Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


A. ÇAĞATAY TELLİ
: Kaotik Bir Dünyada Düşünce Kuruluşlarına Yatırım Yapmak Neden Önemlidir ?


Düşünce kuruluşları, kamu politikasının araştırma,
analiz ve operasyonuna odaklanan kurumlardır. Akademik ve reel dünya arasında
bir köprü vazifesi gören bu kuruluşlar, faaliyetleriyle bilgiye dayalı kamu
politikasının üretimi, yaygınlaştırılması ve icrasını hedeflemektedirler.
Düşünce kuruluşları, siyasi partiler, iktidarlar, çıkar grupları ile özel
şirket ve sermaye gruplarıyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkili
olabileceği gibi tamamen bağımsız kurum ve kuruluşlar olarak da çalışabilirler.


Düşünce kuruluşlarının muhtelif idari yapılarda ve
yasama organlarında aşina olduğumuz araştırma komisyonlarından farkı politika
araştırma, analiz ve danışmanlık faaliyetlerini kurumsal olarak örgütleyerek
faaliyet göstermeleridir. O veya bu şekilde düşünce kuruluşlarının tüzel bir
kişiliğe sahip olmalarını ve kurumsal bir hüviyet göstermelerini bekliyoruz.


İlaveten, düşünce kuruluşlarının hususiyeti
ilgilendikleri bilgi türüyle de ilgilidir. Akademik araştırmalar ile politika
araştırmaları birbirlerinden oldukça farklı içerik ve yetenekler gerektiren
alanlardır. Akademik araştırma faaliyetleri örneğin sosyal bir disiplinde
olguların ve fenomenlerin bilimsel yöntemlerle açıklanmasına ve nedensel
modeller geliştirilmesine yöneliyor. Böylelikle Ne ve Neden sorularına cevaplar
bulmaya çalışıyor. Düşünce kuruluşları içinse önemli olan bu bilimsel
çerçevelerden, soyut modellerden ziyade olguların Nasıl etkilenebileceğidir. 
Dolayısıyla düşünce kuruluşları tam da pratiğin ve teorinin kesişim
alanındaki nadide, oldukça kıymetli ve zor elde edilebilen bilgi türüyle
alakalılar.


Bilgi üretimini tamamen pratik olgulara ve gerçek
problemlere odaklayarak gerçekleştirmeleri ve kamu politikasının gerek kalite
ve gerekse seviyesiyle yakından ilişkili olmaları hasebiyle, entelektüel
sermaye birikiminin önemli bir parçası olarak düşünce kuruluşları; bir devletin
yumuşak güç unsurları arasında mütalaa edilegeldiler. Bu sebeple gerek uluslararası
ilişkilerde gerekse ülke düzeyi politikaların tanımlanması ve kavranmasında
düşünce kuruluşları ekosistemi son yıllarda başlı başına bir araştırma konusu
haline geldi.


2017 yılı başında, Pensilvanya Üniversitesi Küresel
Düşünce Kuruluşları Değerlendirme Raporunun 11.sini yayımladı. Küresel çapta
7.815 düşünce kuruluşunun kayıtlı olduğu bir veritabanı oluşturan Üniversite,
geliştirdiği kriterler ekseninde düşünce kuruluşlarının performansını
değerlendirmeyi ve geleceklerine ilişkin öngörülerde bulunmayı hedefliyor.


Raporun son değerlendirmesinde, ilk ona giren
araştırma enstitüleri ve düşünce kuruluşları şunlar:


  • Brookings Enstitüsü
  • Chatham House
  • Fransız Uluslar Arası İlişkiler Enstitüsü
  • Uluslar Arası ve Stratejik Çalışmalar Merkezi (CSIS)
  • Carnegie Uluslar Arası Barış Vakfı
  • Bruegel
  • RAND Corporation
  • Wilson Merkezi
  • Getulio Vargas Vakfı (FGV)
  • Uluslar Arası İlişkiler Konseyi (CFR)


Raporun Editörü James McGann’a göre her ne kadar önde
gelen bu ilk on düşünce kuruluşu 2016 yılındaki sıralamayı korumayı başarsalar
da, genel olarak düşünce kuruluşları için geleceğin belirsiz olduğu bir döneme
girildi. 2016 yılında Brexit ve Amerikan seçimleri gibi başlıca sarsıcı
tektonik kırılmalar ve teknolojinin yaratıcı yıkım dalgaları, geleceği ve
politika tasarım düzlemini müthiş derecede zorlu bir sahaya dönüştürdü. Eğer
artan kaos ortamı içerisindeki müşterilerine sağlıklı ve anlamlı cevaplar
üretemezlerse, düşünce kuruluşları küresel çapta bir varoluş problemiyle
karşı karşıya kalabilirler.


Washington Post gazetesinin önde gelen
yazarlarından Josh Rogin de James McGann’la benzer görüşleri
paylaşıyor. Rogin’e göre özellikle Amerikan rüyasının topraklarında
düşünce kuruluşlarının geleceği belirsizliğini koruyor. Trump Yönetiminin
bilinçli bir şekilde Amerikan ulusal düşünce kuruluşlarını hükümet kadroları
dışında bırakması ve bu kuruluşların rollerini alt seviyelere indirmesi, bir
yandan Amerikan kamu politikasının genel kalitesini olumsuz etkilerken diğer
yandan düşünce kuruluşları için de karamsar bir gelecek yarattı. Amerikan
düşünce kuruluşları, 1.872 sayısı ile küresel sektörün yüzde 25’ini teşkil
ediyor, bu durumda düşünce kuruluşlarının küresel düzlemde de geleceği
tartışmalı hale gelecek demektir.


Bununla beraber özellikle Çin’in Başkan Xi Jinping’in
ifadesiyle “Çin tarz ve karakterini yansıtan yeni tip düşünce kuruluşlarını
kurmak ve desteklemek” konusunda yaptığı atak kayda değer. Çin, devletin idari
tarzını ve yönetim biçimini modernleştirmek istiyor. Bunun için de düşünce
kuruluşları endüstrisinin gelişimini başat faktör ve öncelikli politika alanı
olarak tanımlıyor. Mevcut durumda Çin düşünce kuruluşları Birleşik Devletlerden
sonra ikinci en büyük entelektüel sermaye birikimini oluşturuyor. Pensilvanya
Üniversitesi veri tabanına 512 kuruluş kayıtlı, bu oldukça ciddi bir rakam.


Çin bu seviyeye gelebilmek için 2014 yılından bu yana
ter döküyor. Bu hamlelerin en önemli olanlarından birisi, Aralık 2014’te
Çin Sosyal Bilimler Akademisinin düşünce kuruluşlarını kalite ve kantite
yönünden geliştirmek için genel bir izleme ve değerlendirme sistemi
oluşturmasıdır. İzleme ve değerlendirme sistemini yürütmek üzere özel bir
merkez oluşturuldu. Bu merkez 2015 yılında Çin düşünce kuruluşlarını notlamaya
tabi tuttu ve küresel bir perspektife oturtarak atılması gereken adımları
belirledi.


Buna göre Çin devletinin düşünce kuruluşları
endüstrisini daha yukarıya taşımak için çözmesi gereken üç temel problem alanı
var:


  1. Bağımsızlık. Buradan kasıt hem mali hem düşünce yönünden bağımsızlık.
    Rapora göre gerçek bir bağımsızlığa ulaşmak hiç kolay değil. Ancak etkin
    ve etkili bir düşünce kuruluşu tipolojisinde bağımsızlık temel bir özellik
    olarak algılanıyor. Bağımsızlık kavramına Çin tarzı bir özellik
    kazandırılması öneriliyor, akılcı, rasyonel, eleştirmek için eleştirmeyen,
    gerçekten akılcı bir bakış açısı ve ürün perspektifi yakalanması. Bu yolla
    Partinin tek bakış açısının zehrinden düşünce kuruluşlarının ise Partiye
    entegre olmanın çürütücülüğünden uzak kalacağı hesaplanıyor.
  2. Çeşitlilik. Bağımsızlıkla çok yakından ilişkili bir konu olarak her
    şeyden önce düşünce kuruluşlarının çeşitliliğinin sağlanması hedefleniyor.
    Bu yaklaşıma göre finansman, örgütlenme, ilişkili bulunan sektörler
    bakımından düşünce kuruluşlarının geniş bir spektrum içinde dağılması
    gerekiyor. Ve yine uzmanlık alanları bakımından da düşünce kuruluşlarının
    geniş bir yay oluşturması hedefleniyor.
  3. Üçüncü meydan okuma kamuoyunu yönlendirme yeteneği. Düşünce kuruluşlarının
    gerçekten etkili olabilmeleri için tematik alanlarda, siyasi duruşlarda ve
    normatif konularda araştırma ve politika sistemini yönlendirmek suretiyle
    gündemi belirleyebilme gücünü ellerinde tutmaları gerekiyor. Çin burada
    iki örneği küresel ortama zaten taşıdı bile: Kemer ve Kuşak Projesi ve
    Asya Kalkınma Bankası. Bu kavramlar bir fikir olarak tamamen Çin’in kendi
    entelektüel sisteminden doğdular ve şimdi gerçek hayatın damarlarında
    dolaşıyorlar. 


Bu araştırma gösteriyor ki Çin düşünce kuruluşlarının
gerçekten etkin ve etkili bir hale gelebilmeleri için daha kat etmeleri gereken
uzun bir mesafe var. Bu sebeple, düşünce kuruluşlarının topyekûn bir reforma
tabi tutulmaları ve bunun başkanlık düzeyinde takip edilen birincil öncelikli
bir politika olarak tanımlanmasının altını çizmek gerekir. Çin’in bu çabaları
pek çok ülke için ilham vericidir. Ancak özellikle Türkiye’nin ilhamla
yetinmemesi gerekiyor.


Pensilvanya Üniversitesi’nin son raporuna göre Türkiye
Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) sıralamaya 77. olarak girdi. Liberal
Düşünce Topluluğu ise 88. sırada. Türkiye’nin veritabanına kayıtlı 46 düşünce
kuruluşu var. İran 64, Irak ise 30 düşünce kuruluşuyla temsil ediliyor.
İsrail’in 67, Filistin’in 34 kuruluşu kayıtlı. Bulgaristan’ın 41 düşünce kuruluşu
bulunuyor. Elbette ki kuruluş sayıları tek başına yeterli bir faktör değil
ancak bu rakamlar Türkiye açısından cılız bir varlığa işaret ediyor.
Türkiye’nin entelektüel sermaye tabakası çok ince. Üstelik ufukta
ekonomide, sosyal alanda ve politikada devrimsel nitelikte yeni değişim
dalgaları bekliyoruz. Sanayi 4.0’ın hiç de tatlı olmayan bir yüzü olduğunu
biliyoruz: Bu teknolojilerin momentumu ve hızı, pek çok geleneksel sektörün
mezarını kazmaya, niteliksiz emek stoğunu tarih dışına itmeye ve kapitalist
sistem içerisindeki temel çelişkileri daha da artırmaya namzet görünüyor.
Türkiye’nin bu yeni teknolojik dönüşüm dalgasını yakalayabilme yeteneği, siyasi
ve jeopolitik patlamaların arasında bir istikrar adası olarak var olabilme
gücü, düşünce kuruluşları sektörüyle çok yakından ilişkilidir.


Türkiye’nin düşünce kuruluşları sektörünü daha da
derinleştirip geliştirmek için atılması gereken adımlar başlıbaşına ayrı bir
araştırmanın konusu. Bu yazı kapsamında vurgulanması gereken bazı hususlara
kısaca değinelim. Her şeyden önce, gerek kamusal gerekse özel kaynaklardan
sağlanan finansmanın artırılması başlıca zorunluluk. Kamu sektörü, kamu
politikası tasarım ve uygulamasında bir yandan etkili bir talep yaratarak
düzenli ve proje bazlı finansmanın sağlanması konusunda oynayageldiği rolünü
daha da öne çıkarabilir. İlaveten düşünce kuruluşlarının tüzel kişilik
formlarına yapılan bağış, yatırım ve harcamalar, gerçek ve tüzel kişiler için
vergi indirimlerine söz konusu edilebilir. Düşünce kuruluşlarının sayı ve etkinliklerinin
artırılması için kuruluş ve gelişim aşamasını hedefleyen odaklı destek
programları tasarlanabilir. Örneğin, düşünce kuruluşlarına özel bir Can Suyu
Destek Programı
devreye alınarak, yeni kurulan araştırma birimlerinin
gerekli mali gücü kazanmaları sağlanabilir. Bu ve benzeri doğrudan destek
programlarının yanında örgütsel anlamda düşünce kuruluşları ekosisteminin kendi
içerisindeki bağ ve etkileşimlerin güçlendirilmesi için özel tasarlanmış bir Düşünce
Kuruluşları Forumu
oluşturulabilir.


Her hâlükârda Türkiye’nin politika tasarımı ve
icrasını veriye, araştırmalara ve analizlere açması, kamu politikasının genel
verimliliği açısından bir an önce dâhil olunması gereken küresel bir yarış.
Ülke olarak karşılaştığımız problemleri, bu dönüşümün gerçekleştirilmesi için
bir fırsat olarak görmeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış