YERLİ – YABANCI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZLERİ & THINK THANK GRUPLARI


Suay Karaman : VATAN SAĞ OLSUN !!!!


ABD’nin Ankara Büyükelçisi (1989-1991) ve
Dış İlişkiler Konseyi (CFR)
üyesi olan Morton Abramowitz, 1994’te “Türkiye parçalanabilir

açıklaması yapmıştı.


20 Eylül 1996 tarihli Aydınlık
Dergisi’nde, CIA’nın yan
kuruluşu RAND Corporation
(Research and Development – Araştırma
ve Geliştirme Kuruluşu) kaynak gösterilerek yapılan haber şöyleydi: “Abramowitz
Tayyip’i Erbakan’ın yerine hazırlıyor… Amerika Tayyip Erdoğan’ı Başbakan,
Abdullah Gül’ü de Dışişleri Bakanı yapacak.”


30-31 Mayıs 1998’de ABD’de Amerikan Ulusal
Savunma Enstitüsü bir toplantı düzenledi. CIA eski Ankara İstasyon Şefi Graham
Fuller ile ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi Planlama Dairesi görevlisi ve CIA
Türkiye uzmanı Prof. Henry Barkey’in açıkladıkları senaryoya göre;
“Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan, Kayseri ve Çorum’da cuma namazında camilerde
bombalar patlayacak. Ayaklanan halk, valiliklere, kaymakamlıklara yürüyecek.
Polis halkın önüne geçemeyince, askeri birlikler devreye girecek. Laik-anti
laik, Alevi-Sünni çatışması patlak verecek. Ağırlıklı olarak Sünnilerin safına
geçen polis, askeri birliklerle çatışmaya girecek. Radikal İslamcılar,
ayrılıkçı Kürtlerle birleşerek orduya karşı silâhlı mücadeleye başlayacaklar.
Orduda çözülmeler baş gösterecek.” Toplantıda bu olaylar sonrasında ABD’nin
Türkiye’ye nasıl müdahale edebileceği de tartışıldı.


ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson
(2000-2003), 22 Mart 2003’te Washington’a gönderdiği gizli kriptoda şöyle
diyordu:


“Türk generaller AKP’den seçilen Tayyip
Erdoğan’ın davranışlarından büyük rahatsızlık duyuyor. Erdoğan güçlü bir
müttefikimizdir. Generallerin bu tutumu Amerikan çıkarlarının korunması
açısından engelleyicidir. Orgeneral Hilmi Özkök’ün sadakatli duruşuna sahip
çıkmalıyız. Muhalif orgeneraller, Hilmi Özkök’ün çizgisine itiraz etmekte.


Erdoğan
kendisine desteğin devamı halinde ABD’nin bir müttefiki olarak Orta Doğu ve
Irak dahil olmak üzere Türk hava sahasını, kara ve demiryolları ile Mersin ve
İskenderun limanlarını kullanımımıza açacağını taahhüt etmektedir.


Ancak Türk Ordusu’ndaki üst rütbeli
subaylar tarafından sürekli engellenmek istenmekteyiz. Amerikan çıkarlarına
karşı çıkan orgeneraller Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün emir ve
talimatlarına uymadıkları gibi, her an muhtıra verebilirler.


Bu
bakımdan değerlendirildiğinde, güçlü bir medya grubunun oluşturulmsına acilen
ihtiyaç duyulmaktadır. Bu konu Recep Tayyip Erdoğan ile paylaşılmış olup,
gereğinin değerlendirileceği hakkında olumlu değerlendirmelerin yapıldığı ve
yapılacağı teyidi alınmıştır
.”


26 Mart 2003’te Carnegie Endowment adlı
kuruluşun Türkiye ve Ortadoğu uzmanı, ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi Planlama
Dairesi görevlisi ve CIA Türkiye uzmanı Prof. Henry Baker, Utah
Üniversitesi’nde verdiği konferansta:


Avrupa Birliği
adaylık sürecinde müzakereler yoluyla AKP lideriyle anlaşarak Türk Ordusu’nu
kafesledik
.” demişti.


4 Temmuz 2003’te Irak’ın kuzeyindeki
Süleymaniye kentinde Türk Askeri’nin başına çuval geçirilmişti. Hükümet ve
askeri yetkililerin sessiz kaldığı çuval geçirme olayı, ordunun kırılma noktası
oldu ve bundan sonra ordu üzerinde oyunlar oynanmaya başlandı. Çuval olayından
sonra sürekli Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üzerine gidildi, psikolojik
operasyonlarla yıpratıldı ve kıpırdayamaz, hatta sesini çıkaramaz duruma
getirildi. Toplumda en güvenilir kurumların başında gelen TSK’yi, bir düşman
ordusu olarak görenler, TSK’ye olan güveni sarsmak için, yandaş basın ve
emperyalist güçler tarafından bilinçli bir şekilde saldırılar planladı.


7 Ağustos 2003’te, ABD Başkanı’nın
Güvenlik Danışmanı olan ve daha sonra Dışişleri Bakanı olarak görev yapan
Condoleezza Rice, The Washington Post gazetesinde Fas’tan Çin sınırına dek 22
ülkenin siyasi ve ekonomik coğrafyasının değiştirilmesini amaçladıklarını
söylemişti. ABD Ordusunun NATO Avrupa Müttefik Birlikleri Başkomutanı olarak
görev yapan Org. Wesley Clark, 2 Mart 2007’de bir TV konuşmasında şunları
söylemişti:


“Beş yıl içinde yedi ülkeyi ele
geçireceğiz: Irak, Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan, İran.”


Bütün bu emperyalist söylemlerin yanında
ABD’li bazı subayların yayınladıkları haritalar da belleklerimizde durmaktadır.


2008’de Türkçe’ye çevrilen CIA eski Ankara İstasyon Şefi Graham
Fuller
’in “Yükselen Bölgesel Aktör Yeni Türkiye Cumhuriyeti”
adlı kitabında yapılmak istenen emperyalist oyunlar açık açık yazılmıştır;
“Hilafet hala etkileyici bir sembol ve siyasi bir makam olup, etkileyici bir
dini liderin yükselişini beklemektedir.”


“Türkiye, yalnızca kendisi için değil,
aynı zamanda günümüz islamı için önemli iki dinamik islami hareket üretmiştir:


Gayet
politik AKP ve büyük ölçüde apolitik cemaatçi Fettullah Gülen hareketi.”




Türkler Kemalizm’i terk
edip ılımlı İslam’ı benimsemelidir
. Ilımlı İslam, Kemalizm’i
silmeye yönelik bir karşı devrimdir. Bu devrimin karşısındaki tek güç, Türk
Ordusu ile ulusalcı aydınlardır ve tasfiye edilmeleri gerekir.”


3 Şubat 2010’da ülkemize gelen,
askerimizin başına çuval geçirenlerin komutanı ABD’li General Ray Odierno ile
yapılan toplantıya, ordumuzdan bir orgeneral ile bir tümgeneral de katılmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı asimetrik psikolojik savaş uygulanıyor derken,
bazı subaylarımız tutuklanırken, birçok subayımız intihar ederken ve birçok
askerimiz terör sonucunda şehit düşerken, Atatürk’ün ordusunun böyle bir toplantıya
katılması onaylanamaz. Türk Silahlı Kuvvetleri, kendi ipini çekenlere bilerek
ya da bilmeyerek yardım etmektedir.


ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson
(2005-2008), 5 Ocak 2012’de ABD’nin ana stratejilerini yazmıştı:


“…yüksek rütbeli subayların sözde veya
gerçek, yasadışı davranışlarına odaklanmak,

son zamanlarda sönmeye yüz tutmuş anayasa değişikliğine yeniden şevk ve ivme
katacaktır; ordu içinde, yargıda ve her konumda bu değişimi kısıtlamak ve
AKP’nin işlerini engellemek isteyenleri atacakları adımları hesaplamaya ve
kendilerini ne şekilde savunacaklarını düşünmeye zorlayacaktır.”


ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve Dış
İlişkiler Konseyi (CFR) üyesi olan Morton Abramowitz, 20 Eylül 2012’de
“Türkiye’nin Nazik Durumu” adlı yazısında şu değerlendirmeleri yapmıştı:


“Muhalefetin olmadığı, halkın sessiz ve
tepki vermediği Türkiye’de 2014’te ülkede ve komşularda kargaşanın devamı yeni
partilerin ortaya çıkmasına ve hatta belki de AKP’nin dağılmasına sebep
olabilir. Bütün bunlar yaşanırken de dinamik ve sonsuz sürprizlerle dolu bir
ülke olarak kalmaya devam eden Türkiye, dikkatle izlenmeli ve boş
bırakılmamalıdır.”


Bütün bunlar açık açık söylendi, ama
akıllarımız kapalıydı. Bizler uyurken, uyutulurken ülkemize CIA uzmanları cirit
attı, Türk Silahlı Kuvvetlerni itibarsızlaştırmak için ortak hazırlıklar
planlandı, komplolar hazırlandı ve sahte belgeler üretildi. Balyoz ve Ergenekon
gibi davalarda suçu ve suçluyu aramaya gerek yoktur. Zorlama ve sahte
suçlamalar vardır. Mahkeme adıyla yargılama yapanlar, verdikleri hukuk dışı
kararlarla görevlerini yerine getirmektedirler.


Yinelemekte yarar var; CIA Türkiye uzmanı
Prof. Henry Baker, 26 Mart 2003’te

Utah Üniversitesi’nde verdiği konferansta:


“AKP
lideriyle anlaşarak Türk Ordusu’nu kafesledik.”
demişti.


Henry Baker, yaklaşık 9 yıl önce bugünkü
büyük operasyonları anlatmıştı.


Düzmece kanıtlarla, tıpkı Ergenekon Davası
gibi, sahte bir Balyoz Davası düzenlenmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri
kafeslenmiştir. 325 suçsuz insan, tutuklanmıştır; olay bu denli açıktır. Silivri
mahkemelerinin verdiği kararlarda hukuk ve adalet aramak, uzayda yaşamak
gibidir. Mahkemenin, 1650+ maddi hatanın yanı sıra, 23 bilirkişi raporunu
görmezden gelmesini, başka türlü açıklamak olanaksızdır. Karar duruşmasında
tutuklu yargılanan askerler adalete olan inançlarını yitirdiklerini
bildirmişler ve “vatan sağ olsun” demişlerdir.


1919’larda Anadolu’yu iştahla paylaşmak
isterken yenilen emperyalizm, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak için
ortaçağ artığı güçlerle ortaklaşa oyunlar düzenlemektedir. Artık bu oyunlar çok
açıkça oynanarak, ülkemize yeni Sevr haritaları dayatılmaktadır. Amansız
düşmanımızın emperyalizm olduğunu, Pentagon olduğunu anladığımız zaman,
verdiğimiz mücadeleden başarıyla çıkacağız ve gerçekten ‘vatan sağ olsun’ diye
haykıracağız.


Vatan
sağ olsun
, ama biraz da
akıllar sol olsun. Vatan sağ olsun, akıllar sol olsun, aydınlığa giden yol
olsun, güzel günler bol olsun…


İlk
Kurşun Gazetesi
,

1 Ekim 2012.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir