuna geri çekilmelerinin gerekliliğinin
dile getirilmesi, ABD’nin Suriye politikası hususunda Türkiye’ye yakınlaştığı
yönünde yorumlanabilir. Bunun dışında Esed rejiminden sadece ufak ölçekli bir
tepkinin verilmesi Türkiye-İran görüşmelerinin de neticesi olarak görülebilir.
Ayrıca Rusya ile girilen normalleşme süreci bundan sonra tarafların ortak
düşmanları olarak DAİŞ’in yanı sıra PYD/YPG’nin dahil edildiği şeklinde
anlaşılabilir. Türkiye Suriye krizinin ilk anlarından itibaren ülkenin toprak
bütünlüğüyle alakalı sergilemiş olduğu duruş sebebiyle, bu yönde aynı fikirde
olan taraflar arasında ortak bir zemin oluşmuştur. Sonuç olarak zamanında
ABD’nin DAİŞ ile mücadele kapsamında oluşturduğu bu zemin, şimdi PKK/YPG’ye de
karşı mücadeleye ve Suriye’nin bütünlüğünü koruma hedefli bir şekle
evrilmektedir.


Diğer taraftan Fırat Kalkanı Operasyonu’na kadar özellikle Kuzey
Halep bölgesinde yaşanan gelişmeler ve oluşan denklem PYD/YPG lehine
seyrediyordu. ABD öncülüğündeki koalisyonun desteğini alan SDG/PYD/YPG hem
DAİŞ’e hem de muhalefete karşı hızlı bir şekilde ilerleyiş katediyordu. Ancak
bu operasyonla beraber artık Türkiye ve Türkiye’nin hava güçleri sahadaki denklemler
üzerinde etkili olmaya başlamıştır. Rus uçağının düşürülmesinden sonra Suriye
hava sahasına ilk defa giren Türk uçakları, ABD öncülüğündeki koalisyonun hava
sahasındaki tekelini de kırmıştır. Bu boyut göz önünde bulundurulduğunda
önümüzdeki süreçte sahada köklü değişiklikler söz konusu olabilecektir. Şimdiye
kadar DAİŞ ile mücadele bahanesi ile Kuzey Suriye’de bir PYD/YPG kuşağı kurmayı
hedefleyen ve hızlı bir biçimde ilerleme kaydeden YPG, hem DAİŞ’le mücadeledeki
konumunu hem de hava desteğinin tek alıcısı olma sıfatını kaybetmiştir. Muhalif
gruplar ise bundan sonra hava desteği almaya devam ederlerse DAİŞ’e karşı
ilerleyerek PYD/YPG’nin hareket alanını sınırlama imkânına kavuşacaktır.
PYD/YPG ve DAİŞ’in gerilemesi ile beraber Türkiye’nin ve Suriye muhalefetinin
pozisyonu güçlendirilecektir.


4. PYD/PKK’nın Suriye’nin kuzeyindeki varlığı Türkiye’ye nasıl bir
tehdit oluşturmaktadır?


Suriye devriminin başında Esed rejimiyle muvazaalı bir ilişkiye
girerek Afrin, Ayn el Arap ve Cezire bölgelerinde hakimiyet kuran PYD, bu
bölgelerde kanton yönetimi ilan etmiştir. 2003 yılından beri PKK’nın Suriye
örgütlenmesi olarak faaliyetlerini sürdürürken, nihai olarak Suriye’nin
kuzeydoğusundan, kuzeybatısında yer alan Afrin’e kadar uzanan bir alanda elinde
bulundurduğu bölgelerin toprak bütünlüğünü sağlayarak bir kuşak oluşturmayı
hedeflemektedir. PYD ele geçirdiği bölgelerde demografik mühendislik yaparak
yönetebileceği bir nüfus yapısı oluşturabilmek adına Arap ve Türkmenlere tehcir
politikası uygulamaktadır. PYD aynı zamanda HPG’nin Türkiye içinde
gerçekleştirdiği terör saldırıları için bir zemin teşkil etmekte ve lojistik
yardım sağlamaktadır. ABD ile DAİŞ’e karşı mücadele görüntüsü altında kurduğu
askeri angajmanla birlikte ciddi anlamda gücünü artırmış, buradan aldığı
özgüvenle de 2015 yılında Kuzey Suriye Federasyonu’nu ilan etmiştir.
Nihayetinde PYD hem Suriye’nin toprak bütünlüğüne hem de Türkiye’nin ulusal
güvenliğine doğrudan hayati bir tehdit oluşturmaktadır.


5. Bundan sonra Türkiye hangi adımları atabilir?


Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu sonrasında daha önce de sık
sık gündeme gelen güvenli bölgenin oluşturulması yönünde adımlar atması
beklenebilir. Buna göre Azez-Cerablus arasındaki 90 km boyuna, 40 km enine olan
bir alandan DAİŞ ve PYD/PKK terör örgütüne bağlı unsurlar temizlenerek, tampon
bir bölgenin tesisi sağlanabilir. Böylelikle Türkiye’nin ulusal güvenliği adına
önemli tehditler bertaraf edilirken aynı zamanda yerlerinden edilmiş bölge
halkının tekrar güvenli bir şekilde evlerine dönebilmesi de temin
edilebilecektir. Türkiye’nin bundan sonra atacağı adımların başında sınır
hattını tamamen güvence altına alarak, kendisine müzahir Suriyeli muhalif
unsurların güneye doğru bir derinlik oluşturmasını sağlamak olacaktır. Bununla
birlikte oluşacak olan güç dengesindeki değişim ile beraber Türkiye
İdlib-Halep’teki muhaliflerin birleşme çabalarına destek olup, rejimin
karşısında masada ve sahada güçlü bir aktör olarak oturmalarını sağlayabilir.
Suriye’nin kuzeyinde oluşacak yeni gerçeklikler Suriye’de siyasi çözüm
çabalarına olumlu olarak yansıyacak, muhalefetin eşit bir taraf olarak müzakere
masasına oturmasını ve Suriye’nin toprak bütünlüğü temelli görüşmelerin
yapılmasını sağlayacaktır. Fırat Kalkanı Operasyonu siyasi müzakereleri daha
reel bir zemine oturtacak olması sebebiyle de önem arz etmektedir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet