DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

Eşref Sencer
Kuşçubaşı’nın gizemli hayatı

İşte Osmanlı dönemindeki istihbarat teşkilatı ‘Teşkilat-ı
Mahsusa’nın kurucusu olan ve Kurtuluş Savaşı sonrası vatan haini ilan edilerek
ülke için tehlikeli kişiler arasında yer alarak sürgün edilen Eşref Sencer
Kuşçubaşı’nın gizemli hayatı.


İşte Eşref Sencer Kuşçubaşı gizemli
hayatı;

Eşref Sencer 1912 yılında “Teşkilat-ı Mahsusa” yı
kurar. “Özel
Teşkilat”
demektir. 1970 lerin Özel Harp Dairesi, Özel
Seferberlik Dairesi, istihbarat dairesi karışımı bir daire. Eşref Sencer’in
kurum adı “Süleyman Askeri” dır.


Ülkenin işgal edilmesi halinde
direnişinin düzenlenmesi bu dairenin temel görevidir. Bu amaçla ülkenin çeşitli
yerlerinde gizli silah depoları kurulur, gizli direniş güçleri, hiyerarşik
düzenlemesi yapılır.


Bu
projelerden bir tanesi Kurtuluş Savaşının temelinde büyük önem taşır. Yapılan
planlamaya göre başkent Istanbul’un işgali halinde padişahın Ankara’ya
kaçırılması ve direnişin buradan organize edilmesi hesap edilir. Bunun için
Istanbul’dan Anadolu’ya adam kaçırma işini organize edecek birimler ve bunların
eğitimi sağlanır. Aynı şekilde Istanbul’dan silah kaçırma ve Anadolu’ya aktarma
planları hazırlanır. Ayrıca haberleşmenin sağlanması için Istanbul- Ankara
arasında gizli bir telgraf hattı kurulur. Hani bildiğiniz meşhur “Kuşçu
Telgraf Hattı”
.


 


Şimdi, bize tarih derslerinde
okutulan Kurtuluş Savaşındaki Istanbul’dan Anadolu’ya adam ve silah aktarma
olaylarını, direniş merkezi olarak Ankara’nın seçilmiş olmasını, o meşhur
haberleşme sisteminin ne olduğunu lütfen bir de bu zaviyeden değerlendirin.


Fakat ben bu büyük başarının
temelini oluşturan Eşref Sencer’in akibetini özetle anlatmak istiyorum.


Bildiğiniz
gibi savaş sonrası vatan haini ve ülkeye tehlikeli olarak belirlenen “150’likler” listesi
ile ülkeden sürgüne gönderildi.


 


Bir oğlu, iki kızı vardı. Oğlu
daha sonra tehlikeli kişi olarak belirlendi ve hakkında yakalama kararı
çıkarıldı. Memleketinde, Söke’ de yakalandı. Ancak sarhoş karakol komutanının
zaaflarından istifade eden Cankat Hoca’nın o sırada orada asker olan babası
vesilesi ile kaçırıldı.


Daha sonra bunlarla ilgili af
çıkınca Eşref Sencer ülkeye dönüp köyüne yerleşti. Oğlu da gizlendiği yerden ortaya
çıktı.


Eşref Sencer hayatının geri
kalanında ülke yöneticilerine küs olarak yaşadı. Kendisini unutturmak istedi.
Sessizce vefat etti, sessizce köyünde defnedildi. Çünkü herkes unutmuştu. Daha
sonra ölen oğlu da babasının yanına defnedildi.


Yıllar sonra bazı tarihi bilgiye
sahip olanlar bundan 10 sene önce onun köyünden geçerken mezarlıkta kırık mezar
taşına rastladılar. Konu medyaya yansıdı. Devletin ilgili kurumu vefa göstermek
istedi ve mezarını yaptırmayı Izmir’de yaşayan kızlarına söyledi. Kızları,
“babamız ülke yöneticilerine küs idi ve asla güvenmiyordu, kendisini hep
unutturmak istedi, kimsenin çıkarsız bir şey yapmayacağına inanmıştı, babamızın
kırık mezar taşı aslında kalbini yansıtıyor, mezara dokunmayın” dediler ve
izin vermediler.


Teşkilat-ı Mahsusa teşkilatının kurucularından biri
olan Eşref Sencer Kuşçubaşı kimdir?

Eşref Sencer Kuşcubaşı 1873
yılında İstanbul’da doğdu. Harp okulunda okuduğu sırada Jön Türkler’le
ilişkisinden dolayı Sultan Abdulhamid Han tarafından Hicaz’a sürgün edildi.
Burada zindandan kaçarak padişaha karşı ayaklanma başlattı. Meşrutiyet’in ilan
edilmesiyle başlattığı isyanı sonlandırdı. Daha sonra arkadaşlarıyla birlikte
kurduğu Teşkilat-ı Mahsusa isimli istihbarat örgütüne katıldı. 1911 yılında
Trablusgarp’a giderek Enver Paşa ile beraber direnişte yer aldı. 1912
yılında yaşanan II. Balkan Savaşı’nda Çorlu, Tekirdağ, Malkara, Hayrabolu
ve Edirne’nin kurtarılmasında büyük rol oynadı. Birlikleriyle Batı Trakya’yı da
ele geçirerek, burada Batı Trakya İslam Cumhuriyeti’ni kurdu. 1. Dünya
Savaşı’nın başlamasının ardından Teşkilat-ı Mahsusa’nın Arap
Yarımadası’ndan sorumlu başkanı olarak göreve başladı. İngilizlere karşı
başlatılan Kanal Harekatı’nda savaştı. 1918 yılında Hayber’de
Faysal’ın 20 bin kişilik birliğine karşı 40 kişilik grubuyla beş
saatten fazla çarpıştıktan sonra yaralı olarak esir düştü.

 

Daha sonra birliğiyle birlikte Malta’ya
sürgün edildi. İngilizlerle imzalanan esir değiş-tokuş anlaşmasında
serbest bırakılmıştır. Kısa bir süre sonra da Anadolu’ya geçerek Milli
Mücadele’ye katıldı. Kuvayi Milliye örgütleriyle birlikte Yunan kuvvetlerine
karşı savaştı. Daha sonra Çerkes Ethem‘in Türk kuvvetlerine isyan edip
yenilmesinden sonra onunla birlikte Yunanlılar’a sığındı. Yunan ve İngiliz
iş birlikçisi olması iddiasıyla, Çerkez Ethem’le birlikte vatandaşlıktan
çıkarılarak ülkeye girişi yasaklandı. 1938 yılında çıkartılan genel bir afla
Türkiye’ye döndü. 1964 yılında İzmir’de bulunan çiftliğinde vefat etti. Öte
yandan Eşref Sencer Kuşcubaşı yaşamı boyunca birkaç eser de yazmıştır.

 

ESERLERİ












 Hayber’de Türk Cengi 

 Teşkilat-ı
Mahsusa Arabistan, Sina ve Kuzey Afrika Müdürü Eşref Bey’in Hayber Anıları 

 Eşref
Kuşçubaşı 

 Tarih-Anı
Dizisi


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir